Kendisine ibadet etmemiz ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmamamız.
Allah’ın sevdiği ve razı olduğu söz ve davranışlar.
Ancak Allah ve Rasulü’nün emrettiği şekilde.
Allah onları, kendine ibadet etmeye çağırmak ve şirki kendisinden uzaklaştırmak için gönderdi.
Allah’ı fiil sıfatlarıyla tek bilmek.
Allah’ı ibadetle birlemek.
Allah’ı Kitabında ve Sahih Hadislerde kendisini vasfettiği hakikat üzere tevilsiz, tekyifsiz isbat ve kabul etmek.
İsim ve sıfatları ile bizimle olmasıdır.
Ahirette azaptan emin, dünyada hidayet ehli olmak ve günahların kefaret olması.
Üçtür;
(A) Allah’a iman ve O’nu tevhid etmek.
(B) İhlâs.
(C) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in getirdiklerine uygunluk.
Allah’an ŞİRK koşmaktır.
Onları çağırmak ve onlardan bir şey isteyerek dua etmek şirktir.
Güçünün yettiği şeylerde yaşayan birinden yardım istenir. Güçü yetmeyeceği şeylerde caiz olmaz.
Nezir yalnız Allah için olur, başkasına caiz olmaz.
Caiz olmaz.
Tavaf ancak Kâbe’ye olur. Gayrına hiçbir niyetle caiz olmaz.
Küfürdendir.
Onları tasdik Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e indirileni inkâr etmektir. Gaybı ancak Allah bilir.
Küfürdür.
Şefaat talebi ve yakınlık için birtakım putları çağırıyor ve onları destekliyorlardı. Yani uluhiyet tevhidi bozuktu. Hâlbuki rububiyet tevhidine sahip idiler.
Yapana fayda vermez, onun işleri boşa gitmiştir.
(A) Riya.
(B) “Allah ve sen olmasaydın”, “Allah ve sen dilersen” gibi sözler.
(C) Allah’tan başkası ile yemin etmek.
(D) İplik ve halka bağlamak, nazarlık, katır boncuğu, cevşen, nal vb. şeyleri korunmak veya bir şey ummak niyetiyle takmak.
Caiz olan tevessül üç nevidir:
(A) Allah’ın isim ve sıfatları ile dua etmek,
(B) Salih amelleri vesile kılarak dua etmek,
(C) Yaşayan salih kullardan dua istemek.
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in şefaati de ancak Allah’tan istenir.
Caiz olmaz. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i, Allah nasıl övmüş ve kendisi nasıl övmemizi istemişse öyle över, aşırıya gitmeyiz.
Dil, mal ve bedenle cihad yapmak farzdır.
Mü’minler ancak birbirlerine vela beslerler. Kâfirlere vela beslemek caiz olmaz.
Muttaki olan her mü’mindir.
Ancak Kur’an ve Sahih Hadislerle hüküm ve amel ederler.
Allah Kur’an’ı, kendisiyle amel edilsin diye gönderdi.
Sahih Hadislerle amel etmek vaciptir.
Bu caiz değildir, mümkün de olmaz. Çünkü hadisler Kur’an’ın şerhidir.
Gerek kendi sözlerimizi ve gerekse herhangi bir kimsenin sözünü Allah ve Rasulü’nün sözü önüne geçiremeyiz.
Bu durumda sorunu Allah’ın ve Rasulü’nün hükümlerine havale ederiz.
Bu ancak onlara itaat edip emir ve yasaklarına uyarak olur.
Bu bir bahane olur ve caiz olmaz.
Sonradan dine sokulan şeydir ki; hakkında şer’i bir delil bulunmaz. Dolayısıyla güzeli, çirkini de olmaz.
İslam’da, güzel bir çığır açmak olan sünneti hasene vardır.
Bu ancak, Kitap ve sünneti tatbik edip tevhid inancını yayınca olur.
Not: Bu yazı, Mekke-i Mükerreme Dar’ul-Hadis’de müderris olan Muhammed bin Cemil Zeynu’nun derlediği “Kitap ve Sahih Sünnetten İslami Akide” isimli eserinden bir alıntıdır.