(14) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) cünüp olduğu halde uyumak istediğin zaman, namaz abdesti gibi abdest alırdı. Bir şey yemek istediği vakit ellerini yıkardı.”
Nesei 258, Ahmed bin Hanbel Müsned 24928, Albânî Silsiletu’l-Ehâdîsi’s-Sahîha 390
(15) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Biriniz bir yemek yediği vakit, ‘Bismillah’ desin! Yemeğin evvelinde onu söylemeyi unutursa hatırladığında, ‘Bismillah Fî Evvelihi Ve Ahirihi’ desin!”
Tirmizi 1920, Ebu Davud 3767
(16) Huzeyfe (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Bizler, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber bir yemekte hazır olduğumuz zaman, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) elini yemeğe koyup başlayana kadar, bizler ellerimizi yemeğe koymazdık. Bir keresinde kendisi ile beraber bir yemekte hazır olduk. Bir kız geldi, sanki o yemeğe itiliyor gibiydi. Kız yemeğe elini koymağa başladığında, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kızın elini tuttu. Sonra bir bedevi geldi. O da sanki itiliyor gibiydi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun elini de tuttu ve buna müteakiben şöyle buyurdu:
−“Kuşkusuz ki, şeytan üzerine Allah’ın ismi anılmadan yenen yemeği helal sayar! Şeytan, bu kız çocuğunu besmelesiz yemek yemeyi helal saydığı için getirmişti. Ben bundan dolayı kızın elini tuttum. Peşinden bu bedeviyi besmelesiz yemek yemeyi helal saydığı için getirdi. Ben onun da elini tuttum. Nefsim elinde olan Allah’a yemin ederim ki, şeytanın eli kızın eli ile beraber benim elimin içinde idi!”
Müslim 2017/102, Ebu Davud 3766
(17) Ömer bin Ebi Seleme (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Ben, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in kucağında küçük bir oğlan çocuğu idim. Yemek yerken elim, yemek tabağının içinde dolaşırdı. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana şöyle buyurdu:
−“Ey çocuk! Allah’ın adını an ve sağ elinle ye!”
Ömer bin Ebi Seleme (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Bundan sonra bu tarz yemek yiyişinden ayrılmadım!
Buhari 5478, Müslim 2022/108
(18) Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Sol elinizle bir şey yemeyiniz! Kuşkusuz ki, şeytan sol eliyle yer!”
Müslim 2019/104
(19) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
لاَ يَأْكُلَنَّ أَحَدٌ مِنْكُمْ بِشِمَالِهِ، وَلاَ يَشْرَبَنَّ بِهَا، فَإِنَّ الشَّيْطَانَ يَأْكُلُ بِشِمَالِهِ، وَيَشْرَبُ بِهَا
“Sizden hiç kimse sakın sol eliyle yemesin ve içmesin! Kuşkusuz ki, şeytan sol eliyle yer ve sol eliyle içer!”
Müslim 2020/106
(20) Seleme bin el-Ekva (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Bir kimse, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanında sol eliyle yemek yedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Sağ elinle ye!”
O şahıs:
−Sağ elimle yiyemem! dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
−“Yiyemez olasın!”
O şahsın sağ eliyle yemesine mani olan sadece kibirdi. Ravi dedi ki:
Artık o şahıs elini ağzına kaldıramadı!
Müslim 2021/107
(21) Ömer bin Ebi Seleme (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Ben, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in kucağında küçük bir oğlan çocuğu idim. Yemek yerken elim, yemek tabağının içinde dolaşırdı. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana şöyle buyurdu:
−“Ey çocuk! Allah’ın adını an ve sağ elinle ye!”
Ömer bin Ebi Seleme (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Bundan sonra bu tarz yemek yiyişinden ayrılmadım!
Buhari 5478, Müslim 2022/108
(22) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yenen ve içilen kapın içine nefes verilmesini ve onun içine üflenmesini yasakladı!”
Ebu Davud 3728, Tirmizi 1950, İbni Mace 3429, Ahmed bin Hanbel Müsned 1/220, Beyhaki 14655
(23) Ebu Bekir (Radiyallahu Anh)’ın kızı Esma (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:
Esma tirit yemeği pişirdiğinde, kaynaması ve harareti gidene kadar üzerini örter ve bir kenara bırakırdı. Sonra ben, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i işittim şöyle buyuruyordu:
“Böyle yapmak, bereket için daha büyüktür. Yani, yemeğin kaynaması ve hararetinin gitmesi ona daha çok bereket verir.”
İbni Hibban Mevarid 1344, Darimi 2/100, Tabarani Mucemu’l-Kebir 24/226, Albânî Silsiletu’l-Ehâdîsi’s-Sahîha 392
(24) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Yemek buharı gidene kadar yenilmez!”
Beyhaki 14631, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 1978
(25) Abdullah bin Busr (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in el-Garrâ denilen bir yemek çanağı vardı. Onu dört kişi taşırdı. Sahabeler kurbanlarını kestikleri ve onların etlerini ıslah ettiklerinde o çanak getirilirdi, yani onun içinde serid yemeği yapılırdı. Yemek piştikten sonra çanağın etrafına sıralanırlardı. Adam çoğalınca Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) dizlerinin üzerine yere oturdu. Bunun üzerine bir bedevi:
−Bu oturuş nedir? dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
−“Kuşkusuz ki, Allah beni değerli bir kul yaptı, inatçı bir zorba yapmadı. Çanağın etrafından yiyiniz! Onun ortasından yemeyiniz! Sizin için bereketlenir.”
Ebu Davud 3773, İbni Mace 3263
(26) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Biriniz yemek yediği zaman, tabağın üst kısmından yemesin! Ancak tabağın kenar kısmından yesin! Muhakkak ki, bereket yemeğin üst kısmından iner.”
Ebu Davud 3772, Tirmizi 1865, İbni Mace 3277, Begavi 2873, Ahmed bin Hanbel Müsned 1/270
(27) El-Mikdam bin Ma’di Yekribe (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i işittim şöyle buyurdu:
“İnsan karnından daha şerli bir kap doldurmamıştır! Âdemoğluna belini doğrultacak biraz yiyecek kifayet eder. Âdemoğluna nefsi galip gelir mutlaka yemesi gerekirse, o takdirde midesinin üçte birini yemek için, üçte birini içeceği için ve üçte birini de nefes alıp vermesi için yapsın!”
Tirmizi 2486, İbni Mace 3349, Ahmed bin Hanbel Müsned 4/121, Tabarani Mucemu’l-Kebir 20/644, Hâkim 4/121
(28) El-Mikdam bin Ma’di Yekribe (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i işittim şöyle:
“İnsan karnından daha şerli bir kap doldurmamıştır! Ademoğluna belini doğrultacak biraz yiyecek kifayet eder. Ademoğluna nefsi galip gelir mutlaka yemesi gerekirse, o takdirde midesinin üçte birini yemek için, üçte birini içeceği için ve üçte birini de nefes alıp vermesi için yapsın!”
Tirmizi 2486, İbni Mace 3349, Ahmed bin Hanbel Müsned 4/121, Tabarani Mucemu’l-Kebir 20/644, Hâkim 4/121
(29) Abdullah bin Busr (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e bir koyun hediye edildi. Buna müteakiben Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) iki dizinin üzerine yere oturdu ve ondan, yedi. Bir bedevi:
−Bu oturuş da nedir? dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:
−“Kuşkusuz ki, Allah beni değerli bir kul yaptı, inatçı bir zorba yapmadı!”
İbni Mace 3263, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 1966
(30) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:
Ben, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e:
−Ya Rasulallah! Allah beni sana feda etsin mütteki olarak yemek yeseniz, öyle yemeniz sizin için daha ehvendir, dedim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) başını eğdi neredeyse başı yere değecekti. Buna müteakiben şöyle buyurdu:
−“Hayır, bilakis ben bir kulun yediği gibi yerim ve kulun oturduğu gibi de otururum!”
Begavi 2839, Ebu Ya’la 4920, Ahmed bin Hanbel Zühd 19, Albânî Silsiletu’l-Ehâdîsi’s-Sahîha 544
(31) Ebu Cuheyfe (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanında idim. Yanındaki adama Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Ben mütteki olarak yemek yemem!”
Buhari 5495, Ebu Davud 3769, Tirmizi 1890, Tirmizi Şemail 106, İbni Mace 3262, Humeydi 832, Beyhaki 13325, Ahmed bin Hanbel Müsned 4/308, 309, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 1966
(32) Abdullah bin Amr (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mütteki halde yemek yerken asla görülmemiştir!..”
Ebu Davud 3770, İbni Mace 244, Begavi 2840
Not: İmam Begavi (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:
Hattabi (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:
“Avamın çoğu, müttekiyi iki yanından biri üzere dayanıp meyil etmek olduğunu zannediyor. Hadisin manası, onların anladıkları gibi değildir! Müttekinin bu hadisteki manası, altındaki şilte üzerine tam mütemekkin bağdaş kurmuş olarak oturarak arkasına yaslanmaktır! Şiltenin veya bir minder üzerine mütemekkin olarak oturarak belini dümdüz yapan herkes mütteki olarak oturmaktadır. Hadisin manası;
Ben yemek yediğim zaman, çok yemek isteyen kimsenin yaptığı gibi şiltelerin üzerine dayanarak oturmam! Fakat ben az bir yiyecek yerim ve bu sebeple de oturuşum müstefiz şekildedir.
Not: Müstefiz: Yerleşmeyip ayakları dikerek oturmaktır! Henüz ayağa dikilmeyip, ayaklar üzere çömelerek kalkmaya hazır bir şekilde çökmektir!
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Hayır, bilakis ben bir kölenin yediği gibi yemek yer ve kölenin oturduğu gibi de otururum! Şüphesiz ki, ben bir kulum.”
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kralların, emirlerin ve benzeri makam sahibi kimselerin yaptığı gibi, kendisi önde insanlar da arkasında onun izini takip eder bir şekilde yolda yürümez ve dolaşmazdı. Aksine Allah’ın Nebisi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tevazu eder ve hiç kimseyi arkasında izine basar bir şekilde yürütmezdi!
(33) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) iki yemeği yasakladı! Üzerinde içki içilen sofraya oturmak ve kişinin karnı üzere yattığı halde yemek yemektir!”
Ebu Davud 3774, Hâkim 4/129
(34) Ali bin Ebi Talib (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana iki vakitte namaz kılmayı, iki yerde kıraat yapmayı ve iki tarz giyinmeyi yasakladı! Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana; sabah namazından sonra güneş yükselene kadar ve ikindiden sonra da güneş batana kadar namaz kılmamı, karnımın üzerine yüzükoyun yatmış olduğum halde yemek yememi yasakladı!..”
Hâkim 4/119
(35) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Birinizin akşam yemeği konduğu zaman, akşam namazı için kamet getirilirse o kimse yemeğini bitirene kadar kalkmasın!”
Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma)’nın akşam yemeği konduğu veya akşam yemeği hazırlandığı vakit, namaz için kamet getirildiğini işitse de, imamın kıraatini işitse de yemeğini bitirene kadar kalkmazdı!
Ebu Davud 3757
(36) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Herkim elinde et yemeği bulaşığı olduğu halde, elini yıkamadan uyur ve bu sebeple de kendisine bir şey isabet ederse, kendi nefsinden gayrı hiç kimseyi levm etmesin!”
Buhari Edebu’l-Müfred 1225, Ebu Davud 3852, Tirmizi 1922, İbni Mace 3297, İbni Hibban 5521, Ahmed bin Hanbel Müsned 2/263, 537, Beyhaki 7/276, Begavi 2878, Albânî Silsiletu’l-Ehâdîsi’s-Sahîha 2956
(37) Suveyb bin Nu’man (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Kendisi Hayber senesi Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber Hayber’e çıkmıştı. Nihayet Hayber’e yakın Sehbâ mevkiinde olduklarında Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ikindi namazını kıldırdı. Sonra azıkları istedi. Sevikten gayrı bir şey getirilmedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ıslatılmasını emretti. Bu müteakiben Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ondan yedi biz de yedik. Sonra akşam namazına kalktı ağzını su ile çalkaladı bizler de ağzımızı çalkaladık ve abdest almadan namazı kıldırdı.”
Sevik: Arpa ve buğday unundan yapılan çorba.
Buhari 342
(38) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Şüphesiz ki, Allah kulun bir yemek yediğinde kendisine hamd etmesinden hoşnut olur.”
Müslim 2734/89
(39) Ebu Umame (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sofrasını kaldırdığı zaman şöyle dua ederdi:
الْحَمْدُ لِلَّهِ كَثِيرًا طَيِّبًا مُبَارَكًا فِيهِ غَيْرَمَكْفِيٍّ، وَلاَمُوَدَّعٍ، وَلاَمُسْتَغْنًي عَنْهُ رَبَّنَا
“Elhamdulillahi Kesiran Tayyiben Mubareken Fihi. Gayra Mekfiyyin ve La Muveddei’n ve La Musta’nen Anhu Rabbena.”
Duanın Manası: “Çok, temiz, bereketli, devamlı, terk olunmayan ve müstağni olunmayan hamd Allah içindir.”
Buhari 5537
(40) Ebu Umame (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yemeğini bitirdiği zaman veya sofrası kaldırıldığında şöyle dua ederdi:
الْحَمدُ لِلَّهِ الَّذِي كَفَانَا، وَأَرْوَانَا غَيْرَمَكْفِيٍّ، وَلاَ مَكْفُورٍ
“Elhamdulillahillezi Kefânâ ve Ervânâ Gayra Mekfiyyin ve La Mekfurun.”
Veya şöyle dua ederdi:
الْحَمدُ لِلَّهِ رَبِّنَا غَيْرَمَكْفِيٍّ، وَلاَ مُوَدَّعٍ، وَلاَ مُسْتَغْنًى رَبَّنَا
“Elhamdulillahi Rabbina Gayra Mekfiyyin ve La Muveddein ve La Musta’nen Rabbena.”
Duanın Manası: “Devamlı ve nankörlük edilmeden yapılan hamd, bize kifayet edecek nimetler veren ve bizi suya kandıran Allah içindir.”
Duanın Manası: “Devamlı, terk olunmayan ve müstağni olunmayan hamd Allah içindir.”
Buhari 5537
(41) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e bir kap süt getirildi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ondan içti ve şöyle buyurdu:
“Sizden biri bir taam/yemek yediği vakit şöyle desin;
اللَّهُمَّ بَارِكْ لَنَا فِيهِ، وَأَطْعِمْنَا خَيْرًا مِنْهُ
Allahumme Barik Lena Fîhi ve Etimnâ Hayran Minhu.
Süt içtiği zaman da şöyle desin;
اللَّهُمَّ بَارِكْ لَنَا فِيهِ، وَزِدْنَا مِنْهُ
Allahumme Barik Lena Fîhi ve Zidnâ Minhu.”
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Muhakkak ki, yiyecek ve içecekten süte kifayet edecek başka bir şey yoktur!”
Duanın Manası: “Ey Allahım! Bu taamı/yemeği bizim için bereketli yap ve ondan daha hayırlısını bize yedir.”
Duanın Manası: “Ey Allahım! Bu içeceği bizim için bereketlendir ve onu bizim için ziyadeleştir.”
Ebu Davud 3730
(42) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) iki yemeği yasakladı! Üzerinde içki içilen sofraya oturmak ve kişinin karnı üzere yattığı halde yemek yemektir.”
Ebu Davud 3774, Hâkim 4/129
(43) Cabir (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Kim Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsa, üzerinde izarı olmaksızın hamama girmesin! Kim Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsa, sevgilisini hamama girdirmesin! Kim Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsa, üzerinde içki dolanan sofraya oturmasın!”
Tirmizi 280, Ebu Ya’la 1825
(44) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) masada ve küçük çanaklarda yemek yemedi! Kendisine ince pide ekmek de yapılmadı! Ravi Yunus, Katâde (Radiyallahu Anh)’a:
−Peki, neyin üzerinde yemek yerlerdi? dedim. Katâde (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
−“Bu yere serilen sofraların üzerinde yerlerdi.”
Tirmizi 1848
(45) Vahşi bin Harp (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in sahabeleri:
−Ya Rasulallah! Bizler yemek yiyoruz ancak doymuyoruz? dediler. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:
−“Herhalde sizler ayrı ayrı olarak yemek yiyorsunuzdur!? (Yani ayrı ayrı tabaklarda!)”
Sahabeler:
−Evet, dediler. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
−“Sizler yemeğinizin üzerine toplanınız ve yemeğinize Allah’ın adını zikrediniz! (Yani Bismillah deyiniz!) Yemeğiniz sizin için bereketlenir.”
Ebu Davud 3764, İbni Mace 3286, Ahmed bin Hanbel Müsned 3/501, İbni Hibban 5224, Hâkim 2/103
(46) Ömer bin el-Hattab (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Sizler yemeğinizi topluca yiyiniz! Ayrı ayrı (tabaklarda) yemeyiniz!”
İbni Mace 3287, Albânî Silsiletu’l-Ehâdîsi’s-Sahîha 2691
(47) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Sizler yemeğinizi topluca yiyiniz! Ayrı ayrı (tabaklarda) yemeyiniz! Kuşkusuz ki, bir kişinin yemeği iki kişiye kifayet eder! İki kişinin yemeği de dört kişiye kifayet eder!”
Tabarani Mucemu’l-Evsad 7440, Albânî Silsiletu’l-Ehâdîsi’s-Sahîha 2691
(48) Cabir (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Ensar’dan bir kişi olan Ebu Humeyd (Radiyallahu Anh), Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e en-Nakıden yani bir kap süt getirmişti. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Bunun üzerini bir bezle örtmedin mi!? Hiçbir şey bulamadın mı!? Bunun üzerine bir tahta koysaydın!”
Buhari 5661, Müslim 2010/93