Rububiyyet Tevhidi

Rububiyyet ‘Rablik (Rab olma)’ anlamına gelir. Allah’ın “er-Rab” ismine nisbet edilen bir kelimedir. Rab kelimesinin lugat manası çokçadır: Terbiye eden, mülk ve iktidar sahibi, efendi, işleri düzenleyen, idareci, nimet veren, tamamlayıcı ve yönetici gibi anlamlar bunlardandır.

Allah’ın mahlukatı üzerindeki rububiyyeti ise; yerleri, gökleri ve tüm mahlukatı yaratan, tüm canlılara hayat veren, öldüren ve yeniden diriltecek olan, onların hepsinin rızkını veren, onların sahibi olup tanzim ve terbiye eden, alemdeki bütün işleri idare eden, gökte ve yerde emir sahibi, fayda ve zarar veren, mükafatlandıran ve cezalandıran, bolluk ve darlık veren, yükselten ve alçaltan, kainattaki her şeyi gören, duyan ve bilen, kendine dua edildiğinde işitip duaya icabet eden varlık olarak bilinmesi ve birlenmesidir. Bu tür tevhid, Allah’ın kaza ve kaderine ve zatında bir oluşuna inanmayı da içine alır.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Hamd (övgü), alemlerin Rabbi Allah’adır.”

Fatiha 2

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“De ki: Gökleri ve yeri yoktan var eden, yediren fakat kendisi yedirilmeyen Allah’tan başka dost mu edineyim?..

En’am 14

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“İyi bilin ki yaratma ve emretme O’nundur…

A’raf 54

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“O, size hayat veren, sonra sizi öldürecek olan ve sonra (yeniden) diriltecek olandır…”

Hacc 66

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“O, kullarının üzerinde (yegane kudret ve) tasarruf sahibidir…”

En’am 18

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“O, kendi hükümranlığına kimseyi ortak etmez.”

Kehf 26

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“De ki: Allah’ı bırakıp da sizin için fayda ve zarara güç yetiremeyen şeylere mi tapıyorsunuz?..”

Maide 76

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Eğer Allah seni bir zarara uğratırsa onu, O’ndan başka giderecek yoktur. Ve eğer sana bir hayır verecek olursa, O her şeye kadirdir.”

En’am 17

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Hak dua, ancak O’na yapılandır. O’nun dışında dua ettikleri onlara hiçbir şeyle icabet edemezler.”

Ra’d 14

Tevhidin bu kısmına Kureyş müşrikleri ile çeşitli din ve inanca sahip kimseler de inanmaktadırlar. Buna rağmen onlar müşrik olmaktan kurtulamamışlardır.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Şayet onlara, kendilerini kimin yarattığını sorsan, elbette ki ‘Allah’tır’ derler…”

Zuhruf 87

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“De ki: Size gökten ve yerden kim rızık veriyor? Ya da kulaklara ve gözlere kim sahiptir? Ölüden diriyi ve diriden ölüyü kim çıkarır? (Her) işi kim idare ediyor? ‘Allah’tır.’ diyeceklerdir…”

Yunus 31

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Onlara: ‘Gökleri ve yeri yaratan, güneşi ve ayı buyruğu altında tutan kimdir? diye sorsan mutlaka ‘Allah’tır.’ derler…”

Ankebut 61

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Onlara: ‘Gökten su indirip ölmüş olan yeryüzünü onunla dirilten kimdir?’ diye sorsan, elbette ki ‘Allah’tır.’ derler.”

Ankebut 63

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“De ki: Eğer biliyorsanız, bu dünya ve onda bulunanlar kime aittir? ‘Allah’a aittir.’ diyecekler. Yedi kat göklerin Rabbi, azametli Arş’ın Rabbi kimdir? diye sor. ‘Allah’ındır.’ diyecekler. Eğer biliyorsanız, her şeyin mülkiyeti ve yönetimi kendisinin elinde olan, kendisi her şeyi kollayan fakat kendisi korunmayan kimdir? diye sor. ‘Allah’ındır.’ diyecekler…”

Mü’minun 84-89

Bunun sebebi kulların kalplerinin fıtraten Allah’ın tek Rab oluşunu kabul edecek şekilde yaratılmış olmasıdır. Bundan dolayı tevhidin diğer iki kısmını da kabul etmedikçe, rububiyyet tevhidine sahip kişiler müşriklikten kurtulup muvahhid olamazlar.