(7) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Altın ve gümüşün zekat hakkını ödemeyen sahipleri kıyamet günü olduğunda, o altın ve gümüşleri kendileri için ateşten levhalar haline getirilir ve cehennem ateşinde iyice kızdırılır. Sonra bu kızgın levhalarla onların böğrü, alnı ve sırtı dağlanır. Levhalar soğudukça azap için kızdırma tekrar iade olunur. Bu azap etme, miktarı elli bin sene olan bir gün içinde kullar arasındaki haklar ödeninceye kadar devam eder. Neticede o kimseye ya cennete ya da cehenneme giden yol gösterilir.”
Sahabeler:
−Ya Rasulallah! Zekatı verilmeyen develerin durumu nedir denildiğinde, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
−“Develerinden zekat hakkını ödemeyen her deve sahibi de o hayvanlardaki haklardan biri de subaşlarına geldikleri gün sütlerinin sağılması, fakirlere ve yolculara içirilmesidir kıyamet gününde geniş ve düz bir araziye yatırılır. Develer en semiz oldukları halde ve onlardan bir tek yavru dahi eksiltilmeksizin hepsi ayaklarıyla onu çiğner ve ağızlarıyla da ısırırlar. Develerin sonuncusu ona uğrayıp geçince, baş tarafı o kimseye tekrar uğratılır. Bu azaplandırma, miktarı elli bin sene olan bir gün içinde kullar arasındaki haklar ödeninceye kadar devam eder. Neticede o kimseye ya cennete ya da cehenneme giden yol gösterilir.”
Sahabeler:
−Ya Rasulallah! Zekatı verilmeyen sığır ve davarların durumu nedir denildiğinde, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
−“Sığır ve davarlardan zekat hakkını ödemeyen her sığır ve davar sahibi de geniş ve düz bir araziye yatırılır. Bu hayvanlardan hiçbirini kaybetmeksizin ve içlerinde ne iki boynuzu kıvrık, ne boynuzsuz ve ne de boynuzu kırılmış olmaksızın hepsi tam ve düzgün boynuzlu olduğu halde o kimseyi toslayacak ve ayaklarıyla çiğneyecekler. Bu sürünün baş tarafı onun üzerinden geçtiğinde sonu tekrar geri döndürülür. Bu azaplandırma, miktarı elli bin sene olan bir gün içinde kullar arasındaki haklar ödeninceye kadar devam eder. Neticede o kimseye ya cennete veya cehenneme giden yol gösterilir.”
Sahabeler:
−Ya Rasulallah! Zekatı verilmeyen atların durumu nedir denildiğinde, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Atlar üç kısımdır:
1) At, bazı kimseler için günah,
2) Bazı kimseler için bir perde,
3) Bazı kimseler için de sırf hayırdır.
At, kendisi için günah olan kimseye gelince o, atını gösteriş övünüp böbürlenmek ve Müslümanlara savaş için besler. İşte bu at o kimse için günahtır! At kendi ihtiyacı için bir perde olana gelince, o kimse atını Allah’ın Yolunda bağlar, sonra da gerek hayvanların sırtındaki Allah’ın hakkını Cihad için binmek veya bindirmek gerek muayyen Allah’ın hakkı olan sadakayı unutmaz. İşte bu at o kimse için perdedir. At kendisi için hayır olana gelince, o kimse atını müslümanların lehine Allah’ın Yolunda Cihad maksadıyla bağlamıştır.
Atı bol otlu geniş bir çayırlıkta beslenirse, atın bu bol otlu çayırlıktan yediği bitkilerin sayısınca sahibi için birçok haseneler yazılır. Atın gübre ve bevli için de ona haseneler yazılır. Atın yuları kopsa şahlanarak bir veya iki yüksek tepeye raks ederek neşeyle koşsa, yerde tırnaklarının bıraktığı izleri ve gübreleri sayısınca sahibine Allah haseneler yazar. Hayvan bir nehre uğrayıp ondan içse sahibi sulamak istememiş olsa bile Allah o kimse için atının içtiği su sayısınca haseneler yazar.”
Sahabeler:
−Ya Rasulallah! Zekatı verilmeyen eşeklerin durumu nedir denildiğinde, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
−“Eşekler hakkında bana bir şey indirilmedi. Ancak bana her hükmü içeren, emsalsiz Zilzal Suresi 7 ve 8. ayeti indirildi:
“...Her kim zerre miktarı bir hayır işlerse onu görecektir. Her kim de zerre miktarı bir şer işlerse onu görecektir.”
Müslim 987/24, Ebu Davud 1658, Nesei 5/12, İbni Huzeyme 2252, İbni Hibban 3253, Beyhaki 4/119, Begavi 1562, Abdurrezzak 6858, Ahmed bin Hanbel Müsned 2/262, 276, 383
(8) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Herkim Allah kendisine mal verir de o malın zekatını vermezse, kıyamet gününde zekatı verilmeyen o mal, sahibi için çok zehirli bir yılan şekline dönüşür! Bu yılanın iki gözü üstünde de iki nokta vardır! Bu azgın yılan kıyamet gününde mal sahibinin boynuna gerdanlık yapılır! Sonra yılan ağzı ile sahibinin çenesini iki tarafından yakalar! Sonra; ben senin çok sevdiğin malınım, ben senin hazinenim der!”
Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) dedi ki:
Sonra, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Âl-i İmran Suresi 180. ayeti okudu:
“Allah’ın kereminden kendilerine verdiğine cimrilik edenler, onu kendileri için hayırlı sanmasınlar. Bilakis o, kendileri için şerlidir! Cimrilik ettikleri şeyler, kıyamet günü onların boyunlarına dolandırılacaktır! Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. Allah yaptıklarınızı haber alandır.”
Buhari 1329, Nesei 2481, Beyhaki 7/4, Begavi 1560
(9) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Deve sahibi devesinin zekat hakkını ödemediği zaman, kıyamet günü en kuvvetli ve besili haliyle sahibinin üzerine gelir, onu ayaklarıyla çiğner. Koyun sahibi koyunun zekatını vermediği zaman, kıyamet günü en kuvvetli ve besili haliyle sahibinin üzerine gelir, onu ayaklarıyla çiğner ve boynuzlarıyla ona toslar. Bu hayvanların haklarından biri de sütlerinin sağılması ve fakirlere ondan içirilmesidir. Hiç biriniz kıyamet günü zekatını ödemediği davarı omzunda meler bir halde;
–Ya Muhammed! bana yardım et diyerek yanıma gelmesin. Muhakkak ki, o vakit ben ona, ben senin için bir şey yapmaya malik değilim, ben sana bu günü tebliğ etmiştim derim. Sizden hiç kimse zekatını vermediği devesi omzunda böğürür bir halde;
–Ya Muhammed, bana yardım et diyerek yanıma gelmesin. Kuşkusuz ki, o vakit ben ona, ben senin için bir şey yapmaya malik değilim, ben sana bu günü tebliğ etmiştim derim.”
Buhari 1328, Nesei 2447
(10) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) vefat ettiği zaman, Ebu Bekir (Radiyallahu Anh) halife oldu. Arap kabilelerinden bazıları küfre dönüp irtidat ettiler. Ebu Bekir (Radiyallahu Anh)’da onlara karşı ordu göndermeye başladığında, Ömer (Radiyallahu Anh), Ebu Bekir (Radiyallahu Anh)’a şöyle dedi:
−Sen bu insanlarla nasıl savaşırsın? Oysa Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
−“Ben insanlar La İlahe İllallah deyinceye kadar onlarla savaşmakla emrolundum. Kim bu sözü söylerse o kimse İslam’ın hukuku dışında benden malını ve canını korumuş olur. (Haddi gerektirmeyen günahlarının) hesabı ise Allah’a aittir!”
Ebu Bekir (Radiyallahu Anh)’da şöyle dedi:
−Allah’a yemin ederim ki, ben namaz ile zekat vermenin arasını ayıran kimselerle savaşırım! Kuşkusuz ki, zekat malın üzerindeki bir haktır! Vallahi onlar, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e zekat olarak verdikleri dişi oğlağı bana vermezlerse, o dişi oğlağı vermeleri için elbette onlarla savaşırım! Bunun üzerine Ömer (Radiyallahu Anh)’da şöyle dedi:
−Vallahi bu savaş isteği Allah’ın Ebu Bekir (Radiyallahu Anh)’ın gönlünü açmasından başka bir şey değildi, ben bildim ki bu bir haktır!
Buhari 1325, Müslim 20/32, Ebu Davud 1556, Nesei 2442, Tirmizi 2607, İbni Hibban 216, İbni Mende İman 215, Abdurrezzak 18718, Beyhaki 4/104, Ahmed bin Hanbel Müsned 2/528