Musibetlerin Sebebi

(1) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

﴿ظَهَرَ الْفَسَادُ فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ بِمَا كَسَبَتْ أَيْدِي النَّاسِ لِيُذِيقَهُمْ بَعْضَ الَّذِي عَمِلُوا لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ﴾

“İnsanların elleriyle kazandıkları (günahları) yüzünden, karada ve denizde fesat çıktı! Belki dönerler diye, (Allah) onlara, yaptıklarının bir kısmını tattırıyor!”

Rum Suresi 41

(2) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

﴿...تُوبُوا إِلَى اللهِ جَمِيعًا أَيُّهَا الْمُؤْمِنُونَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ﴾

“…Ey Mü’minler! Hep birlikte topluca Allah’a tevbe edin! Umulur ki, kurtuluşa eresiniz.”

Nur Suresi 31

(3) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

﴿مُنِيبِينَ إِلَيْهِ وَاتَّقُوهُ وَأَقِيمُوا الصَّلاَةَ وَلاَ تَكُونُوا مِنَ الْمُشْرِكِينَ﴾

“Hepiniz Allah’a yönelin ve O’na karşı takva sahibi olup, korkun! Namazı kılın ve müşriklerden olmayın!”

Rum Suresi 31

(4) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

﴿أَرَأَيْتَ مَنِ اتَّخَذَ إِلَهَهُ هَوَاهُ أَفَأَنْتَ تَكُونُ عَلَيْهِ وَكِيلاً﴾

“Heva ve hevesini İlah edinen kimseyi gördün mü? Şimdi onun üzerine vekil sen mi olacaksın?”

Furkan Suresi 43

(5) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

﴿وَيَوْمَ يَعَضُّ الظَّالِمُ عَلَى يَدَيْهِ يَقُولُ يَا لَيْتَنِي اتَّخَذْتُ مَعَ الرَّسُولِ سَبِيلاً﴾

“O gün zâlim ellerini ısırıp şöyle der: Keşke ben Rasulle beraber bir yol edineydim!”

Furkan Suresi 27

(6) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

﴿إِنَّا أَنْزَلْنَا إِلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ لِتَحْكُمَ بَيْنَ النَّاسِ بِمَا أَرَاكَ اللهُ وَلاَ تَكُنْ لِلْخَآئِنِينَ خَصِيمًا﴾

Kuşkusuz ki, biz sana Kitab’ı hak olarak indirdik ki, insanların arasında Allah’ın sana gösterdiği gibi hüküm veresin. Sakın hâinlerden taraf olma!”

Nisa Suresi 105

(7) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

﴿لَقَدْ أَنْزَلْنَآ إِلَيْكُمْ كِتَابًا فِيهِ ذِكْرُكُمْ أَفَلاَ تَعْقِلُونَ﴾

“Andolsun ki, size içinde zikriniz bulunan (yani sizin şanınız ve şerefiniz onda olan) bir Kitab indirdik. Hâlâ akıl etmiyor musunuz!?”

Enbiya Suresi 10

عَنْ عَبْدِ اللهِ بْنِ عُمَرَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُمَا؛ قَالَ: أَقْبَلَ عَلَيْنَا رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ:

(8) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), bize doğru yönelerek şöyle buyurdu:

يَامَعْشَرَ الْمُهَاجِرِينَ! خَمْسٌ إِذَا ابْتُلِيتُمْ بِهِنَّ، وَأَعُوذُ بِاللهِ أَنْ تُدْرِكُوهُنَّ:

“Ey muhacirler topluluğu! Beş şeyle imtihan olduğunuz vakit, o beş şeye erişmenizden Allah’a sığınırım!

لَمْ تَظْهَرَ الْفَاحِشَةُ فِي قَوْمٍ قَطُّ، حَتَّى يُعْلِنُوا بِهَا، إِلاَّ فَشَا فِيهِمُ الطَّاعُونُ وَالْأَوْجَاعُ الَّتِي لَمْ تَكُنْ مَضَتْ فِي أَسْلاَفِهِمُ الَّذِينَ مَضَوْا.

1) Herhangi bir toplum, içerisinde, fuhşiyat (zina) zahir olur da hatta onlar onu aleni hale getirirlerse, mutlaka onların arasında veba ve geçmiş kavimlerde emsali görülmemiş (AİDS) hastalıklar ve dertler yayılır!

وَلَمْ يَنْقَصُوا الْمِكْيَالَ، وَالْمِيزَانَ، إِلاَّ أُخِذُوا بِالسِّنِينَ، وَشِدَّةِ الْمَئُونَةِ، وَجَوْرِ السُّلْطَانِ عَلَيْهِمْ.

2) Herhangi bir toplum, ölçü ve tartıyı noksanlaştırdığında, mutlaka kıtlık, şiddetli geçim sıkıntısı ve devlet idarecilerinin zulmü ile muaheze olunurlar!

وَلَمْ يَمْنَعُوا زَكَاةَ أَمْوَالِهِمْ، إِلاَّ مُنِعُوا الْقَطْرَ مِنَ السَّمَاءِ، وَلَوْلاَ الْبَهَائِمُ لَمْ يُمْطَرُوا.

3) Herhangi bir toplum, mallarının zekâtını vermediğinde, mutlaka gökten yağmurları engellenir. Eğer hayvanlar olmasaydı kendilerine yağmur yağdırılmazdı!

وَلَمْ يَنْقُضُوا عَهْدَ اللهِ، وَعَهْدَ رَسُوِلِهِ، إِلاَّ سَلَّطَ اللهُ عَلَيْهِمْ عَدُوًّا مِنْ غَيْرِهِمْ، فَأَخَذُوا بَعْضَ مَا فِي أَيْدِيِهمْ.

4) Herhangi bir toplum, Allah’ın ahdini ve Rasulünün ahdini bozarsa, mutlaka Allah onların üzerine, kendilerinden başka bir düşman musallat eder de düşmanları, onların ellerinde bulunan şeylerin (nimetlerin) bazısını alır!

وَمَا لَمْ تَحْكُمْ أَئِمَّتُهُمْ بِكِتَابِ اللهِ، وَيَتَخَيَّرُوا مِمَّا أَنْزَلَ اللهُ، إِلاَّ جَعَلَ اللهُ بَأْسَهُمْ بَيْنَهُمْ.

5) Herhangi bir toplumun imamları, (devlet idarecileri) Allah’ın Kitabı ile hükmetmez ve Allah’ın indirdiği hükümlerde muhayyerlik varmış gibi hareket ederse, muhakkak ki Allah sıkıntılarını kendi aralarında yapar!”

1) Fuhşiyat açığa çıktığında,

2) Ölçü ve tartı noksanlaştırdığında,

3) Mallarının zekâtını vermediğinde,

4) Allah’ın ahdi ve Rasulünün ahdi bozulduğunda,

5) Allah’ın Kitabı ile hükmedilmez ve Allah’ın indirdiği hükümlerde muhayyerlik varmış gibi hareket edilirse.

İbni Mace 4019, Beyhaki, Taberani, Tergib ve Terhib 2/207, Albani Silsiletu’l-Ehadîsi’s-Sahiha 106