(1) Ebu Umame (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
مَنْ شَفَعَ لِأَخِيهِ بِشَفَاعَةٍ فَأَهْدَى لَهُ هَدِيَّةً عَلَيْهَا فَقَبَلَهَا فَقَدْ أَتَى بَابًا عَظِيمًا مِنْ أَبْوَابِ الرِّبَا
“Bir kişi (Müslüman) kardeşinin işinin görülmesinde ona yardımcı olur ve bu sebeple kendisine bir hediye gelir de o da bu hediyeyi kabul ederse, kuşkusuz ki, faiz kapılarından büyük bir kapıya gelmiş olur!”
Ebu Davud 3541, Ahmed bin Hanbel Müsned 5/261, Albânî Mişkat 3757, Albânî Sahihu’l-Cami’ 6292
عن أبي صالح أنه قال في رجل: كان له على رجل عشرون درهما فجعل يهدي أليه وجعل كلما اهدى أليه هدية باعها حتى بلغ ثمنها ثلاثة عشر درهما فقال ابن عباس: لا تأخذ منه إلا سبعة دراهم
(2) Ebu Salih (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:
“Bir şahsın başka bir adamda yirmi dirhem alacağı vardı. Borçlu adam alacaklı şahsa hediye vermeye başladı. Alacaklı şahıs, borçlu kendisine her hediye verdiğinde onu sattı. Nihayet hediyelerin ücreti on üç dirheme ulaşmıştı. Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) olacaklı o şahsa:
−Sana borçlu olan kimseden sadece yedi dirhem al fazla alma! dedi.”
Beyhaki 5/349/10930, Albânî Silsiletu’l-Ehâdîsi’s-Sahîha 5/234