Soru: İnsanların bayram gününde birbirlerini ziyaret etmelerinin bid’at olduğunu işittik. Bayramlarda kardeşlerin ve insanların ziyaretleriyle ilgili olan hükmü açıklamanızı rica ederiz.
Cevap: Şeyh Albânî (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:
“Biz defalarca tekrar ettiğimiz için şu an ayrıntıları zikretmeye gerek görmüyoruz. Özetle şöyle deriz:
Bayram gününde dirilerin ölüleri ziyaret etmesi sonradan çıkarılmış işlerdendir yani bid’attır! Zira bu, şeriat koyucunun mutlak kıldığı şeyi sınırlamaktır! Şeriat koyucu ise hikmet sahibidir. Sahih hadiste şöyle buyrulmuştur. Bureyde (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Ben kabirleri ziyaretten sizi yasaklamıştım. Artık onları ziyaret edin. Muhakkak ki, kabirler sizlere ahireti hatırlatır. Kim kabir ziyareti yapmak istiyorsa yapsın, ancak batıl bir söz söylemesin!”
Müslim 977/106, Ebu Davud 3235, Nesei 2031, Beyhaki 4/77, Ahmed bin Hanbel Müsned 5/3
Buradaki ‘ziyaret edin’ sözü genel bir emirdir. Bu emri belli bir zamana ve özel bir mekâna tahsis ederek sınırlamak caiz değildir! Zira nasları sınırlamak veya mutlaklaştırmak insanların vazifesi değildir! Bu sadece âlemlerin rabbinin vazifesidir ki, Allah-u Teâlâ, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i bununla mükellef kılarak ona şöyle buyurmuştur:
“Sana da zikri indirdik ki, insanlara ne indirildiğini açıklayasın.”
Mutlak olan bir nassın mukayyed olanını Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) açıklamıştır. Genel bir nassın özel olanını Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) açıklamıştır. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in açıklamadıklarında ise takyid (sınırlama) ve tahsis (özel kılma) yoktur! O zaman artık ziyaret edin sözü senenin her günü için mutlaktır. Günler arasında fark yoktur! Gün içinde akşam, öğlen, gündüz veya gece gibi zaman dilimleri arasında da her hangi bir fark yoktur!
Yine deriz ki: bayram gününe özel olarak dirilerin ölüleri ziyaret etmesinde olduğu gibi, bayram gününe özel olarak dirilerin dirileri ziyaret etmeleri de böyledir! Bayram gününde meşru olan ziyaret; şiddetle üzücüdür ki, insanların bayram namazını mescidler de kılıp sonra dağılmaları sebebiyle ortadan kalkmıştır. Onlara gereken şey, namazgâhta hep birlikte toplanmalarıdır. Namazgâh (musallâ) bir beldede, bütün halkın buluşabileceği şekilde belde dışında bulunur.
Orada buluşur, bayram namazını kılar ve haliyle tanışırlar. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in hayatı boyunca devam ettiği bu sünnet iptal edilmiştir! Yine burada uyarılması gereken gerçekten önemli bir husus vardır:
Hepimiz Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in şu sözünü biliriz:
Şu mescidimde kılınan bir namaz, başka mescidlerdeki bin namaza bedeldir. Ancak Mescidu’l-Haram bundan hariçtir. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in mescidinde kılınan bir namaz böyle olmasına rağmen, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ramazan ve Kurban Bayramı namazlarını bu mescidin dışında kılıyordu. Neden musallâ da (namazgâhta) kılıyordu? Çünkü Müslümanların her yerden, civar karyelerden gelerek, hepsini kuşatacak tek bir yerde; Medine’de toplanmalarını istiyordu.
Zamanla insanlar bu namazgâhlarda uzaklaşarak, öncelikle Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in sünneti bilmekten ve uygulamaktan uzak kalanların Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in sünnetine göre tanışmasından uzaklaştılar! Bayram namazını, Cuma namazında ve beş vakit namazda olduğu gibi mescidler de kılmakla yetindiler. Sünnete gelince, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hayatı boyunca buna devam etmiştir. Bir kere olsun bayram namazını mescid de kılmamıştır! Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bayram namazını sadece namazgâhta kılardı.
Şeyh Albâni’nin Sitesi Kaset No: 527, Fetva No: 13, Fetva No: 9, Ölmüş ya da hayatta olan akraba ve arkadaşların ziyaretinin bayram gününe tahsis edilmesinin hükmü, saniye: 00:50:09/01:02:21
Soru: İnsanların çoğunun yaptıkları gibi, ziyaretlerin bayram gününe tahsis edilmesi hakkındaki hüküm nedir? Bazıları bunun sünnette gelen bir şey olmaması gerekçesiyle uzak duruyorlar. Bu konuda ne söylenir?
Cevap: Şeyh Albânî (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:
“O bazılarına Allah bunu mübarek kılsın! Allah’tan bizleri de o bazılarından kılmasını dileriz. Zira bizler her zaman ve daima deriz ki, bu gün kardeşlerimizden biriyle bu konuda konuşurken şöyle dedim:
Ey falan! Sen önceden bahsedilmemiş yeni bir davet işittin. Sen de:
−Bu zamanda yaygın olan bid’atlerden birisi, (bayram gününde) dirilerin ölüleri ziyaret etmesidir diyorsun. Aslında bu yeni işittiğin bir davet değil! Bunun aslı eskiden beri mevcuttur. Bu da:
Bayram gününde dirilerin dirileri ziyaret etmesinin bid’at olmasıdır. Bundan dolayı ilk oturduğunda Ebu Evfa’ya uyarıda bulundum. Dedi ki:
Ben sana bayram tebriği için değil, ziyaret için geldim. Soruyu soran:
Bayram tebriği için gitmek de ziyaret manasındadır, dedi. Şeyh Albânî:
Dil böyle gelmemiş midir? Gel falanı bayram tebriğine gidelim denince ne anlaşılır? dedi. Soruyu soran:
Bayramda ziyaret edelim demektir. Şeyh Albânî:
Dirilerin bayram gününde ölüleri ziyaret etmesi bid’at değil midir? Soruyu soran:
Bu uzak bir kıyastır! Şeyh Albânî:
Bu bir kıyas değildir! Soruyu soran:
Ölü bu ziyareti hissetmez ve bundan faydalanmaz! Fakat diriler arasındaki ziyaret sılay-ı rahim ve muhabbete sebep olur! Şeyh Albânî:
Yani sen ziyaretini hissetmedikleri için mi ölüleri (bayramda) ziyaret etmiyorsun? Soruyu soran:
Hayır. Şeyh Albânî:
Güzel. Öyleyse bayram dışında ziyaret ettiğin güzel gaye için neden bayramda da ziyaret etmiyorsun? Soruyu soran:
Burada gaye güzeldir, ancak ölülere gitmek bayramın sevinci ile bu çelişir! Şeyh Albânî:
İşte bu kıyastır! Bu cevap mı? Şeyh Albânî (Rahmetullahi Aleyh) El cevap? Allah sana mübarek kılsın! Soruyu soran:
Öyleyse iyi bir adet bid’at sayılır mı? Şeyh Albânî:
Dinle! Dirilerin ölüleri ziyaret etmesi konusu bu mantıkî, hatta felsefî illet için değildir! Felsefecinin biri gelir, senin felsefeni geçer. Lakin cevap şudur:
Şayet bu bir hayır olsaydı, (selef) bizi bunda geçerdi. Bu cevaba ne dersin? Soruyu soran:
Güzel…
Şeyh Albâni’nin Sitesi Kaset No: 531, Fetva No: 01 Saniye: 00:00:46