Secdeye Eğilirken Önce Elleri
Sonra Dizleri Koyma
k!

Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) secdeye giderken ellerini, diz kapaklarından önce yere kordu.

(1) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de işte böyle yapardı.”

İbni Huzeyme 627, Buhari 796, Hakim 1/226, Darekutni 1/344/2, Beyhaki 2/100

(2) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Sizden biri secde ettiği zaman devenin çöktüğü gibi çökmesin! Dizlerinden önce ellerini yere koysun!”

Ebu Davud 840, Buhari Tarihu’l-Kebir 1/139, Nesei 1090, Darimi 1/303, Darekutni 1/344/3, Beyhaki 2/99, 100, İbni Hazm el-Muhalla 4/128, 129, Tahavi el-Müşkil 1/65, 66, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 2/77, 78

Secde, Allah’ın huzurunda zelillik ve boyun büküşün en son haddidir. Bu fiil sadece Allah’a yapılır Allah’dan gayrı hiç kimseye yapılmaz! Secde, Kitap, sünnet ve icma ile sabit, namazın farzlarından bir farzdır. Secdeye eğilirken önce ellerin sonra dizlerin yere konması, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in fiili ve bu şekilde secde edilmesini emrettiği için vaciptir! Fiili sünnetle kastedilen yukarıda zikredilen birinci Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma)’nın naklettiği hadisdir.

Kavli sünnetle kastedilense ikinci Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh)’ın naklettiği hadisdir. Bu mevzuda mezkur iki hadise, Vail bin Hucr (Radiyallahu Anh)’dan rivayet edilen zayıf hadisi istisna edersek muhalif sahih bir hadis de bulunmamaktadır! Buna İbni Hacer (Rahmetullahi Aleyh)’de Bulugu’l-Meram’da işaret etmiştir.

Şeyh Albânî (Rahmetullahi Aleyh) bu hususta şöyle demiştir:

“İbni Kayyım (Rahmetullahi Aleyh) Zadu’l-Mead’da zayıf olan Vail hadisini, Abdullah ibni Ömer Ebu Hureyre (Radiyallahu Anhum)’un hadisine tercih etmekle çok açık bir hata yapmıştır! Zadu’l-Mead üzere yaptığım ta’likte ve başka yerlerde genişçe izah ettiğim gibi başka bir hususta da hata yapmıştır! Burada bir örnek vererek meseleyi vuzuha kavuşturmak benim için güzel olur. Bu arada Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in:

...Devenin çöktüğü gibi çökmesin! Dizlerinden önce ellerini yere koysun!” hadisinin manası da ortaya çıkar.

İbni Kayyım (Rahmetullahi Aleyh)’in zannına göre hadis raviye kalb olup arkası önüne çevrilmiş, oysa hadisin aslı “...Ellerinden önce dizkapaklarını yere koysun...” şeklinde imiş (!) Hadisi böyle zannetmesine, hatalı başka bir zannı daha sebep olmuştur. Bu hatalı zannın neticesinde:

‘Deve yere çökerken önce ön ayaklarını sonra arka ayaklarını yere koyar,’ demiştir. Ona göre bu yasağın gereği ise, devenin çöktüğü gibi çökmenin yasak olduğu ve namaz kılanın secdeye eğilirken önce diz kapağını sonra ellerini yere koyması gerektiği hükmüdür.

Bu zannî yanılgıların tamamı, Feyruz Abadi ve benzeri dil bilginlerinin:

‘Devenin diz kapağı ön ayaklarında olur,’ diye beyan ettikleri hakikatın kendisine gizli kalmasındandır! Devenin çöküşünü izah ederken Tahavi (Rahmetullahi Aleyh) Şerhu Meâni’l-Asârda şöyle demiştir:

‘Devenin diz kapakları ön ayaklarında bulunmaktadır. Diğer hayvanların durumu da böyledir. İnsanlar ise tam tersine diz kapakları kollarında değil dizlerindedir. Hadiste gelen; ‘Devenin çöktüğü gibi çökmesin,’ kavlinin manası:

Ön ayaklarında dizkapağı üzerine devenin çöktüğü gibi ayaklarında bulunan diz kapakları üzerine çökmesin, fakat önce dizkapağının bulunmadığı ellerinin üzerine secdeye inmeye başlasın sonra diz kapağını yere koysun. Böyle yaptığında devenin çöküşünün hilafı bir çökme yerine getirmiş olur.

Bu açıklamayla hadisin manası, içinde hiç kapalılık kalmadan açığa çıkmış oldu. Hadisin emir siygasıyla gelen zahir manası, onun secdeye eğilirken önce elleri sonra diz kapakları yere koymanın vacip olduğuna delalet eder. Secdeye eğilirken önce ellerin yere konmasının vacip oluşunu savunan imamlardan biri de İmam İbni Hazm (Rahmetullahi Aleyh)’dir. Secdeye bu şekilde eğilmek vacip olunca onun tersi fiil de doğal olarak caiz değil hükmündedir, yani yapılması yasak olan fiillerdendir...”

Albânî Tamamu’l-Minneh 195