Doksan Dokuz Kişiyi
Öldüren Adam!

Ebu Said el-Hudri (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“İsrail oğullarının içinde vaktiyle doksan dokuz kişiyi öldürmüş bir adam vardı! Bu kimse evinden çıktı ve yeryüzünde en büyük bilgi sahibinin kim olduğunu soruşturdu ve ona bir rahibi haber verdiler. Bu adam da rahibe giderek şöyle sordu;

Ben doksan dokuz adamı öldürdüm, tevbe edebilir miyim yani kabul olur mu? Rahib de şöyle dedi;

Hayır, tevbe edemezsin yani kabul olmaz! Adam onu da öldürerek sayıyı yüze tamamladı! Sonra yeryüzünün en bilginini soruşturdu ve ona bir alim kişiyi tavsiye ettiler. O adamın yanına giderek yüz kişiyi öldürdüğünü ve tevbe edip edemeyeceğini yani kabul edilip edilmeyeceğini sordu. O alim de şöyle dedi;

Elbette tevbe edebilirsin yani kabul olur. İnsanla tevbesi arasına kim girebilir ki!? Sen falan yerdeki köye git ve orada Allah’a ibadet eden insanlar var, sende onlarla beraber Allah’a ibadet et! Sakın kendi memleketine geri dönme! Kuşkusuz ki, orası kötü bir yerdir!

Adam da denilen yere gitmek üzere yola çıktı ama tam yolu yarılamıştı ki, ölüm onu yakaladı! Rahmet melekleriyle azap melekleri adam hakkında münakaşaya tutuştular! Rahmet melekleri şöyle dediler;

Bu adam tevbe edip kalben Allah’a yönelerek geliyordu. Azap melekleri ise şöyle dediler;

O adam hayatında hiç iyilik yapmadı ki! Derken insan şekline girmiş bir melek çıkageldi ve melekler onu aralarında hakem tayin ettiler. Hakem olan gelen melek şöyle dedi;

Geldiği yerle gideceği yerin arasındaki mesafeyi ölçün, hangisine daha yakınsa ona göre muamele yapın! Melekler ölçtüler ve gitmek istediği yerin daha yakın olduğunu gördüler. Bundan dolayı rahmet melekleri onun ruhunu alıp götürdüler.”

Başka bir rivayette ise;

“Gideceği hayırlı köyün, geldiği kötü köyden bir karış daha yakındı! Bunun özerine tevbe eden kişiyi salih kişilerden kıldılar.”

Yine başka bir rivayette ise;

“Allah Subhanehu ve Teâlâ tevbe edeceği yere yani köye; Biraz yaklaş, geldiği ‏kendi köyüne ise biraz uzaklaş diye vahyetti yani emretti. Sonra geldiği köy ile gideceği köyün arasını ölçünüz! dedi. Melekler de ölçtüler ve gitmek istediği yerin geldiği köyden bir karış daha yakın olduğunu gördüler! Böylece affedildi ve adamın yönünü salih köye doğru çevirdi!”

Buhari 7/3284, Müslim 2766/46, 47