Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
﴿وَالْبُدْنَ جَعَلْنَاهَا لَكُمْ مِنْ شَعَآئِرِ اللهِ لَكُمْ فِيهَا خَيْرٌ فَاذْكُرُوا اسْمَ اللهِ عَلَيْهَا صَوَافَّ فَإِذَا وَجَبَتْ جُنُوبُهَا فَكُلُوا مِنْهَا وَأَطْعِمُوا الْقَانِعَ وَالْمُعْتَرَّ كَذَالِكَ سَخَّرْنَاهَا لَكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ﴾
“Biz o kurbanlık develeri de size Allah’ın alametlerinden yaptık. Onlarda sizin için bir hayır vardır. Onlar ayakları üzerlere iken Allah’ın adını anın. Artık yanları üzere düşüp can verince onların etlerinden yiyin; isteyen yoksulu da istemeyen yoksulu da yedirin. Allah onları, size boyun eğdirdi umulur ki, şükredesiniz.”
Hac Suresi 36
(1) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“İmkanı olup da kurban kesmeyen kimse, bizim namazgahımıza yaklaşmasın!”
İbni Mace 3123, Hakim 2/389, Ahmed bin Hanbel Müsned 2/321, Albânî Sahîhu’l-Cami’ 6490
Kurban kesmek, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in bu hadisi gereği ona güç yetiren her Müslüman’a farzdır/vaciptir! Çünkü kurban kesmek değişik bir tarzda Allah’a ibadet etmenin göstergesidir. Allah-u Teâlâ, çok değişik hareket ve fiillerle kendisine ibadet edilmesini istediği gibi, kurban kesmek suretiyle de kendisine ibadet edilmesini istemiştir.
Kesilen kurbanların ne etlerinden ne de kanlarından hiçbir şey asla Allah’a ulaşmaz! Kurban keserek Allah ve Rasulünün emrine itaat etmekle yapılan takva Allah’a ulaşır. Bu hususta Allah-u Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
﴿لَنْ يَنَالَ اللهَ لُحُومُهَا وَلاَ دِمَاؤُهَا وَلَكِنْ يَنَالُهُ التَّقْوَى مِنْكُمْ كَذَالِكَ سَخَّرَهَا لَكُمْ لِتُكَبِّرُوا اللهَ عَلَى مَا هَدَاكُمْ وَبَشِّرِ الْمُحْسِنِينَ﴾
“Onların (kurban ettiğiniz hayvanların) ne etleri ne de kanları asla Allah’a ulaşmaz! Fakat sizin takvanız Allah’a ulaşır. Allah onları size bu şekilde boyun eğdirdi ki, sizi hidayete erdirdiği için Allah’ı yücelterek anasınız. Güzel düşünüp güzel davrananları müjdele.”
Hac Suresi 37
Ayette kastedilen takva ise, Allah ve Rasulünün emrine imtisal ederek Allah’ın hududunu korumak ve kurban nimetinden kendisi istifade ettiği şekilde Allah’ın Yoluna Cihad eden Mücahide, şehid ailesine, fakir, dul ve yetim gibi kimsesiz ihtiyaç sahiplerini kurban etinden faydalandırmak suretiyle Allah’ı razı etmek halidir.
(2) Bera bin Azib (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) aramızda ayağa kalktı ve parmaklarıyla işaret ederek Benim parmaklarım ve parmak uçlarım Onun parmaklarından ve parmak uçlarından daha kısadır.
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Dört şey kurban olmaz!
1) Körlüğü iyice belli kör hayvan,
2) Hastalığı iyice belli hasta hayvan,
3) Topallığı iyice belli topal hayvan ve
4) İliği gidecek kadar kemiği kırılmış hayvan.”
Hadisin ravisi, Ubeyd bin Feyruz (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:
Bera bin Azib (Radiyallahu Anh)’a şöyle dedim:
−Ben, hayvanın dişteki noksanlığı, boynuzundaki noksanlığı ve kulağındaki noksanlığı da kerih görüyorum! Bera bin Azib (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
−Sen kerih gördüğünü şeyi bırak kurban etme! Ancak kendi kerih gördüğün şeyi de başkalarına haram etme!
Ebu Davud 2802, Nesei 4381, Tirmizi 1530, İbni Mace 3144, İbnu’l-Carud 907, Begavi 1123, Tayalisi 740, Malik 2/482, Ahmed bin Hanbel Müsned 18535, Albânî İrvâu’l-Ğalîl Fî Tahrîci Ehâdîsi Menari’s-Sebîl 1148
(3) Asım bin Kuleyb (Rahmetullahi Aleyh) babasından rivayet ederek şöyle dedi:
Biz, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ashabından Beni Süleym’e kabilesine mensup Mucâşi denilen bir adamla beraber bulunuyor idik. O bize şöyle tahdis etti:
Koyun çok az bulunuyordu, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir münadiye emretti de o münadi:
Şüphesiz ki, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyuruyor diye nida etti:
−“El-Cezea, Es-Seniyyenin kifayet ettiği şeye kifayet eder.”
Ebu Davud 2799, Nesei 4395, İbni Mace 3140, Beyhaki 9/270, Albânî İrvâu’l-Ğalîl Fî Tahrîci Ehâdîsi Menari’s-Sebîl 1146
Not: Kurban olacak hayvanların yaşları, yukarıdaki hadiste iki ifadeyle gelmiştir:
1) Es-Seniyye
2) El-Cezea
Es-Seniyye:
Deveden beş yaşını bitirmiş altı yaşına girmiş devedir.
Sığırdan üç yaşını bitirmiş dört yaşına girmiş sığırdır.
Koyundan iki yaşını bitirmiş üç yaşına girmiş koyundur.
El-Cezea:
Deveden dört yaşını bitirmiş ve beş yaşına girmiş devedir.
Sığırdan iki yaşını bitirmiş üç yaşına girmiş sığırdır.
Koyundan yaşını bitirmiş yahut bitirmek üzere olan koyundur.
Keçiden bir yaşını bitirmiş iki yaşına girmiş keçidir.
Sonuç:
Deve kurban edecek kimseler beş yaşına girmiş bir deveyi kurban edebilirler.
Sığır kurban edecek kimseler üç yaşına girmiş bir sığırı kurban edebilirler.
Koyun kurban edecek kimseler, yaşına girmiş veya yaşına yaklaşmış bir koyunu kurban edebilirler.
Keçi kurban edecek kimseler, iki yaşına girmiş bir keçiyi kurban edebilirler.
(4) Bera bin Azib (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Kurban Bayramı günü namazdan sonra bize hutbe irad etti ve şöyle buyurdu:
“Herkim bizim namaz kıldığımız gibi namaz kılar, bizim kurban kestiğimiz gibi kurban keserse şüphesiz ki, o kimse kurban ibadetini yerine getirmiştir! Herkim de kurbanını namazdan önce kesmiş ise o et için kesilmiş koyundur!”
Bunun üzerine Ebu Burde bin Niyar (Radiyallahu Anh) ayağa kalktı ve:
−Ya Rasulallah! Vallahi ben kurbanımı namaza çıkmadan önce kestim. Onu keserken bu günün yeme ve içme günü olduğunu bildiğim için acele ettim. Onun etinden kendim yedim, aileme ve komşularıma da yedirdim dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
−“O et için kesilen koyundur!”
Ebu Burde (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
−Benim yanımda yaşını doldurmamış bir oğlak var ki, o iki koyunundan daha hayırlıdır ve o bana kurban olarak yeterli midir? Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:
−“Evet, senin için yeterlidir. Ancak senden sonra hiç kimseye yeterli olmayacaktır!”
Ebu Davud 2800, Buhari 5625, Müslim 1961/5, Nesei 1562, 4407, Tirmizi 1508, Darimi 2/80, İbnu’l-Carud 908, Beyhaki 9/276, Ahmed bin Hanbel Müsned 3/281, 282, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 1154
(5) Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber Kurban Bayramına şahid oldum. Hutbesini bitirince minberden indi. Ona bir koç getirildi, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu şöyle dedi ve kendi eliyle kesti:
بِسْمِ اللهِ، وَاللهُ أَكْبَرُ، هَذَا عَنِّي، وَعَمَّنْ لَمْ يُضَحِّ مِنْ أُمَّتِي
“Bismillahi Vallahu Ekber Haza Annî ve Ammen Lem Yudahhi Min Ümmetî.”
Duanın Manası: “Allah’ın adıyla Allah en büyüktür. Bu benim ve ümmetimden kurban kesemeyenlerin namına kurbandır.”
Ebu Davud 2810, Tirmizi 1521, Ahmed bin Hanbel Müsned 14901
(6) Enes (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) iki tane alaca koç kurban etti. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i ayağı kurbanlarının yan taraflarına basılı Allah’ın ismini anıp tekbir getirerek onları kendi eliyle keserken gördüm.”
Buhari 5627, Müslim 1966/17, Ebu Davud 2794, Nesei 4399, Tirmizi 1494, İbni Mace 3120, Begavi 1119, İbni Hibban 5900, Ahmed bin Hanbel Müsned 3/99, Albânî İrvâu’l-Ğalîl Fî Tahrîci Ehâdîsi Menari’s-Sebîl 1137
Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) eline bıçağı aldı sonra şöyle dedi ve kurbanlık koçu kesti:
بِسْمِ اللهِ، وَاللهُ أَكْبَرُ، اللَّهْمَّ تَقَبَّلْ مِنِّي
“Bismillahi Vallahu Ekber Allahumme Tagabbel Minnî.”
Duanın Manası: “Allah’ın adıyla. Allah en büyüktür. Ey Allah’ım! Bu kurbanı benden kabul et!”
Müslim 1967/19
Önemli Uyarı: “Kurban keserken, teşik tekbiri getirmek, bid’attır! Yani asılsız olup uydurmadır! Bizim yapmamız gereken şey, Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yaptığı gibi yukarda ki duayı yapmaktır. Allah en doğrusunu bilendir.”
Not: Kurban keserken, bıçağı hayvanın boğazına çalmadan önce Allah’ın adını anarak “Bismillahi Vallahu Ekber” ya da “Bismillahi Vallahu Ekber Allahumme Tegabbel Minnî” demek vaciptir! Allah-u Teâlâ Kitabında üzerine kendi ismi anılmadan kesilen hayvanların etlerinin yenmesini yasaklamakta ve şöyle buyurmaktadır:
﴿وَلاَ تَأْكُلُوا مِمَّا لَمْ يُذْكَرِ اسْمُ اللهِ عَلَيْهِ وَإِنَّهُ لَفِسْقٌ﴾
“Kesilirken üzerine Allah’ın adı anılmayan hayvanlardan yemeyiniz! Kuşkusuz ki, onu yemek fasıklıktır!..”
En’am Suresi 121
(7) Şeddad bin Evs (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den iki şey ezberledim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Allah her şeye karşı iyi muameleyi yazmıştır. Bu sebeple öldürdüğünüz zaman güzellikle öldürün! Keseceğiniz vakit de güzel kesin! Her hangi biriniz hayvan keseceği vakit bıçağını bilesin ve güzel keserek kestiği hayvanı rahatlatsın!”
Müslim 1955/57, Ebu Davud 2815, Nesei 4417, Tirmizi 1409, İbni Mace 3170, İbnu’l-Carud 839, İbni Hibban 5883, Begavi 2873, Ahmed bin Hanbel Müsned 4/123, 124, Albânî İrvâu’l-Ğalîl Fî Tahrîci Ehâdîsi Menari’s-Sebîl 2231
(8) Abdullah bin Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), ayağını koyunun üzerine koymuş, koyunda kendisine gözünün ucuyla bakarken onu kesmek için bıçağını bileyen birine uğradı ve şöyle buyurdu:
“Bundan önce bıçağını bileyemez miydin! Yoksa koyunu iki defa mı öldürmek istiyorsun!?”
Başka bir rivayette ise, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Onu defalarca mı öldürmek istiyorsun? Keşke onu yatırmadan önce bıçağını bileseydin!
Taberani Mucemu’l-Kebir, Taberani Mucemu’l-Evsad, Hakim, Tergib ve Terhib 2/540
(9) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Herhangi bir insan bir serçeyi veya ondan daha büyüğünü haksız olarak öldürürse, Allah Azze ve Celle muhakkak ki onun hesabını sorar.
−Ya Rasulallah! Onun hakkı nedir? denilince. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
−“Kesip onu yemesidir, yoksa başını kesip atması değildir!”
Nesei, Hakim, Tergib ve Terhib 2/541
Not: Kurbanı keserken önce bıçak iyice bilenmeli sonra hayvanın boğazı kıbleye gelecek şekilde sol yanı üzere yatırılmalı, bıçağı boğazın üst kısmına çalmalıdır. Gerekirse sol ön ayağı ile arka ayakları bir araya getirilerek bağlanmalı ve sağ ayağı serbest bırakılarak çırpınması ve kanın iyice boşalması sağlanmalıdır. Hiç kurban kesmemiş kimse iyice öğreninceye kadar kurban kesmeye kalkışarak hayvana eziyet vermemeli ve işi ehline vermelidir.
(10) Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sonra kurban kesme yerine gitti. Kurban edilmek üzere hazırlanmış yüz deveden altmış üç tanesini kendi eliyle kesti. Sonra bıçağı Ali (Radiyallahu Anh)’a verdi. O da geri kalan develeri (yani otuz yedi tanesini) kesti. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Ali (Radiyallahu Anh)’ı kendi kurbanına ortak etmişti.
Sonra her bir deveden bir parça et alınıp pişirilmesini emretti. Onlar bir tencereye konuldu ve pişirildi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile Ali (Radiyallahu Anh) onların etlerinden yediler ve suyundan içtiler. Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) devesine binerek Mekke’ye geldi ve Beyti ifada tavafı yaptı...”
Müslim 1218/147, Ebu Davud 1905, Nesei 2711, İbnu’l-Carud 465, 469, İbni Mace 3074, İbni Hibban 3944, Beyhaki 8827, Ahmed bin Hanbel Müsned 14447, Albânî İrvâu’l-Ğalîl Fî Tahrîci Ehâdîsi Menari’s-Sebîl 1017
(11) Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
Biz Mina’da kurbanlık develerimizin etlerinden üç günden fazla yemezdik! Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize ruhsat verdi ve şöyle buyurdu:
“Kurban etlerinizi yiyiniz ve azık yapınız.”
Biz de ondan yedik ve azık yaptık.
Buhari 1628, Müslim 1972/29
(12) Ali bin Ebi Talib (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), kurbanlıklarına nezaret etmemi, etlerini, derilerini ve çullarını tasadduk etmemi ve kasaba bunlardan hiçbir şeyi ücret olarak vermememi bana emretti ve Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Biz, kasaba kesim ücretini kendi yanımızdan veririz!”
Müslim 1317/348, Buhari 1625, Ebu Davud 1769, İbnu’l-Carud 483, Albânî İrvâu’l-Ğalîl Fî Tahrîci Ehâdîsi Menari’s-Sebîl 1161
(13) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
مَنْ بَاعَ جِلْدَ أُضْحِيَتِهِ فَلاَ أُضْحِيَةَ لَهُ
“Kurbanın derisini satan kimsenin kurbanı yoktur!”
Hakim 3520, Tergib ve Terhib 2/538
(14) Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
“Biz, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber hac niyetiyle telbiye getirerek yola çıktık. Nihayet Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizden her yedi kişinin ortaklaşa bir deveyi yahut sığırı kurban etmemizi emretti.”
Müslim 1318/351, Ahmed bin Hanbel Müsned 3/291, 293, Albânî İrvâu’l-Ğalîl Fî Tahrîci Ehâdîsi Menari’s-Sebîl 4/253
(15) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile bir seferde beraber idik. O esnada Kurban Bayramı girdi. Biz sığırda yedi, devede de on kişi ortak olduk.”
Nesei 4404, Tirmizi 907, İbni Mace 3131
(16) Ebu Said el-Hudri (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e kesilen hayvanın karnında bulunan yavruyu sordum? Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:
−“Dilerseniz onu yiyiniz.”
Müsedded’in rivayetinde biz, dedik ki:
−Ya Rasulallah! Biz, deve, sığır ve koyun kesiyoruz, onun karnında küçük yavru buluyoruz! Onu atalım mı, yoksa yiyelim mi? Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:
−“İsterseniz yiyebilirsiniz. Onun kesilmesi de annesinin kesilmesinden ibarettir.”
Ebu Davud 2827, Tirmizi 1376, İbni Mace 3199, İbni Hibban 5889, İbnu’l-Carud 900, Darimi 2/84, Begavi 2789, Tabarani Mucemu’l-Kebir 3631, Abdurrezzak 8642, Ahmed bin Hanbel Müsned 3/39