Soru: Tâğut kelimesinin manası nedir?

Cevap: Tâğut kelimesinin sözlük manası: haddi aşan demektir. Istılahi manası ise: kendisine ibâdet ve kulluk edilen demektir. Yani kulun ibadet ettiği Rabbi, tâbî olduğu ve itaat ettiği kişi konusunda haddini aşmasıdır.

Tâğut kelimesinin sözlük manası: Haddi aşan demektir!

Istılahi manası ise: Kendisine ibâdet ve kulluk edilen demektir. Yani kulun ibadet ettiği Rabbi, tâbî olduğu ve itaat ettiği kişi konusunda haddini aşmasıdır.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

﴿مَن لَّعَنَهُ اللّهُ وَغَضِبَ عَلَيْهِ وَجَعَلَ مِنْهُمُ الْقِرَدَةَ وَالْخَنَازِيرَ وَعَبَدَ الطَّاغُوتَ أُوْلَئِكَ شَرٌّ مَّكَاناً وَأَضَلُّ عَن سَوَاء السَّبِيلِ﴾

“…Allah’ın lanet ettiği ve aleyhine gazab ettiği içlerinden maymunlar, domuzlar yaptığı kimselerle tâğuta ibadet edenlerdir ki işte bunların mevkii daha kötü ve dümdüz yoldan daha sapıktır!”

Maide Suresi 60

﴿الَّذِينَ آمَنُوا يُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِ اللهِ وَالَّذِينَ كَفَرُوا يُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِ الطَّاغُوتِ فَقَاتِلُوا أَوْلِيَآءَ الشَّيْطَانِ إِنَّ كَيْدَ الشَّيْطَانِ كَانَ ضَعِيفًا﴾

“İman edenler, Allah’ın yolunda savaşırlar. Küfredenler ise tağutun yolunda savaşırlar. O halde şeytanın dostlarına karşı savaşın! Şüphesiz ki şeytanın tuzağı zayıftır.”

Nisa Suresi 76

Bu ayetin tefsirinde İmam Taberi (Rahmetullahi Aleyh) şöyle diyor:

“Tâğut kelimesi Allah’a karşı isyan eden ve Allah’tan başkasına tapandır. Gerek onun üstünlüğünden olsun, gerekse onun hakikatinden ona itaatinden dolayı olsun. Bu mabud, insan, put, şeytan veya herhangi bir şey olsun ana tema bir kimse zulmettiği ve haddi aştığı zaman ona Tâğut denir.”

Kur’an’ın ıstılahında ise Tâğutun manası: Allah’a karşı haddi aşan ve zulmeden her türlü hâkimiyet, otorite, başkanlık yahut kumandanlıktır. Kişinin bu türlü bir otoriteye, başkanlığa boyun eğmesi ve ona tapması Tâğuta itaattir.

Açık olan şudur ki, hiçbir kimse bu dünyada (satanistler hariç) şeytanı ilah olarak tanımaz. Bilakis bütün gücü ile ona lanet eder ve onu kovar. Bunun için Allah-u Teâlâ’nın kıyamet günü kullarına yüklediği suç, dünya hayatında şeytana tapmalarından dolayı değil ona itaat etmelerinden, hükmüne tabi olup onun arkasından süratle koşmalarından dolayı hesap sormasıdır.

Kur’an’ı Kerim ayetlerinden anlaşıldığı gibi tağutlar çoktur. Fakat önde gelenleri ise şunlardır:

1) İnsanoğlunu saptırıp Allah’tan başkasına kulluğa çağıran şeytan ki o, tağutun başıdır. Allah’ın lâneti şeytanın üzerine olsun.

2) Allah ile beraber kendisine ibadet edilen veya Allah’tan başka ibadet edilip de kendisinin de bu duruma razı olan kişidir.

3) İsmi ve cismi ne olursa olsun Allah’tan başka ibadet edilen ve kendisi de buna razı olan her şey.

4) Allah’ın hükümlerini değiştiren ve Allah’ın indirdiğinin gayrisiyle hüküm veren zalim idareci.

5) İslam şeriatına uymayan bütün metot, düşünce ve pozisyonlar.

6) Gaybî ilimleri bildiğini iddia eden kişi. Kâhin, müneccim, falcı, arraf ve sihirbazlar.

7) Kendisine ibadet edilmeye çağırarak kendisinin yüceltilmesini ve büyütülmesini kabul eden kişi. Firavun gibi.

8) Allah’ın indirdiği hükümler dışında başka bir hükümle hükmetmek.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

﴿وَمَنْ لَّمْ يَحْكُمْ بِمَا أَنْزَلَ اللهُ فَأُولَئِكَ هُمُ الْكَافِرُونَ﴾

“…Kim Allah’ın indirdiği hükümle hükmetmezse işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.”

Maide Suresi 44

﴿وَمَنْ لَّمْ يَحْكُمْ بِمَا أَنْزَلَ اللهُ فَأُولَئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ﴾

“…Kim Allah’ın indirdiği hükümle hükmetmezse işte onlar zâlimlerin ta kendileridir.”

Maide Suresi 45

﴿وَمَنْ لَّمْ يَحْكُمْ بِمَا أَنْزَلَ اللهُ فَأُولَئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ﴾

“…Kim Allah’ın indirdiği hükümle hükmetmezse işte onlar fasıkların ta kendileridir.”

Maide Suresi 47

﴿أَفَحُكْمَ الْجَاهِلِيَّةِ يَبْغُونَ وَمَنْ أَحْسَنُ مِنَ اللهِ حُكْمًا لِّقَوْمٍ يُوقِنُونَ﴾

“Yoksa onlar cahiliye hükmünü mü arıyorlar? İyi bilen bir toplum için Allah’tan daha güzel hüküm veren kim olabilir?”

Maide Suresi 50

Şayet hükümdar Allah’ın yasakladığı bir şeyi yaparken bu şeyin helal olduğunu veya kendi hükmünün İslam’ın hükmünden daha iyi olduğunu veya kendi hükmüne eşit olduğunu veya Allah’ın hükmüyle bu asırda hükmedilemeyeceğini düşünürse bu durumda o hükümdar kâfir olur.

Tağutları inkâr etmek ve Allah’a iman etmektir. Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

﴿فَمَنْ يَكْفُرْ بِالطَّاغُوتِ وَيُؤْمِنْ بِاللهِ فَقَدِ اسْتَمْسَكَ بِالْعُرْوَةِ الْوُثْقَىَ﴾

“…Herkim tağutu inkar edip Allah’a iman ederse, kopmayan sağlam bir kulpa yapışmıştır…”

Bakara Suresi 256

Allah’a iman: O’nun varlığını, birliğini, rabliğini, isimlerini, sıfatlarını ve ibadet edilmeyi sadece O’nun hak ettiğini kabul ve tasdik etmektir.

Tağutları inkâr ise: Putları ve putlara ibadeti terk etmek, onlara kesinlikle ihtiram göstermemek, onlara hürmet göstermeye sebep olacak her türlü şeyden uzaklaşmak, kâhin ve sihirbazlardan uzaklaşmak demektir.

Ayette geçen “sağlam kulp” ibaresinden kasıt tevhid kelimesi “La İlahe İllallah”dır.

Tevhidin manası da budur. Allah’ın Rasulü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyuruyor:

“İşin başı İslam’dır, İslam’ın direği namazdır ve İslam’ın zirve noktası cihaddır.”

İbni Mace deki hadiste ise Muaz bin Cebel (Radiyallahu Anh) şöyle demiştir:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Dikkat! Sana işin başını, direğini ve zirve noktasını haber veriyorum; O cihaddır!”

Tirmizi 2749, İbni Mace 3973, Ahmed bin Hanbel Müsned 5/231, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 2/138

Şu iyi bilinmelidir ki; tağut hakkında ne denirse densin bunlara inanmak ve tapınmak küfürdür! Kişi ayette geldiği gibi tağutu inkâr etmedikçe Allah’a inanmış ve O’nu birlemiş olmaz!