Not: Korku adından belli olduğu gibi eminlik ve güven içinde olmanın zıddı bir haldir. Korku namazının keyfiyeti ise gelecek hadislerde açıklanacağı üzere düşmanın azlık ve çokluk durumuna göre değişebileceği gibi onun kuvvet veya zayıflığına göre de değişebilir.
Korku namazının teşri edilmesinde Hac Suresi 78. ayette geçen, “Allah size dinde hiçbir güçlük yapmadı.” ayetinin anlamı gereği bu ümmete kolaylık istenmesi ve namazların vakti içinde kılınarak muhafazası istenmiş olmasıdır.
Korku namazı Kitap ve Sahih Sünnette sabit bir ibadettir. Allah-u Teâlâ Nisa Suresi 101 ve 102. ayetlerde şöyle buyurmuştur:
“Sen de içlerinde bulunup onlara kamet getirip namazı başlattığın zaman, onlardan bir bölük seninle beraber namaza dursun ve silahlarını da yanlarına alsınlar. (Namazda onlar) secdeye vardıklarında arkanıza geçsinler; bu kez namaz kılmayan diğer bölük gelsin, seninle beraber namaz kılsınlar, korunma (tedbir)lerini ve silahlarını da alsınlar…”
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), birçok savaşta değişik şekillerde korku namazı kıldırmıştır. Batn-ı Nahle, Usfan, Zî Kared ve Zatu’r-Rıka gibi savaşlar o savaşlardan birkaç tanesidir. Savaşın kızıştığı anlarda, Mücahidlere cemaat halinde namazlarını kılmaları mümkün değilse münferiden her fert kendi yerinde olduğu gibi namazını kılabilir. İster kıbleye yönünü dönebilsin ister dönemesin fark etmez. Ruku ve secde etme imkanları olmadığı anlarda da ruku ve secdelerini ima ile yapmaları kendileri için meşrudur.
Şeyh Safiyyurrahman Mubarekfurî (Rahmetullahi Aleyh) bu konuyla ilgili olarak şöyle demektedir:
“Savaş kızışıp iki ordu, tüfekle, topla, tankla, birbirine girdiği ve uçaklarla bombardıman saldırısı başladığı anlarda askerlerin cemaat olarak veya fert olarak, oturarak veya ayakta yapabildiklerinin dışında korku namazının her hangi bir şekli yoktur.”
Bulugu’l-Meram Ta’lik İthafu’l-Kiram 133
(1) Ebu Ayyaş Zurakî (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile Usfan’da beraber idik. Halid bin Velid müşriklerin başında bulunuyordu. Biz öğle namazını kıldık.
Müşrikler:
−Gerçekten aldatıldık, gerçekten gaflete düştük! Müslümanlar namazdayken keşke onlara hucum etseydik, dediler. Bunun üzerine öğle ile ikindi arasında savaşta namazları kasr etme ayeti indi. İkindi vakti gelince Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kalktı kıbleye yöneldi, müşrikler tam önünde idiler. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in arkasında bir saf oluştu, ondan sonra başka bir saf daha oluştu.
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) rükû etti, arkasındaki safların hepsi de rükû ettiler. Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) secde etti hemen arkasında oluşan saf da secde etti, bunların arkasında oluşan saf ise secde etmedi ayakta durup önceki safa bekçilik ettiler. Önceki saf iki secdeyi tamamlayınca ayağa kalktılar. Sonra onların arkasında oluşan saf secde ettiler onlar da secdeleri tamamlayınca ayağa kalktılar.
Sonra önceki saf arkadaki safın yerine arkadaki saf da önceki safın yerine geçtiler. Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) rükû etti, arkasındaki safların hepsi de rükû ettiler. Sonra secde etti ve hemen arkasındaki saf da secde etti. Bunların arkasında oluşan arkasındaki saf ise secde etmedi ayakta durup önlerindeki safa bekçilik ettiler.
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ve arkasındaki saf secdeden kalkınca bunları bekleyenler secde ettiler. Sonra hepsi birlikte teşehhüt için oturdular. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hepsine birlikte selam verdirdi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) korku namazını Usfan’da ve Beni Suleym günü iki kez işte bu şekilde kıldırmıştır.”
Ebu Davud 1236, Nesei 1548, Tayalisi 1347, Darekutni 2/59, Hâkim 1/337, Beyhaki 3/254, Begavi 3/289, İbnu’l-Carud 233, İbni Hibban 2875, İbni Ebi Şeybe 2/351, Ahmed bin Hanbel Müsned 4/59
Not: Bu korku namazı Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in kıldığı ilk korku namazıdır. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hicri 6. senede umre yapmak için Mekke’ye gelmek istediğinde müşrikler bunu öğrendiler ve Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile savaşmak için Halid bin Velid komutasında iki yüz atlı gönderdiler.
Müşrikler, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile Mekke’nin kuzeyinde oraya 80 Km. uzaklıkta Usfan denen yerde karşılaştılar. Orada öğle vakti girdiğinde Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ashabına öğle namazını kıldırdı. Müşrikler, Müslümanlara namazda iken saldırma fırsatını kaçırdıklarına pişman olarak fırsat kollayıp ikindi namazının vaktini beklemeye başladılar. Bunun üzerine vahiy geldi ve korku namazı meşru kılındı. Bu olay da Hudeybiye’de yapılan sulh anlaşmasıyla savaşsız olarak tamamlandı. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in Usfan’da kıldığı korku namazı şu şekilde olmuştu:
Düşman ordusu, Müslümanların kıble cihetinde olması sebebiyle Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), insanları iki saf olarak dizdi. Birinci saf Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in hemen arkasında, ikinci saf ise birinci safın arkasında durdular. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onların hepsiyle birlikte namaza başladı. Birinci rekatın kıraatinden sonra hepsi Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte rüku ettiler. Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ve arkasındaki birinci saf secde ettiler, ikinci saf secde etmeden ayakta olduğu gibi kaldı ve birinci safı düşmana karşı korudu.
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ve birinci saf ikinci rekat için ayağa kalktığında ikinci saf secde etti. İkinci saf secdeyi tamamladıktan sonra ayağa kalktı. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ikinci rekatın kıraatini tamamladı ve rüku etti, arkasındaki saflar da topluca onunla beraber rüku ettiler. Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) secde etti bu kez ikinci saf Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber secde etti, birinci saf secde etmedi onları korudu. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ve onunla beraber secde edenler teşehhüt için oturduğunda, secde etmeyen saf secde etti. Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ve her iki saf birlikte selam verdiler.
(2) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) kendisine korku namazı sorulduğu zaman şöyle derdi:
“İmam öne geçer, insanlardan bir taife de onun arkasında saf durur. İmam onlara bir rekât namaz kıldırır. Onlardan bir taife de namaz kılanlarla düşman arasında bulunur, namaz kılmayıp onları korurlar. İmamla beraber olanlar bir rekât kıldıkları vakit selam vermezler ve namaz kılmayanların yerine çekilirler. Namaz kılmayanlar, kılanların yerine geçer ve imamın arkasında imamla birlikte bir rekât namaz kılarlar.
Sonra imam iki rekât kılmış olarak selam verip namazdan çıkar. İmam namazdan çıktıktan sonra o iki taifeden her biri kendileri için birer rekât daha namaz kılarlar. Böylece iki gruptan her biri iki rekât namaz kılmış olur. Korku bundan daha çok olursa, ister yaya olup ayakların üzerinde durarak, ister binili olarak, ister kıbleye yönelebilmiş, ister ona yönelememiş olarak kılar.”
Malik 1/184/4, Buhari 4230, Müslim 839/306, İbni Mace 1258, İbni Ebi Şeybe 1/350, İbni Huzeyme 980, İbni Hibban 2887, Begavi 1093, Ahmed bin Hanbel Müsned 2/132, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 588
Not: Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma)’nın tarif ettiği bu namaz, bizzat Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile kıldığı korku namazının kendi ifadesiyle izah şeklidir. Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) bu namazı Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber Necd tarafına yaptıkları savaşta eda etmiştir.
Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma)’nın açıklamasından bu namazda düşmanın kıble tarafında olmadığı anlaşılmaktadır. Düşman kıble tarafında olmadığı zaman, komutan veya insanlara namaz kıldırması için tayin ettiği kimse askeri iki gruba ayırır. İki gruptan birincisi düşman tarafında durup nöbet bekler. İkinci grup imamın arkasında saf tutar. İmam bunlara bir rekat namaz kıldırır. Bunlar ikinci rekata kalktığında namazlarını bozmadan birinci grubun yerine gider nöbet bekler. Birinci grup imamın arkasına gelir saf yapıp imama uyarlar. İmam bunlara da bir rekat namaz kıldırır. Sonra imam tek olarak teşehhüt eder ve namazdan selam vererek çıkar. Sonra birinci grup namazlarını bozmadan tekrar nöbet yerine döner, ikinci grup ise namazlarını tamamlamak için ilk rekatı kıldıkları yere gelirler ve her fert kendi başına bir rekat daha namaz kılarak namazlarını tamamlarlar. Sonra bunlar diğerlerinin nöbet yerine gider, onlar da bunların namaz kıldığı yere gelerek kalan bir rekatı her fert kendi başına kılarak tamamlar. İki gruptan her grup, imamla beraber bir rekat ve tek olarak da bir rekat daha kılarak iki rekat namaz kılmış olur.
(3) Sehl bin Ebi Hasme (Radiyallahu Anh) şöyle demiştir:
“Korku namazında imam yönü kıbleye çevrili olarak namaza durur. İnsanlardan bir grup imamla beraber namaza durur. Bir grup da düşman tarafında olup yüzleri düşmana doğru dururlar. İmam beraberindekilerle bir rekât namaz kılar.
Sonra bunlar ayağa kalkar, kendi başlarına bir rekât kılar ve oldukları yerde iki secde yaparlar. Sonra bunlar düşman tarafında bulunan kimselerin yerine gider, düşman tarafında bulunanlar da imamın yanına gelirler. İmam onlara da bir rekât namaz kıldırır. Böylece imamın iki rekât namazı olmuştur. Sonra bu yeni gelenler kendileri rükû ve iki kere secde ederler.”
Sehl bin Ebi Hasme (Radiyallahu Anh), bu hadisin benzerini Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e isnad ederek rivayet etti.
Buhari 3862, Müslim 841/309, Ebu Davud 1239, Nesei 1535, 1552, Tirmizi 563, Darimi 1/357, Malik 1/183, İbni Ebi Şeybe 2/352, İbni Hibban 2886, İbni Huzeyme 1360
(4) Salih bin Havvat (Radiyallahu Anh), Zatu’r-Rıka günü Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanında hazır bulunup korku namazı kılan kimselerden şöyle nakletti:
“Bir taife Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber saf yaptı. Bir taife de düşman cihetinde saf yaptılar. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisiyle beraber olanlara bir rekât namaz kıldırdı. Sonra kendisi ayakta sabit durdu. Kendisi ile beraber namaz kılanlar bir rekât daha kılarak namazlarını tamamladılar. Sonra gidip düşmanın karşısında saf yaptılar.
Düşmanın karşısında önceden saf yapan diğer taife gelerek Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in arkasında saf yaptılar. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazından baki kalan ikinci rekâtı onlara kıldırdı. Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) teşehhüt için tahiyyâtta oturdu ve namazda kalıp oturmakta devam etti. Bunlar da bir rekât daha kılıp namazlarını tamamladılar. Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunlarla beraber selam verdi.”
Buhari 3861, Müslim 842/310, Ebu Davud 1238, Tirmizi 564, İbni Mace 1259
Not: Salih bin Havvat (Radiyallahu Anh)’ın “Zatu’r-Rıka günü Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanında hazır bulunup korku namazı kılan kimseler diye bahsettiği şahıs Sehl bin Ebi Hasme (Radiyallahu Anh)’dır ve naklettiği hadis de Zatu’r-Rıka günü Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in kıldırdığı namazın keyfiyetidir.
Bu savaşın Zatu’r-Rıka diye anılmasının sebebi, yürümekten sahabelerin ayakkabılarının delinmesi; delik ayakkabılarını deri ve bez parçalarıyla sarmalarından dolayıdır. Zatu’r-Rıka savaşı, Medine’nin kuzey doğusunda 100 Km. uzaklıkta Batn-ı Nahl denen yerde Gatafan kabilesine karşı olmuştur.
Bu savaşta düşman kıble tarafında olmadığı için, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) burada kıldığı korku namazını hadiste geldiği vecih üzere kılmıştır. Bu namazın şekli;
Komutan askerini iki grup yapar. Onlardan bir grup imamla beraber namaz kılar, diğer grup düşman tarafında durup Müslümanların saldırıya uğramasından onları korur.
İmam onlardan birinci gruba bir rekat namaz kıldırır. İmam ikinci rekata kalkar ve ayakta bekler. Arkasında namaz kılanlar ise bir rekat daha namaz kılarak namazlarını tamamlar ve selam vererek diğer namaz kılmayan grubun yerine nöbet beklemeye giderler. İkinci grup imamın arkasına gelip namaza durur. İmam bunlara da bir rekat namaz kıldırır. Bu imam için ikinci rekat ikinci grup için birinci rekattır. Sonra imam teşehhüt için oturur ve bekler. İkinci grup kalkar ikinci rekatı kılar. Sonra teşehhüt için oturur, teşehhüdü bitirdikten sonra imam bunlarla beraber selam verir ve namazdan çıkarlar.
Sehl bin Ebi Hasme (Radiyallahu Anh) bu hadisi biraz değişik olarak şöyle de rivayet etmiştir:
“Korku namazında imam yönü kıbleye çevrili olarak namaza durur. İnsanlardan bir grup imamla beraber namaza durur. Bir grup da düşman tarafında olup yüzleri düşmana doğru dururlar. İmam beraberindekilerle bir rekat namaz kılar. Sonra bunlar ayağa kalkar, kendi başlarına bir rekat kılar ve oldukları yerde iki secde yaparlar. Sonra bunlar düşman tarafında bulunan kimselerin yerine gider, düşman tarafında bulunanlar da imamın yanına gelirler. İmam onlara da bir rekat namaz kıldırır. Böylece imamın iki rekat namazı olmuştur. Sonra bu yeni gelenler kendileri rüku ve iki kere secde ederler.”
Buhari 3862, Müslim 841/309, Ebu Davud 1239, Nesei 1535, 1552, Tirmizi 563, Darimi 1/357, Malik 1/183, İbni Ebi Şeybe 2/352, İbni Hibban 2886, İbni Huzeyme 1360
(5) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle demiştir:
“Allah namazları hazarda dört, seferde iki ve harb halinde de bir rekât olarak kılınmasını, Nebiniz Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in dili üzere farz kılmıştır.”
Müslim 687/56, Ebu Davud 1247, Nesei 1531, İbni Mace 1068, İbni Ebi Şeybe 2/350, İbni Huzeyme 1346, Tabarani Mucemu’l-Kebir 11041, Beyhaki 3/135, Ahmed bin Hanbel Müsned 1/237
Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma)’nın rivayet ettiği bu hadis, korku namazının başka bir şekline işaret etmektedir. Hadis, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in iki rekat kıldığına, arkasında namaz kılan gruplardan her iki grubun sadece birer rekat kıldığına sarih olarak dalalet etmektedir. Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma)’nın yukarıdaki:
“Allah namazları hazarda dört, seferde iki ve harp halinde de bir rekat olarak kılınmasını, Nebiniz Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in dili üzere farz kılmıştır,” sözü Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber kıldığı korku namazının kendi ifadesiyle anlatım şeklidir.
Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma)’nın bu rivayetini, Huzeyfe (Radiyallahu Anh)’ın rivayet ettiği hadis teyit eder. Salebe bin Cahdam (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Said bin El-Âs ile Taberistan’da savaşta bulunuyorduk. Said bin El-Âs:
−Hanginiz Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber korku namazı kıldı? dedi. Huzeyfe (Radiyallahu Anh):
−Ben, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber korku namazı kıldım, dedi.
Sonra Huzeyfe (Radiyallahu Anh), (Mücahideri iki grup yaptı) bunlara bir rekat namaz kıldırdı ve diğerlerine de bir rekat namaz kıldırdı. İki gruptan hiç biri başka namaz kılmadılar!”
Bu görüş aynı zamanda birçok sahabe ve tabiinin görüşüdür.
Nesei 1529, Ebu Davud 1246