İstiska; Kuraklık olduğunda Allah’tan yağmur yağdırmasını istemek demektir. İstiska sadece dua etmekle olduğu gibi namaz kılarak dua etmek şeklinde de olabilir. İstiskanın en faziletlisi, ezansız ve kametsiz musallada cemaat halinde iki rekat namaz kılmak, namazdan sonra imamın bayram namazının hutbesi gibi bir hutbe okuyarak insanlara nasihat ederek topluca dua ve istiğfara teşvik etmesi, bu şekilde Allah’tan yağmur talebinde bulunmasıdır. İstiska, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in sünnetlerinden sahih ve müekket bir sünnettir.
(1) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Bir kimse Cuma günü minberin karşısındaki kapıdan içeriye girdi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ayakta hutbe okuyordu. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in karşısında dikilip:
−Ya Rasulallah! Davarlar helak oldu ve yollar kesildi. Allah’a dua et de imdadımıza yetişsin, dedi. Enes (Radiyallahu Anh) dedi ki:
−Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) elini kaldırdı ve şöyle dedi:
اللَّهُمَّ اسْقِنَا، اللَّهُمَّ اسْقِنَا، اللَّهُمَّ اسْقِنَا
“Ey Allah’ım! Bize yağmur yağdır. Ey Allah’ım! Bize yağmur yağdır. Ey Allah’ım! Bize yağmur yağdır.”
Enes (Radiyallahu Anh) devamla şöyle dedi:
−Allah’a yemin ederim ki, o sırada biz, gökyüzünde ne kalın ne de ince buluttan bir şey görmüyorduk. Bizimle Seli Dağı arasında o zaman hiçbir ev hiçbir konak da yoktu. Enes (Radiyallahu Anh) dedi ki:
−Derken Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in arkasından kalkan şeklinde bir bulut belirdi. Semanın ortasına ulaşınca yayıldı. Sonra yağmur yağmaya başladı. Enes (Radiyallahu Anh) dedi ki:
−Allah’a yeminle söylüyorum ki, biz altı gün güneşin yüzünü göremedik. Sonra öbür Cuma günü Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yine ayakta hutbe okurken, aynı kapıdan bir kimse girdi, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in karşısında dikilip:
−Ya Rasulallah! Mallar helak oldu, yollar da kesildi. Allah’a dua et de bu yağmuru durdursun, dedi. Enes (Radiyallahu Anh) dedi ki:
−Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ellerini kaldırdı ve şöyle buyurdu:
اللَّهُمَّ حَوَالَيْنَا، وَلاَ عَلَيْنَا، اللَّهُمَّ عَلَى الْآكَامِ، وَالْجِبَالِ، وَالْآجَامِ، وَالظِّرَابِ، وَالْاَوْدِيَةِ، وَمَنَابِتِ الشَّجَرِ
“Ey Allah’ım! Etrafımıza, üzerimize değil. Ey Allah’ım! Tepelere, dağlara, kelelere, bayırlara, derelere ve ağaçlıklara yağdır.”
Enes (Radiyallahu Anh) dedi ki:
−Bunun üzerine yağmur kesildi. Namazdan çıktığımızda güneş altında yürüyorduk...
Buhari 967, Müslim 897/8, Malik 1/191, Ebu Davud 1174, Nesei 1514, İbnu’l-Carud 256, İbni Hibban 992, Beyhaki 3/353, 355, Ahmed bin Hanbel Müsned 3/104, 187, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 416
Not: Hadis, hayatta olan salih kimselerden dua etmesini istemenin caizliğine delalet etmektedir. Ömer (Radiyallahu Anh)’ın Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in amcası Abbas (Radiyallahu Anh)’dan yağmur duası etmesini istediği anlatılan kıssada olduğu gibi bu dua, meşru olan tevessül kısmındandır.
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in kendisinden yağmur duası talep eden kimsenin bu isteğine icabet etmesi ve akabinde, اللَّهُمَّ اسْقِنَا Ey Allah’ım! Bize yağmur yağdır, diye dua etmesi bu tür tevessülün meşruluğuna delalet eder.
(2) İshak bin Abdullah bin el-Kinâne (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:
“Emirlerden bir emir yağmur duası namazını Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma)’ya sormam için beni ona gönderdi. Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
−Onun bunu bana bizzat kendisinin sormasına mani nedir? Sonra da şöyle dedi:
−Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yağmur duası namazına mütevazi boynu bükük, mahzun bir halde ve korkarak yavaş yavaş yürüyerek çıktı. Bayramda kıldırdığı gibi iki rekât namaz kıldırdı. Bu bayram ve Cuma hutbeleriniz gibi hutbe irad etmedi!”
İbni Mace 1266, Ebu Davud 1165, Nesei 1520, Tirmizi 556, Darekutni 2/68, Hakim 1/326, Beyhaki 3/347, İbni Ebi Şeybe 2/358, Ahmed bin Hanbel Müsned 1/269, 355, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 665
Not: Tevazu, mü’minin tabi hali olup mü’min ondan asla ayrılmaz! Kulun dua ederken tevazua her zamandan daha fazla ihtiyacı vardır. Bu sebeple kul yağmur duası yaparken, Allah’ın rahmetine muhtaç olduğunu izhar edip boynunu büküp mahzun bir halde Allah’a yalvarıp yakarması, onun duasının Allah indinde kabul olmasına sebep olabilir. Yukarıdaki hadiste ifade edildiği gibi Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yağmur duasına çıktığı zaman tevazuu tam anlamıyla yerine getirir, boynu bükük ve mahzun bir halde dua etmeye çıkardı.
(3) Abdullah bin Yezid el-Mazinî (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazgâha çıkıp istiska yağmur duası yaptı. Kıbleye döndüğü sırada ridasını tahvil etti.”
Müslim 894/1, Buhari 966, Malik 1/190, Ebu Davud 1167, Nesei 1510, Tirmizi 555, İbni Mace 1267, Darimi 1/360, İbni Huzeyme 1424, İbni Hibban 2866, Ahmed bin Hanbel Müsned 16435
Not: Yağmur duası, açık arazide yapılabildiği gibi, musalla dediğimiz cenaze namazlarının kılındığı camilerin avlusunda da yapılabilir. Ancak yağmur duasının topluca bir yerde yapılması alimlerin mendub gördüğü bir şeydir.
(4) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:
İnsanlar, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e yağmurun yağmamasından şikâyet ettiler. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de bir minber hazırlanmasını emretti. Onun için namazgâha bir minber kondu. İnsanlara duaya çıkacakları günü de tayin etti. Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:
−Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tayin edilen günde sabah, güneşin kaşı göründüğü vakit namazgâha çıktı ve minberin üzerine oturdu. Tekbir getirip, Aziz ve Celîl olan Allah’a hamd etti. Sonra şöyle buyurdu:
“Siz beldenizin kuraklığından yağmurun ilk yağma vaktinin size gecikmesinden şikayet ettiniz. Allah Azze ve Celle kendisine dua etmenizi emretti ve duanıza icabet edeceğini de vaat etti!”
Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle dua etti:
الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ، الرَّحْمَانِ الرَّحِيمِ، مَلِكِ يَوْمِ الدِّينِ، لآ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ يَفْعَلُ مَا يُرِيدُ، اللَّهُمَّ أَنْتَ اللهُ لآ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ الْغَنِيُّ وَنَحْنُ الْفُقَرَآءُ، أَنْزِلْ عَلَيْنَا الْغَيْثَ، وَاجْعَلْ مَا أَنْزَلْتَ لَنَا قُوَّةً، وَبَلاَغًا إِلَى حِينٍ
“Hamd, âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur. O, Rahmândır, Rahîmdir. Ceza gününün mâlikidir. Allah’tan başka hakkı ile ibadet olunan hiçbir ilah yoktur. (O) Dilediği her şeyi yapar. Ey Allah’ım! Sen tek Hak İlahsın. Senden başka hakkı ile ibadet olunan hiçbir ilah yoktur. Sen zenginsin, bizler fakirleriz. Üzerimize bereketli yağmur indir ve indirdiğin bereketli yağmuru, bizin için kuvvet yap ve bir müddet yetsin.”
Sonra ellerini kaldırdı, ellerini öyle kaldırdı ki, koltuk altının beyazı gözüktü. Sonra sırtını insanlara döndürdü, elleri kalkık olduğu halde ridasını ters çevirdi. Sonra yüzünü insanlara döndürdü ve minberden inip iki rekât namaz kıldırdı. Allah bir bulut gönderip, gök gürledi, şimşek çaktı sonra Allah’ın izniyle yağmur yağdı. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mescidine gelmeden seller aktı. İnsanların sığınaklara koşuştuğunu görünce azı dişleri görününceye kadar güldü ve şöyle buyurdu:
“Allah’ın her şeye gücü yettiğine, benim de Allah’ın kulu ve Rasulü olduğuma şehâdet ederim.”
Ebu Davud 1173, Hakim 1/328, Beyhaki 3/349, İbni Hibban 2860, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 668
(5) Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanına kuraklık ve kıtlık sebebiyle ağlayan kadınlar geldi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle dua etti:
اللَّهُمَّ اسْقِنَا غَيْثًا مُغِيثًا مَرِيئًا مَرِيعًا ناَفِعًا غَيْرَ ضَارٍّ، عَاجِلاً غَيْرَ آجِلٍ
“Ey Allah’ım! Bize hemen, geciktirmeden, faydalı, zararsız, bereketli, hazmı kolay ve imdadımıza yetişen bir yağmur ver.”
Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
−Bunun üzerine sema üzerlerine tabaklanıverdi. Yani: Sema kat kat bulutlarla kaplandı ve yağmur başladı.
Ebu Davud 1169, Hâkim 1/327, Beyhaki 3/355
(6) Abdullah bin Amr (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yağmur duası ederken şöyle derdi:
اللَّهُمَّ اسْقِ عِبَادَكَ، وَبَهاَئِمَكَ، وَانْشُرْ رَحْمَتَكَ، وَأَحْيِ بَلَدَكَ الْمَيِّتَ
“Ey Allah’ım! Kullarını ve canlı varlıklarını sula. Rahmetini onların üzerine yay, ölmüş beldelerini dirilt.”
Ebu Davud 1176, Malik 1/190
(7) Abdullah bin Zeyd el-Ensarî (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yağmur duası için namazgâha çıktı. Dua yapmak istediğinde kıbleye döndü ve ridasını tahvil etti.”
Müslim 894/3, Buhari 966, Ebu Davud 1161, 1162, Nesei 1504, Tirmizi 556, Darekutni 2/67, İbni Mace 1267, İbni Huzeyme 1406, Begavi 1157, Ahmed bin Hanbel Müsned 4/39
Not: Yağmur duası yapılırken dua edenlerin yönlerini kıbleye çevirmeleri, elbiselerini ters yüz etmeleri yukarıda hadisin hükmü gereği caizdir. Hatta bu fiil duanın kabul olması için bir sebeptir.
(8) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yağmur duasının dışında dualarından bir şeyde ellerini kaldırmıyordu. O yağmur duasında ellerini koltuk altının beyazı gözükene kadar kaldırır idi.”
Buhari 981, Müslim 895/7, Ebu Davud 1171, Nesei 1747, 1512, Darimi 1/361, Darekutni 2/6869, Begavi 1163, İbni Huzeyme 1412, İbni Hibban 2863, Ahmed bin Hanbel Müsned 3/181
Not: Yağmur duasında elleri kaldırarak dua etmek ve bu kaldırışta mübalağa etmek yağmur duasının sünnetlerindendir.
Dua ederken el kaldırmak, dua edenin tevazuuna delalet eden alametlerdendir. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yağmur duasında ellerini kaldırırken mübalağa etmesi de herhalde bu fiili açık bir şekilde göstermek için olsa gerek.
(9) İshak bin Abdullah bin el-Kinâne (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:
“Emirlerden bir emir yağmur duası namazını Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma)’ya sormam için beni ona gönderdi. Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
−Onun bunu bana bizzat kendisinin sormasına mani nedir? Sonra da şöyle dedi:
−Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yağmur duası namazına mütevazi, boynu bükük, mahzun bir halde ve korkarak yavaş yavaş yürüyerek çıktı. Bayramda kıldırdığı gibi iki rekât namaz kıldırdı. Bu bayram ve Cuma hutbeleriniz gibi hutbe irad etmedi!”
İbni Mace 1266, Ebu Davud 1165, Nesei 1520, Tirmizi 556, Darekutni 2/68, Hakim 1/326, Beyhaki 3/347, İbni Ebi Şeybe 2/358, Ahmed bin Hanbel Müsned 1/269, 355, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 665
(10) Abdullah bin Zeyd (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir gün yağmur duası yapmak için namazgâha çıktı... sonra da iki rekât namaz kıldırdı.”
Müslim 894/4, Buhari 966, Ebu Davud 1161, 1162, Nesei 1504, Tirmizi 554, İbni Mace 1267, İbnu’l-Carud 254, İbni Huzeyme 1406, Darekutni 2/67, Begavi 4/398, Ahmed bin Hanbel Müsned 4/394, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 664
Not: İstiska namazı iki rekattır. Yukarıdaki hadiste Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma)’nın:
“Bayramda kıldırdığı gibi iki rekat namaz kıldırdı,” sözü, bayram namazında olduğu gibi istiska namazında da tekbirler var anlamında değildir! Aksine Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma)’nın kastettiği mana istiska namazı ezan ve kametsiz, iki rekat olarak kılınır anlamındadır.
(11) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) istiska namazını, bayram namazlarını kıldırdığı gibi (ezansız ve kametsiz) iki rekât olarak kıldırdı. Sizin bu hutbeleriniz gibi de hutbe irad etmedi!”
İbni Ebi Şeybe 2/358, Ebu Davud 1165, Nesei 1520, Tirmizi 556, İbni Mace 1266, İbni Huzeyf 1405, Darekutni 2/68, Hâkim 1/326, 327, Beyhaki 3/344, Tabarani Mucemu’l-Kebir 10818, İbni Hibban 2862, Ahmed bin Hanbel Müsned 1/230, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 665
(12) Harise bin Mudrib (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:
“Ebu Musa el-Eşarî (Radiyallahu Anh) ile yağmur duası için namazgâha çıktık. Ebu Musa bize ezan ve kametsiz iki rekât namaz kıldırdı.”
İbni Ebi Şeybe 2/358/2
(13) Abdullah bin Zeyd (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yağmur duası yapmak için namazgâha çıktı. Dua etmek için kıbleye yöneldi ve ridasını tahvil etti. Sonra iki rekât namaz kıldırdı, onlarda kıraati cehri yaptı.”
Buhari 977, Müslim 894/4, Ebu Davud 1161, Nesei 1509, 1518, Tirmizi 554, Darimi 2/360, 361, İbni Mace 1267, Darekutni 2/67, Beyhaki 3/347, İbni Hibban 2864, İbni Ebi Şeybe 2/358, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 664, Ahmed bin Hanbel Müsned 4/39