Keramet ve Mucize

Burada kerametten ve mucizeyle arasındaki farktan bahsetmek yerinde olacaktır.

Keramet: Kitap ve Sahih Sünnetin delalet ettiği şey üzere Yüce Allah’ın bazı salih kulları vasıtasıyla onlara bir ikram olmak üzere göstermiş olduğu olağanüstü hadiselerdir.

Allah’ın Kitabı ve Rasulü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in sünnetiyle amel eden salih kullarına Yüce Allah’ın lütfettiği pek çok kerametler nakledilmiştir. Bu kerametler şimdiye kadar görülmüştür ve Allah’ın dilediği vakte kadar da görülmeye devam edecektir.

Keramet ancak şeriata bağlı kimselerden, onun iradesi ve bilgisi dahilinde olmadan ortaya çıkan bir hadisedir. Şeriata bağlı olmayan kimselerin gösterdiği harikuladelikler ise keramet olmayıp göz bağcılık şeklinde büyücü, sihirbaz ve deccallerin işlerindendir.

Kerametin Meydana Geliş Sebepleri:

1) Kulun imanını pekiştirmek. İmanlarının pekişmesine ihtiyaç olmadığı için pek çok sahabeden keramet hasıl olmamıştır.

2) Düşmana karşı delil ortaya koymak.

3) Müslümanların genelinin maslahatlarını gözetmek ve şüphe içinde olanları yakine ulaştırmak. Hicri 23. yılda Ömer (Radiyallahu Anh)’in kendisi Medine’deyken minberde bulunduğu bir anda, Daru Ebcerd’e gönderdiği seriyyenin kumandanı Sariye bin Zenim (Radiyallahu Anh)’a hitaben:

‘Ey Sariye! Dağa doğru yönel!’ diyerek taktik vermesi buna örnek olabilir.

İbni Kesir el-Bidaye ve’n-Nihaye Büyük İslam Tarihi 7/216

Kerametin Şartları:

1) Dini bir kaideye muhalif olmamalı,

2) Yaşayan birisi tarafından gösterilmeli,

3) Bir ihtiyaç sebebiyle olmalıdır.

Keramet ile herhangi bir şer’i hüküm konmaz ve var olan bir hüküm ortadan kaldırılamaz.

Bazı Müslümanların keramet göstermeyişleri imanlarının zayıf olduğuna delil gösterilemediği gibi, keramet gösteren kimselerin de masum olduklarına ve emsallerinden üstün olduklarına delil gösterilemez. Bu hususta İmam Şafi (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Kendisinden keramet zuhur eden herkesin velilerden olması gerekmez. ‘Bu, o kimselerin keramet göstermeyenlerden üstün olduklarının delilidir.’ de denilemez. Keramet göstermeyenlerin niceleri vardır ki, gösterenlerden daha faziletli ve üstündür.

Keramet gerçekte, bazen sahibinin yakinini güçlendirmek için ortaya çıkar, bazen de o kimsenin doğruluk ve faziletine bir kanıt olur. Ancak bu keramet, o kimsenin en üstün oluşuna bir kanıt değildir. Çünkü en üstün olma, yakini kesin anlamda bir iman ve tam anlamıyla Allah’ı tanımakla mümkündür.”

Abdullah el-Yafii, Kitabu Neşri’l-Mehasini’l-Galiye 119

Mucize İle Keramet Arasındaki Farklar

1) Mucize Nebi ve Rasuller, keramet ise salih insanlar eliyle meydana gelir.

2) Mucizeleri topluluklar Nebilerden istemektedir. Ancak keramette sahibinin isteği yoktur.

3) Mucizelerde meydan okuma söz konusuyken keramette meydan okuma yoktur. Bu sebeple kendisinden herhangi bir keramet hasıl olan kimsenin bunun için Allah’a hamdetmesi, kerametini gizlemesi ve onu başkalarına övünme vesilesi edinmemesi gerekir.

Aksi bir davranış kişiyi helak noktasına getirebilir. Şeytanın bu yolla kendilerini yavaş yavaş azaba sürüklediği için farkında olmadan dünya ve ahiretini kaybetmiş nice insan vardır. Mucizenin ise, risaletin tebliğini gerçekleştirebilmek için açıktan gösterilmesi şarttır.

Keramet hak olmakla birlikte, halkın bu tür olaylara aşırı merak duyması ve kimi çevrelerin şeyh ve liderlerinin propagandası için keramet konusunu basamak olarak kullanmaları, kerameti olduğundan farklı sınırlara taşımıştır. Bu tip aşırılıklardan ve hatalardan sakınmak gerekir.

Meanet: Nebi ve salih insanlardan olmayıp alelade kimselerden zuhur eden ve olağanüstü bir hal olarak görülen birtakım olaylar vardır ki, bunlara meanet yardım etme, destek olma denir. Parçalanan bir arabadan birilerinin sağ çıkması, yüksek bir yerden düşen birilerinin ölmemesi vb. şeyler buna örnek verilebilir.

Meanet isimli olaylar, Allah-u Teâlâ’nın o kimseye, içinde bulunduğu felaket veya musibetten kurtulması için yaptığı yardımdan başkası değildir! Bu sebeple o kimselerin büyüklüğüne inanmak ve bunları mucize ya da keramet diye adlandırmak doğru olmaz!

İstidraç: Son olarak, küfrü ve ahlaksızlığı açık olan ve isyan içinde yüzen kimselerin elinden zuhur eden harika olaylar vardır. Bunlar ise istidraç diye isimlendirilir. Bu tip olaylar, keramet bahsinde geçtiği gibi o kimselerin büyüklenerek helak olmalarına ve Allah’ın azabına müstehak olmalarına birer sebep teşkil etmektedir.

Bahsi geçenlerin iyi algılanması ve birbirine karıştırılmaması, kandırılmamak, dolayısıyla da haktan sapmamak için önem arz etmektedir.