Rukudan Sonra Elleri Bağlamak

عَنْ وَائِلِ بْنِ حُجْرٍ قَالَ: رَأَيْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ حِينَ كَبَّرَ رَفَعَ يَدَيْهِ حِذَاءَ اُذُنَيْهِ، ثُمَّ حِينَ رَكَعَ، ثُمَّ حِينَ قَالَ: سَمِعَ اللهُ لِمَنْ حَمِدَهُ رَفَعَ يَدَيْهِ، وَرَأَيْتُهُ مُمْسِكًا يَمِينَهُ عَلَى شِمَالِهِ فِى الصَّلاَةِ.

(1) Vail bin Hucr (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i gördüm, tekbir aldığı vakit, ellerini kulaklarının hizasına kadar kaldırdı. Sonra ruku yaptığı vakit de ellerini kaldırdı. Sonra semallahulimen hamideh dediği vakit ellerini kaldırdı. Ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i namazda sağ eliyle sol elini tuttuğunu gördüm.”

Ahmed bin Hanbel Müsned 4/318

Allâme Muhammed Nâsıruddin el-Albânî (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), rukudan doğrulunca daha önce geçtiği gibi rukusuna yakın bir süre ayakta dururdu. Hatta bazen öyle uzatırdı ki birileri şöyle derdi:

Herhalde unuttu. Yani rukudan sonra uzun durduğu için.”

Buhari, Müslim, Ahmed bin Hanbel Müsned, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 307

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) rukudan sonra ayakta dümdüz durup beklemeyi emrederdi. Namazını tam kılamayan kişiye şöyle diyordu.

(2) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Sonra başını kaldır ve dimdik dur! Her kemiğin yerli yerince otursun!

(3) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Rukudan kalktığında omurganı tam düzelt! Başını kaldır ta ki her kemik mafsalına otursun!”

Buhari, Müslim, Darimi, Hakim, Şafii, Ahmed bin Hanbel Müsned

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazını güzel kılmayan kişiye şunu da söylemiştir.

(4) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“İnsanlardan birinin namazı, bunları yapmadıkça tam olmayacaktır! Allah-u Teâlâ, rukusu ile secdesi arasında omurgasını dik tutmayan (düzeltmeyen) kişinin namazına bakmaz!

Ahmed bin Hanbel Müsned, Taberani Mucemu’l-Kebir

Allâme Muhammed Nâsıruddin el-Albânî (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Bu hadisin maksadı açıktır. O da rukudan sonra bütün organların tamamen yerine oturmasını beklemektir. Hicazlı bazı kardeşlerimizin ve başkalarının bu hadisi delil göstererek rukudan sonraki ayakta duruş da sağ elin sol elin üstüne konulacağına bu hadisi delil getirmeleri bu hadisin (fakihler nezdinde ‘namazını düzgün kılamayan kimse hadisi’ olarak bilinen) bütün rivayetlerine uzaktır, hatta bâtıl bir istidlaldir!

Çünkü hadisin hiçbir metin ve lafzında kıyamda zikredilen el koyma şeklinden bahsedilmemiştir. Hadiste geçen ‘otursun’ nasıl olur da rukudan sonra sağ elin sol elin üstüne konulacağı şeklinde izah edilebilir ki? Bu şayet hadisin bütün lafızları bu yerde az da olsa delalet etseydi belki olurdu.

Ancak hadisin lafızları bunun tamamen tersine delalet ederken nasıl olur. Kaldı ki zikredilen el koyma hadisten kesinlikle anlaşılmaz! Çünkü hadiste geçen kemiklerden kasıt sırt kemikleridir. Bizim dediğimizi Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in fiili de desteklemektedir.

(5) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

Sonra omurga kemikleri yerine dönecek şekilde dik durdu.”

Kardeş bunu insaflıca düşün! Ayrıca rukudan doğrulduktan sonra elleri göğüs üstüne koymanın bid’at ve delâlet olduğunda şüphem yoktur! Çünkü namazla ilgili hadislerin bu kadar çok olmalarına rağmen hiçbirinde bununla ilgili bir şey varid olmamıştır!

Bunun bir aslı olsaydı bir yolla olsa bile bize nakledilirdi. Ayrıca selef alimlerinden hiçbirinin bunu yapmaması, bildiğim kadarıyla hadis imamlarından kimsenin bunu zikretmemesi söylediğimizi desteklemektedir.

Bu düşünce, Şeyh Tuveyciri’nin risalesinde İmam Ahmed bin Hanbel’den naklettiği buna muhalif değildir! İmam Ahmed bin Hanbel (Rahmetullahi Aleyh) diyor ki:

“Namaz kılan kişi rukudan doğrulduktan sonra isterse ellerini salar, isterse bir biri üzerine koyar.”

Ahmed bin Hanbel (Rahmetullahi Aleyh)’in oğlu Salih’in Mesail’inde babasından naklettiği sözün manası budur. Çünkü İmam Ahmed bin Hanbel (Rahmetullahi Aleyh), bunu Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e dayandırmamıştır! Bilakis bunu içtihadıyla söylemiştir!

Görüş, neticede bazen yanlış olabilir. Herhangi bir meselenin bid’at olduğuna dair sahih bir delil varid olursa bu izah ettiğimiz konuda olduğu gibi bir imamın bunu söylemesi bid’atlığını ortadan kaldırmaz!

Nitekim Şeyh’ul-İslam ibni Teymiyye (Rahmetullahi Aleyh) bazı kitaplarında bu konuyu böyle takrir etmiştir. Hatta ben, İmam Ahmed bin Hanbel (Rahmetullahi Aleyh)’in söylediği sözde, bu zikredilen el bağlamanın ona göre de sünnet olmadığına dair bir işaret vardır, diyorum. Çünkü o, yapıp yapmamakla muhayyer bırakmıştır!

Acaba rukudan sonra ellerin bağlanacağını söyleyen bu faziletli hoca, İmam Ahmed bin Hanbel (Rahmetullahi Aleyh)’in rukudan önceki bağlamayı da muhayyer bıraktığını söyleyebilir mi?

Bununla da zikredilen rukudan sonra ellerin bağlamanın sünnet olmadığı sabit olmuştur! Kastettiğim işte budur. Bu konuyla ilgili özet bir izahtır. Aslında bu konu tafsilatlı bir izaha kabildir ama yeri burası değildir!

Allâme Muhammed Nâsıruddin el-Albânî Rahmetullahi Aleyh