Recm İle İlgili Konular

(1) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Allah’tan gayrı ilah olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasulü olduğuna şahadet getiren bir Müslüman adamın kanını dökmek üç hususun dışında helal değildir!

1) Evlendikten sonra zina eden adam. Bu kişi recm olunur. (Yani taşlanarak öldürülür)

2) Allah’a ve Rasulüne harp etmek için (evinden) çıkan adam. Bu kişi de öldürülür veya asılır yahut başka yerlere sürgün edilir.

3) Bir cana kıyan adam. Bu sebeple öldürülür.”

Ebu Davud 4353

(2) Ebu Kılabe Abdullah (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

“Ömer bin Abdülaziz (Rahmetullahi Aleyh) bir gün sedirini dışarı çıkartıp insanlara görüşmek için izin verdi. İnsanlar yanına girince onlara:

−Bu kasâme hakkında ne diyorsunuz? dedi. İnsanlar da:

−Kasâme ile kısas gerekli bir haktır. Kasâme ile halifeler kısas yaptılar diyoruz, dediler. Ebu Kılabe (Rahmetullahi Aleyh) dedi ki:

−Ömer bin Abdülaziz (Rahmetullahi Aleyh), bana:

−Ya Eba Kılabe! Sen ne diyorsun? dedi ve beni insanların önüne dikti. Ben de:

−Ey Mü’minlerin emiri! Ordu komutanları ve Arap’ın en şereflileri huzurundadır. Şam’da bulunan evli bir erkek aleyhine, onlardan elli kişi onu görmedikleri halde onun zina ettiğine şahidlik etselerdi, sen o adamı onların bu şahidliği ile recm eder miydin, görüşün nedir? dedim. Ömer bin Abdülaziz (Rahmetullahi Aleyh):

−Hayır, recm etmezdim! dedi. Ben de:

−Hımıs’ta bulunan bir erkek aleyhine onu gözleriyle görmedikleri halde onlardan elli kişi o adam hırsızlık yapmıştır diye şahidlik etmiş olsalardı, sen onun elini keser miydin, görüşün nedir? dedim. Ömer bin Abdülaziz (Rahmetullahi Aleyh):

−Hayır, kesmezdim! dedi. Ben de:

−Allah’a yemin ederim ki, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şu üç hususun dışında kimseyi öldürmedi!

1) Nefsinde öldürme arzusu olarak bir kimseyi öldüren kişi, bu öldürmesi sebebiyle öldürülür.

2) Evlendikten sonra zina eden kişi.

3) İslam dininden irtidat ederek Allah’a ve Rasulüne harp açan kişidir, dedim.

Orada bulunan topluluk:

−Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) sana Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in hırsızlarda veya hırsızlıkta el kestiğini, gözleri oyduğunu ve onları güneşe attığını rivayet etmedi mi? dediler. Ben de onlara:

Enes bin Malik (Radiyallahu Anh)’ın hadisini ben size rivayet edeyim. Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) bana şöyle rivayet etti:

−Ukl veya Ureyne kabilesinden sekiz kişi Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e geldiler ve onunla İslam üzere beyatlaştılar. Müteakiben Medine’nin havası onlara ağır geldi mideleriyle vücutları hastalandı. Bu durumu Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e şikayet ettiler. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Bizim çobanlarımızla beraber develerin yanına çıksanız, onların sütlerinden ve bevllerinden/sidiklerinden içseniz.”

Onlar tamam deyip develerin yanlarına gittiler. Onların sütlerinden ve bevllerinden/sidiklerinden içip sıhhat buldular. Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in çobanını öldürüp develeri oradan uzaklaştırarak alıp gittiler. Günün ilk vaktinde bu haber Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e ulaştı. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) arkalarından onların izleri üzere bir seriyye gönderdi. Gündüz yükselince onlar yakalanıp getirildiler. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) emretti de elleri ve ayakları çaprazlama kesildi ve gözlerini de oydurttu. Sonra Harre’de onları güneşe attırdı. Onlar su istiyordu kendilerine su verilmiyordu ve nihayet bu şekilde öldüler. Dedim ki:

−Bunların işlediği suçtan daha kötü hangi suç vardır!? Bunlar İslam’dan irtidat etmişler, insanları öldürmüşler ve hırsızlık yapmışlardır! Anbese bin Saîd (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

−Vallahi, ben bu gün senden işittiğim şeyleri daha önce hiç işitmemiştim! Ben de:

−Ey Anbese bin Saîd! Benim hadisimi, aleyhime olarak inkâr mı ediyorsun? dedim. Anbese bin Saîd (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

−Hayır, aksine sen hadisi layığı veçhile rivayet ettin. Vallahi bu şeyh bu ordunun arasında yaşadığı müddetçe ordu hayır içerisinde olmaya devam edecektir, dedi. Ben de:

−İşte bu, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tarafından uygulanan bir sünnet olmuştur. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanına Ensar’dan bir topluluk girdi. Onun yanında konuştular, sonra onlardan biri Hayber’e doğru yola çıktı. O adam önlerinden gitti ve orada öldürüldü. Ötekiler de onun ardından Hayber’e çıktılar. Baktılar ki, arkadaşları kan içinde debeleniyor. Hemen Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanına döndüler ve:

−Ya Rasulallah! Arkadaşımız bizimle beraber senin yanında konuşuyordu, bizim önümüzde yola çıktı, biz onu kan içinde bulanır bulduk, dediler. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onların yanlarına çıkıp şöyle buyurdu:

−“Onu kimin öldürdüğünü zannediyor veya görüyorsunuz?”

Onlar:

−Biz onu Yahudilerin öldürdü görüşündeyiz! dediler. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de Yahudilere haber gönderip çağırttı ve şöyle buyurdu:

−“Bu adamı sizler mi öldürdünüz?”

Yahudiler:

−Hayır, bizler öldürmedik! dediler. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Siz Yahudilerden elli kişinin arkadaşınızı öldürmediklerine dair yemin etmesine razı olur musunuz?”

Onlar:

−Yahudiler, bizim hepimizi öldürmeye önem vermezler sonra da bizi öldürmediklerine dair yemin ederler dediler. Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Sizden elli kişinin yemin etmesiyle onun diyetine hak kazanmak ister misiniz?”

Sahabeler:

−Bizler bu yemini yapmayız! dediler. Müteakiben Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) o kimsenin diyetini kendi malından verdi. Ebu Kılabe (Rahmetullahi Aleyh) dedi ki:

−Huzeyl kabilesi cahiliyet zamanında yeminli dostlarından birinden dostluğu bozup ayrılmış:

−Sen bizden değilsin! demişlerdi. Huzeyl’den ayrılan kişi Yemen’den bir ev halkına Mekke’de Betha denilen yerde geceleyin hırsızlık için daldı. Ev halkından biri o hırsızın gelmesiyle uyandı ve ona bir kılıç salladı ve onu öldürdü. Akabinde Huzeyl kabilesi geldi. O, Yemenli adamı yakaladılar ve hac mevsiminde Ömer (Radiyallahu Anh)’ın yanına getirdiler de:

−Bu adam bizim arkadaşımızı öldürdü! dediler. Katil de:

−O hırsızlık yapmıştır ve bunlar da ondan ayrılmış durumdadır, dedi. Ömer (Radiyallahu Anh)’da:

−Huzeyl kabilesinden elli kişi bu o adamdan ayrılmadığına yemin etmesi gerek, dedi. Bunun üzerine Huzeyl’den kırk dokuz kişi, ondan ayrılmadığına yalan olarak yemin etti! Bu sırada onlardan olan bir adam Şam’dan geldi. Hemen ondan da kendileri gibi yemin etmesini istediler. Şam’dan gelen adam, yemin etmeye bedel onlara bin dirhem fidye verdi ve kendini bu yalan yeminden kurtardı! Bu sefer onun yerine başka bir adam soktular. Ömer (Radiyallahu Anh) katili maktulün kardeşine teslim etti. Onun eli ötekinin eliyle birleştirilerek bağlandı. Bunlar şöyle dediler:

−Biz elli kişi, yani öldürülen adamdan ayrılmadığımıza yemin eden bizler yürüdük. Nihayet Mekke’den bir gece uzaklıktaki Nahle mevkiine vardıklarında kendilerini bir yağmur yakaladı. Hemen bir mağaraya girdiler. Mağara yemin eden elli kişinin üzerine çöktü, hepsi orada öldüler. Elleri birbirine bağlanan iki kişi yani, maktulün kardeşi ile Şam’dan gelen adamın yerine koydukları kişi kaçıp kurtuldular. Onları da bir büyük taş takip etti ve öldürülenin kardeşinin ayağına çarpıp kırdı. O, bir sene daha yaşadı sonra öldü. Ebu Kılabe dedi ki:

−Abdulmelik bin Mervan, bir adama kasâme yemini ile kısas yapmıştır. Ancak daha sonra pişman olmuş ve emir verip o elli kişinin isimlerini divan defterinden sildirtti ve onları Şam’dan başka yere sürgün etti.

Buhari 6765, 6769, Müslim 1671/9

(3) Süleyman bin Bureyde babası Bureyde’den şunları tahdis etti:

Gamidîli bir kadın gelip:

−Ya Rasulallah! Ben zina yaptım! beni temizle, dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu geri çevirdi. Ertesi gün olunca:

−Ya Rasulallah! Beni neden geri çeviriyorsun? Her halde sen Maiz’i geri çevirdiğin gibi beni de geri çevireceksin. Vallahi ben kesin hamileyim! dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Eğer değilse çocuğu doğurana kadar git!”

Kadın doğurunca, çocuğu bir bezin içerisinde Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e getirdi ve:

−İşte çocuğu doğurdum, dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Git onu sütten kesene kadar onu emzir!”

Kadın çocuğu sütten kestiğinde elinde bir ekmek parçası olduğu halde onu Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e getirdi ve:

−Ey Allah’ın Nebisi! İşte bu çocuğu sütten kestim, o ekmek yer oldu, dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) çocuğu Müslümanlardan bir adama verdi. Sonra kadının recm edilmesini emretti de kadın için göğsüne kadar bir çukur kazıldı. İnsanlara emretti de onlar da kadını recm ettiler.

Müslim 1695/23

(4) Cabir bin Semure (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Ben, Maiz bin Malik’in Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanına getirildiğinde gördüm. O sert yapılı kısa boylu bir adamdı ve üzerinde ridası da yoktu. Kendi nefsi aleyhine zina yaptığına dört kere şahidlik yaptı. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de ona şöyle buyurdu:

−“Her halde sen şunları, şunları yapmışındır?”

Maiz bin Malik:

−Hayır, vallahi aşağılık olmada sonuncu olan zina etmiştir, dedi. Cabir (Radiyallahu Anh) dedi ki:

−Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu recm etti. Sonra ayağa kalkıp bir hutbe irat ederek şöyle buyurdu:

−“Dikkat ediniz! Bizler her ne zaman, Allah’ın Yolunda gaziler olarak seferber olsak, onlardan tekenin çiftleşme esnasında çıkardığı gibi ses çıkaran biri geri kalıyor bizim ailelerimizin arasında barınıyor! Bu kimse şehvetine bedel kadınlara az bir şey hediye ediyor onları aldatıyor! Ama Allah’a yemin ediyorum ki, Allah onlardan biri üzerine bana imkân verirse ve bu çirkin fiili yapmış olarak bana getirilirse şüphesiz ki, ona âlemlere ibret olacak ağır bir ceza vereceğim!”

Müslim 1692/17, 18

(5) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

“Ömer bin el-Hattab (Radiyallahu Anh) bir hutbe okudu ve şöyle dedi:

−Allah, Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i hak ile gönderdi ve ona Kitabı indirdi. Recm ayeti ona indirilen ayetlerden idi. Recm ayetini okuduk onu iyice anladık. Bundan sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisi recm etti. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den sora biz de recm ettik. Şüphesiz ki, ben insanlar üzerine zamanın uzaması ile bir söyleyenin:

−Allah’ın Kitabında recm ayetini bulamıyoruz demesinden ve insanların Allah’ın indirdiği bir farzı terk ederek sapıtmasından korktum. Recm uygulaması, erkek ve kadından evli oldukları halde zina eden kimseler üzerine beyyine veya hamilelik yahut itiraf olduğu vakit kesin bir haktır. Allah’a yemin olsun ki, Ömer Allah’ın Kitabına ziyade yaptı demeyecek olsalardı elbette recm ayetini yazardım.”

Ebu Davud 4418

(6) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

“Ömer bin el-Hattab (Radiyallahu Anh)’ı işittim, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in minberi üzerine oturmuş olduğu halde şöyle diyordu:

−Şüphesiz ki, Allah, Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i hak ile gönderdi ve ona Kitabı indirdi. Recm ayeti de ona indirilen ayetlerden idi. Recm ayetini okuduk, onu iyice anladık ve aklımız onu idrak etti. Bundan sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisi recm etti. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den sonra biz de recm ettik. Şüphesiz ki, ben insanlar üzerine zamanın uzaması ile bir söyleyenin:

−Allah’ın Kitabında recm ayetini bulamıyoruz demesinden ve insanların Allah’ın indirdiği bir farzı terk ederek sapıtmasından korktum. Recm uygulaması, erkek ve kadından evli oldukları halde zina eden kimseler üzerine beyyine veya hamilelik yahut itiraf olduğu vakit kesin bir haktır.”

Müslim 1691/15, Buhari 6830, Ebu Davud 4418

(7) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mescidde iken Eslem kabilesinden bir adam geldi ve nida ederek:

−Ya Rasulallah! Kendini kast edip aşağılık olmada sonuncu olan ben, zina ettim, dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ondan yüz çevirdi. Bu sefer adam, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yüzünü çevirdiği tarafa geçti ve:

−Ya Rasulallah! Aşağılık olmada sonuncu olan ben, zina ettim, dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ondan yine yüz çevirdi. Bu sefer adam, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yüzünü çevirdiği tarafa geçti ve Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e aynı sözleri söyledi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ondan yine yüz çevirdi. Adam yine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yüzünü çevirdiği tarafa geçti ve adam bu sözleri dört kere tekrarladı. Kendi aleyhine dört kere şahadeti tekrarlayınca, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) adamı çağırdı ve şöyle buyurdu:

−“Sende delilik var mı!?”

Adam:

−Hayır, dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Sen evli misin?”

Adam:

−Evet, dedi. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Bunu götürünüz ve recm ediniz!”

Ravilerden İbni Şihab dedi ki:

−Bana Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma)’dan işiten kişi haber verdi, Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

−Ben o adamı taşlayanların içindeydim. Bizler onu Medine’deki musallada taşladık. Taşlar ona isabet edince kaçtı. Biz de ona Herra’da yetiştik ve ölene kadar recm ettik.

Buhari 6668, 6669, Müslim 1691/16

(8) Eş-Şa’biy (Rahmetullahi Aleyh) dedi ki:

“Ali (Radiyallahu Anh) Cuma günü bir kadını recm ettiği anda, ben bunu Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in sünneti ile recm ettim, dedi.”

Buhari 6666

(9) Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Eslem kabilesinden bir adamı, Yahudilerden bir adamı ve onun zina ettiği kadını recm etti.”

Müslim 1701/28

(10) Ebu Hureyre ve Zeyd bin Halid (Radiyallahu Anhuma) şöyle dediler:

Bedevilerden bir adam hasmı ile Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e gelerek:

−Ya Rasulallah! Sana Allah’ın adıyla yemin verir ve benim için yalnız Allah’ın Kitabı ile hükmetmeni dilerim dedi. Diğer hasım bundan daha anlayışlı idi ve:

−Evet, ya Rasulallah! Aramızda Allah’ın Kitabı ile hükmet ve konuşmam için bana izin ver, dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Konuş!”

Anlayışlı adam:

−Benim oğlum bu bedevinin yanında ücretli bir işçi idi. Bu adamın karısıyla zina etmiş. Bana oğlum üzerine recm cezası olduğu söylendi. Ben de bu adama yüz koyun ve bir de cariye fidye verip, oğlumu bu cezadan kurtardım. Sonra ben bunu ilim sahibi olan kimselere sordum. Onlar da bana:

−Oğluma yüz değnek vurma ve bir sene de sürgün cezası olduğunu; bunun karısına da recm cezası lazım geldiğini haber verdiler, dedi. Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Nefsim elinde olan Allah’a yemin ederim ki, ben aranızda Allah’ın Kitabı ile hükmedeceğim. Cariye ve koyunlar sana iade olunur. Oğluna yüz değnek vurulur ve bir sene de sürgün edilir. Ya Üneys! Sen sabah bu adamın karısına git, eğer itiraf ederse onu recm et!”

Ravi dedi ki:

−Üneys kadına gitti. Kadın suçunu itiraf etti. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kadının recm edilmesini emretti, kadın da recm edildi.

Buhari 2545, 2546, Müslim 1697/25, Begavi 2579

(11) Zeyd bin Halid el-Cuheni (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Ben, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i işittim, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bekâr halde zina eden kimse hakkında yüz değnek ve bir yılda sürgün cezasını emrediyordu. İbni Şihab dedi ki:

−Bana, Urve bin Zübeyr (Radiyallahu Anh), Ömer (Radiyallahu Anh)’da sürgün cezası uygulamış ve bu sünnet olarak devam ettiğini haber verdi.”

Buhari 6691

(12) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Yahudiler, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e zina etmiş bir erkek ve kadınla geldiler de ona kendilerinden bir erkek ve kadının zina ettiğini naklettiler. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onlara şöyle buyurdu:

−“Siz kendinizden zina edenlere nasıl ceza yaparsınız? Tevrat’ta recmin hükmü hakkında ne buluyorsunuz?”

Yahudiler:

−Onların yüzlerini kömürle karartır, onları hayvanın üzerine yükler, yüzleri birbirinin aksine gelecek şekilde oturtur ve bu şekilde dolaştırıp teşhir ederiz ve onlar değnekle de dövülürler, biz Tevrat’ta recmden bir şey bulamıyoruz, dediler. Abdullah bin Selam (Radiyallahu Anh) onlara:

−Yalan söylediniz! Bilakis Tevrat’ta recm hükmü vardır, dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:

−“Eğer doğru söyleyicilerseniz, Tevrat’ı getirin ve onu okuyun!”

Bunun üzerine Tevrat’ı getirdiler ve Kitabı açtılar. Onlardan hoşnut oldukları Tevrat’ı okutan âlim biri elini recm ayetinin üzerine koydu. Recm ayetinden önceki ve sonra ki ayetleri okudu. Abdullah bin Selam (Radiyallahu Anh) ona:

−Elini kaldır! dedi. O da elini kaldırınca recm ayeti parlayıp görüldü. Abdullah bin Selam (Radiyallahu Anh):

−Bu nedir? dedi. Recm ayetini görünce Yahudiler:

−Ya Muhammed! Abdullah bin Selam doğru söylemiştir. Tevrat’ta recm ayeti vardır ancak bizler onu aramızda gizliyorduk, dediler. Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zina eden erkek ve kadının recm edilmelerini emretti de onlar da mescidin yanında cenazelerin konduğu yere yakın bir mekânda recm olundular. Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) dedi ki:

−Ben Yahudi erkeğini kadını taşlardan korumak için onun üzerine iyice eğildiğini gördüm.

Buhari 3402, 3403, Müslim 1699/26

(13) Bera bin Azib (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Bir gün Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanından yüzü karartılmış ve dövülmüş bir Yahudi geçirildi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onları çağırdı ve şöyle buyurdu:

−“Zina haddini kitabınızda böyle yapılır diye mi buluyorsunuz?”

Onlar:

−Evet, dediler. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onların âlimlerinden bir adamı çağırdı ve şöyle buyurdu:

−“Musa’ya Tevrat’ı indiren Allah için yemin veriyorum, Kitabınızda zina edenin haddini böyle mi buluyorsunuz?”

Yahudi âlim:

−Hayır, böyle yemin vermeseydin bunu ben sana haber vermezdim. Biz onun haddini recm olarak buluyoruz. Fakat eşrafımız arasında zina çoğaldı. Biz de eşraftan birini zina ederken yakaladığımızda onu bırakıyor, zayıf bir kişiyi zina ederken yakaladığımızda ona had uyguluyorduk. Gelin eşraftan olanlara da zayıf olanlara da tatbik edeceğimiz bir had üzerinde icma edelim dedik, kömürle yüzü karartmayı ve değnekle dövmeyi recm cezası yerine zina haddi yaptık. Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Ey Allah’ım! Ben recm emrini diriltenlerin ilkiyim. Kuşkusuz ki, onlar bu emri öldürmüşlerdi!”

Akabinde onun recm edilmesini emretti de o adam recm olundu. Allah-u Teâlâ da Maide Suresi 41. ayetini indirdi:

“Ey Rasul! Ağızlarıyla ‘iman ettik’ dedikleri halde kalpleri iman etmemiş olanlardan küfürde yarışanlar seni üzmesin! Yahudiler arasında yalana kulak veren ve sana gelmemiş bir kavme kulak verenler vardır. Onlar kelimeleri yerinden kaydırırlar da:

Eğer size bu verilirse alın, bu verilmezse sakının, derler. Allah birinin fitnesini dilerse, artık sen onun için Allah’a karşı hiçbir şey yapamazsın. Onlar öyle kimseler ki Allah onların kalplerini temizlemek istememiştir. Onlar için dünyada hor ve hakirlik var ve onlar için ahirette de büyük bir azap vardır.”

Yahudiler:

−Muhammed’e gidiniz, eğer size zina edenin yüzünü karartma ve değnekle dövme cezasını emrederse onu alınız; şayet recm cezası hükmünü emrederse sakın almayınız! dediler. Allah-u Teâlâ da Maide Suresi 44, 45 ve 47. ayetlerini indirdi! İşte bu ayetlerin hepsi de kâfirler hakkındadır:

...وَمَنْ لَّمْ يَحْكُمْ بِمَا أَنْزَلَ اللهُ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الْكَافِرُونَ

Kim, Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse, işte onlar kâfirlerin tâ kendileridir!”

Maide Suresi 44

...وَمَنْ لَّمْ يَحْكُمْ بِمَا أنْزَلَ اللهُ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ

Kim, Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse, işte onlar zalimlerin tâ kendileridir!”

Maide Suresi 45

...وَمَنْ لَّمْ يَحْكُمْ بِمَا أَنْزَلَ اللهُ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ

Kim, Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse, işte onlar fasıkların tâ kendileridir!”

Müslim 1700/28

(14) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Lut kavminin amelini yapan kimse hakkında şöyle buyurdu:

“Üstü de altı da recm edin, taşlayarak öldürün!”

İbni Mace 2562

(15) İmran bin Husayn (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Cüheyne kabilesinde bir kadın zina etmekten hamile olduğu halde Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e geldi ve:

−Ey Allah’ın Nebisi! Hadde isabet ettim, onu bana tatbik et, dedi. Bunun üzerine Allah’ın Nebisi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kadının velisi çağırdı ve şöyle buyurdu:

−“Buna iyi davran, doğurduğunda onu bana getir!”

Kadının velisi söyleneni yaptı. Allah’ın Nebisi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) emretti, kadının elbiseleri üzerine bağlandı sonra emretti de kadın recm olundu. Sonra onun üzerine cenaze namazı kıldırdı. Ömer (Radiyallahu Anh) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e:

−Ey Allah’ın Nebisi! O kadın zina ettiği halda sen onun üzerine cenaze namazı kılar mısın? dedi. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:

−“Vallahi o kadın öyle bir tevbe etti ki, Medine ahalisinden yetmiş kişi arasında taksim edilse idi elbette onlara fazla olurdu! Ya Ömer! Sen canı ile Allah’a cömertlik edenin tevbesinden daha faziletlisini buldun mu!?”

Müslim 1696/24, 1705/34

(16) Vail bin Hucr el-Kindi (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in zamanında mescidde namaz kılmak isteyerek evinden çıkan bir kadını, bir adam çevirdi ve onun üzerine çullanarak ondan hacetini giderdi. (Yani tecavüz etti!) Kadın bağırınca adam gitti. Kadına başka bir kişi uğradığında kadın:

−O adam bana şöyle şöyle yaptı, dedi. Kendisine muhacirlerden başka bir topluluk uğradığında da yine:

−O adam bana şöyle şöyle yaptı, dedi. Muhacirler gittiler ve kadının kendisine kötü iş yaptığını sandığı adamı yakaladılar ve onu kadına getirdiler. Kadın da:

−İşte o, budur dedi. Adamı Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e getirdiler. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) adamın recm olmasını emrettiğinde, kadına çirkin fiil yapan kimse ayağa kalktı ve:

−Ya Rasulallah! ben onun sahibiyim, dedi. Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kadına:

−“Hadi sen git, kuşkusuz ki, Allah seni bağışlamıştır.”

Suçsuz şahsa da güzel söz söyledi. Kadına çirkin fiili yapan adama da:

−“Onu recm edin! Bu adam öyle bir tevbe etti ki, Medine ahalisi o tevbeyi yapsaydı elbette onlardan tevbeleri kabul olunurdu.”

Tirmizi 1454, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil

(17) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

“Ömer (Radiyallahu Anh)’a zina etmiş bir deli kadın getirildi. Ömer (Radiyallahu Anh) o deli kadın hakkında insanlarla meşverette bulundu, sonra kadının recm edilmesini emretti. Kadın, Ali bin Ebi Talib (Radiyallahu Anh)’a uğratıldı. Ali bin Ebi Talib (Radiyallahu Anh):

−Bu kadının durumu nedir? dedi. Falan oğullarının delisidir, zina etmiş de Ömer (Radiyallahu Anh) onun recm edilmesini emretti, dediler. Ravi dedi ki:

Ali bin Ebi Talib (Radiyallahu Anh):

−Onu geri çevirin! dedi. Sonra kendisi de geldi ve:

−Ya Emire’l-Mü’minin! Üç kişiden kalemin kaldırıldığını bilmiyor musun? Onlar:

−Deli, iyileşinceye kadar; uyuyan, uyanıncaya kadar; çocuk da, akıl baliğ oluncaya kadar, dedi. Ömer (Radiyallahu Anh):

−Evet, biliyorum, dedi. Ali bin Ebi Talib (Radiyallahu Anh):

−Öyleyse bu kadın neden recm olunuyor? dedi. Ömer (Radiyallahu Anh):

−Hiçbir şey, dedi. Ali bin Ebi Talib (Radiyallahu Anh):

−Bu kadını gönder gitsin, dedi. Ravi dedi ki:

Ömer (Radiyallahu Anh) kadını gönderdi ve Allah-u Ekber diye tekbir getirmeye başladı.”

Ebu Davud 4399, İbni Huzeyme 1003, 3048, İbni Hibban 143, İbni Hibban Mevarid 1497, Darekutni 3/139, Hakim 1/258, 2/59, Beyhaki 88/264, 265, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 2/5