Ölüyü yıkamak vaciptir! Çünkü Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) pekçok hadiste bunu emretmişdir.
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) devesinden düşüp, boynu kırılan ihramlı kişinin hakkında:
“Onu su ve sidr ile yıkayınız!..” demesi delillerinden birisidir.
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), kızı Zeynep (Radiyallahu Anha) hakkında şöyle buyurmuştur:
“Onu üç yahut beş veya yedi ya da bundan daha fazla yıkayınız!..”
Buhari 3/99, 104, Müslim 939/36, Ebu Davud 2/60, 61, Nesei 1/266, 267, Tirmizi 2/130, 131, İbni Mace 1/445, İbnu’l-Carud 258, 259, Ahmed 5/84, 85, 6/407, 408
1) Ölüyü yıkayanın uygun görmesine göre üç ya da daha fazla yıkanması.
2) Yıkama sayılarının tek olması.
3) Bazı yıkamalarla birlikte sidr yahut temizlikte onun yerini tutan çöven otu ve sabun gibi şeylerin kullanılması.
4) Son yıkama suyu ile birlikte hoş bir koku karıştırılması, kafur daha uygundur.
5) Saç örüklerinin çözülmesi ve iyice yıkanması.
6) Saçlarının taranması.
7) Kadın ise saçlarının üç örük yapılarak arkasına salınması.
8) Yıkamaya sağ taraflardan ve abdest yerlerinden başlanması.
9) İstisnalar dışında erkeği erkeklerin, kadını, kadınların yıkaması.
Bu hususlara dair delil Ümmü Atiyye (Radiyallahu Anha)’nın rivayet ettiği şu hadistir:
“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yanımıza kızı Zeynep (Radiyallahu Anha)’yı yıkarken girdi ve:
‘Onu üç yahut beş yahut yedi yahut eğer gerekli görürseniz bundan daha fazla su ve sidr ile yıkayınız!’ dedi.
Ümmü Atiye (Radiyallahu Anha) dedi ki:
Ben tek mi? diye sordum.
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
−‘Evet, ve son yıkayış ile birlikte bir miktar kafur koyunuz! Bitirdiğiniz vakit bana haber veriniz’ dedi.
Biz işimizi bitirince ona haber verdik.
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize kendi izarını verdi ve:
−‘Bunu üzerine sarınız!’ dedi.
Ümmü Atiyye (Radiyallahu Anha) dedi ki:
Saçlarını üç örük halinde taradık.
Bir rivayette:
Onu çözdüler, sonra yıkadılar denilmektedir. Sonra saçlarını üç bölük halinde sağ ve solları ve başının ortasını birer örük olarak taradık ve o örükleri arkasına bıraktık.
Ümmü Atiye (Radiyallahu Anha) dedi ki:
“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
‘Yıkamaya sağ taraflarından ve abdest yerlerinden başlayınız!’ buyurdu.”
Buhari 3/99, 104, Müslim 3/47, 48, Ebu Davud 2/60, 61, Nesei 1/266, 267, Tirmizi 2/130, 131, İbni Mace 1/445, İbnu’l-Carud 258, 259, Ahmed 5/84, 85, 6/407, 408
10) Ölünün bütün elbiselerini soyulduktan sonra bedenini örten bir örtünün altından bir bez veya benzeri bir şey ile yıkanması.
Çünkü Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in döneminde uygulama bu şekilde idi. Nitekim Aişe (Radiyallahu Anha)’nın rivayet ettiği hadis bunu böylece ifade etmektedir. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i yıkamak istediklerinde şöyle dediler:
Acaba kendi ölülerimizin elbiselerini çıkardığımız gibi, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in de elbiselerini çıkaralım mı? Yoksa onu elbiseleri üzerinde olduğu halde mi yıkayalım? Allah’a yemin ederiz ki bilemiyoruz. Onlar bu şekilde anlaşmazlığa düşünce, Allah onları uyukladdı. Çenesi sakalına değmeyen hiç kimse kalmadı. Daha sonra evin bir tarafından kim olduğunu bilemedikleri bir kişi onlarla konuştu:
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i elbiseleri üzerinde olduğu halde yıkayınız dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanına gittiler ve onu gömleği üzerinde olduğu halde yıkadılar. Suyu gömleğinin üzerinden döküyorlar ve elleriyle değil de gömlekle onu ovalıyorlardı.
Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle diyordu:
Şâyet geride bıraktığım bu hususun bir benzeri karşıma çıkacak olsaydı, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i hanımlarından başkası yıkamazdı.”
Ebu Davud 2/60, İbnu’l-Carud Münteka 257, Hâkim 3/59, 60, Beyhaki 3/387, Tayalisi 1530, Ahmed 6/267, İbni Mace 1/446, İbni Hibban 2156
11) İhramlı iken ölen kimsenin kokulandırılması caiz değildir.
Çünkü az önce işaret ettiğimiz hadiste yer alan:
“Ona hoş koku sürmeyiniz... Çünkü o kıyamet gününde telbiye getirerek haşredilecektir” diye buyurulmuştur.
Buhari, Müslim
12) Eşler birbirlerini yıkayabilir.
Çünkü eşlerden her birisinin diğerini yıkamasını üstlenmesi caizdir. Zira bunu yasaklayan bir delil yoktur. Aslolan caiz olmasıdır.
Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:
“Eğer geride bıraktıklarım gibisi ile gelecekte karşılaşacak olursam, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i hanımlarından başka kimse yıkamazdı.”
İmam Beyhaki şöyle dedi:
“Böylece o buna bu şekilde davranmadıkları için üzüldüğünü belirtmektedir. Ancak caiz olan bir iş için üzülünebilinir.”
Yine Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) baki mezarlığından bir cenazeden sonra yanıma geldi. Başım ağrıyordu ve vah başım, dedim.
Bu sefer Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
‘Asıl ben vah başım demeliyim. Benden önce ölsen ben seni yıkasam, kefenlesem, sonra senin namazını kılsam ve seni defnetsem sana ne zararı olur’ diye buyurdu.”
Ahmed 6/228, Darimi 1/37, 38, İbni Mace 1/447, Ebu Ya’la Müsned 4579, İbni Hişam Siyre 2/366, Darekudni 192, Beyhaki 3/396
Muhammed Nâsıruddin el-Albânî (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:
“Ölüyü yıkama işini, yıkama sünnetini en iyi bilen bir kimse üstlenmelidir. Özellikle âile halkı ve akrabaları arasında böyle birisi varsa o üstlenmelidir. Çünkü Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yıkama işini üstlenen kimseler belirttiğimiz durumda idiler. Ali, Abbas’ın oğlu Fadl ve Usame bin Zeyd (Radiyallahu Anhum) yıkamışlardır. Allah hepsinden razı olsun.
Ebu Davud 2/69
Ali (Radiyallahu Anh) şöyle demiştir:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i yıkadım. Ölüde görülen değişiklikleri onda görmeye çalıştım ama hiçbir şey göremedim. O hayatta iken de, ölü iken de pek hoştu. Allah’ın salât ve selamı onun üzerine olsun.”
İbni Mace 1/447, Hâkim 1/362, Beyhaki 3/388
Ölünün halini gizlemeli ve gördüğü hoş olmayan şeyleri anlatmamalıdır.
Çünkü Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
“Herkim bir Müslümanı yıkar da onun halini gizlerse, Allah ona kırk kere mağfiret eder.”
Başka bir rivayette Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
“Kırk büyük günahını bağışlar.”
Yine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
“Herkim onun için bir kabir kazar da onun üstünü örterse o kimseye o ölüyü kıyamet gününe kadar bir meskene yerleştirmiş gibi ecir verilir. Herkim ölüyü kefenlerse Allah kıyamet gününde ona cennetin ince ve kalın ipeklerinden giydirecektir.”
Hâkim 1/354, 362, Beyhaki 3/395
Ölüyü yıkamakla sadece Allah’ın rızasını aramalıdır. Herhangi bir karşılık, bir teşekkür ve dünya işlerinden herhangi bir şey beklememelidir.
Çünkü şeriatte sabit olan husus şudur:
Şanı yüce ve mubarek olan Allah ibadetlerden ancak kendi zatı için ihlâsla yapılanları kabul eder. Buna dair kitab ve sünnetten deliller oldukça çoktur.
Şanı yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:
“Deki: ‘Ben de ancak sizin gibi bir beşerim. Yalnız bana ilahınızın ancak tek bir ilah olduğu vahyediliyor. Herkim Rabbine kavuşmayı ümit ediyorsa, salih amel işlesin ve Rabbine ibadetinde hiç kimseyi ortak koşmasın!”
Kehf 110
Yani ibadetinde yüce Allah’ın rızasından başka bir maksat gözetmesin.
Yine yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
“Oysa onlar, dîni yalnız Allah’a hâs kılarak ve doğruya yönelerek Allah’a ibadet etmekten, namaz kılmaktan ve zekâtı vermekten başka bir şeyle emrolunmamışlardı. Zira dosdoğru dîn budur.”
Beyyine 5
Ömer bin Hattab (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
‘Ameller ancak niyetler iledir. Kişi için sadece niyet ettiği vardır. Herkimin hicreti Allah ve Rasulü için ise onun hicreti Allah ve Rasulü içindir. Kimin de hicreti elde edeceği bir dünyalık yahut nikâhlayacağı bir kadın için ise onun hicreti ne için hicret etmiş ise onun içindir’ buyurdu.”
Buhari, Müslim
Yine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
“Bu ümmete uzun bir ömür, ülkelerde güç ve iktidar, din hususunda zafer ve yükseklik müjdesini ver. Herkim onlardan ahirete ait olan bir ameli dünya için işleyecek olursa, o kimseye ahirette o amelinden dolayı herhangi bir pay yoktur.”
Ahmed 5/134, İbni Hibban, Hâkim 4/311, Münziri 1/31
Ebu Umame (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Bir adam Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e gelip şöyle dedi:
−Hem ecir kazanmak, hem de güzel bir şekilde anılmak isteyerek gazaya çıkan bir adam hakkında ne dersin? Onun bir şeyi var mı?
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
−‘Onun lehine hiçbir şey yoktur.’
Adam aynı soruyu üç defa tekrarladı.
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de ona:
−‘Onun lehine hiçbir şey yoktur’ diye cevap veriyordu.
Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
−‘Allah ancak sadece kendisi için ihlâsla yapılan ve onunla kendi rızası aranılan ameli kabul eder’ buyurdu.”
Nesei 2/59, Münziri 1/24
Yine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmaktadır:
“Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: Ben ortaklar arasında ortaklığa (şirke) en muhtaç olmayanım. Kim benim için bir amel işleyip de ona benden başkasını da ortak koşarsa, o amelden ben büsbütün uzağım ve o amel ortak koştuğu kimseye ait olur.”
İbni Mace, Müslim 8/223
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Kim bir ölüyü yıkarsa gusletsin! Kim onu taşırsa, abdest alsın!”
Ebu Davud 2/62, 63, Tirmizi 2/132, İbni Hibban 751, Tayalisi 2314, Ahmed 2/280, 433, 454, 472
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle dedi:
“Ölüyü yıkayacak olursanız sizin için gusletmek sözkonusu değildir! Çünkü ölünüz necis değildir! Ellerinizi yıkamanız size yeterlidir.”
Hâkim 1/386, Beyhaki 3/398
Hadiste yıkanma ve abdest alma emri vardır. Emir ise zahiri itibariyle vucub ifade eder. Bizim vacibtir demeyişimizin sebebi merfu hükmüne sahib menkuf iki hadisin olmasıdır.
Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
‘Ölünüzü yıkayacak olursanız sizin için gusletmek sözkonusu değildir! Çünkü ölünüz necis değildir! Ellerinizi yıkamanız size yeterlidir’ buyurdu.”
Hâkim 1/386, Beyhaki 3/398
Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
“Biz ölüyü yıkardık da kimimiz gusleder, kimimiz gusletmezdik.”
Darakudni 191, Hatib Tarih 5/424
Hatta cünüp olsa dahi bu böyledir. Bu hususta birtakım hadisler vardır.
Cabir (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
‘Onları kanları ile defnediniz!’ buyurdu.
Uhud’da şehid olanları kastetmektedir ve onları yıkamadı.
Bir rivayette Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
‘Ben bunlara şahidim. Onları kanlarıyla kefenlerine sarınız! Çünkü Allah yolunda yaralanan herbir yaralı mutlaka kıyamet gününde yarası kanayarak gelecektir. Yarasının rengi kan renginde, fakat kokusu misk kokusunda olacaktır’ buyurdu.”
Buhari 3/165, Ebu Davud 2/60, Nesei 1/277, 278, Tirmizi 2/147, İbni Mace 1/461, 462, Beyhaki 5/10, İbni Sad Tabakat 1/1
Başka rivayette Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Onları yıkamayınız! Çünkü herbir yara kıyamet gününde misk kokacaktır!”
Ayrıca onların namazlarını da kılmadı.
Müsned 3/296
Ebu Berze (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir gazada bulunuyordu. Allah ona birtakım ganimetler almayı nasib etti. Ashabına:
−‘Görmediğiniz kimse var mı?’ diye sordu?
Onlar:
−Evet, filanı, filanı ve filanı görmüyoruz! dediler.
Sonra yine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
−‘Görmediğiniz kimse var mı?’ diye sordu?
Bu sefer:
−Hayır, dediler.
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ise:
−‘Fakat ben Cüleybibi göremiyorum? Onu arayınız!’ dedi.
Ölenler arasında arandı, onu bizzat kendisinin öldürdüğü, sonra onlar tarafından öldürülen yedi kişinin yanıbaşında buldular.
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e getirildi, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) başında durdu ve şöyle buyurdu:
−‘O yedi kişi öldürdü, sonra onlarda onu öldürdüler! İşte bu bendendir, ben de ondanım. İşte bu bendendir, ben de ondanım.’
Bu sözünü iki ya da üç defa tekrarladı, sonra kollarını şöylece açtı.
Ebu Berze (Radiyallahu Anh) dedi ki:
Onu kollarının üzerine koydu. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in kolları dışında onun üzerinde taşınacağı bir teneşiri yoktu.
Ebu Berze (Radiyallahu Anh) dedi ki:
Ona mezar kazıldı, kabrine konuldu. Ebu Berze (Radiyallahu Anh) yıkandığını sözkonusu etmedi.”
Müslim 7/152, Tayalisi 924, Ahmed 4/421, 422, 425, Beyhaki 4/21
Enes (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Uhud şehidleri yıkanmadılar. Kanlarıyla defnedildiler ve Hamza dışında üzerlerine cenaze namazıda kılınmadı.”
Ebu Davud 2/59, Tirmizi 2/138, 139, İbni Sad, Hâkim 1/365, Beyhaki 4/10, 11, Ahmed 3/128
Abdullah bin Zübeyr (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
‘Sizin arkadaşınızı melekler yıkamaktadır. İsterseniz hanımna sorunuz!’ dedi.
Hanımına sordular.
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle dedi:
‘O dehşetli sesi savaş çağrısını işitince cünüp olduğu halde dışarı çıktı. İşte bundan dolayı melekler onu yıkadı!’ buyurdu.”
İbni Hibban, Hâkim 3/204, Beyhaki 4/15
Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
“Hamza ile Hanzala (Radiyallahu Anh) isabet aldılar ve şehid düştüler. Her ikisi de cünüptü.
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
‘Meleklerin onları yıkadıklarını gördüm!’ dedi.”
Taberani Mucemu’l-Kebir 3/148/1, Heysemi Zevaid 3/23, Hâkim 3/195
Muhammed Nâsıruddin el-Albânî (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:
“Şunu belirtelim ki cünüp olan şehidin yıkanmasının meşru olmadığı, Şafilerin ve başkalarının şu sözüdür:
Eğer şehidi yıkamak vacib olsaydı, meleklerin yıkamasıyla cünüplük kalkmaz, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yıkanmasını emrederdi. Çünkü onu yıkamaktan kasıt insanoğlunun bu yolla taabbud etmesidir.”
El-Mecmu 5/263, Neylu’l-Evtar 4/26