Cihad İle İlgili Ayetler

(1) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَقَاتِلُوا فِي سَبِيلِ اللهِ الَّذِينَ يُقَاتِلُونَكُمْ وَلاَ تَعْتَدُوا إِنَّ اللهَ لاَ يُحِبِّ الْمُعْتَدِينَ

“Sizinle savaşanlara karşı Allah’ın Yolunda savaşın! (Ancak) Aşırı gitmeyin! Kuşkusuz ki, Allah aşırı gidenleri sevmez!”

Bakara Suresi 190

(2) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَاقْتُلُوهُمْ حَيْثُ ثَقِفْتُمُوهُمْ وَأَخْرِجُوهُمْ مِنْ حَيْثُ أَخْرَجُوكُمْ وَالْفِتْنَةُ أَشَدُّ مِنَ الْقَتْلِ وَلاَ تُقَاتِلُوهُمْ عِندَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ حَتَّى يُقَاتِلُوكُمْ فِيهِ فَإِنْ قَاتَلُوكُمْ فَاقْتُلُوهُمْ كَذَلِكَ جَزَاءُ الْكَافِرِينَ

“Onları, bulduğunuz yerde öldürün! Ve sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkartın! Fitne, öldürmekten daha kötüdür! Onlar, size karşı savaşıncaya kadar siz, Mescid-i Haram yanında onlarla savaşmayın! Sizinle savaşırlarsa siz de onlarla savaşın! Kâfirlerin cezası işte böyledir.”

Bakara Suresi 191

(3) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَقَاتِلُوهُمْ حَتَّى لاَ تَكُونَ فِتْنَةٌ وَيَكُونَ الدِّينُ لِلَّهِ فَإِنِ انْتَهَوْا فَلاَ عُدْوَانَ إِلاَّ عَلَى الظَّالِمِينَ

“(Yeryüzünde) Fitne kalmayıncaya ve din (yalnız) Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın! Eğer vazgeçerlerse, artık zulüm yapanlardan başkasına karşı düşmanlık yoktur.”

Bakara Suresi 193

(4) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

كُتِبَ عَلَيْكُمُ الْقِتَالُ وَهُوَ كُرْهٌ لَّكُمْ وَعَسَى أَنْ تَكْرَهُوا شَيْئًا وَهُوَ خَيْرٌ لَّكُمْ وَعَسَى أَنْ تُحِبُّوا شَيْئًا وَهُوَ شَرٌّ لَّكُمْ وَاللهُ يَعْلَمُ وَأَنْتُمْ لاَ تَعْلَمُونَ

“Hoşunuza gitmediği halde savaş üzerinize yazıldı. (Farz kılındı) Bir şey sizin için hayırlı olduğu halde siz ondan tiksinebilirsiniz. Ve bir şey sizin için şer olduğu halde siz onu sevebilirsiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz!”

Bakara Suresi 216

(5) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَالَّذِينَ هَاجَرُوا وَجَاهَدُوا فِي سَبِيلِ اللهِ أُوْلَئِكَ يَرْجُونَ رَحْمَتَ اللهِ وَاللهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

“Şüphesiz ki, iman edenler, hicret edenler ve Allah’ın Yolunda cihad edenler; işte onlar, Allah’ın rahmetini umarlar. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”

Bakara Suresi 218

(6) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَقَاتِلُوا فِي سَبِيلِ اللهِ وَاعْلَمُوا أَنَّ اللهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

“(Öyleyse Allah’ın Kanunları yer yüzünde hakim olması için) Allah’ın Yolunda savaşın ve bilin ki, Allah her şeyi işitendir, her şeyi bilendir.”

Bakara Suresi 244

(7) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

أَلَمْ تَرَ إِلَى الْمَلإِ مِنْ بَنِي إِسْرَآئِيلَ مِنْ بَعْدِ مُوسَى إِذْ قَالُوا لِنَبِيٍّ لَّهُمُ ابْعَثْ لَنَا مَلِكًا نُّقَاتِلْ فِي سَبِيلِ اللهِ قَالَ هَلْ عَسَيْتُمْ إِنْ كُتِبَ عَلَيْكُمُ الْقِتَالُ أَلاَّ تُقَاتِلُوا قَالُوا وَمَا لَنَا أَلاَّ نُقَاتِلَ فِي سَبِيلِ اللهِ وَقَدْ أُخْرِجْنَا مِنْ دِيَارِنَا وَأَبْنَآئِنَا فَلَمَّا كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقِتَالُ تَوَلَّوْا إِلاَّ قَلِيلاً مِّنْهُمْ وَاللهُ عَلِيمٌ بِالظَّالِمِينَ

“Musa’dan sonra İsrailoğullarının önde gelenlerini görmedin mi? Hani, Nebilerinden birine:

−‘Bize bir melik gönder de Allah’ın Yolunda savaşalım,’ demişlerdi. O:

−‘Ya üzerinize savaş yazıldığı halde savaşmayacak olursanız?’ demişti. Onlar da:

−‘Bize ne oluyor ki, Allah’ın Yolunda savaşmayalım? Ki biz yurdumuzdan çıkarıldık ve çocuklarımızdan (uzaklaştırıldık.)’ demişlerdi.

Ama onlara savaş yazıldığı zaman, az bir kısmı hariç yüz çevirdiler! Allah zalimleri elbette en iyi bilir.”

Bakara Suresi 246

(8) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

أَمْ حَسِبْتُمْ أَنْ تَدْخُلُوا الْجَنَّةَ وَلَمَّا يَعْلَمِ اللهُ الَّذِينَ جَاهَدُوا مِنْكُمْ وَيَعْلَمَ الصَّابِرِينَ

“Yoksa siz, Allah içinizden cihad edenleri belli etmeden ve sabredenleri ortaya çıkarmadan (savaş ve zorluklarla imtihan olunmadan), cennete gireceğinizi mi sandınız?”

Âl-i İmran Suresi 142

(9) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَلَئِنْ قُتِلْتُمْ فِي سَبِيلِ اللهِ أَوْ مُتُّمْ لَمَغْفِرَةٌ مِنَ اللهِ وَرَحْمَةٌ خَيْرٌ مِّمَّا يَجْمَعُونَ

“Andolsun ki, Allah’ın Yolunda öldürülür veya ölürseniz, şunu iyi bilin ki, Allah’ın bağışlaması ve rahmeti, onların (dünyada) topladıklarından çok daha hayırlıdır.”

Âl-i İmran Suresi 157

(10) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَلِيَعْلَمَ الَّذِينَ نَافَقُوا وَقِيلَ لَهُمْ تَعَالَوْا قَاتِلُوا فِي سَبِيلِ اللهِ أَوِ ادْفَعُوا قَالُوا لَوْ نَعْلَمُ قِتَالاً لاَ تَّبَعْنَاكُمْ هُمْ لِلْكُفْرِ يَوْمَئِذٍ أَقْرَبُ مِنْهُمْ لِلْإِيمَانِ يَقُولُونَ بِأَفْوَاهِهِمْ مَا لَيْسَ فِي قُلُوبِهِمْ وَاللهُ أَعْلَمُ بِمَا يَكْتُمُونَ

“Münafıklık yapanları da belirtmesi içindi. Onlara: Gelin, Allah’ın Yolunda savaşın ya da savunma yapın, denildiğinde, Onlar: Biz savaşmayı bilseydik elbette sizi izlerdik, dediler. O gün onlar, imandan çok küfre daha yakındılar! Kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı! Allah, onların gizli tuttuklarını daha iyi bilir.”

Âl-i İmran Suresi 167

(11) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

فَاسْتَجَابَ لَهُمْ رَبُّهُمْ أَنِّي لآ أُضِيعُ عَمَلَ عَامِلٍ مِنْكُمْ مِنْ ذَكَرٍ أَوْ أُنثَى بَعْضُكُمْ مِنْ بَعْضٍ فَالَّذِينَ هَاجَرُوا وَأُخْرِجُوا مِنْ دِيَارِهِمْ وَأُوذُوا فِي سَبِيلِي وَقَاتَلُوا وَقُتِلُوا لَأُكَفِّرَنَّ عَنْهُمْ سَيِّئَاتِهِمْ وَلَأُدْخِلَنَّهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الأَنْهَارُ ثَوَابًا مِنْ عِنْدِ اللهِ وَاللهُ عِنْدَهُ حُسْنُ الثَّوَابِ

“Rableri onların dualarına karşılık verdi: Ben içinizden erkek olsun kadın olsun, çalışanın yaptığını boşa çıkarmam. Hep birbirinizdensiniz. Onlar ki hicret ettiler, yurtlarından çıkarıldılar, benim yolumda eziyete uğratıldılar, savaştılar ve öldürüldüler. Andolsun ki, onların kötülüklerini örteceğim ve onları altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacağım. Bu mükâfat Allah tarafındandır. Mükâfatın en güzeli, Allah katındadır.”

Al-i İmran Suresi 195

(12) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

يَآ أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اصْبِرُو وَصَابِرُوا وَرَابِطُوا وَاتَّقُوا اللهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

“Ey iman edenler! Sabredin! (Düşman karşısında) sebat gösterin! Allah’ın Yolunda aralıksız cihad ederek nöbet tutun! Ve Allah’tan korkun ki, kurtuluşa erebilesiniz.”

Al-i İmran Suresi 200

(13) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

يَآ أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا خُذُوا حِذْرَكُمْ فَانْفِرُوا ثُبَاتٍ أَوِ انْفِرُوا جَمِيعًا

“Ey iman edenler! (düşmanlarınıza karşı) tedbirinizi alın! Buna müteakiben savaşa bölük bölük çıkın ya da topluca çıkın!”

Nisa Suresi 71

(14) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

فَلْيُقَاتِلْ فِي سَبِيلِ اللهِ الَّذِينَ يَشْرُونَ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا بِالْآخِرَةِ وَمَنْ يُقَاتِلْ فِي سَبِيلِ اللهِ فَيُقْتَلْ أَوْ يَغْلِبْ فَسَوْفَ نُؤْتِيهِ أَجْرًا عَظِيمًا

“Öyleyse, dünya hayatına karşılık ahireti satın alanlar, Allah’ın Yolunda savaşsınlar! Kim Allah’ın Yolunda savaşırken, öldürülür ya da galip gelirse, ona büyük bir ecir vereceğiz.”

Nisa Suresi 74

(15) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَمَا لَكُمْ لاَ تُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِ اللهِ وَالْمُسْتَضْعَفِينَ مِنَ الرِّجَالِ وَالنِّسَآءِ وَالْوِلْدَانِ الَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا أَخْرِجْنَا مِنْ هَذِهِ الْقَرْيَةِ الظَّالِمِ أَهْلُهَا وَاجْعَل لَّنَا مِنْ لَّدُنْكَ وَلِيًّا وَاجْعَل لَّنَا مِنْ لَّدُنْكَ نَصِيرًا

“Size ne oluyor ki, Allah’ın Yolunda ve ‘Ey Rabbimiz! Bizi halkı zalim olan şu şehirden çıkar; katından bize bir veli gönder, yine bize katından bir yardımcı yolla’ diyen zayıf bırakılmış erkekler, kadınlar ve çocuklar uğrunda savaşmıyorsunuz?!”

Nisa Suresi 75

(16) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

اَلَّذِينَ آمَنُوا يُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِ اللهِ وَالَّذِينَ كَفَرُوا يُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِ الطَّاغُوتِ فَقَاتِلُوا أَوْلِيَآءَ الشَّيْطَانِ إِنَّ كَيْدَ الشَّيْطَانِ كَانَ ضَعِيفًا

“İman edenler Allah’ın Yolunda savaşırlar; inkâr edenler ise tağutun Yolunda savaşırlar! Öyleyse şeytanın dostlarıyla savaşın! Hiç şüphesiz ki, şeytanın hilelisi pek zayıftır.”

Nisa Suresi 76

(17) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِينَ قِيلَ لَهُمْ كُفُّوا أَيْدِيَكُمْ وَأَقِيمُوا الصَّلاَةَ وَآتُوا الزَّكَاةَ فَلَمَّا كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقِتَالُ إِذَا فَرِيقٌ مِّنْهُمْ يَخْشَوْنَ النَّاسَ كَخَشْيَةِ اللهِ أَوْ أَشَدَّ خَشْيَةً وَقَالُوا رَبَّنَا لِمَ كَتَبْتَ عَلَيْنَا الْقِتَالَ لَوْلآ أَخَّرْتَنَا إِلَى أَجَلٍ قَرِيبٍ قُلْ مَتَاعُ الدَّنْيَا قَلِيلٌ وَالْآخِرَةُ خَيْرٌ لِّمَنِ اتَّقَى وَلاَ تُظْلَمُونَ فَتِيلاً

“Kendilerine, ellerinizi (savaştan) çekin, namazı kılın, zekatı verin, denilenleri görmedin mi? Kendilerine savaş yazılınca hemen içlerinden bir grup, insanlardan, Allah’tan korkar gibi hatta daha fazla korkmaya başladılar! Rabbimiz! Niçin bize savaşı yazdın? Bizi yakın bir süreye kadar ertelesen (savaş emrini bir süre geciktirsen) olmaz mıydı? dediler! De ki: dünyanın metaı azdır. Ahiret ise, takva sahipleri için daha hayırlıdır. Size kıl kadar haksızlık edilmez!”

Nisa Suresi 77

(18) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

فَقَاتِلْ فِي سَبِيلِ اللهِ لاَ تُكَلَّفُ إِلاَّ نَفْسَكَ وَحَرِّضِ الْمُؤْمِنِينَ عَسَى اللهُ أَنْ يَكُفَّ بَأْسَ الَّذِينَ كَفَرُوا وَاللهُ أَشَدُّ بَأْسًا وَأَشَدُّ تَنْكِيلاً

“Artık sen Allah’ın Yolunda savaş! Sen yalnızca kendinden sorumlusun! Mü’minleri de (Allah’ın Yolunda Cihad etmeye) teşvik et! Umulur ki, Allah kafirlerin gücünü kırar. Allah, kuvvetçe daha üstün, cezalandırmada daha güçlüdür.”

Nisa Suresi 84

(19) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَدُّوا لَوْ تَكْفُرُونَ كَمَا كَفَرُوا فَتَكُونُونَ سَوَاءً فَلاَ تَتَّخِذُوا مِنْهُمْ أَوْلِيَآءَ حَتَّى يُهَاجِرُوا فِي سَبِيلِ اللهِ فَإِنْ تَوَلَّوْا فَخُذُوهُمْ وَاقْتُلُوهُمْ حَيْثُ وَجَدْتُّمُوهُمْ وَلاَ تَتَّخِذُوا مِنْهُمْ وَلِيًّا وَلاَ نَصِيرًا

“Onlar, kendileri inkar ettikleri gibi sizin de inkar edip sapmanızı isterler ki, onlarla bir olasınız. Allah’ın Yolunda hicret edinceye kadar onlardan hiç birini dost edinmeyin! Eğer yüz çevirirlerse onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün! Sakın onlardan ne bir dost, ne de bir yardımcı edinmeyin!”

Nisa Suresi 89

(20) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

لاَ يَسْتَوِي الْقَاعِدُونَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ غَيْرُ أُولِي الضَّرَرِ وَالْمُجَاهِدُونَ فِي سَبِيلِ اللهِ بِأَمْوَالِهِمْ وَأَنْفُسِهِمْ فَضَّلَ اللهُ الْمُجَاهِدِينَ بِأَمْوَالِهِمْ وَأَنْفُسِهِمْ عَلَى الْقَاعِدِينَ دَرَجَةً وَكُلاًّ وَعَدَ اللهُ الْحُسْنَى وَفَضَّلَ اللهُ الْمُجَاهِدِينَ عَلَى الْقَاعِدِينَ أَجْرًا عَظِيمًا

“Mü’minlerden, özür olmaksızın oturanlar ile Allah’ın Yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler eşit değildir! Allah, mallarıyla ve canlarıyla cihad edenleri oturanlara göre derece olarak üstün kılmıştır! Tümüne güzelliği (cenneti) va’detmiştir; ancak Allah, cihad edenleri oturanlara göre büyük bir ecirle üstün kılmıştır.”

Nisa Suresi 95

(21) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَلاَ تَهِنُوا فِي ابْتِغَآءِ الْقَوْمِ إِنْ تَكُونُوا تَأْلَمُونَ فَإِنَّهُمْ يَأْلَمُونَ كَمَا تَأْلَمُونَ وَتَرْجُونَ مِنَ اللهِ مَا لاَ يَرْجُونَ وَكَانَ اللهُ عَلِيمًا حَكِيمًا

“Düşman topluluğunu izlemekte gevşeklik göstermeyin! Eğer siz acı çekiyorsanız, onlar da sizin çektiğiniz gibi acı çekiyorlar! Üstelik siz, Allah’tan, onların ümit etmedikleri şeyleri umuyorsunuz. Allah Alîm’dir, Hakîm’dir.”

Nisa Suresi 104

(22) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

يَآ أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللهُ وَابْتَغُوا إِلَيهِ الْوَسِيلَةَ وَجَاهِدُوا فِي سَبِيلِهِ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

“Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve (sizi) O’na (yaklaştıracak) vesile arayın! Allah’ın Yolunda cihad edin, umulur ki, kurtuluşa erersiniz.”

Maide Suresi 35

(23) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

يَآ أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا مَنْ يَرْتَدَّ مِنْكُمْ عَنْ دِينِهِ فَسَوْفَ يَأْتِي اللهُ بِقَوْمٍ يُحِبُّهُمْ وَيُحِبُّونَهُ أَذِلَّةٍ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ أَعِزَّةٍ عَلَى الْكَافِرِينَ يُجَاهِدُونَ فِي سَبِيلِ اللهِ وَلاَ يَخَافُونَ لَوْمَةَ لآئِمٍ ذَلِكَ فَضْلُ اللهِ يُؤْتِيهِ مَنْ يَشَاءُ وَاللهُ وَاسِعٌ عَلِيمٌ

“Ey iman edenler! İçinizden kim dininden geri dönerse, Allah, (yerine) kendisinin onları sevdiği, onların da kendisine sevdiği mü’minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı izzetli, Allah’ın Yolunda cihad eden ve kınayıcının kınamasından korkmayan bir topluluk getirir. Bu, Allah’ın bir fazlıdır, onu dilediğine verir. Allah (rahmetiyle) geniş olandır, bilendir.”

Maide Suresi 54

(24) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

يَآ أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذَا لَقِيتُمُ الَّذِينَ كَفَرُوا زَحْفًا فَلاَ تُوَلُّوهُمُ الْأَدْبَارَ

“Ey iman edenler! Kafirlerle savaşmak üzere karşılaştığınız zaman, sakın onlara arkalarınızı dönmeyin! (Yani savaştan kaçmayın!)”

Enfal Suresi 15

(25) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَقَاتِلُوهُمْ حَتَّى لاَ تَكُونَ فِتْنَةٌ وَيَكُونَ الدِّينُ كُلُّهُ لِلَّهِ فَإِنِ انْتَهَوْا فَإِنَّ اللهَ بِمَا يَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

“Fitne kalmayıncaya ve dinin hepsi Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın! Şayet vazgeçecek olurlarsa, şüphesiz ki, Allah yaptıklarını görendir.”

Enfal Suresi 39

(26) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

يَآ أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذَا لَقِيتُمْ فِئَةً فَاثْبُتُوا وَاذْكُرُوا اللهَ كَثِيرًا لَّعَلَّكُمْ تُفْلَحُونَ

“Ey iman edenler! Düşman topluluğu ile karşılaştığınız zaman sebat edin ve Allah’ı çokça zikredin ki, kurtuluşa eresiniz.”

Enfal Suresi 45

(27) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

يَآ أَيُّهَا النَّبِيُّ حَرِّضِ الْمُؤْمِنِينَ عَلَى الْقِتَالِ إِنْ يَكُنْ مِنْكُمْ عِشْرُونَ صَابِرُونَ يَغْلِبُوا مِئَتَيْنِ وَإِنْ يَكُنْ مِنْكُمْ مِّئَةٌ يَغْلِبُوا أَلْفًا مِنَ الَّذِينَ كَفَرُوا بِأَنَّهُمْ قَوْمٌ لاَ يَفْقَهُونَ

“Ey Nebi! Mü’minleri savaşa teşvik et! Eğer sizden sabreden yirmi kişi olursa, iki yüz kâfire galip gelirler. Eğer sizden yüz kişi olursa, kâfirlerden bin kişiye galip gelirler. Çünkü kâfirler, anlamayan bir topluluktur.”

Enfal Suresi 65

(28) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا بِأَمْوَالِهِمْ وَأَنْفُسِهِمْ فِي سَبِيلِ اللهِ وَالَّذِينَ آوَوْا وَّنَصَرُوا أُوْلَئِكَ بَعْضُهُمْ أَوْلِيَآءُ بَعْضٍ وَالَّذِينَ آمَنُوا وَلَمْ يُهَاجِرُوا مَالَكُمْ مِنْ وَلاَيَتِهِمْ مِنْ شَيْءٍ حَتَّى يُهَاجِرُوا وَإِنِ اسْتَنْصَرُوكُمْ فِي الدِّينِ فَعَلَيْكُمُ النَّصْرُ إِلاَّ عَلَى قَوْمٍ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُمْ مِيثَاقٌ وَاللهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

“Gerçek şu ki, iman edenler, hicret edenler ve Allah’ın Yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler ile (hicret edenleri) barındıranlar ve yardım edenler, işte birbirlerinin velisi olanlar bunlardır. İman edip hicret etmeyenler, onlar hicret edinceye kadar, sizin onlara hiçbir şeyle velayetiniz yoktur! Ama din konusunda sizden yardım isterlerse, yardım üzerinizde bir yükümlülüktür! Ancak, sizlerle onlar arasında anlaşma bulunan bir topluluğun aleyhinde değil! Allah, yaptıklarınızı görendir.”

Enfal Suresi 72

(29) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَالَّذِينَ آمَنُوا وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا فِي سَبِيلِ اللهِ وَالَّذِينَ آوَوْا وَنَصَرُوا أُولَئِكَ هُمُ الْمُؤْمِنُونَ حَقًّا لَّهُمْ مَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ

“İman edenler, hicret edenler ve Allah’ın Yolunda cihad edenler ile (hicret edenleri) barındıranlar ve yardım edenler, işte gerçek mü’min olanlar bunlardır. Onlar için bir bağışlanma ve üstün bir rızık vardır.”

Enfal Suresi 74

(30) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَالَّذِينَ آمَنُوا مِنْ بَعْدُ وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا مَعَكُمْ فَأُولَئِكَ مِنْكُمْ وَأُولُوا الْأَرْحَامِ بَعْضُهُمْ أَوْلَى بِبَعْضٍ فِي كِتَابِ اللهِ إِنَّ اللهَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ

“Bundan sonra iman edip hicret edenler ve sizinle birlikte cihad edenler, işte onlar sizdendir. Akrabalar (mirasta) Allah’ın Kitabına göre, birbirlerine (mirasta) önceliklidir. Doğrusu Allah her şeyi bilendir.”

Enfal Suresi 75

(31) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

قَاتِلُوهُمْ يُعَذِّبْهُمُ اللهُ بِأَيْدِيكُمْ وَيُخْزِهِمْ وَيَنْصُرْكُمْ عَلَيْهِمْ وَيَشْفِ صُدُورَ قَوْمٍ مُّؤْمِنِينَ

“Onlarla savaşın ki, sizin elinizle Allah onlara azap etsin, onları rezil etsin. Onlara karşı size yardım etsin ve mü'minler topluluğunun göğüslerine şifa versin.”

Tevbe Suresi 14

(32) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

أَمْ حَسِبْتُمْ أَنْ تُتْرَكُوا وَلَمَّا يَعْلَمِ اللهُ الَّذِينَ جَاهَدُوا مِنْكُمْ وَلَمْ يَتَّخِذُوا مِنْ دُونِ اللهِ وَلاَ رَسُولِهِ وَلاَ الْمُؤْمِنِينَ وَلِيجَةً وَاللهُ خَبِيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ

“Yoksa siz, Allah; içinizden cihad edenleri, Allah’tan, Rasulünden ve mü’minlerden başkasını kendisine sırdaş edinmeyenleri belirlemedikçe, bırakılacağınızı mı sandınız? Allah yaptıklarınızdan haberdardır.”

Tevbe Suresi 16

(33) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

أَجَعَلْتُمْ سِقَايَةَ الْحَاجِّ وَعِمَارَةَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ كَمَنْ آمَنَ بِاللهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ وَجَاهَدَ فِي سَبِيلِ اللهِ لاَ يَسْتَوُونَ عِنْدَ اللهِ وَاللهُ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ

“Siz, hacılara su dağıtma ve Mescid-i Haram’ı tamir etmeyi, Allah’a ve ahiret gününe iman edip de Allah’ın Yolunda cihad eden kimsenin yaptığı işle bir mi tutuyorsunuz? Onlar, Allah’ın katında eşit değildirler! Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez!”

Tevbe Suresi 19

(34) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

اَلَّذِينَ آمَنُوا وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا فِي سَبِيلِ اللهِ بِأَمْوَالِهِمْ وَأَنْفُسِهِمْ أَعْظَمُ دَرَجَةً عِنْدَ اللهِ وَأُولَئِكَ هُمُ الْفَائِزُونَ

“İman edenler, hicret edenler ve Allah’ın Yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerin Allah’ın katında büyük dereceleri vardır. İşte onlar, kurtuluşa erenlerin ta kendileridir!”

Tevbe Suresi 20

(35) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

قُلْ إِنْ كَانَ آبَاؤُكُمْ وَأَبْنَآؤُكُمْ وَإِخْوَانُكُمْ وَأَزْوَاجُكُمْ وَعَشِيرَتُكُمْ وَأَمْوَالٌ اقْتَرَفْتُمُوهَا وَتِجَارَةٌ تَخْشَوْنَ كَسَادَهَا وَمَسَاكِنُ تَرْضَوْنَهَا أَحَبَّ إِلَيْكُمْ مِنَ اللهِ وَرَسُولِهِ وَجِهَادٍ فِي سَبِيلِهِ فَتَرَبَّصُوا حَتَّى يَأْتِيَ اللهُ بِأَمْرِهِ وَاللهُ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الْفَاسِقِينَ

“De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabalarınız, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaretiniz, hoşlandığınız meskenler size Allah’tan, Rasulünden ve O’nun Yolunda cihad etmekten daha sevgili ise o halde, Allah emrini getirinceye kadar gözetleyin! Allah fasıklar topluluğunu doğru yola iletmez!”

Tevbe Suresi 24

(36) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

قَاتِلُوا الَّذِينَ لاَ يُؤْمِنُونَ بِاللهِ وَلاَ بِالْيَوْمِ الْآخِرِ وَلاَ يُحَرِّمُونَ مَا حَرَّمَ اللهُ وَرَسُولُهُ وَلاَ يَدِينُونَ دِينَ الْحَقِّ مِنَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ حَتَّى يُعْطُوا الْجِزْيَةَ عَنْ يَدٍ وَهُمْ صَاغِرُونَ

“Kendilerine kitap verilenlerden, Allah’a ve ahiret gününe inanmayan, Allah’ın ve Resulü’nün haram kıldığını haram tanımayan ve hak dini (İslam’ı) din edinmeyenlerle, küçük düşürülüp cizyeyi kendi elleriyle verinceye kadar savaşın!”

Tevbe Suresi 29

(37) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَقَاتِلُوا الْمُشْرِكِينَ كَآفَّةً كَمَا يُقَاتِلُونَكُمْ كَآفَّةً وَاعْلَمُوا أَنَّ اللهَ مَعَ الْمُتَّقِينَ

“Müşrikler sizinle nasıl topluca savaşıyorlarsa, siz de onlarla topluca savaşın! Ve bilin ki Allah, takva sahipleriyle beraberdir.”

Tevbe Suresi 36

(38) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

يَآ أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا مَا لَكُمْ إِذَا قِيلَ لَكُمُ انْفِرُوا فِي سَبِيلِ اللهِ اثَّاقَلْتُمْ إِلَى الْأَرْضِ أَرَضِيتُمْ بِالْحَيَاةِ الدُّنْيَا مِنَ الْآخِرَةِ فَمَا مَتَاعُ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا فِي الْآخِرَةِ إِلاَّ قَلِيلٌ

“Ey iman edenler! Size ne oldu ki, Allah’ın Yolunda savaşa çıkın denildiği zaman, yere çakılıp kaldınız! Ahiretten (vaz geçip) dünya hayatına mı razı oldunuz? Ama ahirettekine (göre), bu dünya hayatının yararı pek azdır!”

Tevbe Suresi 38

(39) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

إِلاَّ تَنْفِرُوا يُعَذِّبْكُمْ عَذَابًا أَلِيمًا وَيَسْتَبْدِلْ قَوْمًا غَيْرَكُمْ وَلاَ تَضُرُّوهُ شَيْئًا وَاللهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

“Eğer Allah’ın Yolunda sefere (cihada) çıkmazsanız, sizi elem dolu bir azap ile cezalandırır ve yerinize sizden başka bir toplum getirir. Siz ise O’na hiçbir zarar veremezsiniz. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.”

Tevbe Suresi 39

(40) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

اِنْفِرُوا خِفَافًا وَثِقَالاً وَجَاهِدُوا بِأَمْوَالِكُمْ وَأَنْفُسِكُمْ فِي سَبِيلِ اللهِ ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ إِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ

“Gerek hafif, gerek ağır olarak savaşa çıkın! Mallarınızla ve canlarınızla Allah’ın Yolunda cihad edin! Eğer bilirseniz bu, sizin için çok daha hayırlıdır.”

Tevbe Suresi 41

(41) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

لاَ يَسْتَأْذِنُكَ الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِاللهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ أَنْ يُجَاهِدُوا بِأَمْوَالِهِمْ وَأَنْفُسِهِمْ وَاللهُ عَلِيمٌ بِالْمُتَّقِينَ

“Allah’a ve ahiret gününe iman edenler, mallarıyla ve canlarıyla cihad etmekten (kaçınmak için) senden izin istemezler. Allah takva sahiplerini bilendir.”

Tevbe Suresi 44

(42) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

يَآ أَيُّهَا النَّبِيُّ جَاهِدِ الْكُفَّارَ وَالْمُنَافِقِينَ وَاغْلُظْ عَلَيْهِمْ وَمَأْوَاهُمْ جَهَنَّمُ وَبِئْسَ الْمَصِيرُ

“Ey Nebi! Kafirlerle ve münafıklarla cihad et ve onlara karşı sert ve caydırıcı davran! Onların barınma yerleri cehennemdir, O ne kötü bir varış yeridir!”

Tevbe Suresi 73

(43) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

فَرِحَ الْمُخَلَّفُونَ بِمَقْعَدِهِمْ خِلاَفَ رَسُولِ اللهِ وَكَرِهُوا أَنْ يُجَاهِدُوا بِأَمْوَالِهِمْ وَأَنْفُسِهِمْ فِي سَبِيلِ اللهِ وَقَالُوا لاَ تَنْفِرُوا فِي الْحَرِّ قُلْ نَارُ جَهَنَّمَ أَشَدُّ حَرًّا لَّوْ كَانُوا يَفْقَهُونَ

“Allah’ın Rasulüne muhalif olarak (savaştan) geri kalanlar oturup kalmalarına sevindiler ve Allah’ın Yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad etmeyi çirkin görerek: Bu sıcakta (savaşa) çıkmayın,’ dediler. De ki: Cehennem ateşinin sıcaklığı daha şiddetlidir.’ Keşke anlasalardı.”

Tevbe Suresi 81

(44) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَإِذَآ أُنْزِلَتْ سُورَةٌ أَنْ آمِنُوا بِاللهِ وَجَاهِدُوا مَعَ رَسُولِهِ اسْتَأْذَنَكَ أُولُوا الطَّوْلِ مِنْهُمْ وَقَالُوا ذَرْنَا نَكُنْ مَّعَ الْقَاعِدِينَ

“Allah’a iman edin! Ve O’nun Rasulü ile cihada çıkın diye bir sure indirildiği zaman onlardan servet sahibi olanlar, senden izin isteyip: Bizi bırak! Oturanlarla birlikte olalım, dediler.”

Tevbe Suresi 86

(45) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

لَكِنِ الرَّسُولُ وَالَّذِينَ آمَنُوا مَعَهُ جَاهَدُوا بِأَمْوَالِهِمْ وَأَنْفُسِهِمْ وَأُوْلَئِكَ لَهُمُ الْخَيْرَاتُ وَأُوْلَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ

“Fakat Rasul ve onunla birlikte olan mü’minler, mallarıyla ve canlarıyla cihad ettiler; işte bütün hayırlar onlarındır ve kurtuluşa erenler onlardır.”

Tevbe Suresi 88

(46) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

إِنَّ اللهَ اشْتَرَى مِنَ الْمُؤْمِنِينَ أَنْفُسَهُمْ وَأَمْوَالَهُمْ بِأَنَّ لَهُمُ الْجَنَّةَ يُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِ اللهِ فَيَقْتُلُونَ وَيُقْتَلُونَ وَعْدًا عَلَيْهِ حَقًّا فِي التَّوْرَاةِ وَالْإِنْجِيلِ وَالْقُرْآنِ وَمَنْ أَوْفَى بِعَهْدِهِ مِنَ اللهِ فَاسْتَبْشِرُوا بِبَيْعِكُمُ الَّذِي بَايَعْتُمْ بِهِ وَذَلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ

“Kuşkusuz ki, Allah mü’minlerden canlarını ve mallarını, karşılığı cennet olmak üzere satın almıştır. Onlar, Allah’ın Yolunda savaşırlar. Öldürürler ve öldürülürler. Bu (söz) Tevrat’da, İncil’de ve Kur’an’da Allah’ın kendi üzerine aldığı hak bir vaaddir. Kim Allah’tan daha çok ahdini yerine getirebilir? Öyleyse Allah ile yaptığınız alış-verişe sevinin! En büyük kurtuluş işte budur!”

Tevbe Suresi 111

(47) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

يَآ أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا قَاتِلُوا الَّذِينَ يَلُونَكُمْ مِّنَ الْكُفَّارِ وَلِيَجِدُوا فِيكُمْ غِلْظَةً وَاعْلَمُوا أَنَّ اللهَ مَعَ الْمُتَّقِينَ

“Ey iman edenler! Kâfirlerden size yakın olanlarla savaşın! Ve onlar sizde bir sertlik görsünler! Ve şunu iyi bilin ki gerçekten Allah takva sahipleriyle beraberdir.”

Tevbe Suresi 123

(48) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

ثُمَّ إِنَّ رَبَّكَ لِلَّذِينَ هَاجَرُوا مِنْ بَعْدِ مَا فُتِنُوا ثُمَّ جَاهَدُوا وَصَبَرُوا إِنَّ رَبَّكَ مِنْ بَعْدِهَا لَغَفُورٌ رَّحِيمٌ

“Sonra şüphesiz ki, Rabbin, işkenceye uğratıldıktan sonra hicret eden, ardından da Allah’ın Yolunda cihad edip sabreden kimselerin yanındadır. Şüphesiz ki, Rabbin bundan sonra da çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”

Nahl Suresi 110

(49) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَجَاهِدُوا فِي اللهِ حَقَّ جِهَادِهِ هُوَ اجْتَبَاكُمْ وَمَا جَعَلَ عَلَيْكُمْ فِي الدِّينِ مِنْ حَرَجٍ مِّلَّةَ أَبِيكُمْ إِبْرَاهِيمَ هُوَ سَمَّاكُمُ الْمُسْلِمينَ مِن قَبْلُ وَفِي هَذَا لِيَكُونَ الرَّسُولُ شَهِيدًا عَلَيْكُمْ وَتَكُونُوا شُهَدَاءَ عَلَى النَّاسِ فَأَقِيمُوا الصَّلاَةَ وَآتُوا الزَّكَاةَ وَاعْتَصِمُوا بِا اللهِ هُوَ مَوْلاَكُمْ فَنِعْمَ الْمَوْلَى وَنِعْمَ النَّصِيرُ

“Allah uğrunda, hakkı ile cihad edin! O sizi seçti ve dinde size bir güçlük yüklemedi. Sizin dininizi de babanız İbrahim’in dini gibi geniş yaptı. Allah, bu Kur’an’dan önceki kitaplarda ve bu Kur’an’da da size Müslümanlar adını verdi. Rasul size şahid olsun, siz de insanlara şahid olasınız. O halde namazı kılın, zekatı verin ve Allah’a sarılın; O mevlanızdır. Ne güzel mevladır ve ne güzel yardımcıdır.”

Hac Suresi 78

(50) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

فَلاَ تُطِعِ الْكَافِرِينَ وَجَاهِدْهُمْ بِهِ جِهَادًا كَبِيرًا

“Öyleyse kafirlere itaat etme! Ve onlara (Kur’an’la) büyük bir cihad et!”

Furkan Suresi 52

(51) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَمَنْ جَاهَدَ فَإِنَّمَا يُجَاهِدُ لِنَفْسِهِ إِنَّ اللهَ لَغَنِيٌّ عَنِ الْعَالَمِينَ

“Kim cihad ederse, yalnızca kendi nefsi için cihad etmiş olur. Şüphesiz ki Allah, alemlerden müstağnidir.”

Ankebut Suresi 6

(52) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَالَّذِينَ جَاهَدُوا فِينَا لَنَهْدِيَنَّهُمْ سُبُلَنَا وَإِنَّ اللهَ لَمَعَ الْمُحْسِنِينَ

“Bizim uğrumuzda cihad edenlere, şüphesiz ki yollarımızı gösteririz. Gerçeten Allah, ihsan edenlerle beraberdir.”

Ankebut Suresi 69

(53) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذِينَ آمَنُوا بِاللهِ وَرَسُولِهِ ثُمَّ لَمْ يَرْتَابُوا وَجَاهَدُوا بِأَمْوَالِهِمْ وَأَنْفُسِهِمْ فِي سَبِيلِ اللهِ أُوْلَئِكَ هُمُ الصَّادِقُونَ

“Mü’min olanlar, ancak o kimselerdir ki, onlar, Allah’a ve Resulü’ne iman ettiler, sonra hiç bir kuşkuya kapılmadan Allah’ın Yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad ettiler. İşte onlar, sadık olanların ta kendileridir.”

Hucurat Suresi 15

(54) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

يَآ أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا عَدُوِّي وَعَدُوَّكُمْ أَوْلِيَاءَ تُلْقُونَ إِلَيْهِمْ بِالْمَوَدَّةِ وَقَدْ كَفَرُوا بِمَا جَاءَكُمْ مِّنَ الْحَقِّ يُخْرِجُونَ الرَّسُولَ وَإِيَّاكُمْ أَنْ تُؤْمِنُوا بِاللهِ رَبِّكُمْ إِنْ كُنْتُمْ خَرَجْتُمْ جِهَادًا فِي سَبِيلِي وَابْتِغَآءَ مَرْضَاتِي تُسِرُّونَ إِلَيْهِمْ بِالْمَوَدَّةِ وَأَنَا أَعْلَمُ بِمَا أَخْفَيْتُمْ وَمَا أَعْلَنْتُمْ وَمَنْ يَفْعَلْهُ مِنْكُمْ فَقَدْ ضَلَّ سَوَاءَ السَّبِيلِ

“Ey iman edenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları veliler edinmeyin! Siz onlara karşı sevgi yöneltiyorsunuz! Oysa onlar haktan size geleni inkâr etmişler, Rabbiniz olan Allah’a inanmanızdan dolayı Rasule de, sizi de (yurtlarınızdan) sürüp çıkarmışlardır!

Eğer siz, Benim Yolumda cihad etmek ve Benim rızamı aramak amacıyla çıkmışsanız (nasıl) onlara karşı hâlâ sevgi gösterirsiniz! Ben, sizin gizlediklerinizi ve açığa vurduklarınızı bilirim. Kim sizden bunu yaparsa, artık o, elbette yolun ortasından şaşırıp sapmış olur!”

Mümtehine Suresi 1

(55) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

يَآ أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا هَلْ أَدُلُّكُمْ عَلَى تِجَارَةٍ تُنْجِيكُمْ مِنْ عَذَابٍ أَلِيمٍ تُؤْمِنُونَ بِاللهِ وَرَسُولِهِ وَتُجَاهِدُونَ فِي سَبِيلِ اللهِ بِأَمْوَالِكُمْ وَأَنْفُسِكُمْ ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ إِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ

“Ey iman edenler; sizi, elim azabtan kurtaracak bir ticareti göstereyim mi? Allah’a ve O’nun Rasulü’ne iman edersiniz, mallarınızla ve canlarınızla Allah’ın Yolunda cihad edersiniz! Bu, sizin için daha hayırlıdır; eğer bilirseniz.

Saff Suresi 10, 11