Sefer İle İlgili Konular

(1) Seferde Namazları Kasr Etmek

(1) Ya’la bin Umeyye (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

Ben, Ömer bin el-Hattab (Radiyallahu Anh)’a dedim ki:

−Allah (Azze ve Celle) Nisa Suresi 101. ayette şöyle buyurmuştur:

وَإِذَا ضَرَبْتُمْ فِي الْأَرْضِ فَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ أَنْ تَقْصُرُوا مِنَ الصَّلاَةِ إِنْ خِفْتُمْ أَنْ يَفْتِنَكُمُ الَّذِينَ كَفَرُوا

“Yer yüzünde sefere çıktığınız vakit kafirlerin size bir kötülük yapmalarından korkarsanız, namazı kısaltmanızdan ötürü size bir günah yoktur!..”

Şimdi insanlar güven içerisindedir. Buna rağmen namazlar (neden) hala kısaltılıyor? Ömer bin el-Hattab (Radiyallahu Anh)’da şöyle dedi:

−Senin hayret ettiğin şeye ben de hayret ettim ve bunu Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e sordum. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:

“Bu, Allah’ın size bir sadakasıdır, Allah’ın sadakasını kabul ediniz!”

Müslim 686/4, Ebu Davud 1199, 1200, Nesei 1432, Tirmizi 3034, İbni Mace 1065, Darimi 1/354, İbni Huzeyme 945, İbni Hibban 2739, Beyhaki 3/134, Ahmed bin Hanbel Müsned 1/25

(2) Mü’minlerin Annesi Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

“Allah-u Teâlâ namazları farz ettiği vakit ikişer rekât, ikişer rekât farz etti. Sonra sefer namazları olduğu gibi kaldı, hazar namazları ise ziyadeleştirildi.”

Buhari 450, Müslim 685/1, Malik 1/146, Ebu Davud 1198, Nesei 452, Darimi 1/355, Beyhaki 3/143, Ahmed bin Hanbel Müsned 6/272

(3) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

“Namaz önce iki rekât, iki rekât farz oldu. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Medine’ye geldiğinde akşam ve sabah namazlarının gayrı her namazı onlara bir misli daha ekleyerek kıldı. Akşama gelince o gündüzün vitridir. (Yani üç rekattır.) Sabah namazı da kıraatının uzunluğundan öyle kaldı. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yolculuğa çıktığı zaman, önceki namazına dönüyordu.”

Buhari 3692, İbni Huzeyme 305, İbni Hibban Mevarid 544, Beyhaki 3/145, Ahmed bin Hanbel Müsned 26101, Albânî Silsiletu’l-Ehadîsi’s-Sahiha 2814

(4) Hafs bin Asım (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

“Mekke’ye giderken Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) ile yol arkadaşlığı ettim. Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma), bize öğle namazını iki rekât olarak kıldırdı. Sonra döndü, biz de onunla beraber döndük. Müteakiben binitinin yanına geldi ve oraya oturdu, biz de onunla beraber oturduk. Bir ara namaz kıldığı yöne doğru döndü ve insanları namaz kılarken gördü:

−Bunlar ne yapıyorlar? dedi. Ben:

−Sünnet namazı kılıyorlar, dedim. Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

−Eğer sünnet namazı kılacak olsam iki rekât olarak kıldığım farz namazını tamam (yani dört rekat) kılardım! Ey kardeşimin oğlu! Ben, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile seferde arkadaşlık ettim. Allah onun ruhunu kabzedinceye kadar seferde iki rekâtten fazla namaz kılmadı. (Akşam namazı hariç.)

Ebu Bekir (Radiyallahu Anh) ile arkadaşlık ettim, Allah onun ruhunu da kabzedinceye kadar seferde iki rekâtten fazla namaz kılmadı.

Ömer (Radiyallahu Anh) ile beraber arkadaşlık yaptım, Allah onun ruhunu da kabzedinceye kadar seferde iki rekâtten fazla namaz kılmadı. Sonra Osman (Radiyallahu Anh) ile de arkadaşlık ettim, Allah onun ruhunu da kabzedinceye kadar seferde iki rekâtten fazla namaz kılmadı. Sonra Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

−Allah (Azze ve Celle) Ahzab Suresi 21. ayette şöyle buyurmaktadır:

لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ

“Andolsun ki, Allah’ın Rasulünde sizin için çok güzel örnekler vardır...”

Buhari 1066, Müslim 689/8, Ebu Avane 2/335, Ebu Davud 1223, Nesei 1457, Tirmizi 543, Beyhaki 3/158, Ahmed bin Hanbel Müsned 2/24, Begavi Mesabih 946, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 563

Not: Seferde namazları kasretmek, Allah’ın kullarına bir lütfü ve rahmetidir. Yolcuya yolculuğu sırasında yorgunluk, meşakkat ve sıkıntı gibi şeylerin ulaşması muhtemeldir. Bu sebeple Allah-u Teâlâ dört rekatlı namazları iki rekata indirmiştir. Allah-u Teâlâ dört rekatlı namazları iki rekat olarak kılmalarını kullarına emrederken, hem kullar için bir kolaylık hem de onların lehine olan ibadet faydalarını fevt etmemelerini ve Rableriyle alakalarını kesmemelerini istemiştir.

Yukarıdaki hadislere bakıldığında Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ve sahabelerin seferde namazları kasrettiğini görmekteyiz. Özellikle Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in hayatı boyunca seferlerinde dört rekatlı namazları kasrettiğini, onları hiç dört rekat olarak kılmadığını bildiğimizde, seferde namazları kasretmek vaciptir diyen alimlerin ne kadar isabetli olduğunu anlarız.

(2) Kişiyi Seferi Yapan Yolculuk Mesafesi

(5) Yahya bin Yezid (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

“Enes bin Malik (Radiyallahu Anh)’a yolculukta namazı kasretmeyi sordum. Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle cevap verdi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) üç mil veya üç fersah mesafeye gitmek için yola çıktığında namazı iki rekat olarak kılardı.”

Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) daha sonra şunu ekledi:

“Kufe’ye gidiyordum, oradan dönünceye kadar namazları ikişer rekat olarak kılıyordum.”

Müslim 691/12, Ebu Avane 2/346, Ebu Davud 1201, İbni Ebi Şeybe 2/332/11, Beyhaki 3/146, Ahmed bin Hanbel Müsned 3/129

Burd, berîd kelimesinin çoğuludur. Bir berîd dört fersahlık mesafedir. Bir fersah, üç mil yani, 5544 metrelik mesafedir. 5544 metreyi 4 ile çarparsak 22176 metrelik bir mesafe eder. Netice olarak 4 Bürd 88704 metredir. 16 Fersah da yine 77232 metredir.

Mil: Eskiden 4000 bin zira kulaçlık mesafe olarak kabul edilirdi. Mil bu günkü tabirle 1848 metrelik mesafedir. Fersah: 3 millik mesafedir. Yani: Bir Fersah 5544 metrelik mesafedir.

Not: İbni Teymiyye (Rahmetullahi Aleyh) kişiyi seferi yapan yolculukla ilgili şöyle demiştir:

“Sefer ister uzun olsun ister kısa olsun, sefer olduğu müddetçe namazlar kasredilir. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) seferde namazları kasr için bir mesafe tayin etmedi ve kasr için malum bir vakit de tayin etmedi! Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in arkasında Mekke ehli Arafat ve Müzdelife’de namazları kasretmişlerdir. Bu görüş selef ve haleften birçok kimsenin görüşüdür ve delil yönünden sözlerin en doğrusudur.

Ancak seferin sefer olabilmesi için yol azığı vb. şeyleri hazırlamak ve meskun mahalden dışarı çıkmak gibi görmen o gidişin sefer olması zorunludur. Fakat Dimeşk gibi bir yerde ve o kimse ağaçlık köylerden birinden diğerine gidip geliyor ise, mesela: Sâlihiye’den Dimeşk’e gidip geliyorsa, bu kimse seferi değildir, onun için seferilik hükmü de yoktur!

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in şehri, birbirine yakın köyler mesabesinde idi. Orada oturan her kavmin hurmalığı, mezarlığı ve mescidleri vardı. Mesela, Kuba ve Kuba’nın gayrı yerlere giden kimsenin bu gidişi sefer olmuyordu. Mu’cemu’l-Büldân (4/23) deki ifadeye göre Kuba, Medine’ye iki mil uzaklıkta bulunan bir köyün ismidir. Bunun için Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ve ashabı öyle yerlere gittiğinde namazları kasr yapmıyorlardı! Ev ve binaların hepsi şehir isminin şümulüne girer. Şehrin ahalisinden dışarıda kalan çadır ehli ve şehrin etrafında bir yerden diğer yere göçenler seferi değildir, onlar namazları kasretmezler!”

İbni Teymiyye Fetâvâ 24/10

Abdullah ibni Ömer, Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhum) ve diğer sahabelerden rivayet edilen:

“Dört bürd mesafede namazlarını kasr eder ve oruçlarını iftar ederlerdi.” Dört bürd: 88704 metrelik bir mesafedir.

Buhari Ta’likan 1057, Beyhaki 3/137

“Üç millik yolculukta namazlar kısaltılır.”

İbni Ebi Şeybe 2/332/8, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 3/18

“Ben gündüzün bir saat yolculuk eder ve orada namazlarımı kısaltırım.”

İbni Ebi Şeybe 2/334/27, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 3/18, 19

“Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) Mekke’de ikamet ediyordu. Mina’ya çıktığı zaman namazları kasrediyordu.”

İbni Ebi Şeybe 2/339/2, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 3/19

“Bir mil mesafedeki yolculuğa çıksam namazları kasr ederdim.”

Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 3/19

Bu vb. ifadeler, sefer sefer olduğu müddetçe uzun da olsa kısa da olsa namazlar kasredilir. Allah ve Rasulü sefer için bir mesafe tayin etmemiştir anlamındadır. Yukarıdaki Şeyhü’l-İslâm İbni Teymiyye (Rahmetullahi Aleyh)’in izahı da bu doğrultudadır.

Şeyh Albani (Rahmetullahi Aleyh)’de aynı hususta:

“Üç millik mesafede namazları kasretmenin caizliği Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma)’dan sahih olarak rivayet edilmiştir. Üç mil bir fersah mesafedir. Enes (Radiyallahu Anh)’ın rivayet ettiği hadisi almak, Abdullah İbni Abbas (Radiyallahu Anhuma)’nın;

“Arafat ve Batnı Nahle’de namazları kasr yapma. Usfan, Taif ve Cudde’de namazları kasr yapabilirsin...” anlamındaki eserini almaktan daha evladır. Çünkü Enes hadisi hem sahih, hem merfu ve hem de bazı sahabeler bu hadisle amel etmişlerdir demektedir.

İbni Ebi Şeybe 2/334/28, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 3/14, 16, 18

Ancak burada dikkat edilmesi gereken, seferin Şeyhü’l-İslâm İbni Teymiyye (Rahmetullahi Aleyh)’in da ifade ettiği gibi örfe uygun sefer olması gerekir. Yani gerçek anlamda bir yolculuk olması gerekir. Şehirden üç dört mil uzak mesafede de olsa gezip eğlenmek ve hava almak için piknik yerlerine gitmek seferilik değildir!!!

(3) Yolcu İçin Seferilik Hükmü Nereden Başlar

(6) Enes (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Öğle namazını Medine’de Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte dört rekat kıldım. İkindi namazını ise Zu’l-Huleyfe’de iki rekat olarak kıldım.”

Zu’l-Huleyfe, Medine’ye 6 veya 7 mil uzaklıktaki bir mevkiinin ismidir. Eğer milin 1848 metrelik bir mesafe olduğu düşünülürse onların arası 11088 veya 12936 metrelik mesafe olduğu anlaşılır.

Buhari 1059, Müslim 690/11, Ebu Avane 2/34, Ebu Davud 1202, Nesei 468, Tirmizi 546, Beyhaki 3/145, İbni Ebi Şeybe 2/332, Ahmed bin Hanbel Müsned 3/111

Not: Alimlerin geneli, namazları kasr etmede seferilik hükmünün şehrin evlerinin bitiminden itibaren başlaması hususunda ittifak etmiştir.

Dolayısıyla meskun mahal dediğimiz şehrin evlerinin sınırı bittikten sonra kişi mukim olmaktan çıkar ve seferi olur. Bu sebeple de onun için seferilik hükmü geçerlidir. Örneğin kişi meskun mahallin dışına çıktıktan sonra namaz vakti girse, o namazı seferi namazı olarak kılar ve kasr yapar. Bu görüşü, İmam Buhari’nin rivayet ettiği Ali bin Ebi Talib (Radiyallahu Anh)’dan rivayet ettiği:

“Ali (Radiyallahu Anh) sefere çıktı da Kufe’nin evlerini görür halde iken namazları kasr yaptı. Seferden döndüğünde kendisine:

−İşte Kufe’nin evleri gözüktü namazı tamam mı yapacağız? denildiğinde. Ali (Radiyallahu Anh):

−Hayır, Kufe’ye girene kadar kasr yapacağız dedi, sözü teyit eder.”

Buhari 1059

(4) Namazları Kasr Müddeti

(7) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Ebu Bekir ve Ömer ile Medine’den Mekke’ye yolculuk ediyordu. Onların hepsi Medine’den çıktıkları andan tekrar Medine’ye dönünceye kadar yolda ve Mekke’de ikamet ederlerken namazları ikişer rekât kılıyorlardı.”

Tabarani Mucemu’l-Evsad 4559, Ebu Ya’la 5862, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 3/20

(8) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

“İnsanlar bana seferde namazları kasretme müddetini soruyorlardı. Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

−Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ailesinden yolculuk için ayrıldığında tekrar onlara dönünceye kadar namazları kasreder ve ikişer rekât olarak kılardı.”

Ahmed bin Hanbel Müsned 1/241, 285, İbni Ebi Şeybe 2//335/2, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 3/5

(9) Enes (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte Medine’den Mekke’ye doğru yola çıktık. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), biz, Medine’ye tekrar dönene kadar namazları ikişer rekât ikişer rekât olarak kıldırıyordu.”

Ravi, Yahya bin İshak (Rahmetullahi Aleyh) der ki:

−“Enes (Radiyallahu Anh)’a Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Mekke’de ne kadar ikamet etti? diye sordum. Enes (Radiyallahu Anh):

−‘On gün,’ dedi.”

Buhari 1053, Müslim 693/15, Ebu Avane 2/346, Nesei 1451, Tirmizi 547, İbni Mace 1077, Darimi 1/355, Beyhaki 3/136, Ahmed bin Hanbel Müsned 3/187, 190

(10) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Mekke’ye geldi ve orada on yedi gece ikame etti. Bu müddet zarfında namazları kasr ediyordu.”

İbni Hibban 2750, Ebu Davud 1230, Darekutni 1/387

(11) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bazı seferlerinde on dokuz gün kalmıştır. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) o süre içerisinde namazları ikişer rekât olarak kıldı...”

Tirmizi 548

(12) Cabir (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Tebük’te yirmi gün namazları kasrederek kaldı.”

Ahmed bin Hanbel Müsned 14142, Ebu Davud 1235, Abdurrezzak 4335, Beyhaki 5473, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 574

(13) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

“Biz, Azerbaycan’da savaşçıların arasında kaldığımız altı ay süresince devamlı kar yağdı. O dönemde biz namazları ikişer rekât kılıyorduk.”

Beyhaki 3/152, Abdurrezzak 4339, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 577, İbni Hacer Diraye 1/212

Not: Seferi kimse, seferi olduğu sürece namazları kasreder ve oruç tutmaz! Herhangi bir ihtiyacı sebebiyle uzun müddet bir yerde kalsa da o kimse seferi olmaktan çıkmaz!

(5) Seferde Namazları Cem Etmek

(14) Enes (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) güneş zeval vaktine girerek meyletmeden önce yolculuk için hareket ettiğinde öğle namazını ikindi vaktine tehir eder sonra konaklar ve ikisinin arasını cem ederek kılardı. Yolculuk için hareket etmeden önce güneş zeval vaktine girerek meylederse önce öğle namazını kılar sonra hareket ederdi.”

Buhari 1071, Müslim 704/46, Ebu Avane 2/351, Ebu Davud 1218, Nesei 585, Darekutni 1/389, 390, Beyhaki 3/161, Ahmed bin Hanbel Müsned 3/247, 265, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 579

(15) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yolculukta kıldığı namazını size haber vereyim mi? dedi. Biz:

−Evet, onu bize haber ver dedik. Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle anlattı:

−Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) konakladığı yerde iken güneş zeval vaktinde olup meylettiğinde binitine binmeden önce öğle ve ikindi namazlarını cem ederdi.

Konakladığı yerde iken güneş zeval vaktinde olmayıp meyletmezse ikindi vakti girinceye kadar yürümeye devam ederdi. İkindi vakti girdiğinde konaklar ve öğle ile ikindi namazlarını cem ederdi.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) konakladığı yerde iken akşamın vakti girerse hareket etmeden önce akşam ile yatsının arasını cem ederek kılardı. Konakladığı yerde iken akşamın vakti girmemiş ise yatsı vakti girene kadar yürür, yatsı vakti girdiğinde konaklar ikisini cem eder öyle kılardı.”

Ahmed bin Hanbel Müsned 1/367, 368, Beyhaki 3/163, 164, Darekutni 1/388/1

(16) Muaz bin Cebel (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Tebük Savaşında güneş meyletmeden önce hareket ettiği vakit öğle namazını tehir edip ikindinin vaktiyle birleştiriyor ve ikisini birlikte kılıyordu. Eğer güneş meylettikten sonra hareket ederse önce öğle ve ikindi namazlarını kılıyor sonra yürüyordu. Akşam namazından önce hareket ettiği zaman yatsı namazı ile birlikte kılmak için onu tehir ediyordu. Akşam namazından sonra hareket ederse yatsı namazının vaktini erkene alıp onu akşam namazı ile birlikte kılıyordu.”

Ebu Davud 1220, Tirmizi 552, Beyhaki 3/163, Ahmed bin Hanbel Müsned 22155

Not: Seferde namazları cem etmek Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in sünnetlerinden bir sünnettir. Seferde namazları cem etmek, öğle ve ikindiyi, akşam ve yatsıyı bir arada kılmak demektir. Bu cem iki şekilde olur:

Cem-i Takdim: Öğle ve ikindinin cemi: Öğle vakti içinde ezan ve kamet okuyup önce öğle namazını, sonra hemen peşinden kamet okuyup ikindi namazını kılmak.

Akşam ve yatsının cemi: Akşam vakti içinde ezan ve kamet okuyup önce akşam namazını, sonra peşinden kamet okuyup yatsı namazını kılmak şeklindedir. Bu nevi ceme, cem-i takdim ismi verilir.

Cem-i Tehir: Öğle ve ikindinin cemi: Öğle namazını ikindi vaktine tehir edip, ikindi vakti içinde ezan ve kamet okuyup önce öğle namazını, sonra peşinden kamet okuyup ikindi namazını kılmak.

Akşam ve yatsının cemi: Akşam namazını yatsı vaktine tehir edip, yatsı vakti içinde ezan ve kamet okuyup önce akşam namazını, sonra peşinden kamet okuyup yatsı namazını kılmak şeklindedir. Bu nevi ceme de, cem-i tehir adı verilir.

(6) Seferi, Mukim İmamın Arkasında Mukim Namazı Kılar

(17) Musa bin Seleme (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

“Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) ile Mekke’de beraberdik. Ona dedim ki:

−Biz sizinle beraber olduğumuz zaman namazları dört rekât kılıyoruz, eşyalarımızın yanına döndüğümüz vakit namazları ikişer rekât olarak kılıyoruz? Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma):

−‘Bu yaptığınız, Ebu’l-Kasım (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in sünnetidir,’ dedi.”

Ahmed bin Hanbel Müsned 1862, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 571

(18) Musa bin Selem (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

“Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma)’ya Mekke’de olduğum sürede namazları imamla kıldığım zaman onları nasıl kılayım? diye sordum. Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma):

−‘İkişer rekât olarak kılman Ebu’l-Kasım (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in sünnetidir,’ dedi.”

Ahmed bin Hanbel Müsned 3119, Ebu Avane 2/340, Beyhaki 3/153, 154

(19) Ebu Miclez (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

“Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma)’ya seferi bir kimse mukim bir topluluğun kıldığı namaza yetişip onlarla iki rekât namaz kılsa, bu iki rekât ona kifayet eder mi, yoksa onların namazı gibi dört rekât mı kılacak? diye sordum. Ebu Miclez (Rahmetullahi Aleyh) dedi ki;

−Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) güldü ve:

−‘Onların namazı gibi tamam kılar,’ dedi.”

Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 3/22, Beyhaki 3/157

Not: Seferi kimsenin durumu birkaç şekildedir:

Seferi kişi seferi imamla beraber namaz kıldığında onun gibi seferi olarak namazları kasreder.

Mukim imamla beraber namaz kıldığında ise, imam gibi namazları kasr etmeden tamam olarak kılar.

Seferi kimse, namazları tek başına kıldığında ise, namazları kasrederek kılar. Seferi kimsenin namazları bu şekilde kılması Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in sünnetidir.

(7) Seferde Sünnet Namazı

(20) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i gördüm seferde farz namazlardan önce ve sonra namaz kılmıyordu!”

İbni Huzeyme 1255

(21) Hafs bin Asım (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

“Mekke’ye giderken Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) ile yol arkadaşlığı ettim. Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma), bize öğle namazını iki rekât olarak kıldırdı. Sonra döndü, biz de onunla beraber döndük. Müteakiben binitinin yanına geldi ve oraya oturdu, biz de onunla beraber oturduk. Bir ara namaz kıldığı yöne doğru döndü ve insanları namaz kılarken gördü:

−Bunlar ne yapıyorlar? dedi. Ben:

−Sünnet namazı kılıyorlar, dedim. Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

−Eğer sünnet namazı kılacak olsam iki rekât olarak kıldığım farz namazını tamam (yani dört rekat) kılardım! Ey kardeşimin oğlu! Ben, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile seferde arkadaşlık ettim. Allah onun ruhunu kabzedinceye kadar seferde iki rekâtten fazla namaz kılmadı. (Akşam namazı hariç.)

Ebu Bekir (Radiyallahu Anh) ile arkadaşlık ettim, Allah onun ruhunu da kabzedinceye kadar seferde iki rekâtten fazla namaz kılmadı.

Ömer (Radiyallahu Anh) ile beraber arkadaşlık yaptım, Allah onun ruhunu da kabzedinceye kadar seferde iki rekâtten fazla namaz kılmadı.

Sonra Osman (Radiyallahu Anh) ile de arkadaşlık ettim, Allah onun ruhunu da kabzedinceye kadar seferde iki rekâtten fazla namaz kılmadı.

Sonra Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

−Allah (Azze ve Celle) Ahzab Suresi 21. ayette şöyle buyurmaktadır:

لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ

“Andolsun ki, Allah’ın Rasulünde sizin için çok güzel örnekler vardır...”

Buhari 1066, Müslim 689/8, Ebu Avane 2/335, Ebu Davud 1223, Nesei 1457, Tirmizi 543, Beyhaki 3/158, Ahmed bin Hanbel Müsned 2/24, Begavi Mesabih 946, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 563

(22) Ebu Katâde (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize hitab ederek şöyle buyurdu:

“...Bizim için namazımızı gözetleyin!”

Güneş sırtına vurmuş halde ilk uyanan Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) oldu. Bizde korkuyla kalktık.

Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Bininiz!”

Binip güneş yükselene kadar yürüdük. Güneş yükselince indi sonra abdest alınacak bir kap istedi. Benim yanımda içinde biraz su olan bir kap vardı. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ondan hafif bir abdest aldı. Kapta biraz daha su kaldı. Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Ebu Katâde (Radiyallahu Anh)’a şöyle buyurdu:

−“Abdest kabını bizim için muhafaza et! Çünkü yakında onun için bir haber olacak.”

Sonra Bilal (Radiyallahu Anh) sabah namazı için ezan okudu. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) iki rekât namaz kıldı. Sonra sabah namazını kıldırdı, yani her gün yaptığı gibi yaptı. Müteakiben Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) binitine bindi, bizde onunla beraber binitlerimize bindik. Bazılarımız diğerlerine alçak sesle:

−Namazımızda yaptığımız bu taksirin keffareti nedir? deyince, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Sizin için bende tabi olacağınız güzel örnekler yok mu? Uyurken namazı kaçırmada asla taksirat yoktur! Taksirat ancak diğer bir namaz vakti girene kadar namazını kılmayan kimsede vardır. Dolayısıyla Herkim vakti çıkana kadar uyur kalır, namazını kılmazsa, uyandığında o namazı kılsın! Ertesi gün her namazı kendi vaktinde kılsın!..”

Müslim 681/311

Not: Bu bapta zikredilen hadisler dikkatle okunduğunda, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ve sahabelerin öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarının sünnetini seferde kılmadıklarını görürüz. Hal böyle olunca bu sünnet namazlarını seferde kılmamak da sünnettir. Bu hükmü Abdullah İbni Ömer (Radiyallahu Anhuma)’nın:

“...Andolsun ki, Allah’ın Resulünde sizin için çok güzel örnekler vardır.” Eğer sünnet namazı kılacak olsam iki rekat olarak kıldığım farz namazını tamam kılardım! ifadesi teyit eder. Dolayısıyla Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in kılmayıp terk ettiği bir namazı terk etmek ve kılmamak da sünnettir. Sabahın sünneti, vitir, teheccüt ve duha namazları seferde de kılınabilir. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu namazları seferlerinde kılmıştır.

(23) Abdullah bin Dinar (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

“Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) seferde biniti üzerinde, biniti nereye yönelirse o tarafa ima ederek namaz kılardı ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in de öyle yaptığını zikrederdi.”

Buhari 1063, Müslim 700/37, Malik 1/151/26