Büyünün Sihrin Tedavi Edilme Yolu

Büyü (sihir) nasıl tedavi edilmelidir?

Kendisine büyü yapılan kimse, büyüyü başka bir büyü ile tedavi edemez! Çünkü şer, şer ile izale edilmez! Yani ortadan kaldırılmaz! Küfür de başka bir küfür ile izale edilmez! Şer, ancak hayır ile izale edilir. Bunun içindir ki, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e ‘Nuşra’ (büyüyü, başka bir büyü ile çözme) hakkında sorulduğunda o şöyle cevap vermiştir.

(1) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

هِيَ مِنْ عَمَلِ الشَّيْطَانِ

“O, (yani Nuşra) şeytanın amelindendir!”

Ebu Davud 3868, Ahmed bin Hanbel Musned

Yani cahiliye halkının tedavide kullandıkları ve fayda verdiğine inandıkları şeydir! Hadiste zikredilen nuşra; kendisine büyü yapılmış kimseden o büyüyü başka bir büyü ile çözmek demektir!

Büyü, Kur’an’ı Kerim ayetleri, mübah olan ilaçlar ve helal olan rukyelerle çözülecek olursa, bunda herhangi bir sakınca yoktur. Büyünün başka bir büyü ile çözülmesine gelince, yukarıda da geçtiği gibi bu asla caiz değildir! Çünkü büyü, şeytanlara ibadet etmektir. Büyücü, (sihirbaz) şeytanlara ibadet edip onlara hizmet ettikten ve onların istediklerini onlara kurban ettikten sonra büyü yapabilir ve büyüyü öğrenebilir!

Bu gerçekleştikten sonra artık şeytanlar büyünün olması için birtakım şeyleri ona öğretirler. Fakat kendisine büyü yapılan kimsenin üzerine Kur’an okumakta, caiz olan şeytanın şerrinden korunma yolları ve mübah olan ilaçları kullanmak suretiyle tedavi olmasında Allah’a hamdolsun dinen herhangi bir sakınca yoktur. Bir hastanın doktorlara giderek herhangi bir hastalıktan iyileşmek için tedavi olması gibi.

Hastanın iyileşmesi şart değildir. Çünkü her hastanın, hastalıktan mutlaka şifa bulması gerekir diye bir şart yoktur. Hasta belki eceli gelmediği için tedavi olduktan sonra o hastalıktan iyileşebilir. Belki de iyileşmeyip yakalandığı o hastalık sebebiyle ölebilir. Bir hasta, en uzman ve en bilgili bir doktora gösterilse bile, eceli ne zaman gelirse, o ilaç kendisine fayda vermeyecektir.

(2) Allah-u Teâlâ şöyle buyurmuştur:

﴿وَلَنْ يُؤَخِّرَ اللهُ نَفْسًا إِذَا جَآءَ أَجَلُهَا وَاللهُ خَبِيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ﴾

“Allah, süresi gelip eceli yettiği zaman hiçbir canı asla geri bırakmaz! Allah yaptıklarınızdan haberdardır!”

Münafikun Suresi 11

Tıp ve tedavi, ancak ecel gelmediği zaman ve Allah-u Teâlâ kuluna şifa takdir ettiği zaman fayda verir. Aynı şekilde kendisine büyü yapılan bu kimseye, Allah-u Teâlâ, belki şifa takdir etmiş olabilir, belki de onu imtihan etmek ve sınamak için şifa takdir etmemiş olabilir. Belki Allah-u Teâlâ’dan başka hiç kimsenin bilmediği başka sebeplerden dolayı olabilir. Belki de yanında tedavi olduğu kimsede kendisi için uygun ilaç olmayabilir. Nitekim Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den sahih olarak haber verildiğine göre o şöyle buyurmuştur.

(3) Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

لِكُلِّ دَاءٍ دَوَاءٌ، فَإِذَا أُصِيبَ دَوَاءُ الدَّاءِ بَرَأَ بِإِذْنِ اللهِ عَزَّ وَجَلَّ

“Her hastalığın (helal olan) bir ilacı vardır. Bu sebeple ilaç, hastalığa isabet ederse, (ilaç o hastalığa iyi gelirse) Allah Azze ve Celle’nin izniyle iyileşir.”

Müslim 2204/69

(4) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) başka bir hadiste şöyle buyurmuştur:

ماَ أَنْزَلَ اللهُ دَاءً إِلاَّ أَنْزَلَ لَهُ شِفَآءً، عَلِمَهُ مَنْ عَلِمَهُ وَجَهِلَهُ مَنْ جَهِلَهُ

“Allah, hiçbir hastalık indirmemiştir ki, (yani yaratmamıştır ki) o hastalığın (helal olan) şifasını da (ilacını da) indirmiş (yaratmış) olmasın. Bunu bilen bilir, bilmeyen de bilmez!”

Buhari 12/5720

Büyünün şer’î tedavi yollarından birisi de, Kur’an’ Kerim okumakla tedavi edilmesidir. Bu sebeple kendisine büyü yapılan kimsenin üzerine Kur’an’ı Kerim’in en büyük suresi olan Fatiha Suresi tekrar tekrar okunmalıdır. Her şeyin Allah-u Teâlâ’nın kaza ve kaderiyle olduğunu bilen, her şeyi çekip çevirenin Allah-u Teâlâ olduğuna ve Allah-u Teâlâ bir şeye ‘ol’ dediği zaman o şeyin hemen oluvereceğine inanan salih bir mü’min, Fatiha Suresini hastanın üzerine okursa, bu okuma da îman, takva ve ihlas ile olur ve hastanın üzerine tekrar tekrar okunursa, belki hastalık ortadan kalkar ve Allah-u Teâlâ’nın izniyle hasta şifa bulabilir.

Nitekim sahaden bazı kimseler, bir kabilenin yanından geçerlerken kabilenin reisini yılan sokmuştu. Onu tedavi etmek için bütün yolları denemişler, fakat hiçbir sonuç alamamışlardı. Bunun üzerine sahabeden bazı kimselere:

İçinizde rukye yapan var mı? diye sordular.

Onlardan bazıları:

Evet, var, dediler. Ardından sahabeden birisi kabile reisinin üzerine Fatiha Suresini okudu. Kabile reisi, üzerine okunur okunmaz sanki hiçbir şey olmamış gibi derhal ayağa kalktı ve Allah-u Teâlâ yılanın sokmasının şerrinden onu sağlığına kavuşturdu. Bu durum Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e haber verildiği zaman şöyle demiştir.

(5) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

اَعْرِضُوا عَلَيَّ رُقَاكُمْ، لاَ بَأْسَ بِالرُّقَى مَا لَمْ يَكُنْ فِيهِ شِرْكٌ

“Rukyenizi bana arzedin! İçerisinde şirk olmadıkça rukye yapmakta bir sakınca yoktur.”

Müslim 2200/64

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hem rukye yapmış, hem de kendisine rukye yaptırmıştır. Bu sebeple rukyede birçok hayırlar ve büyük faydalar vardır. Bunun için kendisine büyü yapılan kimsenin üzerine, Fatiha Suresi, Ayete’l-Kursi, İhlas, Felak ve Nas Sureleri okunursa veya başka ayetlerle birlikte Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den gelen şu güzel dualar okunduğu takdirde şifa bulabilir.

(6) Enes (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle dua ederdi:

اللَّهُمَّ رَبَّ النَّاسِ، مُذْهِبَ الْبَاسِ، إِشْفِ أَنْتَ الشَّافِي، لاَ شَافِيَ إِلاَّ أَنْتَ، شِفَآءً لاَ يُغَادِرُ سَقَمًا

“Ey insanların Rabbi olan Allah’ım! Hastalığı giderip, şifa ver! Sen şifa vericisin. Sen’den başka şifa verici yoktur! Hiçbir hastalık bırakmayacak şekilde şifa ver!”

Buhari 12/5767, Tirmizi 980, Ebu Davud 3890

Bu dua üç defa veya daha fazla tekrar edilebilir. Yine bu dua gibi, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den gelen hadiste Cebrail (Aleyhisselam) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e şu dua ile rukye yapmıştır.

(6) Ebu Said el-Hudri (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Cebrail (Aleyhisselam), Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e gelerek:

–Ey Muhammed! Hastalandın mı? diye sordu. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de:

–‘Evet’ dedi. Cebrail (Aleyhisselam):

بِسْمِ اللهِ أَرْقِيكَ، مِنْ كُلِّ شَيْءٍ يُؤْذِيكَ، مِنْ شَرِّ كُلِّ نَفْسٍ، أَوْ عَيْنِ حَاسِدٍ، اللهُ يَشْفِيكَ، بِسْمِ اللهِ أَرْقِيكَ

–Allah’ın ismiyle seni rahatsız edecek her şeyden, her bir canlının zararından hasetçinin gözünden, seni okuyup sana dua ederim. Allah sana şifa versin. Allah’ın adıyla sana dua edip nefes ederim dedi.”

Müslim 2186/40, İbni Mace 3523

Bu dua da üç defa tekrar edilebilir. Bu büyük bir rukyedir! Bu dua, kendisini yılan sokan veya kendisine büyü yapılan veyahut da herhangi bir hastalığa yakalanmış hasta kimsesin üzerine okunabilir. Hastanın yani kendisine büyü yapılan kimsenin ve kendisini yılan sokan kimsenin, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den nakledilmemiş olsa bile, içerisinde dînen sakıncalı herhangi bir şey yoksa, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in şu emri gereği güzel dualarla dua etmesinde bir sakınca yoktur.

(7) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

لاَ بَأْسَ بِالرُّقَى مَا لَمْ يَكُنْ فِيهِ شِرْكٌ

“İçerisinde şirk olmadıkça rukye yapmakta bir sakınca yoktur.”

Müslim 2200/64

Hasta, kendisine büyü yapılan kimse veya başka kimseler, rukye yapılmadan ve insanın çabasına başvurulmadan da şifa bulabilirler. Muhakkak ki, Allah-u Teâlâ’nın her şeye gücü yeter ve her şeyde de O’nun kesin delili vardır.

(8) Allah-u Teâlâ Kitabı olan Kur’an’ı Kerim’de şöyle buyurmuştur:

﴿إِنَّمَا أَمْرُهُ إِذَا أَرَادَ شَيْئًا أَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ﴾

“Kuşkusuz ki, O’nun işi, bir şeyin olmasını istediği zaman ona, sadece ‘Ol!’ demektir. Buna müteakiben o şey hemen oluverir.”

Yasin Suresi 82

Bundan dolayı Allah-u Teâlâ’ya hamd olsun ve hakkında hüküm verdiği ve takdir ettiği her şeye şükürler olsun. Her şeyde Allah-u Teâlâ’nın kesin bir delili vardır. Belki hasta eceli tamamlanmış ve bu hastalık sebebiyle kendisi hakkında ölüm takdir edilmiş olduğundan dolayı şifa bulamayabilir. Yine, rukyede kullanılan yollardan birisi de suyun içine büyü ile ilgili ayetlerin okunmasıdır.

A’raf Suresinde büyü ile ilgili ayetler şunlardır:

وَأَوْحَيْنَآ إِلَى مُوسَى أَنْ أَلْقِ عَصَاكَ فَإِذَا هِيَ تَلْقَفُ مَا يَأْفِكُونَ {117} فَوَقَعَ الْحَقُّ وَبَطَلَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ {118} فَغُلِبُوا هُنَالِكَ وَانْقَلَبُوا صَاغِرِينَ {119} وَأُلْقِيَ السَّحَرَةُ سَاجِدِينَ {120} قَالُوا آمَنَّا بِرِبِّ الْعَالَمِينَ {121} رَبِّ مُوسَى وَهَارُونَ {122}

“Biz de Musa’ya: ‘Asanı at!’ diye vahyettik. Bir de ne görsünler! Onların uydurduklarını yakalayıp yutuyor. Artık hak tezahür etmiş, onların yapkları ise batıl olup gitmişti. İşte orada yenildiler, küçük düştüler. Sihirbazlar hep birden derhal secdeye kapandılar. Alemlerin Rabbine iman ettik, dediler. Musa ve Harun’un Rabbine.”

A’raf Suresi 117, 122

Yunus Suresinde büyü ile ilgili ayetler şunlardır:

وَقَالَ فِرْعَوْنُ ائْتُونِي بِكُلِّ سَاحِرٍ عَلِيمٍ {79} فَلَمَّا جَآءَ السَّحَرَةُ قَالَ لَهُمْ مُّوسَى أَلْقُوا مَا أَنْتُمْ مُّلْقُونَ {80} فَلَمَّا أَلْقَوْا قَالَ مُوسَى مَا جِئْتُمْ بِهِ السِّحْرُ إِنَّ اللهَ سَيُبْطِلُهُ إِنَّ اللهَ لاَ يُصْلِحُ عَمَلَ الْمُفْسِدِينَ {81} وَيُحِقُّ اللهُ الْحَقَّ بِكَلِمَاتِهِ وَلَوْ كَرِهَ الْمُجْرِمُونَ {82}

“Firavun dedi ki, bütün bilgin sihirbazları bana getirin! Sihirbazlar gelince Musa onlara; Ne atacaksanız atın, dedi. Onlar (ipleri ve sopaları) atınca Musa onlara dedi ki: Bu sizin yaptığınız sihirdir! Kuşkusuz ki, Allah onu boşa çıkaracaktır. Çünkü Allah, bozguncuların işini elbette düzeltmez! Günahkarlar istemese de Allah, sözleriyle hakkı ortaya çıkaracaktır. ”

Yunus Suresi 79, 82

Ta-Ha Suresinde büyü ile ilgili ayetler şunlardır:

قَالُوا يَامُوسَى إِمَّآ أَنْ تُلْقِيَ وَإِمَّآ أَنْ نَكُونَ أَوَّلَ مَنْ أَلْقَى {65} قَالَ بَلْ أَلْقُوا فَإِذَا حِبَالُهُمْ وَعِصِيُّهُمْ يُخَيَّلُ إِلَيْهِ مِنْ سِحْرِهِمْ أَنَّهَا تَسْعَى {66} فَأَوْجَسَ فِي نَفْسِهِ خِيفَةً مُوسَى {67} قُلْنَا لاَ تَخَفْ إِنَّكَ أَنْتَ الْأَعْلَى {68} وَأَلْقِ مَا فِي يَمِينِكَ تَلْقَفْ مَا صَنَعُوا إِنَّمَا صَنَعُوا كَيْدُ سَاحِرٍ وَلاَ يُفْلِحُ السَّاحِرُ حَيْثُ أَتَى {69}

“(Sihirbazlar) dediler ki: Ey Musa! Ya sen önce (asanı) at,ya da biz (yanımızdakileri) önce atanlar olalım. (Musa onlara): Bilakis, siz önce atın, dedi. (Sihirbazlar iplerini ve sopalarını yere atınca) büyülerinin  kuvveti sebebiyle, bir de baktı ki ipleri ve sopaları kendisine koşan (yılanlar) gibi görünüyor. Musa birden içinde bir korku hissetti. (Musa’ya): Korkma, (sihirbazlara, Firavun ve askerlerine) üstün gelecek olan muhakkak ki sensin, dedik. Sağ elindeki at da onların ipleri ve sopalarını yutsun. (Senin önünde) yaptıkları sadece sihirbaz hilesidir. Sihirbaz nereye varsa, (sihriyle) iflah olmaz!”

Ta-Ha Suresi 65, 69

Büyü ile ilgili bu ayetler, Allah-u Teâlâ’nın büyünün tedavi edilmesinde fayda verdiği sebeplerdendir. Bir kimse, bu ayetlerle birlikte Fatiha Suresini, Ayete’l-Kursî’yi, İhlas, Felak ve Nas Surelerini suyun içine okur, sonra da o suyu kendisine büyü yapıldığı veya büyü ile eşine yaklaşmasına engel olunduğu sanılan kimsenin üzerine dökerse, Allah-u Teâlâ’nın izniyle o kimse şifa bulur. Eğer bu saydığımız ayet ve sureleri okumanın yanında o suyun içine 7 tane Sedir ağacının yaş yaprağını öğüterek koyarsa, daha uygun olur.

Nitekim değerli alim Abdurrahman bin Hasan (Rahmetullahi Aleyh), ‘Fethu’l-Mecîd’ adlı kitabının ‘Nuşra Hakkında Gelen’ bölümünde bazı alimlerden böyle şeyler geldiğini zikretmiştir.

İhlas, Felak ve Nas Surelerini üç defa tekrarlamak, müstehaptır.

Bütün bu anlatılan şeylerden kasıt; bu ve benzerî ilaçların, bu belanın yani büyünün tedavisinde kullanılan sebeplerden olmasıdır.Yine, büyü sebebiyle eşine yaklaşamayan kimse de bu ilaçlarla tedavi edilebilir. Nitekim bunu çok kimse denemiş ve Allah-u Teâlâ bu yolla fayda vermiştir.

Hastanın üzerine sadece Fatiha Suresi okumakla da hasta şifa bulabilir. Yine, sadece İhlas, Felak ve Nas Surelerini okumakla da hasta şifa bulabilir. En önemlisi, tedavi edilen kimse ile tedavi eden kimsenin yani okuyan kimse ile üzerine okunan kimsenin samimî bir îmana sahip olmaları, Allah-u Teâlâ’ya güvenmeleri ve her şeyi çekip çevirenin Allah-u Teâlâ olduğunu, Allah-u Teâlâ bir şeyi ne zaman dilerse, onun hemen olacağını, dilemediği zaman da o şeyin olmayacağını bilmeleri gerekir.

Dolayısıyla her şey, Allah-u Teâlâ’nın elindedir. Allah-u Teâlâ bir şeyi dilerse, o şey hemen olur. Dilemezse, o şey olmaz! Okuyan kimse ile üzerine okunan kimsede, Allah-u Teâlâ’ya îman ve ihlas olursa hastalık, Allah-u Teâlâ’nın izniyle süratle ortadan kalkar, maddî ve manevî ilaçlar fayda verebilir. Allah-u Teâlâ’dan hepimizi kendisini hoşnut eden amellerde muvaffak kılmasını dileriz. Zira Allah-u Teâlâ, duaları işiten ve duaları kabul etmeye yakın olandır.

Muhammed Salih el-Muneccid