(1) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Herkim üzerinde oruç borcu olduğu halde ölürse, velisi onun yerine oruç tutar.”
Buhari 4/156, Müslim 3/155, Ebu Davud 1/376, Beyhaki 6/279, Tahavi Müşkilu’l-Asar 3/140, 141, Ahmed bin Hanbel Müsned 6/69
(2) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
Bir kadın deniz yolculuğuna çıktı ve:
−Eğer şanı yüce ve mübarek olan Allah onu kurtaracak olursa bir ay oruç tutmayı adadı. Yüce Allah onu kurtardı. Ama kadın, ölünceye kadar o adadığı orucu tutmadı. Kanının kızı, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e gelerek durumu anlattı. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
−“Eğer annenin üzerinde bir borç bulunsaydı, sen o borcu öder miydin?”
Kız:
−Evet, dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
−“Allah’ın borcu ödenmeye daha layıktır, o halde sen annenin adına adağı yerine getir.”
Ebu Davud 2/81, Nesei 2/143, Tahavi 3/140, Beyhaki 4/255, 256, 10/85, Tayalisi 2630, Ahmed bin Hanbel Müsned 1861, 1970, 3137, 3224, 3420, Buhari 4/158, 159, Müslim 3/156, Tirmizi 2/42, 43, İbni Mace 1/535
(3) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
Sad bin Ubade (Radiyallahu Anh) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e geldi ve:
−Annem öldü, üzerinde de adak borcu vardı ne yapayım? diye sordu. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:
−“Anneyin adağını onun adına sen yerine getir.”
Buhari 5/440, 494, Müslim 6/76, Ebu Davud 2/81, Nesei 2/130, 144, Tirmizi 2/375, Beyhaki 4/256, Tayalisi 2717, Ahmed bin Hanbel Müsned 1893, 3049, 6/47
(4) Sahabelerden birinin annesi Ramazan orucundan borcu olduğu halde öldü. O sahabe Aişe (Radiyallahu Anha)’ya gelerek:
–Annemin adına Ramazan orucunun kazasını yapayım mı? diye sordu. Aişe (Radiyallahu Anha)’da şöyle dedi:
“Hayır, aksine annenin adına her gün için bir yoksula yarım sa’ tasaddukta bulun!”
Tahavi 3/142, İbni Hazm 7/4
(5) Said bin Cübeyr (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:
Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
“Kişi, Ramazan ayında hastalanır da sonra oruç tutamadan ölürse ve onun adına oruç tutamadığı günler için yemek yedirilirse, üzerinde kaza borcu kalmamış olur. Şayet üzerinde adak oruç varsa velisi onun adına kazasını yapar.”
Ebu Davud, İbni Hazm 7/7
Muhammed Nâsıruddin el-Albânî (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:
“Mü’minlerin annesi Aişe (Radiyallahu Anhuma) ile ümmetin büyük bilgini Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma)’nın benimsediği ve sünnet imamı Ahmed bin Hanbel (Rahmetullahi Aleyh)’in izlediği bu yol insanın gönül huzuruyla kabul ettiği ve rahatlıkla benimsediği bir görüştür. Bu meseledeki en mutedil ve en orta yol budur. Bu şekilde bütün hadisler sağlıklı bir şekilde anlaşılmış olmakla birlikte herhangi birini reddetmeksizin uygulanmaktadır.
Yani, ölü adına farz oruç müstesna adak orucu tutulabilir. Bu Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) ve onun kanaatini paylaşanların görüşüdür. Sahih olan da budur. Çünkü farz orucu namaz hükmündedir. Bir kimse bir başkası adına namaz kılamadığı gibi, oruç da tutamaz. Adak ise borç seviyesinde kişinin kendi zimmetinde olmak üzere kabullendiği bir yükümlülüktür. Bundan dolayı borcunu ödediği gibi velinin onun kazasını yapması kabul edilir. İşte fıkıh buna derler. Bu anlayışı benzeri hükümlere genelleştirecek olursak:
Geciktirmekte mazur görülecek durumda olması hali dışında ölü adına hac yapılmaz, onun adına zekat verilmez. Nitekim veli bir mazeret sebebiyle Ramazan ayında oruç açan kimse adına yemek yedirebilir. Fakat hiçbir özrü bulunmadan orucunu bozana gelince, Allah’ın farzlarını başkasının onun yerine eda etmesinin kendisine bir faydası olmaz.
Çünkü sınanmak ve denenmek üzere onları yerine getirmekle emrolunmuş olan kendisi idi. Onun velisi değil. Kimsenin başkası adına tevbe etmesinin ya da başkası yerine Müslüman olmasının, başkası yerine namaz kılmasının ve namazın dışında ölene kadar yerine getirmediği yüce Allah’ın diğer farzlarını yerine getirmesinin başkasına faydası olmaz.”