Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e İtaat İle İlgili Ayetler

(1) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

قُلْ إِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللهَ فَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَاللهُ غَفُورٌ رَحِيمٌ

“De ki: Eğer siz, Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın! Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.”

Âl-i İmran Suresi 31

(2) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

قُلْ أَطِيعُوا اللهَ وَالرَّسُولَ فَإِنْ تَوَلَّوْا فَإِنَّ اللهَ لاَ يُحِبُّ الْكَافِرِينَ

“De ki: Allah’a ve Rasule itaat edin! Eğer yüz çevirirlerse, Şüphesiz ki, Allah kâfirleri sevmez!”

Âl-i İmran Suresi 32

(3) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

أَطِيعُوا اللهَ وَالرَّسُولَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ

“Allah’a ve Rasule itaat edin! Umulur ki, merhamet olunursunuz.”

Âl-i İmran Suresi 132

(4) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

الَّذِينَ اسْتَجَابُوا لِلَّهِ وَالرَّسُولِ مِنْ بَعْدِ مَآ أَصَابَهُمُ الْقَرْحُ لِلَّذِينَ أَحْسَنُوا مِنْهُمْ وَاتَّقَوْا أَجْرٌ عَظِيمٌ

“Yara aldıktan sonra yine Allah’ın ve Rasulün çağrısına uyanlar, bunların içlerinden iyilik yapanlar ve takva sahibi olanlar için pek büyük bir mükâfat vardır.”

Âl-i İmran Suresi 172

(5) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَمَنْ يُطِعِ اللهَ وَرَسُولَهُ يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا وَذَالِكَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ

“...Kim, Allah’a ve Rasulüne itaat ederse, onu altından ırmaklar akan içinde ebedi kalacakları cennetlere sokar. İşte büyük kurtuluş budur.”

Nisâ Suresi 13

(6) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَمَنْ يَعْصِ اللهَ وَرَسُولَهُ وَيَتَعَدَّ حُدُودَهُ يُدْخِلْهُ نَارًا خَالِدًا فِيهَا وَلَهُ عَذَابٌ مُهِينٌ

“Kim, Allah’a ve Rasulüne isyan eder ve Allah’ın sınırlarını aşarsa onu da içinde ebedi kalacağı ateşe sokar! Onun için alçaltıcı bir azap vardır!”

Nisâ Suresi 14

(7) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

يَوْمَئِذٍ يَوَدُّ الَّذِينَ كَفَرُوا وَعَصَوُا الرَّسُولَ لَوْ تُسَوَّى بِهِمُ الْأَرْضُ وَلاَ يَكْتُمُونَ اللهَ حَدِيثًا

“Küfür yoluna sapıp, Rasule asi olanlar o gün yerin dibine batırılmayı temenni ederler ve Allah’tan hiçbir haberi gizleyemezler!”

Nisâ Suresi 42

(8) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

يَآ أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا أَطِيعُوا اللهَ وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ وَأُولِي الْأَمْرِ مِنْكُمْ فَإِنْ تَنَازَعْتُمْ فِي شَيْءٍ فَرُدُّوهُ إِلَى اللهِ وَالرَّسُولِ إِنْ كُنْتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ ذَالِكَ خَيْرٌ وَأَحْسَنُ تَأْوِيلاً

“Ey iman edenler! Allah’a itaat edin! Rasule itaat edin! Ve sizden olan emir sahiplerine de itaat edin! Eğer bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz, artık onu Allah’a ve Rasule döndürün! Şayet Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsanız, bu daha hayırlı ve sonuç bakımından da daha güzeldir.”

Nisâ Suresi 59

(9) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ تَعَالَوْا إِلَى مَا أَنْزَلَ اللهُ وَإِلَى الرَّسُولِ رَأَيْتَ الْمُنَافِقِينَ يَصُدُّونَ عَنْكَ صُدُودًا

“Onlara: ‘Allah’ın indirdiğine ve Rasule gelin’ denildiği vakit, münafıkların senden iyice uzaklaştıklarını görürsün.”

Nisâ Suresi 61

(10) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَمَآ أَرْسَلْنَا مِنْ رَسُولٍ إِلاَّ لِيُطَاعَ بِإِذْنِ اللهِ وَلَوْ أَنَّهُمْ إِذْ ظَّلَمُوا أَنْفُسَهُمْ جَآؤُوكَ فَاسْتَغْفَرُوا اللهَ وَاسْتَغْفَرَ لَهُمُ الرَّسُولُ لَوَجَدُوا اللهَ تَوَّابًا رَّحِيمًا

“Biz, hiçbir Rasulü, ancak Allah’ın izniyle kendisine itaat edilmesinden başka bir şeyle göndermedik! Eğer onlar, kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler, Allah’tan, günahlarını bağışlamasını isteseler ve Rasul de onların bağışlanmasını dileseydi, elbette ki, Allah’ı affedici, merhametli bulurlardı.”

Nisâ Suresi 64

(11) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

فَلاَ وَرَبِّكَ لاَ يُؤْمِنُونَ حَتَّى يُحَكِّمُوكَ فِيمَا شَجَرَ بَيْنَهُمْ ثُمَّ لاَ يَجِدُوا فِي أَنْفُسِهِمْ حَرَجًا مِمَّا قَضَيْتَ وَيُسَلِّمُوا تَسْلِيمًا

“Hayır, Rabbine and olsun ki, onlar aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem yapıp sonra da senin verdiğin hükümden nefislerinde hiçbir darlık duymadan tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar!”

Nisâ Suresi 65

(12) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَمَنْ يُطِعِ اللهَ وَالرَّسُولَ فَأُولَئِكَ مَعَ الَّذِينَ أَنْعَمَ اللهُ عَلَيْهِمْ مِنْ النَّبِيِّينَ وَالصِّدِّيقِينَ وَالشُّهَدَاءِ وَالصَّالِحِينَ وَحَسُنَ أُولَئِكَ رَفِيقًا

“Kim, Allah’a ve Rasule itaat ederse, işte onlar Allah’ın kendilerine nimet verdiği Nebiler, sıddıklar, şehidler ve salihlerle beraberdir. Onlar ne iyi arkadaştırlar.”

Nisâ Suresi 69

(13) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

مَنْ يُطِعِ الرَّسُولَ فَقَدْ أَطَاعَ اللهَ وَمَنْ تَوَلَّى فَمَا أَرْسَلْنَاكَ عَلَيْهِمْ حَفِيظًا

“Kim Rasule itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur. Kim de yüz çevirirse, biz seni onlara koruyucu olarak göndermedik!”

Nisâ Suresi 80

(14) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

أَطِيعُوا اللهَ وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ وَاحْذَرُوا فَإِنْ تَوَلَّيْتُمْ فَاعْلَمُوا أَنَّمَا عَلَى رَسُولِنَا الْبَلاَغُ الْمُبِينُ

“Allah’a itaat edin! Rasule itaat edin! Ve sakının! Eğer yüz çevirirseniz bilin ki, Rasulümüze düşen apaçık bir tebliğdir.”

Mâide Suresi 92

(15) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

الَّذِينَ يَتَّبِعُونَ الرَّسُولَ النَّبِيَّ الْأُمِّيَّ الَّذِي يَجِدُونَهُ مَكْتُوبًا عِنْدَهُمْ فِي التَّوْرَاةِ وَالْإِنْجِيلِ يَأْمُرُهُمْ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَاهُمْ عَنْ الْمُنكَرِ وَيُحِلُّ لَهُمْ الطَّيِّبَاتِ وَيُحَرِّمُ عَلَيْهِمُ الْخَبَائِثَ وَيَضَعُ عَنْهُمْ إِصْرَهُمْ وَالْأَغْلاَلَ الَّتِي كَانَتْ عَلَيْهِمْ فَالَّذِينَ آمَنُوا بِهِ وَعَزَّرُوهُ وَنَصَرُوهُ وَاتَّبَعُوا النُّورَ الَّذِي أُنْزِلَ مَعَهُ أُولَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ

“Yanlarındaki Tevrat ve İncil’de yazılı buldukları o Rasule, o ümmi Nebiye uyanlar (var ya) işte o Rasul, onlara iyiliği emreder ve onları kötülükten meneder! Onlara temiz şeyleri helal ve pis şeyleri de haram kılar! Ağırlıklarını ve üzerlerindeki zincirleri kaldırır. O Rasule iman edip saygı gösteren, Ona yardım eden ve Onunla birlikte gönderilen Nur’a uyanlar var ya, işte onlar felaha erenlerin ta kendileridir.”

A’raf Suresi 157

(16) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

قُلْ يَآأَيُّهَا النَّاسُ إِنِّي رَسُولُ اللهِ إِلَيْكُمْ جَمِيعًا الَّذِي لَهُ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ لآ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ يُحْيِ وَيُمِيتُ فَآمِنُوا بِاللهَ وَرَسُولِهِ النَّبِيِّ الْأُمِّيِّ الَّذِي يُؤْمِنُ بِاللهِ وَكَلِمَاتِهِ وَاتَّبِعُوهُ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ

“De ki: Ey insanlar! Gerçekten ben sizin hepinize, göklerin ve yerin sahibi olan Allah’ın Rasulüyüm! Allah’tan başka hakkı ile ibadet olunan hiç bir ilah yoktur! O diriltir ve öldürür! Öyle ise Allah’a ve ümmi Nebi olan Rasulüne ki, O Allah’a ve O’nun sözlerine iman eder, sizde iman edin ve O’na itaat edin umulur ki, doğru yolu bulursunuz!”

A’raf Suresi 158

(17) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

فَاتَّقُوا اللهَ وَأَصْلِحُوا ذَاتَ بَيْنِكُمْ وَأَطِيعُوا اللهَ وَرَسُولَهُ إِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنِينَ

“Eğer mü’min iseniz, Allah’tan korkun! Aranızı düzeltin! Allah’a ve Rasulüne itaat edin!”

Enfâl Suresi 1

(18) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

ذَالِكَ بِأَنَّهُمْ شَآقُّوا اللهَ وَرَسُولَهُ وَمَنْ يُشَآقِقِ اللهَ وَرَسُولَهُ فَإِنَّ اللهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ

“Böyle, çünkü onlar Allah’a ve Rasulüne karşı geldiler! Kim Allah’a ve Rasulüne karşı gelirse kuşkusuz ki, Allah cezası şiddetli olandır!”

Enfâl Suresi 13

(19) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

يَآ أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا أَطِيعُوا اللهَ وَرَسُولَهُ وَلاَ تَوَلَّوْا عَنْهُ وَأَنْتُمْ تَسْمَعُونَ

“Ey iman edenler! Allah’a ve Rasulüne itaat edin! Ve siz işitiyorken ondan yüz çevirmeyin!”

Enfâl Suresi 20

(20) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

يَآ أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اسْتَجِيبُوا لِلَّهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْيِيكُمْ وَاعْلَمُوا أَنَّ اللهَ يَحُولُ بَيْنَ الْمَرْءِ وَقَلْبِهِ وَأَنَّهُ إِلَيْهِ تُحْشَرُونَ

“Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi davet ettiği zaman Allah’a ve Rasule icabet edin! Bilin ki, Allah kişi ile kalbi arasına girer ve siz hakikaten yalnız O’na dönüp toplanacaksınız.”

Enfâl Suresi 24

(21) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَأَطِيعُوا اللهَ وَرَسُولَهُ وَلاَ تَنَازَعُوا فَتَفْشَلُوا وَتَذْهَبَ رِيحُكُمْ وَاصْبِرُوا إِنَّ اللهَ مَعَ الصَّابِرِينَ

“Allah’a ve Rasulüne itaat edin! Ve çekişip birbirinize düşmeyin; (yoksa) çözülüp ayrılığa düşersiniz ve gücünüz gider! Sabredin, Şüphesiz ki, Allah sabredenlerle beraberdir.”

Enfâl Suresi 46

(22) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

قُلْ إِنْ كَانَ آبَاؤُكُمْ وَأَبْنَاؤُكُمْ وَإِخْوَانُكُمْ وَأَزْوَاجُكُمْ وَعَشِيرَتُكُمْ وَأَمْوَالٌ اقْتَرَفْتُمُوهَا وَتِجَارَةٌ تَخْشَوْنَ كَسَادَهَا وَمَسَاكِنُ تَرْضَوْنَهَا أَحَبَّ إِلَيْكُمْ مِنْ اللهِ وَرَسُولِهِ وَجِهَادٍ فِي سَبِيلِهِ فَتَرَبَّصُوا حَتَّى يَأْتِيَ اللهُ بِأَمْرِهِ وَاللهُ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الْفَاسِقِينَ

“De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabalarınız, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaretiniz ve hoşlandığınız meskenler size Allah’tan, Rasulünden ve Allah’ın Yolunda CİHAD etmekten daha sevgili ise o halde, Allah emrini getirene kadar bekleyin! Allah fasıklar topluluğunu doğru yola iletmez!”

Tevbe Suresi 24

(23) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

قَاتِلُوا الَّذِينَ لاَ يُؤْمِنُونَ بِاللهِ وَلاَ بِالْيَوْمِ الْآخِرِ وَلاَ يُحَرِّمُونَ مَا حَرَّمَ اللهُ وَرَسُولُهُ وَلاَ يَدِينُونَ دِينَ الْحَقِّ مِنَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ حَتَّى يُعْطُوا الْجِزْيَةَ عَنْ يَدٍ وَهُمْ صَاغِرُونَ

“Kendilerine kitap verilenlerden Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah’ın ve Rasulünün haram kıldığını haram saymayan ve hak dini kendine din edinmeyen kimselerle, küçülerek elleriyle cizye verinceye kadar savaşın!”

Tevbe Suresi 29

(24) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَمِنْهُمُ الَّذِينَ يُؤْذُونَ النَّبِيَّ وَيَقُولُونَ هُوَ أُذُنٌ قُلْ أُذُنُ خَيْرٍ لَكُمْ يُؤْمِنُ بِاللهِ وَيُؤْمِنُ لِلْمُؤْمِنِينَ وَرَحْمَةٌ لِلَّذِينَ آمَنُوا مِنْكُمْ وَالَّذِينَ يُؤْذُونَ رَسُولَ اللهِ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

“Onlardan (münafıklardan) O (Rasul her söyleneni dinleyen) bir kulaktır diyerek Rasulü incitenler de vardır. De ki: O, sizin için bir hayır kulağıdır. Çünkü O Allah’a iman eder, mü’minlere güvenir ve O sizden iman edenler için de bir rahmettir. Allah’ın Rasulüne eziyet edenler için mutlaka elem verici bir azap vardır!”

Tevbe Suresi 61

(25) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

يَحْلِفُونَ بِاللهِ لَكُمْ لِيُرْضُوكُمْ وَاللهُ وَرَسُولُهُ أَحَقُّ أَنْ يُرْضُوهُ إِنْ كَانُوا مُؤْمِنِينَ

“Sizi razı etmek için Allah’a yemin ederler. Gerçekten inanıyorlarsa bilmelidirler ki, Allah ve Rasulü razı edilmeye daha layıktır.”

Tevbe Suresi 62

(26) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

أَلَمْ يَعْلَمُوا أَنَّهُ مَنْ يُحَادِدِ اللهَ وَرَسُولَهُ فَأَنَّ لَهُ نَارَ جَهَنَّمَ خَالِدًا فِيهَا ذَالِكَ الْخِزْيُ الْعَظِيمُ

“Bilmediler mi ki, kim Allah’a ve Rasulüne karşı koyarsa elbette onun için içinde ebedi kalacağı cehennem ateşi vardır! İşte bu büyük bir rüsvaylıktır!”

Tevbe Suresi 63

(27) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَالْمُؤْمِنُونَ وَالْمُؤْمِنَاتُ بَعْضُهُمْ أَوْلِيَآءُ بَعْضٍ يَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنْ الْمُنكَرِ وَيُقِيمُونَ الصَّلاةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكَاةَ وَيُطِيعُونَ اللهَ وَرَسُولَهُ أُولَئِكَ سَيَرْحَمُهُمُ اللهُ إِنَّ اللهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ

“Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin velileridirler. İyiliği emreder kötülükten sakındırırlar. Namazı kılarlar ve zekâtı verirler. Allah’a ve Rasulüne itaat ederler. İşte Allah’ın kendilerine rahmet edeceği kimseler bunlardır. Allah Aziz’dir, Hakîm’dir.”

Tevbe Suresi 71

(28) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

فَرِحَ الْمُخَلَّفُونَ بِمَقْعَدِهِمْ خِلاَفَ رَسُولِ اللهِ وَكَرِهُوا أَنْ يُجَاهِدُوا بِأَمْوَالِهِمْ وَأَنْفُسِهِمْ فِي سَبِيلِ اللهِ وَقَالُوا لاَ تَنْفِرُوا فِي الْحَرِّ قُلْ نَارُ جَهَنَّمَ أَشَدُّ حَرًّا لَوْ كَانُوا يَفْقَهُونَ

“Allah’ın Rasulüne muhalefet etmek için geri kalanlar (sefere çıkmayıp) oturmaları ile sevindiler! Mallarıyla ve canlarıyla Allah’ın Yolunda CİHAD etmeyi çirkin gördüler ve ‘Bu sıcakta sefere çıkmayın!’ dediler. De ki: Cehennem ateşi daha sıcaktır! Keşke anlasalardı!”

Tevbe Suresi 81

(29) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَأَنْذِرِ النَّاسَ يَوْمَ يَأْتِيهِمُ الْعَذَابُ فَيَقُولُ الَّذِينَ ظَلَمُوا رَبَّنَا أَخِّرْنَا إِلَى أَجَلٍ قَرِيبٍ نُجِبْ دَعْوَتَكَ وَنَتَّبِعِ الرُّسُلَ

“İnsanları, kendilerine azabın geleceği günden uyar. (O gün) zalimler: ‘Rabbimiz bizi yakın bir süreye kadar ertele de Senin davetine icabet edelim ve Rasullere uyalım,’ derler!..”

İbrahîm Suresi 44

(30) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَيَقُولُونَ آمَنَّا بِاللهِ وَبِالرَّسُولِ وَأَطَعْنَا ثُمَّ يَتَوَلَّى فَرِيقٌ مِنْهُمْ مِنْ بَعْدِ ذَالِكَ وَمَا أُولَئِكَ بِالْمُؤْمِنِينَ

“Allah’a ve Rasule iman ettik ve itaat ettik’ diyorlar, sonra da içlerinden bir grup yüz çeviriyor! Bunlar iman etmiş değillerdir!”

Nur Suresi 47

(31) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

إِنَّمَا كَانَ قَوْلَ الْمُؤْمِنِينَ إِذَا دُعُوا إِلَى اللهِ وَرَسُولِهِ لِيَحْكُمَ بَيْنَهُمْ أَنْ يَقُولُوا سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا وَأُولَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ

“Aralarında hükmetmesi için Allah’a ve Rasulüne çağrıldıkları vakit mü’minlerin sözü, işittik ve itaat ettik demeleridir. İşte felaha erenler bunlardır.”

Nûr Suresi 51

(32) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَمَنْ يُطِعِ اللهَ وَرَسُولَهُ وَيَخْشَ اللهَ وَيَتَّقْهِ فَأُولَئِكَ هُمُ الْفَائِزُونَ

“Kim Allah’a ve Rasulüne itaat eder ve Allah’tan korkup sakınırsa, işte kurtuluşa erenler bunlardır.”

Nûr Suresi 52

(33) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

قُلْ أَطِيعوُا اللهَ وَأَطِيعوُا الرَّسُولَ فَإِنْ تَوَلَّوْ فَإِنَّمَا عَلَيْهِ مَا حُمِّلَ وَعَلَيْكُمْ مَاحُمِّلْتُمْ وَإِنْ تُطِيعُوهُ تَهْتَدُوا وَمَا عَلَى الرَّسُولِ إِلاَّ الْبَلاَغُ الْمُبِينُ

“De ki: Allah’a itaat edin! Rasule itaat edin! Eğer yüz çevirirseniz, artık Rasulün sorumluluğu kendisine yüklenen, sizin sorumluluğunuz da size yüklenendir. Eğer Ona itaat ederseniz, hidayet bulmuş olursunuz. Rasule düşen, apaçık bir tebliğden başkası değildir!”

Nûr Suresi 54

(34) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَمَنْ يَقْنُتْ مِنْكُنَّ لِلَّهِ وَرَسُولِهِ وَتَعْمَلْ صَالِحًا نُؤْتِهَا أَجْرَهَا مَرَّتَيْنِ وَأَعْتَدْنَا لَهَا رِزْقًا كَرِيمًا

“Sizden kim Allah’a ve Rasulüne itaat eder ve salih amel işlerse ona mükâfatını iki kat veririz ve ona bol rızık hazırlamışızdır.”

Ahzâb Suresi 31

(35) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَأَقِمْنَ الصَّلاةَ وَآتِينَ الزَّكَاةَ وَأَطِعْنَ اللهَ وَرَسُولَهُ

“...Namazı kılın! Zekâtı verin! Allah’a ve Rasulüne itaat edin!..”

Ahzâb Suresi 33

(36) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

إِنَّ الَّذِينَ يُؤْذُونَ اللهَ وَرَسُولَهُ لَعَنَهُمُ اللهُ فِي الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ وَأَعَدَّ لَهُمْ عَذَابًا مُهِينًا

“Allah’ı ve Rasulünü incitenlere kuşkusuz ki Allah, dünyada ve ahirette lanet etmiş ve onlar için horlayıcı bir azap hazırlamıştır!”

Ahzâb Suresi 57

(37) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

يَوْمَ تُقَلَّبُ وُجُوهُهُمْ فِي النَّارِ يَقُولُونَ يَالَيْتَنَا أَطَعْنَا اللهَ وَأَطَعْنَا الرَّسُولَ

“Yüzleri ateşte evirilip çevrildiği gün: “Eyvah bize! Keşke Allah’a itaat etseydik, Rasule itaat etseydik!” derler.”

Ahzâb Suresi 66

(38) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

يَاقَوْمَنَا أَجِيبُوا دَاعِىَ اللهِ وَآمِنُوا بِهِ يَغْفِرْ لَكُمْ مِنْ ذُنُوبِكُمْ وَيُجِرْكُمْ مِنْ عَذَابٍ أَلِيمٍ

“Ey kavmimiz! Allah’ın davetçisine uyun ve ona iman edin ki (Allah) günahlarınızı bağışlasın ve sizi elim azaptan korusun.”

Ahkâf Suresi 31

(39) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَمَنْ لاَ يُجِبْ دَاِعىَ اللهِ فَلَيْسَ بِمُعْجِزٍ فِي الأرْضِ وَلَيْسَ لَهُ مِنْ دُونِهِ أَوْلِيَاءُ أُولَئِكَ فِي ضَلاَلٍ مُبِينٍ

“Kim Allah’ın davetçisine uymazsa, yeryüzünde (başına inecek belaya) engel olamaz. Kendisinin O’ndan başka velileri de yoktur. Onlar apaçık bir sapıklık içindedirler.”

Ahkâf Suresi 32

(40) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا وَصَدُّوا عَنْ سَبِيلِ اللهِ وَشَاقُّوا الرَّسُولَ مِنْ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمُ الْهُدَى لَنْ يَضُرُّوا اللهَ شَيْئًا وَسَيُحْبِطُ أَعْمَالَهُمْ

“İnkâr edenler, Allah’ın yolundan alıkoyanlar ve kendilerine doğru yol belli olduktan sonra Rasule karşı gelenler, Allah’a hiçbir zarar veremezler! Allah onların yaptıklarını boşa çıkaracaktır!”

Muhammed Suresi 32

(41) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

يَآ أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا أَطِيعُوا اللهَ وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ وَلاَ تُبْطِلُوا أَعْمَالَكُمْ

“Ey iman edenler! Allah’a itaat edin! Rasule itaat edin ve amellerinizi boşa çıkarmayın!”

Muhammed Suresi 33

(42) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

إِنَّ الَّذِينَ يُبَايِعُونَكَ إِنَّمَا يُبَايِعُونَ اللهَ

“Muhakkak ki, sana biat edenler ancak Allah’a biat etmektedirler!..”

Fetih Suresi 10

(43) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَمَنْ يُطِعِ اللهَ وَرَسُولَهُ يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ وَمَنْ يَتَوَلَّ يُعَذِّبْهُ عَذَابًا أَلِيمًا

“Kim Allah’a ve Rasulüne itaat ederse, Allah onu altlarından ırmaklar akan cennetlere girdirir. Kim de yüz çevirirse, ona çetin bir şekilde azab eder.”

Fetih Suresi 17

(44) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لاَ تُقَدِّمُوا بَيْنَ يَدَىِ اللهِ وَرَسُولِهِ وَاتَّقُوا اللهَ إِنَّ اللهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

“Ey iman edenler! Allah’ın ve Rasulünün önüne geçmeyin! Allah’tan korkun! Şüphesiz ki, Allah işitendir, bilendir.”

Hucurât Suresi 1

(45) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَإِنْ تُطِيعُوا اللهَ وَرَسُولَهُ لاَ يَلِتْكُمْ مِنْ أَعْمَالِكُمْ شَيْئًا إِنَّ اللهَ غَفُورٌ رَحِيمٌ

“...Eğer Allah’a ve Rasulüne itaat ederseniz, Allah amellerinizden hiçbir şeyi eksiltmez! Şüphesiz ki, Allah, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.”

Hucurât Suresi 14

(46) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَمَا يَنْطِقُ عَنِ الْهَوَى إِنْ هُوَ إِلاَّ وَحْيٌ يُوحَى

“(Rasul) hevasından konuşmaz! Onun konuşması (kendisine) vahyedilen vahiyden başkası değildir!”

Necm Suresi 3, 4

(47) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

إِنَّ الَّذِينَ يُحَادُّونَ اللهَ وَرَسُولَهُ كُبِتُوا كَمَا كُبِتَ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ

“Allah’a ve Rasulüne karşı gelenler, kendilerinden öncekilerin alçaltıldığı gibi alçaltılacaklardır!”

Mücâdele Suresi 5

(48) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

إِنَّ الَّذِينَ يُحَادُّونَ اللهَ وَرَسُولَهُ أُولَئِكَ فِي الْأَذَلِّينَ

“Allah’a ve Rasulüne düşman olanlar en alçak olanlardır!”

Mücâdele Suresi 20

(49) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

ذَالِكَ بِأَنَّهُمْ شَاقُّوا اللهَ وَرَسُولَهُ وَمَنْ يُشَاقِّ اللهَ فَإِنَّ اللهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ

“Bu onların Allah’a ve Rasulüne karşı gelmelerinden dolayıdır! Kim Allah’a karşı gelirse; kuşkusuz ki Allah, cezası şiddetli olandır.”

Haşr Suresi 4

(50) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَمَا آتَاكُمُ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهَاكُمْ عَنْهُ فَانْتَهُوا وَاتَّقُوا اللهَ إِنَّ اللهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ

“...Rasul size neyi verdiyse onu alın! Sizi neden sakındırdıysa artık ondan sakının ve Allah’tan korkun! Şüphesiz ki, Allah cezası pek şiddetli olandır!”

Haşr Suresi 7

(51) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَأَطِيعُوا اللهَ وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ فَإِنْ تَوَلَّيْتُمْ فَإِنَّمَا عَلَى رَسُولِنَا الْبَلاَغُ الْمُبِينُ

“Allah’a itaat edin ve Rasule itaat edin! Eğer yüz çevirecek olursanız artık Rasulümüze düşen apaçık bir tebliğdir!”

Teğabün Suresi 12

(52) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَمَنْ يَعْصِ اللهَ وَرَسُولَهُ فَإِنَّ لَهُ نَارَ جَهَنَّمَ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا

“...Artık kim Allah ve Rasulüne karşı gelirse, elbette onun için içinde ebedi kalacakları cehennem ateşi vardır!..”

Cin Suresi 23