Sevban (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Kuşkusuz ki, Allah yeryüzünü gözlerimin önüne serdi de onun doğusunu ve de batısını gördüm. Benim ümmetim yeryüzünün bana gösterilen miktarına sahip olacaktır. Bana iki hazine verildi; kırmızı olanı ve beyaz olanı. Ümmetimin genelini kuraklık ve kıtlık sebebi ile toplu olarak helak etmemesi, onların üzerine kendilerinden başka düşman musallat ederek topraklarının istila edilmemesi için Allah’a dua ettim. Kuşkusuz ki, Rabbim bana şöyle buyurdu:
−‘Ey Muhammed! Şayet ben bir şeyi takdir etmişsem o geri çevrilmez! Ben senin ümmetinin, topluca kuraklık ve kıtlık sebebi ile helak edilmemeleri konusundaki duanı ve dünyanın her tarafından da toplansalar veya bazı yerlerinden de toplansalar kendilerinden olan düşmanları hariç herhangi bir düşmanı üzerlerine musallat edip vatanlarının işgal olunmaması konusundaki duanı da kabul ettim. Tâki onlar birlerine düşman olup birbirlerini helak edene ve birbirlerini tutsak edene kadar. (Yani onlar bunu yaparlarsa o zaman Allah onların başına kâfirleri musallat eder!)”
Müslim 2889/19
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in haber vermiş olduğu ümmetinin yeryüzünün en batısı ve en doğusunu ele geçirecekleri haberi gerçekleşmiş midir? Evet gerçekleşmiştir. Bu ümmet batıda İspanya ve Viyana’ya kadar, doğuda ise Hindistan ve Çin’e kadar ulaşmıştır. Hadiste geçen kırmızı ve beyaz hazinelerden kasıt nedir? Bu hazineler ne zaman ele geçmiştir?
Beyaz hazine, Fars Kralı Kisra’nın hazinesidir. Bu hazinesinin çoğunluğunu gümüş ve cevher olduğu için beyaz hazine olarak zikredilmiştir. Kırmızı hazine ise Rumların Kralı Kayser’in hazinesidir. Bu hazinede çoğunlukla altın bulunduğu için kırmızı hazine olarak zikredilmiştir. Bu hazineler, Ömer (Radiyallahu Anh)’ın devrinde Müslümanların bu iki kralın topraklarını ele geçirmesi ile Ömer (Radiyallahu Anh)’a getirilmiştir.
“Onların üzerine kendilerinden başka düşman musallat ederek topraklarının istila edilmemesi için Allah’a dua ettim.” sözü ne demektir? Yani, “Kendi aralarından çıkacak olan düşmanlar hariç kâfirlerden olan düşmanlarının kendilerinin başına musallat olup topraklarını, mal ve mülklerini ele geçirmemeleri konusunda Allah’a dua ettim” denmektedir. Allah-u Teâlâ bu duayı kabul etmiş midir?
Evet, Nebimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Allah-u Teâlâ’nın Müslümanların hepsini birden kâfirlere malup edilip, mallarının ve canlarının kâfirler tarafından yağmalanmasına müsaade etmeyeceğini bizlere haber vermiştir. Bu durumun Müslümanların çoğunluğu için geçerli olduğunu söyleyenler de olmuştur. Tâki onlar birlerine düşman olup birbirlerini helak edene ve birbirlerini tutsak edene kadar sözü ne manaya gelmektedir? Bu durum meydana gelmiş midir?
Bu söz şu manaya gelmektedir: Allah-u Teâlâ Müslümanlar dinlerine bağlı kalıp tefrikaya düşmedikçe onların çoğunluğunun ve cemaatlerinin üzerine kâfirler musallat etmeyecektir. Fakat kendi araların tefrikaya düşüp birbirlerini öldürmeye kalkarsalar işte o zaman Allah onların başına kâfirleri musallat edebilir.
Bu durum meydana gelmiştir! Müslümanlar dinde ihtilafa ve tefrikaya düşerek birbirlerini helak etmeye başlamışlardır! Çünkü Müslümanlar Allah’ın Yolunda Cihadı terk etmişlerdir! Allah da onların üzerine düşmanı musallat etmiştir. Şayet Müslümanlar zaafa düşmüşlerse bu durum ne İslam’ın kadrini azaltır ne de İslam’ın zayıflıkla nitelendirilmesine sebep olabilir.
El-Camii’l-Ferid 102