(1) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُقِيمُونَ الصَّلاةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ
“Onlar ki, gayba inanırlar, namazı kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan da (Allah’ın Yolunda) infak ederler.”
Bakara Suresi 3
(2) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
وَإِذْ أَخَذْنَا مِيثَاقَ بَنِي إِسْرَآئِيلَ لاَ تَعْبُدُونَ إِلاَّ اللهَ وَبِالْوَالِدَيْنِ إِحْسَانًا وَذِي الْقُرْبَى وَالْيَتَامَى وَالْمَسَاكِينِ وَقُولُوا لِلنَّاسِ حُسْنًا وَأَقِيمُوا الصَّلاَةَ وَآتُوا الزَّكَاةَ ثُمَّ تَوَلَّيْتُمْ إِلاَّ قَلِيلاً مِّنْكُمْ وَأَنْتُمْ مُّعْرِضُونَ
“Hani bir zamanlar Biz, İsrail oğullarından şöyle söz almıştık: Allah’tan başkasına kulluk etmeyin! Anneye ve babaya, yakınlara, yetimlere ve yoksullara iyilikle davranın! İnsanlara güzel söz söyleyin! Namazı kılın ve zekatı verin! Sonra siz, pek azınız hariç, döndünüz; hala da yüz çeviriyorsunuz!”
Bakara Suresi 83
(3) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
وَإِذْ جَعَلْنَا الْبَيْتَ مَثَابَةً لِّلنَّاسِ وَأَمْنًا وَاتَّخِذُوا مِنْ مَّقَامِ إِبْرَاهِيمَ مُصَلًّى وَعَهِدْنَآ إِلَى إِبْرَاهِيمَ وَإِسْمَاعِيلَ أَنْ طَهِّرَا بَيْتِيَ لِلطَّآئِفِينَ وَالْعَاكِفِينَ وَالرُّكَّعِ السُّجُودِ
“Hani bir zamanlar Biz, Beyt’i (Kabe’yi) insanlar için sevap kazanılacak bir toplantı ve güven yeri yaptık. Siz de İbrahim’in makamından bir namaz yeri edinin. (Orada namaz kılın) İbrahim ve İsmail’e de: Evimi tavaf edenler, itikafa çekilenler/ibadete kapananlar, ruku ve secde edenler için temizleyin! diye emretmiştik!”
Bakara Suresi 125
(4) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
حَافِظُوا عَلَى الصَّلَوَاتِ والصَّلاَةِ الْوُسْطَى وَقُومُوا لِلَّهِ قَانِتِينَ
“Namazları ve orta/ikindi namazını muhafaza edin ve gönülden bağlılık ve saygı ile Allah’ın huzurunda durun!”
Bakara Suresi 238
(5) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
فَإِنْ خِفْتُمْ فَرِجَالاً أَوْ رُكْبَانًا فَإِذَا أَمِنْتُمْ فَاذْكُرُوا اللهَ كَمَا عَلَّمَكُمْ مَّا لَمْ تَكُونُوا تَعْلَمُونَ
“Eğer (bir tehlikeden) korkarsanız, yaya veya binmiş olarak (namazları) kılın! Güvene kavuştuğunuz zaman da, bilmediğiniz şeyleri size öğrettiği şekilde Allah’ı zikredin!”
Bakara Suresi 239
(6) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
فَنَادَتْهُ الْمَلآئِكَةُ وَهُوَ قَآئِمٌ يُصَلِّي فِي الْمِحْرَابِ أَنَّ اللهَ يُبَشِّرُكَ بِيَحْيَى مُصَدِّقًا بِكَلِمَةٍ مِّنَ اللهِ وَسَيِّدًا وَحَصُورًا وَنَبِيًّا مِّنَ الصَّالِحِينَ
“Zekeriyya, mabedde durmuş namaz kılarken, melekler ona şöyle nida etti: Allah sana, Allah’tan bir kelime (olan İsa) yi doğrulayıcı, efendi, nefsine hakim ve Salihlerden olan bir Nebi olacak Yahya’yı müjdeler.”
Âl-i İmran Suresi 39
(7) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
وَإِذَا ضَرَبْتُمْ فِي الْأَرْضِ فَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ أَنْ تَقْصُرُوا مِنَ الصَّلاَةِ إِنْ خِفْتُمْ أَنْ يَفْتِنَكُمُ الَّذِينَ كَفَرُوا إِنَّ الْكَافِرِينَ كَانُوا لَكُمْ عَدُوًّا مُّبِينًا
“Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman inkar edenlerin size bir kötülük yapmalarından korkarsanız, namazı kısaltmanızdan ötürü size bir günah yoktur. Muhakkak ki, kafirler sizin apaçık düşmanlarınızdır.”
Nisa Suresi 101
(8) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
فَإِذَا قَضَيْتُمُ الصَّلاَةَ فَاذْكُرُوا اللهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلَى جُنُوبِكُمْ فَإِذَا اطْمَأْنَنْتُمْ فَأَقِيمُوا الصَّلاَةَ إِنَّ الصَّلاَةَ كَانَتْ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ كِتَابًا مَّوْقُوتًا
“Namazı bitirdiğiniz zaman ayakta, oturarak ve yanlarınız üzerinde (uzanarak) Allah’ı zikredin/anın! Buna müteakiben güvene kavuştuğunuz zaman da namazı kılın! Kuşkusuz ki, namaz mü’minlerin üzerine vakitleri tayin edilerek farz kılınmıştır.”
Nisa Suresi 103
(9) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
إِنَّ الْمُنَافِقِينَ يُخَادِعُونَ اللهَ وَهُوَ خَادِعُهُمْ وَإِذَا قَامُوا إِلَى الصَّلاَةِ قَامُوا كُسَالَى يُرَآؤُونَ النَّاسَ وَلاَ يَذْكُرُونَ اللهَ إِلاَّ قَلِيلاً
“Şüphesiz ki, münafıklar Allah’ı aldatmaya çalışıyorlar! Hâlbuki Allah, onları aldatandır. Namaza kalktıkları zaman da, isteksizce üşene üşene kalkarlar. İnsanlara da gösteriş yaparlar ve Allah’ı da pek az anarlar!”
Nisa Suresi 142
(10) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
إِنَّمَا وَلِيُّكُمُ اللهُ وَرَسُولُهُ وَالَّذِينَ آمَنُوا الَّذِينَ يُقِيمُونَ الصَّلاَةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكَاةَ وَهُمْ رَاكِعُونَ
“Şüphesiz ki, sizin dostunuz/veliniz ancak Allah’tır, Rasulüdür ve iman edenlerdir! Onlar ki, Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı kılarlar ve zekâtı verirler.”
Maide Suresi 55
(11) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
قُلْ إِنَّ صَلاَتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَايَ وَمَمَاتِي لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ لاَ شَرِيكَ لَهُ وَبِذَلِكَ أُمِرْتُ وَأَنَا أَوَّلُ الْمُسْلِمِينَ
De ki: “Şüphesiz ki, benim namazım, kurbanım/ibadetlerim, yaşamım ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah içindir. O’nun hiçbir ortağı yoktur! İşte ben bununla emrolundum ve ben Müslümanların ilkiyim.”
En’am Suresi 162, 163
(12) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
وَالَّذِينَ يُمَسَّكُونَ بِالْكِتَابِ وَأَقَامُوا الصَّلاَةَ إِنَّا لاَ نُضِيعُ أَجْرَ الْمُصْلِحِينَ
“Kitaba/Kur’an’a sımsıkı sarılanlar ve namazı kılanlar, şüphesiz ki, Biz iyiliğe çalışanların ecrini elbette zayi etmeyiz.”
A’raf Suresi 170
(13) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
الَّذِينَ يُقِيمُونَ الصَّلاَةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنفِقُونَ
“Onlar ki, namazı kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah’ın Yolunda infak ederler. (harcarlar)”
Enfal Suresi 3
(14) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
فَإِذَا انْسَلَخَ الْأَشْهُرُ الْحُرُمُ فَاقْتُلُوا الْمُشْرِكِينَ حَيْثُ وَجَدتُّمُوهُمْ وَخُذُوهُمْ وَاحْصُرُوهُمْ وَاقْعُدُوا لَهُمْ كُلَّ مَرْصَدٍ فَإِنْ تَابُوا وَأَقَامُوا الصَّلاَةَ وَآتَوُا الزَّكَاةَ فَخَلُّوا سَبِيلَهُمْ إِنَّ اللهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
“Haram aylar çıkınca (Allah’a) ortak koşanları nerede bulursanız öldürün; onları yakalayın, esi edin ve her gözetleme yerinde otur(up) onları bekleyin. Eğer tevbe ederler, namazı kılarlar, zekâtı verirlerse yollarını serbest bırakın. Kuşkusuz ki, Allah bağışlayandır, esirgeyendir.”
Tevbe Suresi 5
(15) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
وَلاَ تُصَلِّ عَلَى أَحَدٍ مِّنْهُمْ مَّاتَ أَبَدًا وَلاَ تَقُمْ عَلَىَ قَبْرِهِ إِنَّهُمْ كَفَرُوا بِاللهِ وَرَسُولِهِ وَمَاتُوا وَهُمْ فَاسِقُونَ
“Onlardan ölen kimsenin namazını sakın kılma! Mezarı başında da durma! Kuşkusuz ki, onlar Allah’ı ve Rasulünü inkar ettiler ve onlar fasık olarak öldüler!”
Tevbe Suresi 84
(16) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
قَالُوا يَا شُعَيْبُ أَصَلاَتُكَ تَأْمُرُكَ أَنْ نَّتْرُكَ مَا يَعْبُدُ آبَآؤُنَآ أَوْ أَنْ نَّفْعَلَ فِي أَمْوَالِنَا مَا نَشَاءُ إِنَّكَ لَأَنْتَ الْحَلِيمُ الرَّشِيدُ
“Dediler ki: Ey Şuayb! Atalarımızın taptığı şeyleri bırakmamızı ya da mallarımız konusunda dilediğimiz gibi davranmaktan vazgeçmemizi senin namazın mı emrediyor? Çünkü sen, gerçekte yumuşak huylu, aklı başında reşid bir adamsın.”
Hud Suresi 87
(17) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
وَالَّذِينَ صَبَرُوا ابْتِغَآءَ وَجْهِ رَبِّهِمْ وَأَقَامُوا الصَّلاَةَ وَأَنْفَقُوا مِمَّا رَزَقْنَاهُمْ سِرًّا وَعَلاَنِيَةً وَيَدْرَؤُونَ بِالْحَسَنَةِ السَّيِّئَةَ أُولَئِكَ لَهُمْ عُقْبَى الدَّارِ
“Ve onlar Rablerinin yüzünü isteyerek sabrederler, namazı kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiklerimiz şeylerden de gizli ve açık infak ederler ve kötülüğü iyilikle savarlar. İşte onlar, bu yurdun (dünyanın güzel) sonucu (ahiret mutluluğu) onlar içindir.”
Ra’d Suresi 22
(18) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
قُلْ لِّعِبَادِيَ الَّذِينَ آمَنُوا يُقِيمُوا الصَّلاَةَ وَيُنْفِقُوا مِمَّا رَزَقْنَاهُمْ سِرًّا وَعَلانِيَةً مِّنْ قَبْلِ أَنْ يَأْتِيَ يَوْمٌ لاَّ بَيْعٌ فِيهِ وَلاَ خِلاَلٌ
“(Ey Rasulüm!) İman eden kullarıma söyle, alış-verişin ve dostluğun olmadığı o gün gelmezden evvel, namazı kılsınlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimiz şeylerden de gizli ve açık infak etsinler!”
İbrahim Suresi 31
(19) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
رَبِّ اجْعَلْنِي مُقِيمَ الصَّلاَةِ وَمِنْ ذُرِّيَّتِي رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ دُعَآءِ
“Ey Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri namaz kılanlardan eyle! Ey Rabbimiz! Duamı kabul et”
İbrahim Suresi 40
(20) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
أَقِمِ الصَّلاَةَ لِدُلُوكِ الشَّمْسِ إِلَى غَسَقِ اللَّيْلِ وَقُرْآنَ الْفَجْرِ إِنَّ قُرْآنَ الْفَجْرِ كَانَ مَشْهُودًا
“Güneşin zevalinden (öğle vaktinde Batı’ya kaymasından) gecenin karanlığına kadar (belli vakitlerde) namazı kıl! Bir de sabah namazını kıl! Kuşkusuz ki, sabah namazı şahidlidir.”
İsra Suresi 78
(21) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
قُلِ ادْعُوا اللهَ أَوِ ادْعُوا الرَّحْمَانَ أَيًّا مَّا تَدْعُوا فَلَهُ الْأَسْمَآءُ الْحُسْنَى وَلاَ تَجْهَرْ بِصَلاَتِكَ وَلاَ تُخَافِتْ بِهَا وَابْتَغِ بَيْنَ ذَالِكَ سَبِيلاً
“De ki: İster Allah diye çağırın, ister Rahman diye çağırın. Hangisiyle çağırsanız en güzel isimler Allah’ındır! Namazında sesini çok yükseltme, çok da kısma, bu ikisi arasında (orta) bir yol tut!”
İsra Suresi 110
(22) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
وَجَعَلَنِي مُبَارَكًا أَيْنَ مَا كُنْتُ وَأَوْصَانِي بِالصَّلاَةِ وَالزَّكَاةِ مَا دُمْتُ حَيًّا
“Nerede olursam (olayım) O (Allah), beni mübârek kıldı ve yaşadığım müddetçe de namaz kılmamı ve zekât vermemi emretti.”
Meryem Suresi 31
(23) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
فَخَلَفَ مِنْ بَعْدِهِمْ خَلْفٌ أَضَاعُوا الصَّلَاةَ وَاتَّبَعُوا الشَّهَوَاتِ فَسَوْفَ يَلْقَوْنَ غَيًّا
“Onlardan sonra yerlerine öyle bir nesil geldi ki, namazı zayi ettiler ve şehvetlerine uydular. Onlar, azgınlıklarının cezasını bulacaklardır.”
Meryem Suresi 59
(24) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
إِنَّنِي أَنَا اللهُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنَا فَاعْبُدْنِي وَأَقِمِ الصَّلاَةَ لِذِكْرِي
“Şüphesiz ki, Ben Allah’ım! Benden başka hiç bir ilah yoktur! Öyleyse Bana ibadet et ve Beni anmak için namaz kıl!”
Ta-Ha Suresi 14
(25) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
وَجَعَلْنَاهُمْ أَئِمَّةً يَهْدُونَ بِأَمْرِنَا وَأَوْحَيْنَآ إِلَيْهِمْ فِعْلَ الْخَيْرَاتِ وَإِقَامَ الصَّلَاةِ وَإِيتَآءَ الزَّكَاةِ وَكَانُوا لَنَا عَابِدِينَ
“Onları, emrimizle doğru yolu gösteren önderler yaptık ve onlara hayırlı işler yapmayı, namaz kılmayı ve zekat vermeyi vahyettik. Onlar bize ibadet edenlerdi.”
Enbiya Suresi 73
(26) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
اَلَّذِينَ إِذَا ذُكِرَ اللهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ وَالصَّابِرِينَ عَلَى مَآ أَصَابَهُمْ وَالْمُقِيمِي الصَّلاَةِ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ
“Onlar ki, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir. Kendilerine isabet eden musibetlere sabrederler. Namazı kılanlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimiz şeylerden de (Allah’ın Yoluna) harcarlar.”
Hac Suresi 35
(27) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
يَآ أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا ارْكَعُوا وَاسْجُدُوا وَاعْبُدُوا رَبَّكُمْ وَافْعَلُوا الْخَيْرَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
“Ey iman edenler! Rukû edin! Secde edin! Rabbinize kulluk edin ve hayır işleyin ki, kurtuluşa eresiniz.”
Hac Suresi 77
(28) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Allah uğrunda, hakkı ile CİHAD edin! O sizi seçti ve dinde size hiçbir güçlük yüklemedi. Sizin dininizi de babanız İbrahim’in dini gibi geniş yaptı. Allah, bu Kur’an’dan önceki kitaplarda ve bu Kur’an’da da size Müslümanlar adını verdi. Rasul size şahid olsun, siz de insanlara şahid olasınız. O halde namazı kılın, zekatı verin ve Allah’a sarılın; O mevlanızdır. Ne güzel mevladır ve ne güzel yardımcıdır.”
Hac Suresi 78
(29) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
قَدْ أَفْلَحَ الْمُؤْمِنُونَ الَّذِينَ هُمْ فِي صَلاَتِهِمْ خَاشِعُونَ
“Andolsun ki, mü’minler felaha ermişlerdir. Onlar ki, namazlarında huşu içindedirler.”
Mü’minûn Suresi 1, 2
(30) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
اَلَّذِينَ يُقِيمُونَ الصَّلاَةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكَاةَ وَهُمْ بِالْآخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ
“Onlar ki, namazı kılarlar, zekatı verirler ve ahirete de kesin olarak iman ederler.”
Neml Suresi 3
(31) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
اُتْلُ مَآ أُوحِيَ إِلَيْكَ مِنَ الْكِتَابِ وَأَقِمِ الصَّلاَةَ إِنَّ الصَّلاَةَ تَنْهَى عَنِ الْفَحْشَآءِ وَالْمُنكَرِ وَلَذِكْرُ اللهِ أَكْبَرُ وَاللهُ يَعْلَمُ مَا تَصْنَعُونَ
“Sana kitaptan vahyolunanı oku! Namazı kıl! Muhakkak ki, namaz hayâsızlıktan/ahlaksızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah’ı zikretmek ise muhakkak ki, en büyüktür. Allah yaptıklarınızı bilir.”
Ankebut Suresi 45
(32) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
مُنِيبِينَ إِلَيْهِ وَاتَّقُوهُ وَأَقِيمُوا الصَّلاَةَ وَلاَ تَكُونُوا مِنَ الْمُشْرِكِينَ
“Hep Allah’a yönelin ve O’ndan korkun! Namazı kılın ve müşriklerden olmayın!”
Rum Suresi 31
(33) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
وَالَّذِينَ يَبِيتُونَ لِرَبِّهِمْ سُجَّدًا وَقِيَامًا
“Onlar ki, Rablerine secde ederek ve kıyama durarak gecelerler.”
Furkan Suresi 64