(202) Abdullah bin Hişam (Radiyallahu Anh) kendini kast ederek şöyle dedi:
Abdullah bin Hişam, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e yetişmiş ve annesi sahabe kadınlardan Zeyneb binti Humeyd kendisini Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e götürmüştü. Annesi:
−Ya Rasulallah! Oğlumla İslam üzere beyat etseniz, dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
−O daha küçüktür.”
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), onun başını sıvazlayıp Abdullah’a dua etti. Zühre bin el-Ma’bed’den dedesi Abdullah bin Hişam kendisini çarşıya çıkarır ve oradan yiyecek şeyler satın alırdı. Bu sırada ona Abdullah ibni Ömer veya ibni Zübeyr (Radiyallahu Anhum)’a karşı gelirler ve:
−Satın aldığın şeylere bizi de ortak et, çünkü Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sana bereketle dua etti derlerdi. Abdullah bin Hişam onları ortak ederdi. Bazı zaman tam bir deve yükü kar ederdi de onu eve gönderirdi.
Buhari 2314
(203) Süleyman bin Ebu Müslim şöyle dedi:
“...Ben ve benim ortağım elden ele peşin ve veresiye bir şey satın aldım.”
Buhari 2312,
(204) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Müslümanlar, hakka muvafık olan şartları üzeredirler.”
İbnu’l-Carud 637, Ebu Davud 3594, İbni Hibban Mevarid 1199, İbni Adiyy el-Kamil 2088, Darekutni 3/279 Hakim 2/449/101, Beyhaki 6/79
(205) Abdullah bin Amr el-Müzenî babası ve dedesi tarikiyle söyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“…Müslümanlar şartları üzeredirler. Ancak bir haramı helaledici yahut bir helalı haram edici şart müstesnadır.”
Tirmizi 1352, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 5/144
(206) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Hayber arazisini, oradan çıkacak mahsulün yarısı Yahudilerin olması üzere, orayı işlemeleri ve ekmeleri için Yahudilere verdi.”
Buhari 2312, Müslim 1551/2, Ebu Davud 3408, Tirmizi 1383, Darimi 2/270, İbni Mace 2467, Beyhaki 6/113, Ahmed bin Hanbel Müsned 2/17, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 1471
(207) Süleyman bin Ebu Müslim şöyle dedi:
Ben, Ebu’l-Minhal’e elden ele peşin sarraflığı sordum. Ebu’l-Minhal şöyle dedi:
−Ben ve benim ortağım elden ele peşin ve veresiye bir şey satın aldım. Akabinde Bera bin Azib (Radiyallahu Anh)’a geldi. Biz ona bunun hükmünü sorduk. Bera bin Azib (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
−Ben ve benim ortağım, Zeyd bin Erkam bunu yaptık ve bunu Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e sorduk.
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
−“Elden ele peşin olanı alınız veresiye olanı terk ediniz!”
Buhari 2312
(208) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Herkim ortak olduğu bir köledeki kendine ait hisseyi azat ederse, azat eden kimsenin, kölenin bedeli kadar malı varsa, kölenin tamamını azat etmek onun üzerine vacip olur. Adil bir kıymetle kölenin bedeli tayin olunur; ortaklarına kendi hisseleri verilir ve azat edilen kölenin yolu boşaltılır.”
Buhari 2314, 2315, Müslim 1501/1, Malik 2/772/1, Ebu Davud 3940, Nesei 4713, Tirmizi 1346, İbni Mace 2528, İbni Hibban Mevarid 1211, Ahmed bin Hanbel Müsned 2/2, 15, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 1522
(209) Cabir(Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Her hangi birinizin bir arazisi veya hurmalığı bulunursa, satış için onu ortağına arz etmeden satmasın!”
Nesei 4714, Tirmizi 1312, İbni Mace 2492, Ahmed bin Hanbel Müsned 3/357,İrva Albânî 5/373, Albânî Silsiletu’l-Ehâdîsi’s-Sahîha 2358
(210) Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Bir kimsenin herhangi bir akar veya hurmada ortağı varsa, ortağına bildirmeden o ortaklık malı satma hakkı yoktur!”
Müslim 1608/133, Nesei 4714, Tirmizi 1312, İbnu’l-Carud 641, Humeydi 1272, Ebu Yağla 1835, Ahmed bin Hanbel Müsned 3/307, 310, 382, 397, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 5/373
(211) Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) taksim olunmayan ortaklıkta, akarda ve bahçede şufa hakkına hükmetti ve şöyle buyurdu:
“Ortağına bildirmeden diğer ortağın ortaklık malı satması helal olmaz! Diğer ortak dilerse o malı alır dilerse terk eder. Ortağın biri diğerine bildirmeden kendi hakkını satarsa, diğeri o mala sahip olmaya herkesten daha fazla haklıdır.”
Müslim 1608/134, Ebu Davud 3513, Nesei 4660, 4715, Darimi 2/273, 274, İbnu’l-Carud 642, Darekutni 4/224, Ahmed bin Hanbel Müsned 3/316, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 5/373
(212) Nebi(Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in Muhacir sahabelerinden bir şahıstan o, şöyle dedi:
Ben, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber üç kere gazve yaptım. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i şöyle buyururken işittim:
“Müslümanlar üç şeyde ortaktır. Otlakta, suda ve ateşte.”
Ebu Davud 3477, Beyhaki 86/150, Ahmed bin Hanbel Müsned 5/364, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 6/7
(213) Urve bin Ebu’l-Ca’d el-Barûkî şöyle dedi:
“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisine kurbanlık veya koyun alması için bir dinar verdi. Urve iki tane koyun aldı, onlardan birini bir dinara sattı. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e bir dinar ve bir koyun getirdi. Bunun üzerine Rasulullah(Sallallahu Aleyhi ve Sellem) alış verişinde bereketle dua etti. Urve toprak satın alsa kar elde ederdi.”
Ebu Davud 3384, Buhari 3406, Tirmizi 1258, İbni Mace 24029 Darekutni 3/10/29, 30, Beyhaki 6/112, Ahmed bin Hanbel Müsned 4/375, İbni Hazm 8/436, 437, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 1287
(214) Zeyd bin Eslem şöyle dedi:
“Ömer bin Hattab (Radiyallahu Anh)’ın iki oğlu Abdullah ve Ubeydullah (Radiyallahu Anhuma) Irak’a giden ordu içerisinde sefere çıktılar. Sefer dönüşünde Abdullah ve Ubeydullah (Radiyallahu Anhuma), Ebu Musel-Eşari (Radiyallahu Anh)’a uğradılar. Ebu Musa (Radiyallahu Anh) o zaman Basra emiri idi. Ebu Musa (Radiyallahu Anh), Abdullah ve Ubeydullah (Radiyallahu Anhuma)’ya merhaba, hoş geldin deyip onları ağırladı. Sonra Ebu Musa (Radiyallahu Anh) onlara:
−Size faydalı bir iş üzere gücüm yetseydi elbette sizin için onu yapardım, dedi. Sonra da:
−Bilakis, burada Allah’ın malından vardır. Onu mü’minlerin emirine göndermek istiyordum. Ben onu size borç olarak teslim edeyim. Siz onunla Irak emtiasından bir takım emtia satın alın, sonra onları Medine’de satarsınız. Size vereceğim ana malı mü’minlerin emirine teslim edersiniz, kar da sizin olur, dedi. Abdullah ve Ubeydullah (Radiyallahu Anhuma):
−Bunu çok isteriz, dediler. Ebu Musa (Radiyallahu Anh) dediği gibi yaptı ve Ömer (Radiyallahu Anh)’a onlardan malı alması için bir de mektup yazdı. Abdullah ve Ubeydullah (Radiyallahu Anhuma) Medine’ye gelince emtiaları sattılar ve ondan kar elde ettiler. Onlar Ömer (Radiyallahu Anh)’a ana malı ödeyince, Ömer(Radiyallahu Anh) onlara:
−Ebu Musa (Radiyallahu Anh), ikinize verdiği borç gibi, ordunun hepsine de verdi mi? dedi. Onlar:
−Hayır, vermedi, dediler. Ömer (Radiyallahu Anh):
−Ebu Musa (Radiyallahu Anh), siz Mü’minlerin emirinin oğlu olduğunuz için borç verdi. Siz bana hem aldığınız borcu hem de onun karını ödeyin, dedi. Bunun üzerine Abdullah (Radiyallahu Anh) sukut etti bir şey söylemedi. Ubeydullah (Radiyallahu Anh) ise:
−Ey Mü’minlerin emiri, bu sana yakışmaz! Borç olarak aldığımız mal noksanlaşsa veya helak olsaydı biz onu tazmin edecek ödeyecektik, dedi. Ömer (Radiyallahu Anh) tekrar:
−O malları ödeyin! dedi. Abdullah (Radiyallahu Anh) yine sukut etti. Ubeydullah (Radiyallahu Anh) ise önceki sözünü tekrarlayıp babasına karşılık verdi. Ömer (Radiyallahu Anh)’ın meclisinde oturanlardan biri:
−Ey Mü’minlerin emir, bu karı eşit şekilde taksim etsen, dedi. Bunun üzerine Ömer (Radiyallahu Anh):
−Karı eşit şekilde paylaştırdım, dedi sonra Ömer (Radiyallahu Anh) malı ve onun kârının yarısını aldı. Ömer bin el-Hattab (Radiyallahu Anh)’ın oğulları Abdullah ve Ubeydullah (Radiyallahu Anhuma)’da kârın diğer yarısını aldılar.”
Malik 2/687/1, Şafii Müsned 1332, Darekutni 3/63/241, İbni Hacer 3/57, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 1470
(215) Ya’kub el-Cuhenî şöyle dedi:
“Osman bin Affan (Radiyallahu Anh) kâr oranı eşit olmak üzere çalıştırmak için sermaye olarak mal verdi.”
Malik 2/688/2, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 1470
(216)Urve bin Zübeyr(Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ashabından Hâkim bin Hizam (Radiyallahu Anh), kâr ortaklığı yapmak için sermaye olarak mal verdiği kişiye:
−Malımı hayvana bağlama, denize çıkarma ve sel yataklarına indirme! Eğer bunlardan birini yapar ve malımı telef edersen malımı tazmin eder ödersin der şart koşardı.”
Darekutni 3/63/242, Beyhaki 6/111, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 5/293
(217) Es-Sâib’den şöyle tahdis edilmiştir:
“Kendisi, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e:
−Cahiliye devrinde sen benim ortağım idin. Sen ortakların en hayırlısı idin. Sen benimle ne nizahlaşır ne de çekişirdin, dedi.”
İbni Mace 2287, Ebu Davud 4836, Nesei Kübra 1014, Tabarani Mucemu’l-Kebir 18/929,Hakim 2/61