Fey: Savaşsız kâfirlerin mallarının Müslümanlara geçmesidir. Bu Müslümanların kâfirleri kuşatması veya onlar hucum ettikten sonra, savaş olmadan elde edilen bir nevi ganimettir.
(86) Ömer bin el-Hattab (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Benî Nadîr malları, Allah’ın Rasulü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e fey olarak verdiği şeylerdir. Bunlar Müslümanların at koşturup, deve sürerek elde ettikleri ganimetler değildir! Bu sebeple Benî Nadîr’in malları özel olarak Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e has olmuştur. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) aile halkının bir yıllık nafakasını bundan harcardı. Sonra bundan geri kalanı da Allah’ın Yolunda savaş hazırlığı için silah ve atlara sarf ederdi...”
Buhari 2726 Müslim 1757/48
(87) Malik bin Evs (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:
Güneşin yükseldiği bir vakitte ben ailemin arasında oturuyor iken, Ömer bin el-Hattab (Radiyallahu Anh)’ın elçisi bana doğru geldiğini gördüm. Geldiğinde:
−Emire’l-Mü’mininin davetine icabet et! dedi. Elçinin beraberinde Ömer (Radiyallahu Anh)’ın huzuruna girinceye kadar yürüdüm. Ömer (Radiyallahu Anh)’ı hurma dalları veya yaprakları veya yapraklarından yapılmış bir divanın şerit örgüleri üzerinde oturuyor buldum. Kendisiyle divan arasında bir yaygı ve döşek yoktu. Ömer (Radiyallahu Anh) deriden yapılmış bir yastığa dayanmıştı. Kendisine selam verdikten sonra oturdum. Ömer (Radiyallahu Anh):
−Ya Malik! Senin kavminden bir takım aileler bize geldiler. Ben de onlar hakkında kendilerine az miktar atiyye verilmesini emrettim! Sen bu malı teslim al, onu aralarında taksim et, dedi. Ben de:
−Ya Emire’l-Mü’minin! Sen bunu benden başkasına emretseydin, dedim. O:
−Bu malı teslim al ey adam! dedi. Ben onun yanında oturuyor iken yanına kapıcısı Yerfa geldi ve Osman bin Affan, Abdurrahman bin Avf, Zübeyr, Sa’d bin Ebi Vakkas ile görüşmek ister misin! Onlar senin yanına girmek istiyorlar, dedi. Ömer (Radiyallahu Anh):
−Evet, dedi ve onlara izin verdi. Akabinde onlar içeriye girdiler ve selam verip oturdular. Sonra Yerfa biraz oturdu. Sonra:
−Ali ve Abbas (Radiyallahu Anh) ile konuşmak ister misin? dedi. Ömer (Radiyallahu Anh):
−Evet, dedi ve onlara izin verdi. Akabinde ikisi de içeriye girdiler ve selam verip oturdular. Akabinde Abbas (Radiyallahu Anh), Ömer (Radiyallahu Anh)’a:
−Ya Emire’l-Mü’minin! Benimle bu Ali arasında bir hüküm ver, dedi. Ali ile Abbas (Radiyallahu Anhuma), Allah’ın Resulüne Benu’n-Nadr’dan fey olarak verdiği mallar hususunda çekişiyor ve mücadele ediyorlardı. Abbas (Radiyallahu Anh)’nın bu sözü üzerine oradaki topluluk, yani Osman ve arkadaşları:
−Ya Emire’l-Mü’minin! Bu ikisi arasında hükmet ve bunların birini diğerinden rahat ettir, dediler. Ömer (Radiyallahu Anh):
−Yavaş ve sabırlı olun! Gök ve yer izniyle duran Allah hakkı için size soruyorum. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in:
−“Bizler miras olunmayız, biz ne bırakmışsak sadakadır!” buyurduğunu biliyor musunuz? Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
−“Bizler...” sözüyle kendisini kast ediyordu değil mi? dedi. Topluluk:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunu söylemiştir, dediler. Sonra Ömer (Radiyallahu Anh), Ali ile Abbas (Radiyallahu Anhuma)’ya yöneldi ve:
−Allah hakkı için ikinize soruyorum, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in bu sözü söylemiş olduğunu biliyor musunuz? dedi. Onlar:
−Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu sözü söylemiştir, dediler. Ömer (Radiyallahu Anh):
−Ben size bu işi tahdis ediyorum. Şüphesiz ki, Allah bu fey malı hakkında başka hiç kimseye vermediği bir şeyi kendi Rasulüne tahsis etmiştir dedi. Sonra:
“Allah’ın onlardan Rasulüne verdiği ganimetlere gelince siz (elde etmek için) onun üzerine ne at ne de deve sürmediniz. Fakat Allah, rasullerini dilediği kimselerin üzerine salar (onlara üstün getirir.) Allah her şeye kâdirdir.” Haşr Suresi 6. ayetini okudu. İşte bu Nadr’ın, Hayber ve Fedek arazileri Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e has oldu.
Allah’a yeminle söylüyorum ki, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu malları sizleri dışarıda bırakarak alıp toplamadı ve onu sırf kendisine tahsis etti. Şüphesiz ki, bu fey mallarını sizlere vermiş ve onu size dağıtmıştır. Nihayet o feylerden şu mal arta kalmıştır. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu fey malından kendi ailesinin bir senelik nafakasını ayırıp verirdi.
Sonra geri kalanını Allah’ın malı kılardı. Yani onu Müslümanların işlerine harcayıp vakfederdi. İşte Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendi hayatında bu malları böyle kullandı. Allah hakkı için size soruyorum, siz bunu biliyor musunuz? dedi. Onlar:
−Evet, böyle biliyoruz dediler. Sonra Ali ile Abbas (Radiyallahu Anhuma)’ya dönerek:
−Sizlere Allah hakkı için soruyorum, siz bunu böyle biliyor musunuz? dedi. Onlar da:
−Evet, dedi. Ömer (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
−Sonra Allah, Nebisi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i vefat ettirdi. Ebu Bekir (Radiyallahu Anh):
−Ben, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in velisiyim dedi ve Ebu Bekir (Radiyallahu Anh) bu malları teslim aldı ve o mallarda Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yaptığı gibi tasarruf etti. Allah bilir ki, Ebu Bekir bu hususta doğru sözlüdür, itaatlidir, doğru yoldadır, hakka uyucudur.
Sonra Allah, Ebu Bekir (Radiyallahu Anh)’ı vefat ettirdi. Bu sefer ben Ebu Bekir (Radiyallahu Anh)’ın velisi oldum ve o malları teslim aldım. Emirliğimin ikinci senesinde o mallarda Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ve Ebu Bekir (Radiyallahu Anh)’ın yaptığı gibi tasarruf ediyordum. Allah bilir ki, ben de bu tasarruf hususunda doğru sözlü, itaatli, doğru yolda yürüyücü ve hakka uyucu idim.
Sonra siz ikiniz bana geldiniz, benimle konuştunuz. Sözünüz bir işiniz birdir. Ey Abbas, bana geldin kardeşinin oğlu tarafından miras hisseni istiyordun ve bana Ali de geldi de karısı Fatıma’nın babasının mirasından olan payını istiyordu. Ben de sizlere:
−Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu dedim:
“Biz Nebiler topluluğu miras olunmayız! Biz ne bırakmışsak sadakadır!”
Müteakiben o malı size aynı şartla yani mülkiyeti hazineye ait tasarrufu da Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ve Ebu Bekir (Radiyallahu Anh) devrindeki gibi olmak şartıyla teslim etmek fikri bana zahir olunca, isterseniz Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in tasarrufu, Ebu Bekir (Radiyallahu Anh)’ın tasarrufu ve mallara veli olduğum zamandan beri benim tasarruf ede geldiğim gibi tasarruf edeceğinize dair Allah’ın ahdi ve misakını üzerinize almak şartıyla o malları size teslim edeyim, dedim. Sizler:
–Bu şart ile o malları bize teslim et, dediniz. Ben de bu malları size teslim ettim. Şimdi Allah hakkı için ey topluluk! Sizlere soruyorum, ben bu malları Ali ve Abbas’a teslim ettim mi? dedi. Topluluk:
−Evet, teslim ettin, dediler. Sonra Ömer (Radiyallahu Anh), Ali ve Abbas (Radiyallahu Anhuma)’ya yöneldi ve:
−Allah adına yeminle size soruyorum, ben o malları bu şartla sizlere teslim ettim mi? dedi. Onlar da:
−Evet, dediler. Ömer (Radiyallahu Anh):
−Öyleyken, benden bundan başka bir hüküm mü istiyorsunuz? Gök ve yer, izni ve emriyle duran Allah’a yemin ediyorum ki, ben o mallar hakkında bundan başka hüküm vermem! Bu şartlar içinde bu malları kullanmaktan ilerde acze düşerseniz, onları bana geri verirsiniz, ben onları sizin yerinize tasarruf ederim, dedi.
Buhari 2884, 2885, 2886