Faiz Yemek Haramdır!

Allah (Azze ve Celle) kitabında faiz yiyenlere savaş ilan etmiştir!

(1) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

يَآ أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللهَ وَذَرُوا مَا بَقِيَ مِنَ الرِّبَا إِنْ كُنْتُم مُّؤْمِنِينَ فَإِنْ لَّمْ تَفْعَلُوا فَأْذَنُوا بِحَرْبٍ مِّنَ اللهِ وَرَسُولِهِ وَإِنْ تُبْتُمْ فَلَكُمْ رُؤُوسُ أَمْوَالِكُمْ لاَ تَظْلِمُونَ وَلاَ تُظْلَمُونَ

“Ey iman edenler! Allah’tan korkun! Eğer mü’min iseniz (ana paradan) geri kalan faizi terk edin! Eğer böyle yapmazsanız, Allah ve Rasulü tarafından size savaş açıldığını bilin! Eğer tevbe edip vazgeçerseniz, ana sermayeniz sizindir. Ne haksızlık etmiş ne de haksızlığa uğramış olursunuz.

Bakara Suresi 278, 279

Bu suçun Allah (Azze ve Celle) katındaki kötülüğünü açıklamaya bu kadarı yeter. Devletlerin ve fertlerin yaşam seviyelerine bakan; faizle alış-veriş yapmanın yol açtığı iflası, çöküntü ve yıkımı görür. İşlerin kesat gittiğini ve piyasa durgunluğunu görür.

Borçların ödenemediğini, iktisadi hayatın felç olduğunu, işsizlik oranının yükseldiğini, birçok şirket ve müessesenin battığını; günlük kazanç ve alın terinin, tefecilerin bitmek-tükenmek bilmeyen faizini ödeme yolunda akıtıldığını; büyük miktardaki sermayenin birkaç insanın tekelinde toplanması sebebiyle toplumda ortaya çıkan tabakalaşmayı görür. Ve belki de bu; Allah’ın, faizle muamelede bulunanları tehdit ettiği savaşın açıkça bir görüntüsüdür.

Faize karışan asıl tarafların, aracıların ve yardımcı olanların hepsi, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in diliyle lanetlenmişlerdir!

(2) Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), faiz yiyene ve yedirene, faizi yazana ve şahid olanlara da lanet etti ve şöyle buyurdu:

“Onlar (günahta) eşittirler!”

Müslim 1598/106

Dolayısıyla; faizin yazılması, miktarının belirlenmesi ve kaydedilmesi, teslim edilmesi ve alınması, emanet bırakılması ve korunması işlerinde çalışmak caiz değildir. Genel anlamıyla, hangi surette olursa olsun faize karışmak ve yardım etmek haramdır.

(3) Bera bin Azib (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Faiz, yetmiş iki şubedir. Faizin en küçüğü, kişinin annesiyle zina etmesi gibidir! Şüphesiz ki, faizin en şiddetlisi ise gıybet ederek kardeşinin namusuna dil uzatması gibidir!”

Albânî Silsiletu’l-Ehâdîsi’s-Sahîha 1871, Albânî Sahihu’l-Cami’ 3537

(4) Abdullah ibni Mes’ud (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Faiz yetmiş üç kısımdır! Faizin en basiti kişinin annesiyle nikâhlanması (yani zina etmesi) gibidir! Şüphesiz ki, faizin en kötüsü ise, Müslüman bir kimsenin ırzına/namusuna dil uzatmak gibidir!”

Hâkim Müstedrek 2/37, Ebu Nuaym, Albânî Sahihu’l-Cami’ 3538, Albânî Silsiletu’l-Ehâdîsi’s-Sahîha 1871

(5) Abdullah bin Hanzala (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Kişinin bilerek yediği bir dirhem faiz otuz üç defa zinadan daha kötüdür!”

Ahmed bin Hanbel Müsned 5/225, Albânî Sahihu’l-Cami’ 3375

Faizin haramlığı geneldir. Bazılarının zannettiği gibi “zenginle fakir arasında olursa” şeklinde bir kayıt yoktur. Tersine, her durumu ve her kişiyi kapsar. Birçok zengin insan ve büyük tüccar faiz sebebiyle iflas etmiştir. Yaşanılanlar buna şahittir. Miktar olarak artsa bile en azından malın bereketi kaybolur.

(6) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Faiz çokluk getirse bile şüphesiz ki, sonunda bir azlık olacaktır!”

Hâkim Müstedrek 2/37, Albânî Sahihu’l-Cami’ 3542

Faizin haramlığı; yüzdesinin yüksekliğiyle, kıymetsizliği, azlığı ve çokluğuyla da kayıtlı değildir. Hepsi haramdır. Faiz yiyen; Kıyamet günü, şeytan çarpmış kimselerin cinnet nöbetinden ve saradan kalktığı gibi mezarından kalkar. Allah, bu suçun çirkinliğine rağmen ondan tevbe edilebileceğini ve nasıl tevbe edilmesi gerektiğini bildirir.

(7) Allah (Azze ve Celle) şöyle buyuruyor:

فَإِنْ لَّمْ تَفْعَلُوا فَأْذَنُوا بِحَرْبٍ مِّنَ اللهِ وَرَسُولِهِ وَإِنْ تُبْتُمْ فَلَكُمْ رُؤُوسُ أَمْوَالِكُمْ لاَ تَظْلِمُونَ وَلاَ تُظْلَمُونَ

“Eğer tevbe edip vazgeçerseniz, ana sermayeniz sizindir. Ne haksızlık etmiş ne de haksızlığa uğramış olursunuz.”

Bakara Suresi 279

İşte bu adaletin ta kendisidir!

İnanan insan bu büyük günahtan nefret etmeli ve çirkinliğini kalbinde hissetmelidir. Paralarını, kaybolmasından ya da çalınmasından korktukları için mecburen faizli bankalara koyanların da zaruret hissini duymaları gerekir. Onların durumu leş yemek gibi veya daha kötü bir durumdur.

Bununla birlikte Allah-u Teâlâ’dan bağışlanma dilemeli ve mümkün olduğunca başka bir çare bulmak için uğraşmalıdırlar. Bankalardan paralarının faizini talep etmeleri caiz değildir. Hatta parasının faizi hesabına işlense bile caiz olan bir şekilde bu faizden kurtulması gerekir. Sadaka olarak veremez. Çünkü Allah, temizdir; ancak temiz şeyleri kabul eder.

Herhangi bir şekilde faizinden yararlanmak caiz değildir! Ne yeme de ne içmede ne giyinmede ne ev almada; ne eşine, çocuğuna, babasına ve annesine yapması gereken harcamada; ne zekât olarak vermede, ne de bir haksızlığı gidermede kullanılabilir. Sadece Allah-u Teâlâ’nın darbesinden korkarak ondan bir şekilde kurtulur.