Sihir Lugaten: Gizli, sebebi herkes tarafından fark edilemeyen latif şeydir.
Istılahen: Muska, efsun ve düğüm atmak şeklinde yapılarak kalp ve cisimde tesir icra edip sahibini öldüren, hasta eden, eşleri birbirinden ayıran fitne bir güçtür.
(1) Allah (Azze ve Celle) şöyle buyuruyor:
“Biz bir fitneyiz! Sakın küfre girmeyin, demedikçe hiç kimseye sihirden bir şey öğretmiyorlardı! Fakat bunlar, onlardan erkekle karısının arasını açacak şeyler öğretiyorlardı!..”
Bakara Suresi 102
a) Ebu Hanife, Malik ve Ahmed, sihir yapanı tekfir etmiş ve öldürülmesine fetva vermişlerdir.
b) Şafii ise sihri iki kısma ayırmıştır:
Birinci Kısım: Sihirbazın sihri, ilk Babil ehli sihirbazların yaptığı gibi yedi gezegen yıldıza ibadet amacıyla ve bu itikatla yapıyorsa bu tür küfürdür sahibinin de öldürülmesi gerekir.
İkinci Kısım: Sihirbazın sihri, muayyen ilaçlardan oluşuyorsa, sihri mubah sayana kadar bu tür sihir küfün değildir. Ancak onu mubah sayarsa o zaman küfür sayılır.
Âlimler sihirbazı tekfir ederken: “Cibt ve tağuta iman ediyorlar...” Nisa Suresi 51 ve “Süleyman sihir yaparak küfre girmemişti. Fakat şeytanlar sihir yaparak küfre girdiler! İnsanlara sihir ve Babil de Harut ve Marut adlı meleklere indirileni öğretiyorlardı!..” Bakara Suresi 102. ayetlerine dayanmaktadırlar.
Ömer (Radiyallahu Anh) bu ayeti tefsir ederken:
“Ayetteki Cibt sihirdir, tağut isi şeytan demektir, demiştir.”
Bucâle bin Abduh şöyle dedi:
Ömer (Radiyallahu Anh), valilerine:
“Erkek ve kadın sihirbazları öldürün!’ diye mektup yazmıştı.”
Ahmed bin Hanbel Müsned 1/190, 191
Kehanet: Gelecekte olacak şeyleri bilme ve haber verme iddiasıdır.
Kahinlik: Kulak hırsızı cinlerden aldığı bazı doğru haberlere yüzlerce yalan haberi ekleyerek, gelecekte olacak şeyleri bildiğini iddia etmek ve gaybi haberler vermektir.
Müneccimlik yapmak yani yıldızlara bakarak insanların gelecekte başlarına gelecek şeyleri haber vermek, kuş vb. hayvanlarla kader tutmak yere veya kâğıt üzerine çizgiler çizerek aralarına bazı yazılar yazarak kişinin başına gelecek şeyleri okumaya çalışmaktır ve fal bakmak. İslam bu fiillerin hepsini yasaklamıştır, bunlarla uğraşmayı haram etmiştir.
Kulak hırsızı cinler, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in Nebi olmadan önce kulak hırsızlığını çokça yapıyorlardı. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Rasul olarak gönderildikten sonra bu durum değişmiştir. Kuşkusuz ki, kulak hırsızlarını yakan şule ateşlerle Allah semayı korumaktadır.
(2) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Biz semaya dokunduk, onu kuvvetli bekçilerle ve alevli ateşlerle doldurulmuş olarak bulduk. Biz semanın dinleme yerlerine oturur (gayb haberlerini dinlemeye çalışırdık) Artık her kim şimdi (bir şey) dinlemek istese, kendisini gözetleyen bir alevli ateş bulur!”
Cin Suresi 8, 9
(3) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Biz semayı itaatin dışına çıkan her türlü şeytandan koruduk. O şeytanlar, Melei’l-A’layı (yüce melekler topluluğunu) dinleyemez; her yandan kendilerine alevler atılır. Kovulup atılırlar ve onlar için sürekli bir azap vardır. Ancak (meleklerin konuşmalarından) bir söz kapan olursa, onu da delip geçici bir alev takip eder.”
Saffat Suresi 7, 10
(4) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Allah gökyüzündeki meleklere bir işi yerine getirmelerini emrettiği zaman, şimşir bir kaya üzerine vurulan zincir sesini andıran Allah’ın bu emrinden dolayı melekler korkudan kanatlarını birbirine vururlar. Meleklerin gönüllerinden korku giderildiğinde:
−Rabb’iniz ne buyurdu? derler. Mukarreb melekler sorana:
−Allah hakkı buyurdu, Allah çok yüce ve çok büyüktür deler. Bu surette kulak hırsızı şeytanlar, Allah’ın o emrini ve takdirini işitirler. O sırada kulak hırsızı şeytanlar birbirinin üzerinde yerden göğe kadar dizilip yükselmiş dinlemektedirler.”
Ravi Süfyan bin Uyeyne: Kulak hırsızı şeytanların birbirinin üzerinde dizilişini vasfetti ve sağ avucunu çevirip elinin parmaklarının arasını açarak onların bazısını diğer bazısının üzerine dikti.
Şeytanlar bu halde iken, bazen meleklerin konuşmasını işiten en üstteki şeytana bir ateş parçası yetişir ve altındaki şeytana o haberi işittirmeden önce onu yakar. Bazen de atılan ateş ona erişmeyip alt tarafında kendine bitişik olan şeytana haberi atıp yetiştirir. O da haberi kendisinden aşağıdakine atar ve bu suretle haber yere kadar ulaştırılır. Nihayet o haber yere ulaşır ve sihirbazın yahut kâhinin azına atılır. Sihirbaz o haberle beraber yüz tane asılsız şey uydurarak yalan söyler. Gökten işitilen o kelime sebebiyle sihirbaz doğru söylemiş olur. Sihirbazdan bu haberi işitenler: Sihirbaz bize, falan gün, falan gün şunlar ve şunlar olacak diye haber vermemiş miydi? denilir. Sihirbazın haber verdiği şeyleri hak olarak bulduk derler.”
Buhari 4492, 4493, 4689
Arraf: Kâhin çeşitlerindendir, ona müneccim de denir. Hattabi şöyle dedi Arraf, çalınan veya kaybolan eşyaların yerini bildiğini iddia eden ve onları bulmaya çalışan kimsedir.
Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
(5) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Herkim bir kâhin ve arrâfa gider ve onun söylediği şeyleri tasdik ederse, Muhammed’e indirileni inkâr etmiştir.”
Hafsa (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Herkim arrafa gider ve ona bir şey sorarsa o kimsenin kırk gün namazı kabul olmaz!”
Müslim 2230/125
Efsunculuk: Cinlerin dokunduğu sanılan kimseye okuyup üflemek yahut bazı bitkilerden yapılma ilaçlarla tedavi etmektir.
Haram olan efsunculuk, sihir yapmak, sihri sihirle iptal etmeye çalışmak vb. şeylerdir.
(6) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu hususta şöyle buyurmuştur:
“Efsunculuk şeytanın amellerindendir!”
Ebu Davud 3868, Ahmed bin Hanbel Müsned 3/294, Begavi Mesabih 3527, Albânî Mişkat 4553
Fatiha, Ayete’l-Kürsi, İhlas, Felak, Nâs ve Kur’an’dan diğer bazı surelerle ayetlerin okunması ile Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den sahih olarak gelen duaların okunarak yapıldığı efsundur.
Taavvuzât dediğimiz rukyeler de bu kısma girer. Bu kısımla ilgili, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in sahih sünnetinden toplanan dua kitaplarına bakmakta yarar vardır.