Çok Gülmek Kalbi Öldürür!

Soru: Bu şikâyet, insanlar arasında çoğalan gülme olgusuyla alakalıdır. Özellikle gençler arasında:

Arkadaşlarla oturduğumuz meclislerde gülme çok oluyor hatta ifrat derecesine varırcasına. Bu olgu yayılıp çoğalıyor bunun ilacı nedir?

Cevab: Bu şikâyetin cevabı iki taraflıdır. İlim ve amel olmak üzere iki kısımdır:

İlmi Taraf: O da iki kısımdır.

Birinci Kısım: Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gülme hakkında hal ve durumu nasıldı, bunu bilmeliyiz. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu meselede ve her konuda örnek alınacak en hayırlı olandır.

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), gülmezdi ancak tebessüm ederdi.”

Ahmed bin Hanbel Müsned 5/97, Albânî Sahihu’l-Cami’ 4861

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), uzun sukut ederdi ve az gülerdi.”

Ahmed bin Hanbel Müsned 5/97, Albânî Sahihu’l-Cami’ 4862

Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i kahkaha ile güldüğünü hiç görmedim! Taki küçük dilini göreyim bilakis o sadece tebessüm ederdi.”

Ebu Davud 5098

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Gülmeyi çoğaltmayınız! Kuşkusuz ki, gülmenin çokluğu kalbi öldürür!”

İbni Mace 4193, Albânî Silsiletu’l-Ehâdîsi’s-Sahîha 506

Başka bir rivayette Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Çok gülmek, kalbin fesadıdır!”

Kısa olarak ilmî taraf böyle.

Amelî kısmı tarafana girmeden önce bilmeliyiz ki, gülmek haram olan bir durum değildir! Müslüman, asık suratlı, kaba, sert, hüzünlü olamaz! Gülmek fıtrî bir haldir. İnsanın tabiatında var.

Allah (Azze ve Celle) şöyle buyuruyor:

وَأَنَّهُ هُوَ أَضْحَكَ وَأَبْكَى

“Doğrusu güldüren de Allah’dır ağlatan da.”

Necm Suresi 43

Fakat bizim şu anda ilacıyla meşgul olduğumuz neticelerinden sakındırdığımız problem şudur:

–Kahkahalarla uyumlu ahenkli meclisler.

–Mü’minin kalbinin iyi ve sağlam olması yerine, ağzını açıp çok gülmeyle kalbini bozması.

–Davetçinin, insanların çok gülmesini, insanları kazanmaya bir vesile kılması iddiası. Onları faydalı olmak ve etkilemek için olsa bile, bilmiyor ki insanlar onun etrafında sadece gülmek için toplanıyorlar. Onların ondan faydalanması ne azdır!

Problem şu ki: Bazı insanları çok gülmeyi sıkıntı ve üzüntülerinden bir çıkış olarak görmektedirler. Bu kötüyü iyiyle değiştirmektir. Hatırlıyorum bir genç, derste başarısız olması kaygısıyla meşgul olup bu mevzuyu düşünürken ve ailesiyle olan problemlerini vs. aklına takmışken, evinden çıkıyor ve ona yolda bir kardeşi tesadüf ediyor.

Kardeşi soruyor:

−Nereye gidiyorsun?

Genç:

−Kederli ve üzüntülüyüm, filanla falana gideceğim, beni güldürmeleri ve üzüntülerimi bana unutturmaları için diye cevap veriyor. Hissedemiyor bu kişinin onu güldürmesi, onu uyuşturması gibidir. Bu uyuşturmanın etkisi geçtikten sonra tekrar eski halini alacağını bilmiyor.

Üzüntü, tasa, keder ile ilgili Nebevi ilaçtan gafil olmaması gerekir. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i bir iş üzseydi şöyle derdi:

“Ey hayy ve kayyum olan Rabbim rahmetine yardım diliyorum.”

Albânî Sahihu’l-Cami’ 4777

Diğer bir hadiste Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e bir üzüntü ve keder geldiğinde şöyle derdi:

“Ya hayyu ya kayyum senin rahmetinle yardım diliyorum. Allah Rabbimdir, O’na hiçbir şeyi ortak koşmuyorrum.”

Albânî Sahihu’l-Cami’ 4791

Ameli (pratik) Taraf:

Gülme olgusunda aşırı bir şekilde devamı tedavi etmek, ancak şu vesilelerin gerçekleşmesiyle olur.

(1) Ölüm, kabir, ahiret günü, onda olacak hesabı, sırat, ateş ve diğer korkunç manzaraları hatırlamak.

Bu hatırlamayı, bu manzaraları tasvir eden naslarla yetiştirmek, terbiye etmek ve geniş olarak şerhlerinden okumak yumuşak kalpli ve zahid insanlarla oturmak.

(2) Günümüzde müslümanların yaşadıklarını düşünmek.

Dinden uzaklaşmayı, gözden geçirmek ve müslümanların yaşadığı gerçekleri düşünmek. Her yönden gerilemeleri, karşılaştıkları eziyet ve zorlukları, kötü yok oluşları, dünyada aleyhlerine alınan gizli karar ve tertipleri. İşte Müslüman bunları sadık ve derin bir düşünceyle düşündüğü zaman bu onun gülme ve ağlamasında bir etkisi olmalıdır.

(3) İslam ümmetine karşı, boynundaki emanetin ağırlığını hissetmeli. Onun ümmeti, ondan büyük bir çalışma istiyor, kötüleşen kementlerden ve yıkılışından uyanmak için. Eğer o bu durumu endişe ediyor ise kendine; gücü yettiğince, toplumunu, sevdiklerini, arkadaşlarını ve ailesini düzeltmek için, olan meşguliyet ile zamanını geçirecektir. Onu heyecanlandıran ve doyuran şeylere, fazla gülmeye ve ehemmiyetsiz meselelere vakit bulamayacaktır o zaman.

(4) Çok gülen insanlardan uzak durmak.

Çok güldüren ve komiklik yapan olarak bilinen şakacı şahsiyetlerin içlerine girmekten sakınmak. O meclislerden uzaklaşmakla beraber onlara ve onlarla oturanlara nasihatlerde bulunmak.

Az önce geçmişti bazı davetçiler gülmeyi insanları kazanmak için vesile sayanlara işaret etmiştik. Öyleki bazıları güldüren şeyh nerede? Güldüren davetçiyi istiyoruz. Bu en alçak seviyedir. Dileriz bunlar ümmet arasından çıkar. Çünkü Allah-u Teâlâ’nın dini büyük ve metindir.

إِنَّهُ لَقَوْلٌ فَصْلٌ وَمَا هُوَ بِالْهَزْلِ

“Kuşkusuz ki, Kur’an hak ile batılı ayıran bir sözdür. O, asla bir oyun değildir!”

Tarık Suresi 13, 14

خُذُوا مَا آتَيْنَاكُمْ بِقُوَّةٍ

“…Size verdiğimizi kuvvetle tutun...”

Bakara Suresi 63

Ebu Zerr (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“…Allah’a yemin ederim ki, eğer sizler benim bildiğim şeyleri bilseydiniz, elbette ki, az güler ve çok ağlardınız! Hatta yatakların üzerinde ki, kadınlarınızdan bile zevk almazdınız! Yükseklere çıkarak Allah’a yalvarırdınız!..”

İbni Mace 4190

Eğer gerçekten hakiki manasıyla biz bizden ne istenildiğini bilseydik ve bizi ne bekliyor hoş uykular bir damla dahi olsa gözümüze girmezdi.

(5) Elinden geldikçe gülmeye karşı gelmek.

Bir topluluk onları bir araya getirir ve çoğu vakitlerini gülme ve kahkaha ile geçirirler. Yapması gereken ilk şey, esnemeye mani olduğu gibi gülmesine de hâkim olmalı. İkinci olarak, gelenlere nasihat etmeli ve onlara yardım etmeli. Bu da, becerikli, hünerli, kararlı ve ciddi bir adama muhtaçtır. İnsanlarda Allah’a hamd olsun büyük bir hayır var.

Kıymet takdir eden ve islah eden düzelten davetçilere uymaya hazırdırlar. Bu nasihat ona çeşitli yollar verebilir. Onlara gülme ve güldürmenin kötü yönlerini dezeavantajlarını zikredebilir. Onu yalan ve uydurmaya yönlendirebilir. Güldüren kişi, anlatacak bir hikâye veya gerçek bir olay bulamazsa, bu defa hayalinden uydurmaya başlar tâki onları güldürecek bir konu bulsun. Böyle kişiyi, Allah Rasûlü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) korkutmuştur:

“Konuşup insanları güldürmek için yalan söyleyene yazıklar olsun!.. Yazıklar olsun!.. Yazıklar olsun!..”

Albânî Sahihu’l-Cami’ 7/36

Gülmenin kötülüklerinden biri de insanın şahsiyetini sarsar ve gözden düşürür. Güldüren kişi her ne kadar görünüşte toplumda bir yeri olduğu zannedilse bile gerçekte o onların yanında çok değersizdir. Ona ne değer verirler ne de hürmet gösterirler. Bunun benzerini gülmeye iyice dalan içinde söyleyebiliriz.

(6) Gülmeye yönlendiren mevzuyu faydalı başka mevzuya çevirmek.

Baktın ki hazır bulunanlar gülmede normal durumu aştılar ve kendilerini onun sebeplerine teslim ettiler, münasip bir uslupla yavaş yavaş kalplerine girer, onları ciddiyet âlemine ve vakitlerinden istifade etmeye çevir. Bu da, ya faydalı bir kitaptan okuyacak ya da önemli bir mevzuyu tartışmak ve görüşlerini ortaya çıkarmak için teklif et ya da hayırlı ve ıslah edici bir amel için onları ittifaka davet etmek vs. Bu Allahu Teâlâ’nın sevdiği ve razı olduğu işlerdendir.

(7) Haddi aşmak, sınırı geçmek.

İş haddini aştı; yani oturanlar karşı çıktılar ve gülmeye daldılar ve gaflet yoluna girdiler. Son çare dağılmaktır. Kendini ve kalbini fesadtan korumak için meclisten kalk ve onları terk et. Çünkü sen üzerine düşen nasihat ve yönlendirmeleri yaptın. Allahu Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَلاَ تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَى

“…Hiçbir günahkâr, bir başka günahkârın yükünü taşımaz!..”

En’âm Suresi 164