Soru: Selamun Aleykum. İslam’a göre düğün nasıl olmalıdır?
Cevap: Ve Aleykum Selam. Kur’an ve Sahih Sünnete baktığımız zaman, İslam da bizim bildiğimiz gibi bir düğün yoktur! Yani şöyle; Kız velisinden istenir ve nikah kıyılır. Sonra damat gelini evine götürür ve üçüncü gün insanlara evlendiğini ilan etmek için velime yemeği verir. Kısaca Kur’an ve Sahih Sünnete sadece velime yemeği vardır!
(1) Küçük kahve,
(2) Büyük kahve,
(3) Yüzük takmak,
(4) Tek taş,
(5) Nişan,
(6) Gelini hamama götürmek,
(7) Gelinlik,
(8) Nikah salonu,
(9) Düğün salonu,
(10) Gelin başı,
(11) Damat traşı,
(12) Gelin arabasının süslenmesi,
(13) Zarfın içine para koyup dağıtmak,
(14) Davul, zurna ve müzik aletleri,
(15) Gelin eve girerken testi veya tabak kırmak,
(16) Gelin eve girerken başının üstüne Kur’an koymak,
(17) Davetiye bastırılması gibi şeyler!
Önemli Bir Not: Gelin damadın evine geldiğinde buluğ çağına girmemiş kızlar def ile Cihad da şehid olmuş kişilerin adını söyleyerek sena da bulunurlar.
(1) Rubeyy binti Muavviz (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:
Ben gelin olduğum günün kuşluk vaktinde Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) geldi ve senin benimle oturduğun gibi benim döşeğimin üzerine oturdu. O sırada bazı kızlarımız def çalıyor ve babalarından Bedir’de öldürülen kimseleri güzel sıfatlarını zikredip sena ediyorlardı. Nihayet onlardan biri:
İçimizde yarın ne olacağını bilen bir Nebi var dedi. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:
“Böyle söyleme! Önceki söylediğin sözleri söyle!”
Buhari 3748, 5147, Tirmizi 1090, Beyhaki 7/ 288, Ahmed bin Hanbel Müsned 6/359, 360, Albânî Adabu’z-Zifaf 94
Burada eğlenceyle kastedilen; kalbi haktan sapmış dalalet ehlinin, çalgı takımı tutup, erkekli kadınlı karışık oynanan yahut erkek ve kadının münferiden oynaması veya oynatılması manasındaki rezalet değildir! Aksine o, Aişe (Radiyallahu Anha)’nın rivayet ettiği şu hadisteki eğlencedir.
(2) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:
Benim gözetimimde bir yetim kız bulunuyordu. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) o kızı kast ederek şöyle buyurdu:
“Falan yetim kız ne yaptı?”
Ben de:
O kızı gelin edip kocasına hediye ettik, dedim. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:
“Onunla def çalıp şarkı söyleyecek bir kızcağız gönderdiniz mi?”
Ben de:
Şarkı olarak ne söyleyecek? dedim. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:
“Size geldik, size geldik.
Bizi selamlayınız, sizi selamlıyoruz.
Şayet kırmızı altınlar olmasaydı, alınlarınız parlamazdı.
Şayet esmer buğday olmasaydı, bekâr kızlarınız iyilenmezdi deyiniz!”
Taberani Mucemu’l-Evsad 3289, İbni Mace 1900, Beyhaki 7/289, Begavi Masabih 2346, Ahmed bin Hanbel Müsned 3/391, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 1995, Albânî Adabu’z-Zifaf 181
(3) Muhammed bin Hatib (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Nikahta helal ile haram arasındaki fasıla def ve ses ile duyurmaktır!”
Nesei 3369, Tirmizi 1094, İbni Mace 1896
(4) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Abdurrahman bin Avf (Radiyallahu Anh)’ın üzerinde sarı boya izi görünce şöyle buyurdu:
−“Bu nedir?”
Abdurrahman bin Avf (Radiyallahu Anh)’da şöyle dedi:
−Ben, bir hurma çekirdeği ağırlığı kadar altını mehir vererek evlendim. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:
−“Barekellahu Leke, Bir koyunla da olsa velime yap!”
Buhari 5244, Müslim 1427/79, Tirmizi 1094, Darimi 2/143, İbni Mace 1907, Begavi 2309
(5) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hayber ile Medine arasında üç gün ikamet etti. Bu müddet içinde Safiye ile zifafa girdi. Akabinde ben Müslümanları Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in velimesine davet ettim. Bu velime de ekmek de et de yoktu! Tabaklanmış deri sofraların yayılması emredildi. Ona hurma, kuru yoğurt ve tereyağı kondu.”
Buhari 5176
(6) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Sizden biri velimeye davet edildiği vakit, ona icabet etsin!”
Buhari 5258, Müslim 1429/96, Malik 2/546/49, Ebu Davud 3736, 3737, Tirmizi 1098, İbni Hibban 5294, Begavi 2318, Ahmed bin Hanbel Müsned 4730, 4949