İman ve Küfür

İman’ın Tarifi

İman; Kalp ile tasdik, dil ile ikrar ve uzuvlarla ameldir. Allah (Azze ve Celle) bunu Kur’an’da şöyle açıklıyor:

“Mü’minler ancak o kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman yürekleri ürperir. Onlara Allah’ın ayetleri okunduğu zaman imanlarını artırır ve Rablerine tevekkül ederler. Namazlarını kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan da infak ederler. İşte gerçek mü’minler onlardır. Onlara Rableri katında dereceler, mağfiret ve tükenmez rızık vardır.”

Enfal Suresi 2, 3, 4

İman’ın Artması

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“İman, yetmiş küsür yahut altmış küsür şubedir. İmanın en efdali, ‘La İlahe İllallah sözüdür.’ İmanın en aşağı derecesi ise, insanlara eziyet veren şeyleri yoldan uzaklaştırmaktır. Hayâda imandan bir şubedir.”

Müslim 58, Buhari 1/166

İman, bu kadar kısımlara ayrılınca, artması ve azalması da normaldir. İman, itaatle artar ve isyanla da azalır. İmanın artması ile ilgili Allah (Azze ve Celle) şöyle buyuruyor:

“Ne zaman bir sure indirilse onlardan (münafıklardan) kimi; ‘Bu, hanginizin imanını artırdı!?’ derler. Ancak iman edenlere gelince, onların imanını arttırmıştır ve onlar (bundan dolayı) sevinip müjdeleşirler.”

Tevbe Suresi 124

İman’ın Altı Tane Rüknü Vardır Bunlar:

1) Allah’a İman

2) Meleklere İman

3) Kitaplara İman

4) Rasullere İman

5) Ahiret Gününe İman

6) Kaderin Hayrına ve Şerrine İman

1) Allah’a İman:

Allah’ın her şeyin Rabbi, sahibi ve yaratıcısı olduğuna yani Rububiyetine kesin itikat etmektir. Namaz, oruç, kurban, dua, ümit, korku, boyun eğme, sevgi ve emsali ibadetleri yerine getirerek Allah’ın Ulûhiyetine, ilahlığına iman etmektir. Allah’ın bütün kemal sıfatlarla sıfatlanmış ve bütün noksan sıfatlardan münezzeh olduğuna kesin iman etmektir.

2) Meleklere İman:

Allah’ın meleklerine inanmakta iman asıllarındandır. Onları inkâr etmek küfürdür.

Melekler:

1) Cebrail Aleyhisselam

2) Mîkail Aleyhisselam

3) İsrafil Aleyhisselam

4) Ölüm Meleği Aleyhisselam

5) Muakkibât Melekleri

6) Kiramen Katibîn Melekleri

7) Müjdeleyici Melekler

8) Seyyahun Melekleri

9) İnsanı Sûretlendirip Rızkını, Ecelini, Cinsiyetini ve Halini Yazmakla Görevli Melekler

10) Dağlarla Görevli Melekler

11) Arş’ı Taşıyan Melekler

12) Allah’a İbadet Eden Melekler

13) Sorgulayıcı Melekler

14) Cennetle Görevli Melekler

15) Cehennem Görevlisi Melekler

16) Bulutlarla Vazifeli Melek

17) İnfak Edenlere Dua, Cimrilik Yapanlara Beddua Eden İki Melek

18) İnsana Hayırlı İşler Yapmayı İlham Eden Melek

19) Salih İnsanların Cenazelerine Katılan Melekler

20) Cuma Günü Mescide Gelenleri Yazan Melekler

21) Sema Kapılarının Bekçileri Olan Melekler

3) Kitaplara İman:

Allah’ın indirmiş olduğu kitaplara inanmakta imandandır. Onları inkâr etmek küfürdür.

4) Rasullere İman:

Allah’ın biz Müslümanların doğru yolu bulmalarına vesile olarak ve bize en büyük rahmet olarak gönderdiği Rasullere inanmakta imanın şartlarındandır. Onları inkâr etmek küfürdür.

5) Ahiret Gününe İman:

Ahiret günü Allah’tan gelmiş bir haktır ve inkârı küfürdür.

6) Kaderin Hayrına ve Şerrine İman:

Kaderin hayrına ve şerrine ve bunların Allah tarafından takdir edilmiş olduğuna kesin iman etmek gerekir. Bunları inkâr etmek ise küfürdür.

Küfrün Tarifi

Sözlük manası: Bir şeyi örtmek, gizlemek manasına gelir. Ayrıca imanın zıt anlamıdır.

Istılahi manası: İslam’da, kendi olmadan imanın tamamı olmayacağı şeyi inkâr etmektir. Dinden bilinmesi zorunlu olup katiyyet ifade eden farz veya haram olan bir hükmü inkâr etmektir.

Bilmeden hakkı reddeden veya onun imana zararsız olduğunu zannederek yapan kimse, kendisine delil getirilinceye kadar kâfir olmaz. Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in Allah’ın Rasulü olduğuna şehadet edip sonra bilmeden kendisini imandan çıkartıcı bir amel yapan kimsede kâfir olmaz. Ancak bu kimse o amelin kendisini küfre düşüreceğini bilir buna rağmen onu reddederek ve büyüklenerek yaparsa o zaman küfre girer. Küfrün büyük ve küçük olmak üzere çeşitleri vardır.

Büyük Küfür:

Ebedi cehenneme götüren ve kişiyi imandan eden şeydir. Bu; itikadi, kavli ve fiili olabilir.

Büyük Küfrün Sebepleri:

1) Yalanlamak suretiyle küfre düşmek.

2) Tasdiklemekle beraber yüz çevirerek ya da kibirlenerek inkâr etmek.

3) Şüphe ederek küfre düşmek.

4) Yüz çevirerek ve Nifak küfrüdür. O küfrü kalbinde gizleyerek imanı dili ve organlarıyla ortaya koyar. Cehennemin en alt tabakasındadır. Nifak küfrüne sahip olanlara Münafık denir.

Küçük Küfür:

Kâmil mü’min olabilmek için mutlaka gerekli olan şeylerin terk edilmesidir. Bu küfürle kişi cehenneme müstehak olur fakat orada ebedi kalmaz.

Küçük Küfrün Sebepleri:

Nimeti inkâr:

1) Kadınla ters ilişkide bulunmak.

2) Kadın hayızlıyken ilişkide bulunmak.

3) Müslümanla savaşmak.

4) Allah’tan başkası adına yemin etmek.

Büyük küfrün ve küçük küfrün daha birçok çeşitleri vardır. En büyük küfür Allah’a şirk koşmaktır. Şirkin sebepleri çoktur. Mesela; Kişi Allah’ın yerine bir evliyaya veya bir şeyhe dua eder, ondan yardım ve mağfiret dilerse o kişi Allah’a şirk koşmuştur. Küfür ve kâfirin arasındaki fark şudur; Küfür imanı bozan söz ve ameldir. Bunların bir kısmı bilmeden bir Müslümanda sadır olabilir.

O kişiye kâfir denmemelidir. Aksine o kimseye bu tür şeylerin küfür, şirk vb. imanı bozan şeyler olduğu öğretilmelidir. Kâfir ise, imani deliller kendisine açıklandığı ve hakkı kesin bildiği halde kabul ekmeyen kimsedir. Bir Müslüman da iman ve küfür bir arada bulunabilir. Bunun sebebi, bir Müslüman, başka bir Müslümanın arkasından konuşabiliyor veya küfredebiliyor.

Ve mâlesef onunla savaşıyor da. Namaz kılmayanın küfrüne gelince; Bazı âlimler namaz kılmamanın küçük küfre dalalet ettiğini, kişinin küfre düşebileceğini fakat cehennemde ebedi kalmayacağını söylemişlerdir. Tabi ki bu görüş namazı inkâr edenler için değil, namazı kabulüne rağmen tembelliğinden kılmayanlar içindir.

Ahmed bin Hanbel başta olmak üzere hadisçilerden bir grup namazı terk edenin küfrü hakkında varid olan meşhur hadisten dolayı namazı tembellik sebebiylede olsa terk edenin küfre gireceğini söylemişlerdir. Onların delili Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den gelen şu hadistir.

Abdullah bin Bureyde (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

اَلْعَهْدُ الَّذِي بَيْنَنَا، وَبَيْنَهُمُ الصَّلاَةُ، فمَنْ تَرَكَهَا، فَقَدْ كَفَرَ

“Bizimle onlar arasındaki ahit, namazdır. Kim, namazı terk ederse, muhakkak ki, küfre girmiş olur!”

Ahmed bin Hanbel Müsned 5/346, Tirmizi 2756, Nesei 462, İbni Mace 1079, Hakim 1079

Sadece o tembeldir demekle namaz kılmayan kişinin mazur olacağı aklen mümkün değildir. Bununla beraber diğer âlim ve imamlar, namazı terk eden kişinin küfründe mânia görmüyorlar. Ancak onlar namazı terk edenle tevhidi inkâr edeni bir tutmaktan mutlak surette kaçınıyorlar.

Âlimler namazın dışında İslami amellerden bir ameli terk eden kimsenin küfre nisbet edilmeyeceğine ittifak etmişlerdir. Sadece namazı bunun dışında tutmuşlardır. Ahmed bin Hanbel ona tabi olanlar ve Seleften diğer âlimler, namazı terk edeni İslam milletinden çıkartıcı küfürle tekfir etmişlerdir.

Ahmed bin Hanbel ve Selef âlimlerinin bazılarının bu kanaatı Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in şu hadisine dayanır:

Ubade bin Es-Samit (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize şöyle tavsiyede bulundu:

“Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayın! Namazı da bilerek terk etmeyin! Herkim bilerek kasten namazı terk ederse (İslam) milletinden çıkmıştır!”

Taberanî

Kaderi İnkâr ve Onda Şüphe Küfürdür

Yahya bin Ya’mer şöyle dedi: Mabed Cüheni Basra’da kaderi inkâr hususunda ilk söz söyleyen kimsedir. Ben ve Humeyd bin Abdurrahman Himyeri iki hacı veya iki umre yapan olarak gittik ve keşke Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ashabından birine rast gelsek de ona şu adamların kader hakkında söylediklerini sorsak dedik.

Müteakiben tam mescide girerken Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma)’ya rast geldik. Birimiz sağına birimiz soluna geçtik. Arkadaşımın sözü bana bırakacağını düşünerek:

−Ey Ebu Abdurrahman! Bizim tarafta Kur’an’ı okuyan ve ilmi derinlemesine arayan bir takım insanlar çıkmıştır. Onlar:

−Kader yoktur! İşler Allah’ın takdiri olmaksızın yeniden meydana gelir, iddasında bulunuyorlar. dedim. Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle söyledi:

−Bu adamları gördüğün zaman onlara şunu haber ver.

−Ben onlardan uzağım onlar da benden uzaktırlar. Abdullah ibni Ömer yemin etmekte olduğu Allah’a and veriri ki:

−Eğer onlardan birinin, Uhud Dağı kadar altını olup onu infak etseydi, kendisi kadere inanmadıkça Allah bunu ondan kabul etmez! Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) sonra şöyle dedi:

−Bana Ömer bin el-Hattab şöyle dedi:

−Bir gün, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanında bulunuyorken birden yanımıza elbisesi bembeyaz, saçı simsiyah, üzerinde yolculuk izi bulunmayan ve bizden kendisini hiç kimsenin tanımadığı bir adam geldi. Nihayet Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanına oturdu. İki dizini onun iki dizine dayadı. İki avucunu kendi dizleri üzerine koydu ve:

−Ya Muhammed! Bana İslam’dan haber, dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“İslam, Allah’tan başka hakkı ile ibadet olunan hiçbir ilah olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasulü olduğuna şehadet etmen, namazı kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna gücün yeterse Beyti Hacc etmendir.”

O:

−Doğru söyledin, dedi. Ömer dedi ki:

−Biz ona hayret ettik, hem soruyor hem de Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i tasdik ediyordu. Adam:

−Bana imandan haber, dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Allah’a, Meleklerine, Kitaplarına, Nebilerine, Ahiret Gününe iman etmen ve birde kaderin hayrına ve şerrine inanmandır.”

Adam:

−Doğru söyledin, dedi. Adam:

−Bana ihsandan haber ver, dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Sanki kendisini görüyorsun gibi Allah’a ibadet etmendir. Her ne kadar sen Allah’ı görmüyorsan da O seni muhakkak görür.”

Müslim 8/1

Her hâdisenin meydana gelmesi ezelde belirlenmiş bir takdire göre olur. Kader ezelde Allah’ın ilmine ve iradesine eşyayı ezelde takdir buyurması yani icadını, zamanını, mekânını ve sıfatını ezelde takdir ve tayin etmesidir. Kader denilen bu ilahi takdiri ihtiva ve ispat eden başka hadisler de vardır.

Kader, Allah’tan gelmiş bir haktır. Herkim, bunu inkar eder veya varlığında şüpheye düşerse küfre girer.

Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’i Eşten, Çocuktan, Babadan ve Bütün İnsanlardan Daha Çok Sevmeyenin İman Etmiş Olmayacağı

Enes (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Hiçbir kul, ben kendisine ehlinden, malından ve bütün insanlardan daha sevgili olmadıkça iman etmiş olmaz!”

Müslim 44/69

Kendisi İçin İstediğini Mü’min Kardeşi İçin İstemeyen Mü’min Olamaz!

Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Hiç biriniz kendisi için arzu ettiğini kardeşi içinde arzu etmedikçe iman etmiş olmaz!”

Müslim 45/71

Kişinin mü’min olabilmesi için bazı hasletleri kendisinde sıfat edinmesi gerekir. Böylece hakkıyla iman etmiş olur ve küfürden sakınır. Bununla ilgili olarak:

Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle demiştir:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Üç haslet kimde bulunursa o kimse bu hasletlerle imanın tadını bulur.

1) Allah ve Rasulü kendisine başkalarından daha sevgili olmak,

2) Sevdiklerini yalnız Allah için sevmek,

3) Allah kendisini küfürden kurtardıktan sonra yine küfre dönmekten, ateşe atılmasından hoşlanmadığı gibi hoşlanmamak.”

Müslim 45/67

Mü’minlerin Cennete Girmelerine Mani Olan Şeyler

Komşuya Eziyet

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Komşusu kötülüklerinden emin olmayan kişi cennete giremez!”

Müslim 65/118

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Bir adam, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e:

−Ey Allah’ın Rasulü! Falanca kadın, çokça nafile namaz kılması, nafile oruç tutması, çalışması ve sadaka vermesiyle bilinir. Fakat o kadın, diliyle komşularına eziyet eder! dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:

−“O kadında hiçbir hayır yoktur! O kadın cehennem ehlindedir!”

Adam devamla Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e:

−Ey Allah’ın Rasulü! Falanca kadın da az nafile oruç tutması, az sadaka vermesi, az nafile namaz kılması ve kurutulmuş yoğurttan bir parça da sadaka vermesiyle bilinir. Fakat o kadın da, diliyle komşularına eziyet etmez! dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:

−“O kadın, cennet ehlindendir!”

Ahmed bin Hanbel Müsned, Buhari Edebu’l-Müfred 119, Hakim, Bezzar, İbni Hibban, Albânî Silsiletu’l-Ehâdîsi’s-Sahiha

Koğuculuk Eden Cennete Giremez!

Huzeyfe (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

لاَ يَدْخُلُ الْجَنَّةَ قَتَّاتٌ

“Koğuculuk eden (Laf götürüp getiren yani dedikoduculuk yapan) kimse, cennete giremez!”

Buhari 13/6038, Müslim 168/105, Ebu Davud 4871

Müslümanın Hakkını Yeminle Üzerine Alan Cehenneme Girer

Ebu Umame (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Herkim, Müslüman bir kimsenin hakkını yemini ile kendi üzerine alırsa, Allah onun için ateşi vacip kılmış ve kendisine cenneti haram etmiştir!”

Bunun üzerine bir kimse:

−O hak, çok az bir şey olsa yine böyle mi olacak! Ya Rasulallah? diye sordu. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Misvak ağacından bir çubuk olsa da böyledir.”

Müslim 137/218

Büyük Günahların En Büyüğü

Abdullah (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e Allah katında hangi günah en büyüktür? diye sordum. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Seni yaratmış olduğu halde Allah’a bir benzer yapmandır!”

Muhakkak ki, bu çok büyüktür, dedim. Sonra hangisidir? dedim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Sonra seninle beraber yemek yemesinden korktuğun için çocuğunu öldürmendir.”

Sonra hangisidir? dedim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Sonra komşunun hanımıyla zina etmendir!”

Müslim 89/141

Enes (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) büyük günahlar hakkında şöyle buyurdu:

“Allah’a ortak koşmak, babaya ve annye eziyet etmek, cana kıymak ve yalan söylemektir.”

Müslim 88/144

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Helak edici olan yedi şeyden çekininiz!”

Sahabeler:

−Ya Rasulallah! Onlar denir? dediler. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Allah’a şirk koşmak, sihir yapmak, bir hak karşılığı olmak müstesna, Allah’ın haram kıldığı bir insanı öldürmek, yetim malı yemek, faiz kazancı yemek, düşmana hücum sırasında harbden kaçmak, zinadan masun olup hatırından bile geçmeyen Müslüman kadınlara zina isnat etmek.”

Müslim 89/145

Kibrin Tahrimi ve Beyanı

Abdullah ibni Mes’ud (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Kalbinde zerre kadar kibir bulunan kimse cennete giremez!”

Bir kimse:

−İnsan elbisesinin ve ayakkabısının güzel olmasını sever, dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Şüphesiz ki, Allah güzeldir, güzelliği sever. Kibir ise hakkı def ve inkâr etmek, insanları hor görmektir.”

Müslim 91/147

Abdullah (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Kalbinde hardal tanesi kadar iman bulunan kimse ateşe girmez! Kalbinde hardal tanesi kadar kibir bulunan kimse de cennete girmez!”

Müslim 148

Babasını İnkâr Eden Kişinin Hali

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Babalarınızı terk etmeyiniz! Herkim, babasını terk ederse, küfre girmiştir!”

Müslim 62/113

Müslüman’a Silah Çekmek

Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Herkim, bize silah çekerse o, bizden değildir!”

Müslim 98/161

Müslüman’ı Aldatmak

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Herkim, bize silah çekerse o, bizden değildir! Herkim, bizi aldatırsa, o da bizden değildir!”

Müslim 164/101

Müslüman Kardeşine “Ey Kâfir” Diyen Kimsenin Hali

Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Kişi kardeşini küfre nisbet ettiği zaman muhakkak ki, ikisinden biri o küfür kelimesiyle dönmüştür.

Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle demiştir:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Her hangi bir kimse kardeşine “ey kâfir” derse, muhakkak ki, o ikisinden biri, o küfür kelimesiyle döner, şayet dediği gibi ise. Yok değilse, o kelime kendisine döner!”

Müslim 60/111

Günahkâr Olanın Mü’min Olamayacağı

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Zinakar kişi zina ettiği sıra mü’min olduğu halde zina edemez! İçki içende içki içtiği sırada mü’min olarak içemez! Hırsızda çaldığı sıra mü’min olduğu halde çalamaz!”

Müslim 57/100

Küfür ve Kötülük Yapana Ceza

Abdullah ibni Mes’ud (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Bir takım insanlar Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e:

−Ya Rasulallah! Cahiliyet devrinde yaptığımız günahlara mukabil ceza görecek miyiz? dediler. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:

−“Sizden Müslümanlıkta güzel hareket yapan kimseler cahiliyetteki günahlarına mukabil ceza görmezler. Fakat İslam’da küfür ve kötülük yapan kimseler, hem cahiliyet, hem de İslam zamanında ki, amellerine mukabil cezalanır!”

Müslim 120/189

Şüphe İle Küfre Düşmek

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“İnsanlar birbirlerine bir takım sualler sormakta devam edecekler, hatta işte şu da söylenir. Muhakkak her şeyi Allah yarattı, fakat Allah’ı kim yaratmıştır? Herkim, bu nevinden batıl bir şeyi kendisinde hissederse o hemen: Ben Allah’a iman ettim desin!”

Müslim 212/134

Ölüye Ağlamanın Tahrimi

Abdullah ibni Mes’ud (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Ölü için yanaklara vuran yahut yakaları yırtan yahut cahiliyet âdeti üzere feryad-ı figan eden bizden değildir!”

Müslim 103/165

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ölüye feryat ederek, kendine zulmederek ağlanmasını yasaklıyor ve böyle olanların küfrüne işaret ediyor. Örneğin:

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“İnsanlarda iki şey vardır. Bu iki şeyin insanlarla beraber bulunması küfürdür! Neseb hakkında kötüleme yapmak ve ölü üzerine feryatla ağlamak!”

Müslim 67/121

Namazı Terk Eden Kişiye Küfür İsnadı

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

Şüphesiz ki, namazı terk etmek, kişi ile şirk ve küfür arasındadır!

Müslim 82/134, Ebu Davud 4678, Tirmizi 2752, Nesei, İbni Mace

Başka bir hadiste Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Kim namazı kasten terk ederse açıkca küfre girer!”

Heysemi Zevaid 1/295, Taberanî Mucemu’l-Evsad

La İlahe İllallah deyip, namazı kılıncaya, zekâtı verinceye ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in getirdiği şeylerin hepsine inanıncaya kadar insanlarla savaşma emri verilmiştir! Bunları yapan kişi korunmuştur.

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) vefat edipte ondan sonra Ebu Bekir (Radiyallahu Anh) halife olunca Araplar’dan küfredenler tekrar küfre döndükleri zaman Ömer bin Hattab (Radiyallahu Anh), Ebu Bekir (Radiyallahu Anh)’a şöyle dedi:

−Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) insanlar, ‘La İlahe İllallah’ deyinceye kadar onlarla savaşmam bana emrolundu. Herkim, ‘La İlahe İllallah’ derse İslam’ın hakkı müstesna, benden malını ve nefsini korumuştur. Hesabı da Allah’a aittir.” demiş, olduğu halde sen insanlarla nasıl savaşıyorsun? Ebu Bekir (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

−Allah’a yemin olsun ki, namazla, zekâtın arasını ayıranlarla savaşacağım! Çünkü zekât malın hakkıdır. Allah’a yemin olsun ki, bunlar, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e verdikleri zekâtı bana vermezlerse, muhakkak ki, onlarla savaşırım! Ömer bin Hattab (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

−Allah’a yemin olsun ki, Aziz ve Celil olan Allah’ın savaş için Ebu Bekir (Radiyallahu Anh)’ın gönlünü kesinlikle açmış olduğunu gördüm ve bu harbin hak olduğunu öğrendim.”

Müslim 32/20, Nesei 3078

Bir farzın farziyetini, bir müstehabın müstehablığını ve bir haramın haramlığını itikat etmek, sonra farzı işlemek veya o haramı terk etmek farzdır. Âlimler namazın dışında İslam’i amellerden bir ameli terk eden kimsenin küfre nispet edilmeyeceğinde ittifak etmişlerdir.

Sadece namazı bununa dışında tutmuşlardır. Ahmed bin Hanbel, ona tabi olanlar ve seleften diğer âlimler, namazı terk edeni İslam milletinden çıkartıcı küfürle tekfir etmişlerdir.

Amellerin Noksanlığı Sebebiyle İmanın Noksanlaşması

Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Ey kadınlar topluluğu! Sadaka verin ve çok istiğfar edin! Kuşkusuz ki, ben cehennem ahalisinin çoğunu sizlerden gördüm.”

Bunun üzerine onlardan akıllı ve vakarlı bir kadın:

−Bizim neyimiz var ki cehennem ahalisinin çoğu olmuşuz! Ya Rasulallah? diye sordu. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Çünkü siz, çokça lanet eder ve kocanıza karşı küfredersiniz. Akıllı ve ihtiyatlı kimsenin aklını sizin kadar eksik akıllı, eksik dinli hiçbir kimsenin çekebileceğin görmedim!”

Kadın:

−Ya Rasulallah! Akıl ve din noksanlığı nedir? dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Akıl noksanlığına gelince, iki kadının şehadeti, bir erkeğin şehadetine denk olur. İşte bu, akıl noksanlığıdır. (Din noksanlığına gelince) Birçok geceler beklersiniz, namaz kılmazsısın, Ramazanda da oruç tutmazsın, işte bu da, din noksanlığıdır.”

Müslim 132/79

Yıldızın Doğup Batmasıyla Yağmura Kavuştuk Diyen Kimsenin Küfrünün Beyanı

Zeyd bin Halid el-Cuheni (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hudeybiye’de yağan yağmurdan sonra bize sabah namazını kıldırdı. Namazdan çıkınca yüzünü cemaata döndü ve şöyle buyurdu:

−“Rabb’inizin ne buyurduğunu biliyor musunuz?”

Sahabeler:

−Allah ve Rasulü en iyi bilendir, dediler. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Allah-u Teâlâ: Kullarımdan kimi Bana mü’min olarak, kimi de kafir olarak sabaha erdi. Herkim, Allah’ın fazlı ve rahmetiyle bize yağmur yağdı dediyse, o kimse, Bana iman etmiş, yıldıza iman etmemiştir. Herkim de falan ve falan yıldız sebebiyle bize yağmur yağdı dediyse, o kimse, Bana iman etmemiş, yıldıza iman etmiştir, buyurdu.”

Müslim 125/71

Küfür Üzere Ölen Kimsenin Ameli Kabul Görmeyecektir

Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

Ya Rasulallah! İbni Cud’dan cahiliyyet devrinde hısımlara yardım eder, fakirleri doyururdu. Bunlar ahirette ona fayda verir mi? Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Hayır, bu ona fayda vermez! Kuşkusuz ki, o hiçbir gün, ey Rabbim! Din gününde benim için hatalarımı mağfiret et dememiştir!”

Müslim 365/214

Kıyamette Üç Kişinin Hali

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Üç kişi vardır ki, Allah kıyamet günü, onlarla konuşmaz, onları temize çıkarmaz ve onlara bakmaz! Onlar için pek şiddetli bir azab vardır, bunlar:

1) Zinakar yaşlı,

2) Yalancı devlet başkanı ve

3) Kibirlenen fakir.”

Müslim 172/107

Nifak Ehlinin Hasletleri

Abdullah ibni Amr (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Dört şey kimde bulunursa halis münafık olur. Her kimde bunların bir parçası bulunursa onu bırakıncaya kadar kendisinde münafıklıktan bir huy kalmış olur.

1) Bir söz söylediği zaman yalan söyler,

2) Ahdettiği zaman ahdini tutmaz,

3) Vaat ettiği zaman vaadinden döner,

4) Husumet ettiği zamanda haktan ayrılır. Eğer kendisinde bunlardan bir haslet varsa, onda nifaktan bir haslet vardır.”

Müslim 106/58

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Münafığın alameti üçtür:

1) Söz söylediği zaman yalan söyler.

2) Vaadettiği vakit sözünde durmaz!

3) Kendisine bir şey emanet edildiği zaman hıyanet eder!”

Müslim 107/59

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Münafığın alameti üçtür. Oruç tutsa, namaz kılsa ve Müslüman olduğunu söylese de böyledir!

Müslim 109

Ensar’a Buğzetmek Nifak Alametidir

Enes (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Münafığın alameti, Ensar’a buğzetmesi, mü’minin alameti, Ensar’ı sevmesidir.”

Müslim 128/74

Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in “Benden Sonra Birbirlerinin Boyunlarını Vuran Kâfirlere Dönmeyin!” Sözü

Cerir (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) veda haccında bana halkı sustur da beni dinlesinler diye emretti ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sonra şöyle buyurdu:

“Benden sonra birbirlerinin boyunlarını vuran kâfirlere dönmeyiniz!”

Müslim 118/65

Kişi Komaya Girmediği Müddetçe İslam’a Girebilir

Said bin Müseyyeb (Rahmetullahi Aleyh)’in babası şöyle dedi:

Ebu Talib’e ölüm yaklaşınca, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona geldi ve onun yanında, Ebu Cehil ile Abdullah bin Ebi Umeyye bin Muğire’yi buldu. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Ey Amca! ‘La İlahe İllallah’ de! Bu kelime ile Allah’ın indinde senin lehine şehadet edeyim.”

Bunun üzerine Ebu Cehil ve Abdullah bin Ebi Umeyye:

−Ey Ebu Talib! Abdulmuttalib’in milletini terk mi ediyorsun? dediler. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de o sözü amcasına arz etmeye devam etti. Ötekilerde kendi sözlerini tekrar ediyorlardı. Nihayet Ebu Talib bunlara son söz olarak:

−Abdulmuttalib’in milleti üzereyim dedi ve ‘La İlahe İllallah’ demekten çekindi! Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Allah’a yemin olsun ki, nehyolunmadığım müddetçe senin için Allah’tan mağfiret dileyeceğim.”

Bunun üzerine Aziz ve Celil olan Allah, Tevbe Suresi 113.  ayetini indirdi:

“Akraba bile olsalar, cehennem halkı oldukları belli olduktan sonra müşrikler için mağfiret dilemek; ne Nebilerin, ne de iman edenlerin yapacağı bir iş değildir!”

Allah-u Teâlâ, Ebu Talib hakkında da Kasas Suresi 56. ayeti indirdi ve Rasulüne şöyle buyurdu:

“Kuşkusuz ki, sen, sevdiğin kişiyi hidayete erdiremezsin! Lakin Allah, dilediği kimseye hidayet eder. Ve Allah, hidayete erenleri en iyi bilendir.”

Müslim 39/24

İmanın Kabul Edilmediği An

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Üç şey vardır ki, onlar çıktıkları zaman, daha önce iman etmemiş yahut imanında bir hayır sahibi olamamış kişiye (o gün) imanı hiçbir yarar sağlamayacaktır. Güneşin battığı yerden doğması, Deccal ve Dâbbetu’l-Arz.”

Müslim 249/158

Kâfiri Müslüman Oldum Dedikten Sonra Öldürmenin Tahrimi

Mikdad bin Esved (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Ya Rasulallah! Şöyle bir mesele hakkında ne buyurursun? Ben kafirlerden bir kişi ile karşılaşsam, benimle vuruşsa ve benim iki elimden birini kılıcı ile vurup koparsa, sonra benden kaçıp bir ağaca sığınsa ve:

−‘Eslemtu Lillahi’ ben Allah için Müslüman oldum dese ve ben de onu bu kelimeyi söyledikten sonra öldürebilir miyim? Ya Rasulallah! dedim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:

−“Hayır, onu öldürme!”

Ben:

−Ya Rasulallah! Allah’a yemin olsun ki, o benim elimi kesdi! Sonra da bu sözü söyledi! Onu öldürebilir miyim? dedim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Hayır! Onu öldürme! Eğer onu öldürürsen, kuşkusuz ki, o senin onu öldürmezden evvelki vaziyetindedir! Kuşkusuz ki, sen de onun söylediği kelimesini söylemesinden evvelki vaziyetindesin!”

Müslim 155/95

İnsanın Kendisini Öldürmesinin Tahrimi

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Herkim, kendisini bir demir parçasıyla öldürürse kendisi o demiri elinde karnına vuruyor olarak ebedi ve daimi surette cehennem ateşinde olacaktır! Herkim, zehir içerde kendisini öldürürse o kimse de zehirini içer bir halde ebedi ve daimi surette cehennem ateşinde olacaktır! Herkim de, dağdan kendisini aşağı atıp, kendi kendini öldürürse bu intihar eden kimse de cehennem ateşinde ebedi ve daimi surette kendisini yüksekten yukarı bırakır olacaktır!”

Müslim 175/109

Kendi Kendini Öldüren Kişinin Küfre Nispet Edilmeyeceği

Cabir (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Tufeyl bin Amr ed-Devsi (Radiyallahu Anh), Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e geldi ve:

−Ya Rasulallah! Muhkem bir kaleye ve seni muhafaza edecek kimselerin yanına gider misin? dedi. Cabir (Radiyallahu Anh) dedi ki:

Cahiliye devrinde Tufeyl bin Amr ed-Devsiy’nin bir kalesi vardı. Allah, hicreti Ensar’a ayırdığı için Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Tufeyl bin Amr’ın bu teklifini kabul etmedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Medine’ye hicret ettiği zaman, Tufeyl bin Amr (Radiyallahu Anh)’da kavminden bir kimse ile beraber Medine’ye hicret ettiler. Fakat sıkıntı ve hastalık sebebi ile onlar Medine’de ikamet etmeyi sevmediler. Tufeyl bin Amr (Radiyallahu Anh)’ın arkadaşı hastalandı ve (bu hastalığa) sabredemedi! Keskin mişkaslarını aldı ve onlarla parmak eklemlerini kesti! Kesilen iki eli kuvvetle kan fışkırttı ve neticede bu yüzden öldü! Sonra Tufeyl bin Amr ed-Devsi (Radiyallahu Anh) arkadaşını rüyasında güzel bir surette görmüş, fakat adamın iki eli örtülü imiş. Tufeyl bin Amr (Radiyallahu Anh) ona:

−Rabbin sana ne yaptı? diye sormuş. O kimse de:

−Nebisi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanına hicret ettiğim için Rabbim beni mağfiret etti, demiş. Bu sefer, Tufeyl bin Amr (Radiyallahu Anh) ona:

−Neden senin iki elini sarılmış olarak görüyorum? demiş. O kimse de:

−Bana, elinden kendi bozduğunu biz senin için düzeltmeyeceğiz! denildi. Tufeyl bin Amr (Radiyallahu Anh) gördüğü bu rüyayı Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e anlattı. Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle dua etti:

−“Ey Allah’ım! Onun iki eli için de mağfiret et.”

Mişkas: Mızrağın ucuna takılan birçok ağzı olan çok keskin demir parçasıdır.

Müslim 184/116