(53) Urve (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:
“Ben Aişe’ye “Safa ile Merve Allah’ın nişanlarındandır. Kim Beyti hac eder, ya da umre yaparsa onları tavaf etmesinde kendisine bir günah yoktur!..” Bakara Suresi 158. ayeti hakkında ne dersin? Yemin ederim ki, Safa ile Merve arasında sa’y etmemek hiç kimseye günah olmaz dedim. Aişe (Radiyallahu Anha):
−Ey kız kardeşimin oğlu! Sen çirkin bir söz söyledin! Eğer bu ayetin manası senin tevil ettiğin gibi sa’y mubah olsaydı, ayet “Safa ile Merve arasında sa’y etmemekte günah yoktur!..” şeklinde olurdu. Fakat bu ayet Ensar hakkında indirildi! Ensar Müslüman olmadan önce, kendisine ibadet ettikleri, Müşellel mevkiinde bulunan tağut Menat putu için ihrama girip telbiye ederlerdi. Ensar’dan ihrama giren kimseler kendi putları karşısında bulunan Safa ile Merve putları arasında sa’y etmeyi günah sayarlardı. Ensar Müslüman oldukları zaman müşkül saydıkları bu vaziyeti Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e sorarak şöyle dediler:
−Ya Rasulallah! Bizler Safa ile Merve arasında tavaf etmeyi günah sayardık! Bunun üzerine Allah-u Teâlâ:
“Safa ile Merve Allah’ın nişanlarındandır...” ayetini indirdi. Aişe (Radiyallahu Anha):
−Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Safa ile Merve arasını tavaf edip sa’y etmeyi kendi fiili ile şeriat yapmıştır. Artık bu iki tepenin arasını tavaf etmeyi terk etmek, hiç kimse için caiz değildir demiştir...”
Buhari 1568, Müslim 1277/259, Nesei 2967, Tirmizi 2965, İbni Huzeyme 2766, İbni Hibban 3840
(54) Asım bin Süleyman (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:
“Ben, Enes bin Malik (Radiyallahu Anh)’a, sizler Safa ile Merve arasında sa’y etmeyi çirkin görüyor muydunuz? dedim. Enes (Radiyallahu Anh):
−Evet, zira bu sa’y etmeler, Allah-u Teâlâ:
“Safa ile Merve Allah’ın nişanlarındandır. Kim Beyti hac eder, yada umre yaparsa onları tavaf etmesinde kendisine bir günah yoktur...” ayetini indirene kadar cahiliye alametlerinden idi dedi.”
Buhari 1572, Müslim 1278/264
(55) Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ve sahabeleri Safa ile Merve arasında bir sa’ydan gayrı sa’y etmediler!”
Müslim 1279/265, Ebu Davud 1895, Nesei 2986, İbni Mace 2972, 2973
(56) Abdulaziz bin Rufey (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:
“Ben, Enes bin Malik (Radiyallahu Anh)’a, sordum ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den hatırladığın bir şeyi yani Zilhiccenin sekizinci günü öğle ile ikindi namazlarını nerede kıldığını bana haber verir misin? dedim. Enes (Radiyallahu Anh):
−Mina’da kıldı dedi. Ben:
–Minadan dönüş günü ikindi namazını nerede kıldı? dedim. Enes (Radiyallahu Anh):
−Ebtah’da kıldı dedi. Bundan sonra Enes (Radiyallahu Anh) bana:
–Sen de emirlerinin yaptığı gibi yap, dedi.”
Ebtah: Mekke’de bir yerin isimdir, oraya Muhassab da denir.
Buhari 1578, Müslim 1309/336, Ebu Davud 1912, Nesei 2997, Tirmizi 964
(57) Muhammed bin Ebi Bekir es-Sakafi (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:
“Arefe sabahı Enes bin Malik (Radiyallahu Anh)’a, bu gün edilecek telbiye hakkında ne dersin? dedim. Enes (Radiyallahu Anh):
−Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ve sahabeleri ile birlikte yine böyle Minadan Arafata çıktık. Kimimiz tekbir getirir, kimimiz yüksek sesle telbiye getirirdi. Hiçbirimiz de bundan dolayı arkadaşını yanlış yaptı diye ayıplamazdı, dedi.”
Müslim 1285/275, Buhari 1582, Nesei 3000, 3001, İbni Mace 3008
(58) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
“Arefe sabahında Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber bulunduk. Bizden kimimiz tekbir getiriyor kimimiz de telbiye getiriyordu. Bizler ise tekbir getiriyorduk.”
Müslim 1284/273, Ebu Davud 1816, Nesei 2998, 2999