(1) Temim ed-Darî (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
إِنَّ الدِّينَ النَّصِيحَةُ، إِنَّ الدِّينَ النَّصِيحَةُ، إِنَّ الدِّينَ النَّصِيحَةُ، قَلُوا يَا رَسُولَ اللهِ: لِمَنْ؟ قَالَ: للهِ وَلِكَتَابِهِ، وَلِرَسُولِهِ، وَ لأَئِمَّةِ الْمُسْلِمِينَ، وَعَامَّتِهِمْ
“Kuşkusuz ki, din nasihattır. Kuşkusuz ki, din nasihattır. Kuşkusuz ki, din nasihattır.”
Sahabeler:
−Ey Allah’ın Rasulü; kimin için nasihattır? dediler. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
−“Allah için, Kitabı için, Rasulü için, Müslümanların imamları ve onların geneli için.”
Müslim 95/55, Ebu Davud 4944, Tirmizi 1990
(2) Allah (Azze ve Celle) şöyle buyuruyor:
﴿وَاعْتَصِمُوا بِحَبْلِ اللهِ جَمِيعًا وَلاَ تَفَرَّقُوا وَاذْكُرُوا نِعْمَةَ اللهِ عَلَيْكُمْ إِذْ كُنْتُمْ أَعْدَآءَ فَأَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِكُمْ فَأَصْبَحْتُمْ بِنِعْمَتِهِ إِخْوَانًا وَكُنْتُمْ عَلَىَ شَفَا حُفْرَةٍ مِّنَ النَّارِ فَأَنْقَذَكُمْ مِّنْهَا كَذَالِكَ يُبَيِّنُ اللهُ لَكُمْ آيَاتِهِ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ﴾
“Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı yapışın! Ayrılıp parçalanmayın! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın! Hani siz birbirinize düşman kişiler idiniz de Allah, gönüllerinizi birleştirmişti ve Allah’ın nimeti sayesinde kardeş kimseler olmuştunuz. Yine siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi Allah kurtarmıştı. İşte Allah size ayetlerini böyle açıklıyor ki, doğru yolu bulasınız!”
Al-i İmran Suresi 103
(3) Ebu Zerr (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Kim cemaatten bir karış ayrılarak dışarı çıkarsa İslam bağını boynundan çıkartmış olur!”
Ebu Davud 4758, Ahmed bin Hanbel Müsned 17132, Albânî Sahihu’l-Cami’ 6410, Albânî Şerhu’t-Tahaviye 380
(4) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
أَنَا آمُرُكُمْ بِخَمْسٍ اللهُ أَمَرَنِى بِهِنَّ؛ اَلسَّمْعِ وَالطَّاعَةِ وَالْجِهَادِ وَالْهِجْرَةِ وَالْجَمَاعَةِ، فَإِنَّهُ مَنْ فَارَقَ الْجَمَاعَةَ قِيدَ شِبْرٍ، فَقَدْ خَلَعَ رِبْقَةَ الْإِسْلاَمِ مِنْ عُنُقِهِ إِلاَّ أَنْ يَرْجِعَ. وَمَنِ ادَّعَى دَعْوَى الْجَاهِلِيَّةِ، فَإِنَّهُ مِنْ جُثَا جَهَنَّمَ. فَقَالَ رَجُلٌ: يَا رَسُولَ اللهِ وَإِنْ صَلَّى وَصَامَ؟ قَالَ: وَإِنْ صَلَّى وَصَامَ. فَادْعُوا بِدَعْوَى اللهِ الَّذِى سَمَّاكُمُ الْمُسْلِمِينَ الْمُؤْمِنِينَ عِبَادَ اللهِ
“…Bende size Allah’ın bana emrettiği beş şeyi emrediyorum:
Dinlemeyi, İtaat etmeyi, Cihad etmeyi, Hicret etmeyi ve Cemaat olmayı. Buna müteakiben kuşkusuz ki, kim cemaatten bir karış ayrılırsa, Andolsun ki, İslam bağını boynundan çıkarmış olur! Ancak cemaate tekrar dönerse bu müstesna! Kim cahiliye davasını iddia ederse (yani cahiliye sistemlerini müdafaa ederse) kuşkusuz ki o, cehennemlik kimselerdendir!
Bunun üzerine bir adam:
−Ey Allah’ın Rasulü bu kimse namaz kılsa da oruç tutsa da aynı mıdır? diye sordu. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
−Namaz kılsa da oruç tutsa da durum aynıdır. Buna müteakiben siz, Allah’ın davasına davet ediniz! Çünkü Allah, size Müslümanlar, mü’minler ve Allah’ın kulları diye isimlendirmiştir.”
Tirmizi 3022, Ahmed bin Hanbel Müsned 16042, Hakim Müstedrek, İbni Hibban
(5) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
مَنْ فَارِقَ الْجَمَاعَةَ شِبْرًا، فَمَاتَ، فَمَيْتَةٌ جَاهِلِيَّةٌ
“…Kim cemaatten bir karış ayrılır ve ölürse (ölümü) cahiliye ölümü olur!”
Müslim 1849/55
(6) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
عَلَيْكُمْ بِالْجَمَاعَةِ، وَإِيَّاكُمْ وَالْفُرْقَةَ، فَإِنَّ الشَّيْطَانَ مَعَ الْوَاحِدِ وَهُوَ مِنَ الْاِثْنَيْنِ، أَبْعَدُ. مَنْ أَرَادَ بُحْبُوحَةَ الْجَنَّةِ فَلْيَلْزَمِ الْجَمَاعَةَ. مَنْ سَرَّتْهُ حَسَنَتُهُ وَسَاءَتْهُ سَيِّئَتُهُ فَذَلِكَ الْمُؤْمِنُ
“…Cemaatle birlikte olun! Cemaati terk etmekten sakının! Şüphesiz ki, şeytan tek başına kalan ile beraberdir. İki kişiden ise uzaktır. Kim cennetin ortasını istiyorsa, cemaatle birlikte olsun. İyilik yaptığında ona sevinen, kendisinden bir kötülük meydana geldiğinde ise ona üzülen kimse, mü’mindir.”
Tirmizi 2254
(7) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
الْجَمَاعَةُ رَحْمَةٌ، وَالْفُرْقَةُ عَذَابٌ
“…Cemaat rahmettir. Ayrılık azaptır!”
İbni Ebi’d-Dünya, Ahmed bin Hanbel Müsned 4/375, Tergib ve Terhib 2/402
(8) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
إِنَّ أُمَّتِي لاَ تَجْتَمِعَ عَلَى ضَلاَلَةٍ
“Muhakkak ki, benim ümmetim sapıklık üzere birleşmez!..”
İbni Mace 3950
(9) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
إِنَّ اللهَ لاَ يَجْمَعُ أُمَّتِى، أَوْ قَالَ أُمَّةَ مُحَمَّدٍ عَلَى ضَلاَلَةٍ، وَيَدُ اللهِ عَلَى الْجَمَاعَةِ
“…Kuşkusuz ki Allah, benim ümmetimi veya Muhammed’in ümmetini dalalet (yani sapıklık) üzere bir araya getirmez ve Allah’ın eli cemaatin üzerindedir.”
Tirmizi 2255, Albânî Sahihu’l-Cami’ 1848, Albânî Mişkat 173
(10) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
اَلْمُسْلِمُ أخُو الْمُسْلِمِ لاَ يَظْلِمُهُ وَلاَ يُسْلِمُهُ مَنْ كَانَ فِي حَاجَةِ أخِيهِ كَانَ اللهُ فِي حَاجَتِهِ وَمَنْ فَرَّجَ عَنْ مُسْلِمٍ كُرْبَةً فَرَّجَ اللهُ عَنْهُ بِهَا كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ وَمَنْ سَتَرَ مُسْلِمًا سَتَرَهُ اللهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ
“Müslüman Müslümanın kardeşidir. Müslüman Müslümana zulmetmez! Müslüman Müslümanı terk etmez! Herkim kardeşinin hacetinde bulunursa, Allah da onun hacetinde bulunur. Herkim bir Müslümanın bir sıkıntısını giderirse, onun sebebiyle Allah da kendisinden kıyamet günü sıkıntılarından bir sıkıntısını giderir. Ve herkim bir Müslümanı örterse, Allah da kıyamet günü onu örter.”
Buhari 5/2262, Müslim 2580/58
(11) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
لاَ يُؤْمِنُ أَحَدُكُمْ حَتَّى يُحِبَّ لِأَخِيهِ مَا يُحِبُّ لِنَفْسِهِ
“Sizden biri kendisi için sevdiği şeyi kardeşi içinde sevmedikçe iman etmiş olmaz!”
Buhari 1/169, Müslim 71/45
(12) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ! لاَ تَدْخُلُوا الْجَنَّةَ حَتَّى تُؤْمِنُوا، وَلاَ تُؤْمِنُوا حَتَّى تَحَابُّوا، أَوَلاَ أَدُلُّكُمْ عَلَى شَيْءٍ إِذَا فَعَلْتُمُوهُ تَحَابَبْتُمْ؟ أَفْشُوا السَّلاَمَ بَيْنَكُمْ
“Nefsim elinde olan Allah’a yemin ederim ki, siz, iman etmedikçe cennete giremezsiniz! Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız! Size yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir işi göstereyim mi? Selamı aranızda yayın!”
İbni Mace 68, Tirmizi 2828, Ebu Davud 5193, Müslim 72