Adem Aleyhisselam’ın Kıssası

(1) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَإِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلاَئِكَةِ إِنِّي خَالِقٌ بَشَرًا مِّنْ صَلْصَالٍ مِّنْ حَمَإٍ مَّسْنُونٍ

“Bir zamanlar Rabbin meleklere şöyle demişti: Kuşkusuz ki, Ben kuru bir çamurdan, değişmiş ve şekillenmiş bir balçıktan bir beşer yaratacağım!”

Hicr Suresi 28

(2) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَإِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلاَئِكَةِ إِنِّي جَاعِلٌ فِي الْأَرْضِ خَلِيفَةً قَالُوا أَتَجْعَلُ فِيهَا مَنْ يُفْسِدُ فِيهَا وَيَسْفِكُ الدِّمَآءَ وَنَحْنُ نُسَبِّحُ بِحَمْدِكَ وَنُقَدِّسُ لَكَ قَالَ إِنِّي أَعْلَمُ مَا لاَ تَعْلَمُونَ

“Bir zamanlar Rabbin meleklere şöyle demişti: Kuşkusuz ki, Ben yeryüzünde bir halife yapacağım. Melekler de şöyle dediler: Orada bozgunculuk yapan, kan döken birisini mi halife yapacaksın? Oysa biz Seni överek tesbih ediyor ve seni takdis ediyoruz? Rabbin dedi ki: Kuşkusuz ki, Ben sizin bilmediklerinizi bilirim!”

Bakara Suresi 30

(3) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

فَإِذَا سَوَّيْتُهُ وَنَفَخْتُ فِيهِ مِنْ رُّوحِي فَقَعُوا لَهُ سَاجِدِينَ

“Onu düzenleyip insan şekline koyduğum ve ona ruhumdan üflediğim zaman, hemen ona secdeye kapanın!”

Hicr Suresi 29

(4) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَإِذْ قُلْنَا لِلْمَلاَئِكَةِ اسْجُدُوا لِآدَمَ فَسَجَدُوا إِلاَّ إِبْلِيسَ أَبَى وَاسْتَكْبَرَ وَكَانَ مِنَ الْكَافِرِينَ

“Bir zamanlar biz meleklere: Adem’e secde edin! demiştik. İblis hariç hepsi secde ettiler. O ise yüz çevirdi, büyüklük tasladı, böylece kafirlerden oldu!”

Bakara Suresi 34

(5) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

فَسَجَدَ الْمَلآئِكَةُ كُلُّهُمْ أَجْمَعُونَ إِلاَّ إِبْلِيسَ أَبَى أَنْ يَكُونَ مَعَ السَّاجِدِينَ

“Bunun üzerine meleklerin hepsi topluca hemen secde ettiler. Fakat İblis hariç! O, secde edenlerle beraber olmaktan çekindi.”

Hicr Suresi 30, 31

(6) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

قَالَ يَا إِبْلِيسُ مَا لَكَ أَلاَّ تَكُونَ مَعَ السَّاجِدِينَ

“Allah dedi ki: Ey İblis! Sana ne oluyor da secde edenlerle beraber olmuyorsun?”

Hicr Suresi 32

(7) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

قَالَ مَا مَنَعَكَ أَلاَّ تَسْجُدَ إِذْ أَمَرْتُكَ قَالَ أَنَا خَيْرٌ مِّنْهُ خَلَقْتَنِي مِنْ نَّارٍ وَخَلَقْتَهُ مِنْ طِينٍ

“Allah dedi ki: Sana emrettiğim halde, seni secde etmekten alıkoyan nedir? İblis dedi ki: Ben ondan daha hayırlıyım! Beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın!”

A’râf Suresi 12

(8) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

قَالَ يَا إِبْلِيسُ مَا مَنَعَكَ أَنْ تَسْجُدَ لِمَا خَلَقْتُ بِيَدَيَّ أَسْتَكْبَرْتَ أَمْ كُنْتَ مِنَ الْعَالِينَ

“Allah dedi ki: Ey iblis! İki elim ile yarattığıma secde etmekten seni alıkoyan nedir? Büyüklük mü tasladın, yoksa yücelerden mi oldun?”

Sâd Suresi 75

(9) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

قَالَ لَمْ أَكُنْ لِّأَسْجُدَ لِبَشَرٍ خَلَقْتَهُ مِنْ صَلْصَالٍ مِّنْ حَمَإٍ مَّسْنُونٍ

“İblis dedi ki: Ben, kuru bir çamurdan, değişmiş ve şekillenmiş bir balçıktan yarattığın bir beşere secde edecek değilim!”

Hicr Suresi 33

(10) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

قَالَ فَاهْبِطْ مِنْهَا فَمَا يَكُونُ لَكَ أَنْ تَتَكَبَّرَ فِيهَا فَاخْرُجْ إِنَّكَ مِنَ الصَّاغِرِينَ

“Allah dedi ki: O halde in oradan! Senin haddine mi orada büyüklük taslamak! Hadi çık! Kuşkusuz ki sen alçaklardansın!”

A’râf Suresi 13

(11) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

قَالَ فَاخْرُجْ مِنْهَا فَإِنَّكَ رَجِيمٌ

“Allah dedi ki: Öyle ise oradan çık! Kuşkusuz ki sen, artık kovulmuş birisin!”

Hicr Suresi 34

(12) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَإِنَّ عَلَيْكَ لَعْنَتِي إِلَى يَوْمِ الدِّينِ

“Kuşkusuz ki Benim lanetim kıyamet gününe kadar elbette senin üzerine olacaktır!”

Sâd Suresi 78, Hicr Suresi 35

(13) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

قَالَ رَبِّ فَأَنْظِرْنِي إِلَى يَوْمِ يُبْعَثُونَ

“İblis dedi ki: Rabbim, tekrar dirilecekleri güne kadar bana mühlet ver.”

Hicr Suresi 36

(14) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

قَالَ فَإِنَّكَ مِنَ الْمُنْظَرِينَ إِلَى يَومِ الْوَقْتِ الْمَعْلُومِ

“Allah dedi ki: Kuşkusuz ki sen bilinen vaktin gününe kadar mühlet verilenlerdensin.”

Hicr Suresi 37, 38

(15) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

قَالَ رَبِّ بِمَآ أَغْوَيْتَنِي لَأُزَيِّنَنَّ لَهُمْ فِي الْأَرْضِ وَلَأُغْوِيَنَّهُمْ أَجْمَعِينَ

“İblis dedi ki; Rabbim! Beni azdırdığın için, andolsun ki, ben de yeryüzünde onlara (günahları) süsleyeceğim ve onların hepsini mutlaka azdıracağım!”

Hicr Suresi 39

(16) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

قَالَ فَبِمَا أَغْوَيْتَنِي لَأَقْعُدَنَّ لَهُمْ صِرَاطَكَ الْمُسْتَقِيمَ

“İblis dedi ki; Öyle ise beni azdırdığın için, andolsun ki ben de onları saptırmak için, senin dosdoğru yolun üzerine oturacağım!”

A’raf Suresi 16

(17) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

قَالَ أَرَأَيْتَكَ هَذَا الَّذِي كَرَّمْتَ عَلَيَّ لَئِنْ أَخَّرْتَنِ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ لأَحْتَنِكَنَّ ذُرِّيَّتَهُ إِلاَّ قَلِيلاً

“İblis dedi ki: Şu benden üstün kıldığına da bir bak! Eğer kıyamet gününe kadar beni ertelersen, yemin ederim ki pek azı dışında onun zürriyetini hükmüm altına alıp kendime bağlayacağım!”

İsra Suresi 62

(18) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

ثُمَّ لَآتِيَنَّهُمْ مِنْ بَيْنِ أَيْدِيهِمْ وَمِنْ خَلْفِهِمْ وَعَنْ أَيْمَانِهِمْ وَعَنْ شَمَآئِلِهِمْ وَلاَ تَجِدُ أَكْثَرَهُمْ شَاكِرِينَ

“Sonra elbette onlara; önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokulacağım ve sen onların çoklarını şükredenler bulamayacaksın!”

A’raf Suresi 17

(19) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

قَالَ اخْرُجْ مِنْهَا مَذْؤُومًا مَّدْحُورًا لَّمَنْ تَبِعَكَ مِنْهُمْ لأَمْلأنَّ جَهَنَّمَ مِنْكُمْ أَجْمَعِينَ

“Allah dedi ki: Yerilmiş ve kovulmuş olarak oradan çık! Andolsun ki insanlardan sana kim uyarsa onları ve sizi, hepinizi cehenneme dolduracağım!”

A’râf Suresi 18

(20) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

قَالَ اذْهَبْ فَمَنْ تَبِعَكَ مِنْهُمْ فَإِنَّ جَهَنَّمَ جَزَآؤُكُمْ جَزَاء مَّوْفُورًا وَاسْتَفْزِزْ مَنِ اسْتَطَعْتَ مِنْهُمْ بِصَوْتِكَ وَأَجْلِبْ عَلَيْهِم بِخَيْلِكَ وَرَجِلِكَ وَشَارِكْهُمْ فِي الْأَمْوَالِ وَالْأَوْلاَدِ وَعِدْهُمْ وَمَا يَعِدُهُمُ الشَّيْطَانُ إِلاَّ غُرُورًا

“Allah dedi ki: Haydi git! Onlardan sana kim uyarsa, kuşkusuz ki hepinizin cezası cehennemdir, hem de tam bir ceza! Onlardan güç yetirdiğini sesinle yerinden oynat. Atlıların ve yayalarınla yaygara çıkarıp üzerlerine çullan. Mallarda, evlatlarda onlara ortak ol, onlara ha bire vaatte bulun. Şeytan onlara bir aldanıştan başka ne vaat eder ki?!”

İsra Suresi 63, 64

(21) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

إِنَّ عِبَادِي لَيْسَ لَكَ عَلَيْهِمْ سُلْطَانٌ وَكَفَى بِرَبِّكَ وَكِيلاً

“Kuşkusuz ki Benim kullarım üzerinde senin hiçbir hakimiyetin olamaz! Rabbin vekil olarak yeter.”

İsra Suresi 65

إِلاَّ عِبَادَكَ مِنْهُمُ الْمُخْلَصِينَ

(22) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“İblis dedi ki: Ancak onlardan ihlâs sahibi kulların müstesnadır.”

Sad Suresi 83

فَقُلْنَا يَا آدَمُ إِنَّ هَذَا عَدُوٌّ لَّكَ وَلِزَوْجِكَ فَلاَ يُخْرِجَنَّكُمَا مِنَ الْجَنَّةِ فَتَشْقَى

(23) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Bunun üzerine biz şöyle demiştik: Ey Adem! Kuşkusuz ki bu İblis, senin ve zevcenin düşmanıdır! Dikkat et de sizi cennetten çıkarmasın; sonra bedbaht olursun!”

Ta-Ha Suresi 117

وَيَا آدَمُ اسْكُنْ أَنْتَ وَزَوْجُكَ الْجَنَّةَ فَكُلاَ مِنْ حَيْثُ شِئْتُمَا وَلاَ تَقْرَبَا هَذِهِ الشَّجَرَةَ فَتَكُونَا مِنَ الظَّالِمِينَ

(24) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Ey Adem! Sen ve eşin cennette durun, dilediğiniz yerden yiyin, fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz!”

A’raf Suresi 19

(25) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

إِنَّ لَكَ أَلاَّ تَجُوعَ فِيهَا وَلاَ تَعْرَى

“Kuşkusuz ki sen burada hiç acıkmayacak ve çıplak da kalmayacaksın!”

Ta-Ha Suresi 118

(26) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَأَنَّكَ لاَ تَظْمَأُ فِيهَا وَلاَ تَضْحَى

“Ve sen burada susamayacak, kuşluk vakti güneşinden de yanmayacaksın!”

Ta-Ha Suresi 119

(27) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

فَوَسْوَسَ إِلَيْهِ الشَّيْطَانُ قَالَ يَا آدَمُ هَلْ أَدُلُّكَ عَلَى شَجَرَةِ الْخُلْدِ وَمُلْكٍ لاَ يَبْلَى

“Sonunda şeytan Adem’e şöyle vesvese verdi. Ey Adem! Sana ebedilik ağacını ve yok olmayacak bir hükümranlığa delâlet edeyim mi?”

Ta-Ha Suresi 120

(28) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

فَوَسْوَسَ لَهُمَا الشَّيْطَانُ لِيُبْدِيَ لَهُمَا مَا وُورِيَ عَنْهُمَا مِنْ سَوْءَاتِهِمَا وَقَالَ مَا نَهَاكُمَا رَبُّكُمَا عَنْ هَذِهِ الشَّجَرَةِ إِلاَّ أَنْ تَكُونَا مَلَكَيْنِ أَوْ تَكُونَا مِنَ الْخَالِدِينَ وَقَاسَمَهُمَا إِنِّي لَكُمَا لَمِنَ النَّاصِحِينَ

“İblis, onların kendilerine gizli kalan çirkin yerlerini, kendilerine göstermek için onlara vesvese verip dedi ki: Rabbiniz sırf ikiniz de melekleşirsiniz veya burada ebedi kalıcılardan olursunuz diye size bu ağacı yasakladı. Onlara, kuşkusuz ki ben size nasihat edenlerdenim, diye de yemin etti.”

A’raf Suresi 20, 21

(29) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

فَأَكَلاَ مِنْهَا فَبَدَتْ لَهُمَا سَوْآتُهُمَا وَطَفِقَا يَخْصِفَانِ عَلَيْهِمَا مِنْ وَرَقِ الْجَنَّةِ وَعَصَى آدَمُ رَبَّهُ فَغَوَى

“Nihayet, ikisi de ondan yediler. Bunun üzerine, çirkin yerleri kendilerine açıldı; üzerlerine cennet yapraklarından örtmeye başladılar. Adem, Rabbine asi oldu, böylece azdı.”

Ta-Ha Suresi 121

(30) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

فَدَلاَّهُمَا بِغُرُورٍ فَلَمَّا ذَاقَا الشَّجَرَةَ بَدَتْ لَهُمَا سَوْءَاتُهُمَا وَطَفِقَا يَخْصِفَانِ عَلَيْهِمَا مِنْ وَرَقِ الْجَنَّةِ وَنَادَاهُمَا رَبُّهُمَا أَلَمْ أَنْهَكُمَا عَنْ تِلْكُمَا الشَّجَرَةِ وَأَقُل لَّكُمَا إِنَّ الشَّيْطَآنَ لَكُمَا عَدُوٌّ مُّبِينٌ

“Böylece onları hile ile aldattı. Ağacın meyvesini tattıklarında ayıp yerleri kendilerine göründü. Cennet yapraklarından oralarına örtmeye başladılar. Rableri onlara: Ben sizi o ağaçtan menetmemiş miydim? Kuşkusuz ki şeytanın size apaçık bir düşman olduğunu söylememiş miydim? diye nidâ etti.”

A’raf Suresi 22

(31) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَإِذْ قُلْنَا لِلْمَلَائِكَةِ اسْجُدُوا لِآدَمَ فَسَجَدُوا إِلاَ إِبْلِيسَ كَانَ مِنَ الْجِنِّ فَفَسَقَ عَنْ أَمْرِ رَبِّهِ أَفَتَتَّخِذُونَهُ وَذُرِّيَّتَهُ أَوْلِيَاء مِنْ دُونِي وَهُمْ لَكُمْ عَدُوٌّ بِئْسَ لِلظَّالِمِينَ بَدَلاً

“Hani biz meleklere: Adem’e secde edin, demiştik! İblis hariç olmak üzere hepsi secde ettiler. İblis cinlerdendi. Rabbinin emrinden dışarı çıktı! Şimdi siz beni bırakıp da onu ve onun soyunu dost mu ediniyorsunuz? Hâlbuki onlar sizin düşmanınızdır! Zalimler için ne kötü bir değiştirmedir bu!”

Kehf Suresi 50

(32) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَلَقَدْ عَهِدْنَا إِلَى آدَمَ مِنْ قَبْلُ فَنَسِيَ وَلَمْ نَجِدْ لَهُ عَزْمًا

“Andolsun ki biz daha önce Adem’e de (o ağaçtan yememesi için) ahid vermiştik. Fakat o unuttu. Biz onda azim bulmadık!”

Ta-Ha Suresi 115

(33) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

فَأَزَلَّهُمَا الشَّيْطَانُ عَنْهَا فَأَخْرَجَهُمَا مِمَّا كَانَا فِيهِ وَقُلْنَا اهْبِطُوا بَعْضُكُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّ وَلَكُمْ فِي الْأَرْضِ مُسْتَقَرٌّ وَمَتَاعٌ إِلَى حِينٍ

“Bunun üzerine şeytan onların ayaklarını kaydırdı da onları içinde bulundukları yerden çıkardı. Biz de şöyle buyurduk: Bir kısmınız bir kısmınıza düşman olarak aşağıya inin. Belli bir süreye kadar yeryüzünde sizin için bir bekleme yeri, bir nimet/bir yararlanma imkânı olacaktır.”

Bakara Suresi 36

(34) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

قَالَ اهْبِطَا مِنْهَا جَمِيعًا بَعْضُكُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّ فَإِمَّا يَأْتِيَنَّكُمْ مِّنِّي هُدًى فَمَنِ اتَّبَعَ هُدَايَ فَلاَ يَضِلُّ وَلاَ يَشْقَى

“Allah dedi ki: Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan inin! Size benden bir hidayet geldiği zaman, kim benim hidayetime tâbi olursa o (dünyada) sapmaz, (ahirette de) bedbaht olmaz!”

Ta-Ha Suresi 123

(35) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَمَنْ أَعْرَضَ عَنْ ذِكْرِي فَإِنَّ لَهُ مَعِيشَةً ضَنْكًا وَنَحْشُرُهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ أَعْمَى

“Kim benim zikrimden (Kur’an’ımdan) yüz çevirirse, kuşkusuz ki, onun için zor, sıkıcı bir hayat şekli/dar bir geçim vardır! Kıyamet günü de onu kör olarak haşrederiz!”

Ta-Ha Suresi 124