(1) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Medyen’e de kardeşleri Şuayb’ı gönderdik. O onlara şöyle dedi; Ey kavmim! Allah’a kulluk edin! Sizin Allah’dan başka ilahınız yoktur! Size Rabbinizden açık bir belge geldi. Ölçüyü, tartıyı tam yapın ve insanların eşyasını eksik vermeyin! Düzene sokulmasından sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın! Eğer mü’minler iseniz bu sizin için daha hayırlıdır.”
A’raf Suresi 85
(2) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Tehditlerde bulunmak, insanları Allah’ın Yolundan alıkoymak ve onda çarpıklık aramak üzere bütün yollara oturmayın! Düşünün ki, az sayıdaydınız Allah sizi çoğalttı. Bozguncuların sonlarının nasıl olduğuna bakın!”
A’raf Suresi 86
(3) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Eğer içinizden bir topluluk, benimle gönderilmiş olana iman etmiş, bir topluluk da iman etmemişse Allah aramızda hükmünü verinceye kadar sabredin! Allah, hüküm verenlerin en hayırlısıdır.”
A’raf Suresi 87
(4) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Kavminin büyüklük taslayan ileri gelenleri dediler ki; Ey Şuayb! Ya seni ve seninle birlikte iman edenleri kasabamızdan çıkaracağız, ya da dinimize döneceksiniz! Şuayb da şöyle dedi; İstemesek de mi!?”
A’raf Suresi 88
(5) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Allah bizi ondan kurtardıktan sonra sizin dininize dönersek Allah’a iftirada bulunmuş oluruz. Rabbimiz Allah dilemedikçe de zaten sizin dininize dönmemiz söz konusu olamaz! Rabbimiz ilmiyle her şeyi kuşatmıştır! Biz Allah’a güvendik. Ey Rabbimiz! Bizimle kavmimizin arasını hak üzere aç! (Aramızda hak üzere hükmet) Sen açanların (hükmedenlerin) en hayırlısısın.”
A’raf Suresi 89
(6) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Kavminin inkâr eden ileri gelenleri dediler ki; Eğer Şuayb’a uyarsanız o zaman zarara uğrayanlardan olursunuz!”
A’raf Suresi 90
(7) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Bunun üzerine onları kuvvetli bir sarsıntı aldı ve yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar!”
A’raf Suresi 91
(8) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Şuayb’ı yalanlayanlar sanki orada hiç yaşamamış gibi oldular! Asıl zarara uğrayanlar Şuayb’ı yalanlayanlar oldu!”
A’raf Suresi 92
(9) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“(Şuayb’da) onlardan yüz çevirip şöyle dedi; Ey kavmim! Ben size Rabbimin bildirdiklerini ulaştırdım ve size öğüt verdim. Artık inkârcılar topluluğuna nasıl üzülürüm?”
A’raf Suresi 93
(10) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Medyen’e de kardeşleri Şuayb’ı gönderdik. Dedi ki; Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka ilahınız yoktur! Ölçüyü, tartıyı eksik tutmayın! Ben sizi bir bolluk içinde görüyor ve sizin hakkınızda çepeçevre kuşatıcı bir günün azabından korkuyorum.”
Hûd Suresi 84
(11) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Ölçüyü tartıyı tam yapın ve insanların eşyalarını eksik vermeyin! Yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın!”
Hûd Suresi 85
(12) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Eğer mü’minler iseniz Allah’ın bıraktıkları sizin için daha hayırlıdır. Ben sizin üzerinize bir koruyucu değilim.”
Hûd 86
(13) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Onlar şöyle dediler; Ey Şuayb! Bizim babalarımızın taptıklarını bırakmamızı yahut mallarımızda istediğimizi yapmaktan vazgeçmemizi sana namazın mı emrediyor!? Doğrusu sen yufka yürekli, akıllı birisin!”
Hûd Suresi 87
(14) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Dedi ki; Ey kavmim! Ya ben Rabbimden gelen açık bir belge üzere isem ve O beni kendi katından güzel bir rızıkla rızıklandırmışsa? Sizi menettiğim şeylerde size karşı aykırılıkta bulunmak istemiyorum. Gücümün yettiği ölçüde düzeltme yapmaktan başka bir şey istemiyorum. Başarım ancak Allah’ın yardımı iledir. Ben Allah’a güvendim ve O’na gönülden yönelirim.”
Hûd Suresi 88
(15) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Ey kavmim! Bana karşı gelmeniz! Nuh kavminin yahut Hud kavminin veya Salih kavminin başlarına gelenlerin benzerinin sizin başınıza da gelmesine yol açmasın. Lut kavmi sizden uzak değildir!”
Hûd Suresi 89
(16) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Rabbinizden bağışlanma dileyip sonra O’na tevbe edin! Gerçekten benim Rabbim çok rahmet eden, çok sevendir.”
Hûd Suresi 90
(17) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Dediler ki; Ey Şuayb! Biz senin söylediklerinin çoğunu anlamıyoruz ve seni içimizde güçsüz görüyoruz. Yakın çevren olmasaydı seni mutlaka taşlardık. Bize karşı bir üstünlüğün de yoktur!”
Hûd Suresi 91
(18) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Şuayb şöyle dedi; Ey kavmim! Yakın çevrem sizce Allah’tan daha mı üstündür ki, O’na sırt çeviriyorsunuz? Şüphesiz ki, Rabbim yaptıklarınızı kuşatmıştır.”
Hûd Suresi 92
(19) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Ey kavmim! İmkânınızın elverdiğini yapın! Ben de yapıyorum. Kime kendisini aşağılatıcı azabın geleceğini ve kimin yalancı olduğunu yakında bileceksiniz. Gözetleyin! Ben de sizinle birlikte gözetliyorum.”
Hûd Suresi 93
(20) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Emrimiz gelince tarafımızdan bir rahmetle Şuayb’ı ve onunla birlikte iman etmiş olanları kurtardık. Zulmedenleri de bir çığlık aldı ve yurtlarında diz çöküp kaldılar.”
Hûd Suresi 94
(21) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Sanki orada hiç yaşamamışlardı. İyi bilin ki, Semud halkı (Allah’ın rahmetinden) uzaklaştırıldığı gibi Medyen halkı da uzaklaştırıldı!”
Hûd 95
(22) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Eyke ahalisi de Nebileri yalanladı! Hani Şuayb onlara demişti ki; Siz sakınmıyor musunuz!? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir Nebi’yim. Artık Allah’tan sakının ve bana itaat edin! Bunun için sizden bir ücret de istemiyorum! Benim ecrim ancak âlemlerin Rabbine aittir. Ölçüyü tam yapın ve eksiltenlerden olmayın! Dosdoğru bir terazi ile tartın! İnsanların haklarını kısmayın! Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın!
Sizi ve önceki nesilleri yaratandan sakının! Dediler ki; “Sen ancak büyülenmişlerdensin. Sen bizim gibi bir beşerden başkası da değilsin. Biz senin mutlaka yalancılardan (olduğunu) sanıyoruz. Eğer doğru söyleyenlerdensen haydi gökten üzerimize parçalar düşür. (Şuayb) dedi ki: “Rabbim sizin yaptıklarınızı daha iyi biliyor. Onu yalanladılar ve bunun üzerine kendilerini gölge gününün azabı yakaladı. Gerçekten o büyük bir günün azabıydı. Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu iman etmemişti.”
Şuarâ Suresi 176-190
(23) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Medyen’e de kardeşleri Şuayb’ı gönderdik. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin ve ahiret gününe umut bağlayın. Yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın. Ancak onu yalanladılar. Bunun üzerine onları kuvvetli bir sarsıntı aldı ve yurtlarında dizüstü çöküp kaldılar.”
Ankebût Suresi 36, 37