Soru: Es-Selamu Aleykum ve Rahmetullah. Hocam efendimiz kırmızı kaftan giydiğine dair rivayetler var. Ama diğer rivayetlerde de efendimiz kırmızıyı yasak etmiştir! Yasak mıdır yoksa giyebilir miyiz! Bizi aydınlatırsanız seviniriz, çünkü ikilemde kaldık!

Cevap: Ve Aleykum Selam ve Rahmetullah. Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in giydiği elbise siyah ama kırmızı çizgili idi. Yani tek kırmızı renk değildi! Halis kırmızı ve sarı renk giymek yasaktır!

Elbisede Yasaklanan Renklerle İlgili Konular

Halis Kırmızı Elbise Giymenin Nehyi

(1) el-Bera bin Azib (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

أمرنا النبي صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، بسبع: عيادة المريض، واتّباع الجنائز، وتشميت العاطس، ونهانا عن لبس الحرير، والديباج والقسّيّ، والاستبرق، ومياثر الحمر

“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize yedi şeyi emretti:

1) Hasta ziyareti yapmayı,

2) Cenazenin arkasından gitmeyi,

3) Hapşırana teşmit etmeyi.

4) Harir,

5) Dibac,

6) Kassi ve

7) İstebrak nevi ipek ve kırmızı altlıktan nehyetti.”

Buhari 5897, Müslim 2066/3

Teşmit: Yerhamukallah demektir.

Harir: Halis ipek demektir.

Dibac: Bir nevi ipek kumaştır. Ancak dibac kelimesi daha ziyade altınla süslenmiş ipek elbiseye denir.

Kassî: Üzerinde kalın dalgalı ipek bulunan, Mısır yapımı bir nevi libastır.

İstebrak: İyi cins kalın ipektir. Bunu diğerlerinden ayıran özellik kumaşın kalın ve nakışlı oluşudur.

(2) İmran bin Husayn (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

لا أركب الأرجوان، ولا ألبس المعصفر، ولا ألبس القميص المكفف بالحرير

“Ben, el-Urcuvana binmem, kırmızıya boyanmış elbise de giyinmem, ipekle kenar geçirilmiş kamis de giyinmem!”

Ebu Davud 4048

Urcuvan: el-Urcuvan, kırmızı yündür. İbni Reslan (Rahmetullahi Aleyh)’de böyle söyledi.

Denildi ki:

el-Urcuvan, çok şiddetli kırmızılıktır.

İmam Şevkani (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

O kırmızı boyadır.

İmam Suyûtî (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

el-Urcuvan: Kırmızı boyadır. Kırmızı kumaştan içine pamuk doldurularak küçük minder gibi yapılan çuldur. Binici onu, hayvanı kürtünleyeceği zaman kürtünün altına koyar.

عن علي رضي الله عنه أنه فال: نهي عن مياثر الأرجوان

(3) Ali (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Halis kırmızı meyâsire yasaklandı!”

Ebu Davud 4050, Nesei 8/169, İbni Mace 3601, Albânî Silsiletu’l-Ehâdîsi’s-Sahîha 2395

el-Meyâsire: el-Mîsirenin çoğuludur. Onun manası:

At, deve ve benzeri binit hayvanlarının üzerine konan kırmızı renkli eğer yastığıdır. Bu kelime, elbisenin üstüne giyilen üstlük manasına da gelmektedir.

(4) Ali (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

نهاني رسول الله صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، عن خاتم الذهب، وعن لبس القسي، و الميثرة الحمراء

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), beni altın yüzük takmaktan, kassî giymekten ve kırmızı el-Mîsireden yasakladı!”

Ebu Davud 4051

el-Mîsire: meyasire kelimesinin tekilidir, meyâsire kelimesinin izahı ise yukarıda geçti.

(5) Ali (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

نهاني رسول الله صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، عن التختم بالذهب، وعن لباس القَسِّيِّ، وعن القراءة في الركوع والسجود، وعن لباس المُعَصْفَر

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana altın yüzük takmamı, el-Kassî giyinmemi, rukuda ve secdede olduğum halde Kur’an okumamı, usfurla boyanmış elbise giyinmemi yasakladı!”

Müslim 2078/31, Nesei 5194

Lisanu’l-Arab sahibi 4/581’de şöyle demiştir:

el-Usfur: sulak ve kurak yerlerde yetişen bir bitkidir onunla elbise boyanır.

Kassî: Üzerinde kalın dalgalı ipek bulunan, Mısır yapımı bir nevi libastır.

(6) Abdullah bin Amr (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

رأى النبي صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، عليّ ثوبين معصفرين فقال: أأمّك أمرتك بهذا؟ قلت: أغسلهما قال: بل أحرقهما

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) üzerimde usfur bitkisiyle boyanmış iki elbise gördü de şöyle buyurdu:

“Bu elbiseyi giyinmeni sana annen mi emretti?”

Ben onları yıkarım, dedim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Şüphesiz ki, bu kafirlerin elbiselerindendir, sen bunu giyinme bilakis sen bunları yak!”

Müslim 2077/27, 28

Not: İbni Kayyım (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

İmam Müslim’in Ali (Radiyallahu Anh)’den rivayet ettiği:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana altın yüzük takmamı, el-Kassî giyinmemi, ruku da ve secde de olduğum halde Kur’an okumamı ve usfurla boyanmış elbise giyinmemi yasakladı!”

Bu hadis ile Abdullah bin Amr (Radiyallahu Anh)’den rivayet ettiği:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), üzerimde usfur bitkisiyle boyanmış iki elbise gördü de şöyle buyurdu:

“Bu elbiseyi giyinmeni sana annen mi emretti?”

Ben onları yıkarım, dedim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Şüphesiz ki, bu kafirlerin elbiselerindendir, sen bunu giyinme bilakis sen bunları yak!”

Bu iki hadis, o elbiseleri giyinmenin haram oluşunda çok açık delildir ve bu hadislere muarız başka bir sahih hadis de yoktur! Bu hadislerle ameli terk edenlere hayret doğrusu!

Bazı insanlar bu hükme, Bera (Radiyallahu Anh)’ın rivayet ettiği:

“...Bir keresinde Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i kırmızı hulle içerisinde görmüştüm. Ondan daha güzel hiçbir şeyi görmedim.” Hadisi ile muhalefet ettiler.

İlme müntesip bazı şahıslar da arkadaşlarının yanına, kırmızıya boyanmış elbiseler içerisinde çıkmakta ve kendisinin bu Bera (Radiyallahu Anh)’ın hadisine ittiba ettiğini zannetmektedir. Bu fiil çok açık bir hatadır! Çünkü hülle kirmenle bükülmüş, kırmızıya boyanmış başka renkten iplerle dokunmuş bürddür. Yani hülle içerisinde siyah ve kırmızı bulunan bürddür.

Bu, Yemen ehlinin yanında eskiden beri bilinen bir elbisedir.

Hülle: İzar ve ridanın birleşimiyle hülle ismini alır. İçerisinde kırmızı ve siyah renk bulunan bürde kırmızı bürd denir. Eğer izar ve ridada kırmızı ve siyah renkler bulunuyorsa ona kırmızı hülle denir. Bu sırf kırmızıya boyanmış el-Mudarrec değildir.

el-Müderrec: İçine yabancı bir şey karışmış şeydir. Burada el-Müderrec ile kast edilen mana, kırmızı boya ile boyanmış elbise demektir.

Bazı ilim ehli: Kırmızıda yasaklanan sadece usfur bitkisi ile boyanmış olan kırmızı elbisedir. Usfurun dışında el-Meder ve el-Magara gibi kırmızı boyalarla elbiseyi boyamakta bir beis yoktur dediler.

el-Meder: Toprağın balçığına verilen isimdir.

el-Magare: Kırmızı toprağın balçığına verilen isimdir. Yani bizim kiremit rengi dediğimiz renk kast ediliyor.

Alimlerin bu görüşünü her halde Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma)’nın rivayet ettiği:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) el-Müfeddemi yasakladı. Ravi Yezid bin Ebu Ziyad (Rahmetullahi Aleyh) dedi ki:

Hasan bin Suheyl (Rahmetullahi Aleyh)’e, el-Müfeddem nedir? dedim. Hasan bin Suheyl (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

“Usfur ile boyaya doyurulmuş ve iyice kızartılmış elbisedir.”

Manasındaki hadis delalet eder.

İbni Mace 3601, Albânî Silsiletu’l-Ehâdîsi’s-Sahîha 2395

Usfur ile boyanmış elbisenin giyimini yasaklayan hadiste İmam Tirmizi şöyle demektedir:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) usfurla boyanmış elbisenin giyimini istememiştir.

Alimler usfurla boyanmadığı sürece el-Meder ve gayrıyla elbisenin kırmızıya boyanmasında bir beis görmüyorlardı.”

İbni Kayyım 11/79, 80, Tehzibu’s-Sunen, Haşiyeti Avnu’l-Ma’bud

Hafız ibni Hacer (Rahmetullahi Aleyh) bu meseleyle ilgili, âlimlerden yaklaşık sekiz görüş zikretmekte ve sonuç olarak şöyle demektedir:

“...Bu makamda gerçek olan, kırmızı elbisede yasak, eğer o, kâfirlerin elbiselerinden ve onlara has giysilerden ise, o takdirde hüküm kırmızı el-Misiredeki hüküm gibidir, yani haramdır. Eğer o, kadınlara has giysi renklerinden yani kadınların beğenip tercih ettiği türden bir renk ise, bu da kadınlara benzemenin yasaklanması hükmüne girer. Bu takdirde yasak aslı itibariyle değil, aksine ondaki târî sıfat itibariyledir.

Eğer kırmızı elbiseyi giymek güzel görünmek içinse yahut kişinin mürüvvetini zedeleyecekse bunların meydana gelmemesi için o renk giysiler men edilir.”

İbni Hacer Fethu’l-Bari 10/319

Erkekler Zağferanla Boyanmış Elbise Giyemez!

(7) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) erkeğin zağferan ile elbisesini boyamasını yasakladı!”

Müslim 2101/77, Buhari 5895

(8) Ammar bin Yasir (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Ehlimin yanına akşamleyin geldim, iki elimde iyice çatlamıştı. Ehlim (tedavi için) benim elimin çatlaklarına zağferan yaptılar. Sabah olunca Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e gittim ve kendisine selam verdim. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) benim selamımı almadı! Bana merhaba da demedi!

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana şöyle buyurdu:

–“Git bu zağferanı yıka ve kendinden gider!”

Ben de gittim ve onu yıkadım. Sonra geldim, ancak üzerimde zağferandan izler kalmıştı Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e selam verdim. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) selamımı yine almadı! Bana merhaba da demedi! Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana şöyle buyurdu:

–“Git bu zağferanı yıkave kendinden gider!”

Ben de gittim onu yıkadım. Sonra geldim, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e selam verdim. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) selamımı aldı, bana merhaba etti ve şöyle buyurdu:

–“Kuşkusuz ki, melekler kafirin cenazesine, zağferan sürünen ve cünüp kimselerin yanında hayır ile hazır bulunmazlar!”

Ammar bin Yasir (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), cünüp kimseye uyuyacağı veya yiyeceği yahut içeceği vakit abdest almasına ruhsat, verdi.”

Ebu Davud 4176

(9) Ammar bin Yasir (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

ثلاثة لا تقربهم الملائكة: جيفة الكافر، والمتضمخ بالخلوق، والجنب إلا أن يتوضأ

“Üç kimseye melekler yaklaşmaz! Kafirin cifesi, Haluk kokusu sürünen ve abdest alması müstesna cünüp kimsedir.”

Ebu Davud 4180

el-Haluk: Çoğunluk kısmı zağferan (safran) olan bir nevi esansın adıdır.

Not: Görüldüğü gibi elbiseyi zağferanla boyayıp sarartarak giyinmek sadece erkeklere yasaklanmaktadır.

Zağferanla boyanmış elbisenin erkeklere yasaklanmasının sebebini âlimler, kadınlara benzeme olarak şerh etmektedirler. Çünkü zağferanla boyanıp sarartılmış elbise genelde kadınlara has renklerden idi.

Müslüman erkeğin, kendisini kadınlara veya kâfir erkeklere benzetmemesi, onun Müslüman şahsiyetini muhafaza etmesi içindir. Müslüman ümmet, her işinde ve ahvalinde diğer bütün ümmetlerden farklı bir ümmettir.

Alimler bu mevzuda, zağferanın erkeklere mubah oluşu ile ilgili hadislerin, yukarıdaki yasaklayıcı hadislerden önce irat edildiğine hamledilmesi gerekir demektedirler. Yani onların mensuh olduğunu söylemektedirler.

Kırmızı Renkli Elbisenin Kadınlara Caizliği

(10) Abdullah bin Amr (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber bir Seniyyeden indik. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir ara bana baktı. Benim üzerimde usfur bitkisi ile kırmızıya boyanmış rıta vardı. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana şöyle buyurdu:

–“Üzerindeki bu rıta nedir?”

Ben Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in kerih gördüğü şeyi anladım. Müteakiben ailemin yanına geldim. Onlar kendilerine ait bir fırını tutuşturuyorlardı. Ben rıtayı onun içine attım. Sonra ertesi gün Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e geldim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

–“Ey Abdullah! Rıtayı ne yaptın?”

Ben de onu haber verdim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

–“Onu ehlinden bazısına giydirseydin. Onu kadınların giymesinde bir beis yoktur.”

Ebu Davud 4066, İbni Mace 3603

er-Rıta: Tek kat dokuma bir nevi elbisedir. İnce ve yumuşak elbiseye de yine rıta denir. Rıtanın diğer bir ismi de er-Raytadır.

Sarı Renkli Giysi Kadınlara Caizdir

(11) Halid bin Saîd (Radiyallahu Anh)’ın kızı Ümmü Halid (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

“Küçükken üzerimde sarı bir gömlek olduğu halde, babamla beraber Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e geldim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana şöyle buyurdu:

–“Seneh, seneh!”

Bu kelime Habeş dilinde güzel demektir. Ümmü Halid dedi ki:

–Ben gidip Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in (iki küreği arasındaki) Nübüvvet mührü ile oynamaya başladım. Babam beni bundan menetti. Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

–“Çocuğu bırak!”

Sonra da Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana şöyle buyurdu:

–“Gömleğini eskitesin parçalayasın, sonra eskitesin parçalayasın, sonra eskitesin parçalayasın…”

Buhari 2863