Ramazan İle İlgili Konular

(1) Ramazan Orucunun Farziyeti

(1) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

يَآ أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا كُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذِينَ مِنْ قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ

“Ey iman edenler! Sizden öncekilere yazıldığı gibi, oruç sizin de üzerinize yazıldı! Umulur ki, sakınırsınız!”

Bakara Suresi 183

(2) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e bir şey sormaktan yasaklanmıştık. Çöl ahalisinden akıllı bir kimsenin gelip Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e bir şeyler sorması bizim de onu dinlememiz hoşumuza giderdi. Bir gün çöl ahalisinden bir adam geldi ve dedi:

−Ey Muhammed! Elçin bize geldi ve seni Allah’ın Rasul olarak gönderdiğini söylediğini bize haber verdi! dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Doğru söylemiştir.”

Adam:

−Semayı kim yarattı? dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Allah.”

Adam:

−Yeri kim yarattı? dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Allah.”

Adam:

−Yeryüzündeki bu dağları kim dikti? dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Allah.”

Adam:

−Yeryüzündeki faydalı şeyleri kim yarattı? dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Allah.”

Adam:

−Semavat ve arzı yaratan, orada dağları yükseltip faydalı şeyler meydana getiren Allah hakkı için seni gerçekten Allah mı Rasul yaptı? dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Evet.”

Adam:

−Bize gelen elçin, her gün ve gecede üzerimize beş vakit namazın farz olduğunu söyledi! dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Doğru söylemiştir.”

Adam:

−Seni Rasul olarak gönderen Zata yemin veriyorum, bunu sana gerçekten Allah mı emretti? Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Evet.”

Adam:

−Elçin, bizim mallarımızdan zekâtın üzerimize farz olduğunu söyledi! Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Doğru söylemiştir.”

Adam:

−Seni Rasul olarak gönderen Zata yemin veriyorum, bunu sana gerçekten Allah mı emretti? Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Evet.”

Adam:

−Elçin, her sene Ramazan ayında orucun üzerimize farz olduğunu söyledi! dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Doğru söylemiştir.”

Adam:

−Seni Rasul olak gönderen Zata yemin veriyorum, bunu sana gerçekten Allah mı emretti? Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Evet.”

Adam:

−Elçin, yoluna gücü yetene Kâbe’yi hac etmenin üzerimize farz olduğunu söyledi! Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Doğru söylemiştir.”

Adam:

−Seni Rasul olarak gönderen Zata yemin veriyorum, bunu sana gerçekten Allah mı emretti? Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Evet.”

Adam:

−Seni hak ile gönderen Zata yemin ederim ki, bunlara bir şey eklemeyeceğim; bunlardan hiçbir şeyi de eksiltmeyeceğim! dedi. Arkasını dönüp gidince, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Eğer doğru söylüyorsa elbette cennete girer.”

Nesei 2090, Müslim 12/10, İbni Ebi Şeybe İman 4, 5, Tirmizi 619, Ahmed bin Hanbel Müsned 13010

(2) Ramazan Orucunun Fazileti

(3) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Herkim imanla ve ecrini Allah’tan umarak Ramazan orucunu tutarsa, onun geçmiş günahları bağışlanır.”

Buhari 190, Müslim 760/175, Ebu Davud 1371, Nesei 2202, 2203, 2204, Tirmizi 808, Darimi 2/26, İbni Mace 1326, 1641, İbni Hibban 3432, Ahmed bin Hanbel Müsned 2/232, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 907

(4) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Allah şöyle buyurmuştur; Âdemoğlunun yaptığı her amel kendisi içindir, sadece oruç öyle değildir; o Benim içindir. Onun ecrini ancak Ben veririm. O kimse Benim için yemesini, içmesini ve nefsi arzularını terk etti. Oruç bir kalkandır! Herhangi biriniz oruçlu olduğu gün çirkin söz ve işlerde bulunmasın, düşmanlık da yapmasın! Bir kimse ona söver veya onunla dövüşürse, ben oruçlu bir kimseyim desin! Muhammed’in nefsi elinde olan Zata yemin ederim ki, oruçlu ağzın kokusu Allah’ın katında misk kokusundan daha hoştur. Oruçlunun sevineceği iki sevinci vardır. İlki, iftar ettiği zaman sevinmesi ve diğeri ise, Rabbiyle karşılaştığı zaman sevinmesidir.”

Buhari 4/1776, Nesei 2215, İbni Mace 1638, Abdurrezzak 7893, İbni Huzeyme 1896, İbni Hibban 3422, Beyhaki 4/304, Begavi 1710, Ahmed bin Hanbel Müsned 2/237

(5) Sehl bin Sa’d (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Cennette Reyyan denilen bir kapı vardır. O kapıdan sadece oruç tutanlar girer. Ondan oruç tutanlardan gayrı hiç kimse giremez! Kıyamet günü oruç tutanlar nerededir? denilir. Oruç tutanlar ayağa kalkarlar ve o kapıdan içeri girerler ondan oruç tutanlardan gayrı hiç kimse giremez! Onlar girdiği zaman o kapı kapanır da artık o kapıdan hiç kimse içeri giremez!”

Buhari 1771, Müslim 1152, Nesei 2235, 2236, İbni Hibban 3420, Beyhaki 4/305, Tirmizi 765, Begavi 1709, İbni Mace 1640, Albânî Sahîhu’t-Tergib ve’t-Terhib 965

(3) Ramazan Ayının Fazileti

(6) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Ramazan Ayının ilk gecesi olunca şeytanlar ve azgın cinler zincire vurulur! Cehennemin kapıları kapatılır ve Ramazan boyunca hiçbir kapısı açılmaz! Cennetin kapıları açılır ve hiçbir kapı da kapatılmaz! Bir münâdi:

‘Ey hayır isteyen! Hayra yönel! Ey şer isteyen! Ondan vazgeç!’ diye nida eder. Allah’ın ateşten azat ettiği kimseler vardır; bu her gece böyledir.”

İbni Mace 1642, Tirmizi 682, İbni Hibban 3435, Hâkim 1532, Beyhaki 4/303, Albânî Sahîhu’l-Cami’ 759

(7) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hayırda insanların en cömerdi idi. En cömert olduğu zaman da Ramazan’da Cebrail (Aleyhisselam) ile sıkça karşılaştığı zaman idi. Cebrail (Aleyhisselam) Ramazan ayı çıkana kadar her gece Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile buluşurdu. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Kur’an’ı ona arz ederdi. Cebrail (Aleyhisselam), Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile karşılaştığı zaman Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hayırda, Rîhi’l-Mürsele’den daha cömert olurdu.”

Buhari 1774, Müslim 2308/50, Nesei 2094, Ebu Yağla 2552, Abdurrezzak 20706, İbni Hibban 3440, İbni Huzeyme 1889, Begavi 3687, Ahmed bin Hanbel Müsned 1/231, 288, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 888, 1512

(4) Ramazan Hilalinin Görülmesiyle Oruca Başlanır Şevval Hilalinin Görülmesiyle Bayram Yapılır!

(8) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Ramazan hilalini gördüğünüz vakit oruca başlayın! Şevval hilalini gördüğünüz vakit de iftar edip bayram edin! Eğer size hava bulutlu olup kapalı kalırsa, Ramazan hilalini otuza ikmal edin!”

Buhari 4/1773, Müslim 1080/8, Nesei 2119, İbni Mace 1654, İbni Hibban 3441, İbni Huzeyme 1905, Darekutni 2/161, Begavi 1713, Beyhaki 3/204, Tayalisi 1810, Ahmed bin Hanbel Müsned 2/145, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 4/10

(5) Oruca Niyet

(9) Hafsa (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Orucuna geceden niyet etmeyen kimseye oruç yoktur!”

İbni Mace 1700, Nesei 2330, Beyhaki 4/202, 203, İbni Hazm Muhalla 6/162, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 4/27, 28

(10) Hafsa (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Herkim oruca fecirden önce niyet etmez ise onun orucu yoktur!”

Ebu Davud 2454, Nesei 2331, Tirmizi 730, İbni Huzeyme 1933, Darekutni 2/172, Beyhaki 4/202, Begavi 6/260, Ahmed bin Hanbel Müsned 6/287, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 914

(6) Oruca Ne Zaman Başlanacağı

(11) Adiy bin Hatim (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“...Sizin için beyaz iplik siyah iplikten seçilinceye kadar yiyiniz ve içiniz...”

Bakara Suresi 187. ayeti inince, bir siyah bir de beyaz iplik edindim ve yastığımın altına koydum. Geceleyin onlara bakmaya başladım. Bana bunların hangisi siyah, hangisi beyaz belli olup gözükmüyordu. Sabah olunca Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e gittim ve bunu kendisine anlattım. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:

“Bu beyaz iplik ile siyah iplik, gecenin karanlığı ile gündüzün aydınlığıdır.”

Buhari 1786, Müslim 1090, Tirmizi 2970, İbni Huzeyme 1925, İbni Hibban 3462, Beyhaki 4/215, Tabarani Mucemu’l-Kebir 17/178

(12) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Bilal ezanı geceleyin okuyor, sizler ibni Ümmü Mektum ezan okuyana kadar yiyin ve için!”

Buhari 668, Müslim 1902/37, Nesei 636, Tirmizi 203, Darimi 1/269, İbni Huzeyme 401, Beyhaki 1/380, Begavi 433, Tayalisi 1819, Tabarani 13106, Ahmed bin Hanbel Müsned 2/107, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 219

(13) Abdullah ibni Mesud (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Bilâl’ın ezanı herhangi birinizin sahur yemeğine mani olmasın! Çünkü o vakit gece iken ezanı okur. Onun bu okuyuşu, ibadetle ayakta olanınızı döndürmek; uykuda olanınızı uyandırmak içindir. Sabahın zahir oluşu böyle değildir, ta ki böyle oluncaya kadar fecir olmaz!”

Ravi Züheyr şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), “Fecrin zahir oluşu böyle değildir!” derken parmaklarını yukarı kaldırıp sonra diklemesine aşağı indirdi. “Ta ki böyle oluncaya kadar fecir olmaz!” derken de şahâdet ve orta parmaklarını üst üste koyup sağa ve sola uzattı.”

Buhari 669, Müslim 1093/39, Ebu Davud 2347, Nesei 640, İbni Mace 1696, İbni Huzeyfe 4021, İbnu’l-Carud 382, Beyhaki 4/218, Tabarani 10558, Ahmed bin Hanbel Müsned 1/392, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 915

(7) Sahur Yemenin ve Onu Geciktirmenin Fazileti

(14) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Sahur yemeği yiyiniz! Kuşkusuz ki, sahur yemeğinde bereket vardır!”

Buhari 1790, Müslim 1095/45, Nesei 4/141, 161, Tirmizi 708, İbni Mace 1692, İbnu’l-Carud 383, İbni Hibban 3466, Ahmed bin Hanbel Müsned 3/99, Albânî Sahîhu’l-Cami’ 2943

(15) Selman (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Bereket üç şeydedir. Cemaatte, tirit yemeğinde ve sahur yemeğinde!”

Taberani Mucemu’l-Kebir, Tergib ve Terhib 2/510

(16) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Sahura kalkanlara Allah ve Melekleri salat ederler.”

Taberani Mucemu’l-Evsad, İbni Hibban, Tergib ve Terhib 2/510

(17) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Bir yudum su bile de olsa sahura kalkınız!”

İbni Hibban, Tergib ve Terhib 2/513

(18) Enes (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Zeyd bin Sabit (Radiyallahu Anh) şöyle rivayet etti:

“Biz, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber sahur yemeği yedik. Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namaza kalktı. Enes (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Ben:

−Zeyd bin Sabit (Radiyallahu Anh)’a ezan ile sahur yemeği arasında ne kadar zaman vardı? dedim. Zeyd bin Sabit (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

−Elli ayet okunacak süre kadardı.”

Buhari 4/1789, Müslim 1097/47, Nesei 2154, Tirmizi 703, İbni Mace 1694, İbni Ebi Şeybe 2/427

(19) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Sizden biri yemek kabı elindeyken (yani sofradayken) ezanı duyacak olursa ondan ihtiyacını görmedikçe (yani karnını doyurmadıkça) onu elinden bırakmasın!”

Hakim el-Mustedrek 1/426, Ebu Davud 2350, Ahmed bin Hanbel Müsned 2/423, Albânî Sahîhu’l-Camii’s-Sağir 607

(20) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Hurma mü’minin ne güzel sahur yemeğidir.”

Ebu Davud 2345, İbni Hibban 3500, Tergib ve Terhib 2/513

(8) İftarda Acele Etmenin Fazileti

(21) Sehl bin Sa’d (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“İnsanlar iftarda acele ettikleri sürece, hayır içerisinde bulunmaya devam edeceklerdir.”

Buhari 1825, Müslim 1098/48, Malik 1/288/6, Tirmizi 699, Darimi 2/7, İbni Mace 1697, İbni Hibban 3502, İbni Huzeyme 2059, İbni Ebi Şeybe 2/430, Begavi 1730, Ahmed bin Hanbel Müsned 5/337, Albânî Sahîhu’l-Cami’ 7794

(22) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“İnsanlar iftar etmede acele ettikleri müddetçe, bu din galip gelmeye devam edecektir! Çünkü Yahudi ve Hristiyanlar iftarı geciktiriyorlar!”

Ebu Davud 2353, İbni Mace 1698, Nesei 1698, İbni Huzeyme 2059, İbni Hibban 3502, Tergib ve Terhib 2/515

(23) Sehl bin Sa’d (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Ümmetim iftar etmede yıldızı beklemediği müddetçe sünnetim üzere yaşamaya devam eder.”

İbni Hibban 3504, Tergib ve Terhib 2/514

(9) Unutarak Yiyen ve İçen Kimsenin Orucuna Devam Etmesi

(24) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Oruçlu bir kimse, unutarak yer ve içerse orucunu tamamlasın! (Yani orucunu bozmayıp devam etsin!) Çünkü ona Allah yedirmiş ve içirmiştir!”

Buhari 1799, Müslim 1155/171, Ebu Davud 2398, Darimi 2/13, İbni Mace 1673, İbnu’l-Carud 389, 390, İbni Hibban 3519, İbni Huzeyme 1989, Begavi 1754, Ahmed bin Hanbel Müsned 2/395, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 938

(10) Oruçluya Mubah Olan Şeyler

(25) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), oruçlu iken öper ve mübaşerette bulunurdu. O sizin nefsine en fazla hakim olanınızdı.”

Buhari 1794, Müslim 1106/64, Ebu Davud 2382, Nesei 1680, Tirmizi 729, İbni Mace 1684, İbni Hibban 3543, Beyhaki 4/230, Tayalisi 1391, Abdurrezzak 78431, Ahmed bin Hanbel Müsned 6/26, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 4/82

(26) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Bir kimse, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e oruçlu bir adamın mübaşeretini sordu? Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona ruhsat verdi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e başka biri geldi mübaşereti sordu? Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu bundan nehyetti! Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ruhsat verdiği kimse yaşlı; nehyettiği kimse ise gençti.”

Ebu Davud 2387, Albânî Silsiletu’l-Ehâdîsi’s-Sahîha 1606

(27) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

“Oruçlu bir kimsenin, boğazına gitmediği sürece sirke ve benzeri bir şeyi tatmasında bir beis yoktur!”

İbni Ebi Şeybe 2/463/2, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 937

(11) Oruçlunun Cünüp Olarak Sabahlaması

(28) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ramazan’da ihtilamın dışındaki bir sebeple cünüp iken kendisine fecir erişirdi. Sonra gusleder ve orucunu tutardı.”

Müslim 1109/76, Buhari 1798, Tirmizi 779, İbni Ebi Şeybe 2/493, İbni Hibban 3487, Ahmed bin Hanbel Müsned 6/289

(12) Ramazanda Ehliyle Cima Eden Kimsenin Keffareti

(29) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Bizler, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanında oturduğumuz bir sırada, bir adam geldi ve:

−Ya Rasulallah! Ben helak oldum, dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona şöyle buyurdu:

−“Neyin var?”

O adam:

−Oruçlu iken kadınımın üzerine vaki oldum (cinsel ilişkiye girdim) dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Azat edecek bir köle bulabilir misin?”

Adam:

−Hayır, dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“İki ay peş peşe oruç tutabilir misin?”

Adam:

−Hayır, dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Altmış fakire yemek yedirme imkânı bulabilir misin?”

Adam:

−Hayır dedi. Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) dedi ki:

−Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir süre bekledi. Biz de o hal üzere bekler iken bir ara Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e içerisi hurma dolu bir kap getirildi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“O soran kimse nerededir?”

Adam:

−Benim dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Bunu al yoksullara tasadduk et!”

Adam:

−Benden daha yoksul olana mı vereceğim? Ya Rasulallah! Allah’a yemin ederim ki, Medine’nin iki labesi arasında benim ev halkımdan daha yoksul ev halkı yoktur! dedi. Bu söz üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) dişleri gözükene kadar güldü. Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) o adama şöyle buyurdu:

−“Onu al ve ehline yedir.”

İki Labe; İki taşlık demektir. Bu ifadeyle Medine kast ediliyor.

Buhari 1804, 1805, Müslim 1111/81, Malik 1/296/28, Ebu Davud 2390, Tirmizi 724, İbni Mace 1671, Darimi 2/11, İbni Ebi Şeybe 2/516/1, İbnu’l-Carud 384, Ahmed bin Hanbel Müsned 2/208, 241, 281, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 939

(13) Ramazanda Orucunu Yiyen Kimse Ne Yapar?

(30) İbni Müseyyeb (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

Bir adam, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e geldi ve:

−Ben orucumu bozdum! dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de ona şöyle dedi:

−“Sadaka ver, Allah’a istiğfar et ve onun yerine bir gün oruç tut!”

İbni Ebi Şeybe 2/515/1, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 4/92

(31) Bir adam, Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma)’ya gelerek:

–Ben, Ramazan’dan bir gün oruç yedim! bunun için bana bir çare bulur musun? diye sordu. Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma)’da o adama şöyle dedi:

−Ramazan’dan boş bir gün bulmaya güç yetirirsen onun yerine bir gün oruç tut! dedi. Adam da, Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma)’ya:

−Ramazan’dan boş bir gün bulabilecek miyim? dedi. Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

−Ben sana bundan başka hangi fetvayı bulayım!?

İbni Hazm Muhalla 6/181, 198

(33) Ebu Umame el-Bâhilî (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Ben uyuyorken, iki adam gelip iki koltuğumdan tutarak beni çıkması zor bir dağa götürdüler ve:

−‘Buraya çık!’ dediler. Bunun üzerine ben dağa çıkmaya başladım. Dağın ortasına gelince şiddetli sesler duydum! Ben:

−Bu sesler nedir? dedim. Onlar bana:

−‘Cehennem halkının feryadıdır!’ dediler. Tekrar gitmeye başladık. Bir de gördük ki, avurtları yarılmış ve bu yarıklardan kanlar akan, ayakları da bağlanmış bir topluluk var! Ben:

−Bunlar kimdir? dedim. Onlar bana:

−‘Bunlar (Ramazan’da) oruçlarını vaktinden önce yiyenlerdir!’ dediler.”

İbni Hibban 1800, Nesei Tuhfetu’l-Eşraf 4/166, Hakim 1/430, Tergib ve Terhib 2/453

(14) Oruçlunun Tedavi İçin Hacamat Yaptırması

(33) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) oruçlu olduğu halde hacamat yaptırdı.”

Buhari 1809, Ebu Davud 2372, Tirmizi 775, İbni Mace 1682, İbnu’l-Carud 388, İbni Ebi Şeybe 2/476, Tabarani Mucemu’l-Kebir 11592, Ebu Yağla 7541, Ahmed bin Hanbel Müsned 1/215, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 932

(34) Sabit el-Bunanî (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

“Enes (Radiyallahu Anh) oruçlu kimse için hacamat yaptırmasını kerih görüyor muydunuz? diye soruldum. Enes (Radiyallahu Anh):

Hayır, ancak oruçluyu zayıf düşüreceği için belki.”

Ravilerden Şebâbe şöyle dedi:

Bize, Şu’be bin Haccac bu hadisi, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in zamanında ziyadesiyle tahdis etti.

Buhari 1810

(15) Oruçlu İken Kusan Kimse Ne Yapar?

(35) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Herhangi bir kimseye kusma galebe eder de (yani kendi isteği olmadan) kusarsa o kimse orucu kaza etmez! Kim de kendi isteği ile zorlayarak (yani parmağını boğazına sokarak) kusarsa o kimse orucunu kaza eder!”

Ebu Davud 2380, Tirmizi 720, Darimi 2/14, İbni Ebi Şeybe 2/454/1, İbni Huzeyme 1960, 1961, İbni Mace 1676, İbnu’l-Carud 985, İbni Hibban 3518, Begavi 1755, Ahmed bin Hanbel Müsned 2/498, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 923

(16) Ramazan Borcunun Kazası

(36) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanında adet hali görürdük de tutamadığımız günler sayısınca orucu kaza etmemizi bize emrederdi!”

İbni Mace 1670

(37) Ebu Seleme (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

Aişe (Radiyallahu Anha)’yı işittim şöyle diyordu:

“Ben üzerimde Ramazan ayından oruç borcu olurdu da Şaban ayı gelmeden bu borcu ödeyemezdim!”

Buhari 1819, Müslim 1146, Malik 1/308/54, Ebu Davud 2399, Nesei 2318, Tirmizi 783, İbni Mace 1669, İbni Huzeyme 2046, 2048, Beyhaki 4/252, Tayalisi 1509, Ahmed bin Hanbel Müsned 6/124, 131, 179

(17) Ölünün Oruç Borcunu Velisinin Kaza Etmesi

(38) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Bir kimse üzerinde oruç borcu olduğu halde ölürse, o kimsenin velisi onun yerine orucunu tutabilir.”

Buhari 1820, Müslim 1147/153, Ebu Davud 2400, 3311, Darekutni 2/195, Beyhaki 4/2556/279, Begavi 1773, Ahmed bin Hanbel Müsned 6/69, Albânî Sahîhu’l-Cami’ 6547

(39) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Bir adam, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e geldi ve:

−Ya Rasulallah! Annem üzerinde bir ay oruç borcu olduğu halde öldü. Ben onun yerine bu orucu kaza edebilir miyim? dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona şöyle buyurdu:

−“Evet, Allah’ın borcu ödenmeye daha hak sahibidir!”

Buhari 1821, Müslim 1148/155, Nesei 7/20, Darekutni 2/196/84, Tayalisi 2630

(40) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Bir kadın deniz yolculuğuna çıktı ve:

−Eğer şanı yüce ve mübarek olan Allah onu kurtaracak olursa bir ay oruç tutmayı adadı. Yüce Allah onu kurtardı. Ama kadın, ölünceye kadar o adadığı orucu tutmadı. Kanının kızı Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e gelerek durumu anlattı. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Eğer annenin üzerinde bir borç bulunsaydı, sen o borcu öder miydin?”

Kız:

−Evet, dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Allah’ın borcu ödenmeye daha layıktır, o halde sen annenin adına adağı yerine getir.”

Ebu Davud 2/81, Nesei 2/143, Tahavi 3/140, Beyhaki 4/255, 256, 10/85, Tayalisi 2630, Ahmed 1861, 1970, 3137, 3224, 3420, Buhari 4/158, 159, Müslim 3/156, Tirmizi 2/42, 43, İbni Mace 1/535

(41) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Sad bin Ubade (Radiyallahu Anh) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e geldi ve:

−Annem öldü, üzerinde adak borcu vardı ne yapayım diye sordu. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Anneyin adağını onun adına sen yerine getir.”

Buhari 5/440, 494, Müslim 6/76, Ebu Davud 2/81, Nesei 2/130, 144, Tirmizi 2/375, Beyhaki 4/256, Tayalisi 2717, Ahmed bin Hanbel Müsned 1893, 3049, 6/47

(42) Sahabelerden birinin annesi Ramazan orucundan borcu olduğu halde öldü. Sahabe Aişe (Radiyallahu Anha)’ya gelerek:

–Annemin adına Ramazan orucunun kazasını yapayım mı? diye sordu. Aişe (Radiyallahu Anha):

“Hayır, aksine annenin adına her gün için bir yoksula yarım sa’ tasaddukta bulun, dedi.”

Tahavi 3/142, İbni Hazm 7/4

(43) Said bin Cübeyr (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

“Kişi, Ramazan ayında hastalanır da sonra oruç tutamadan ölürse ve onun adına oruç tutamadığı günler için yemek yedirilirse, üzerinde kaza borcu kalmamış olur. Şayet üzerinde adak oruç varsa velisi onun adına kazasını yapar.”

Ebu Davud, İbni Hazm 7/7

Muhammed Nâsıruddin el-Albânî (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

“Mü’minlerin Annesi Aişe (Radiyallahu Anhuma) ile ümmetin büyük bilgini Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma)’nın benimsediği ve sünnet imamı Ahmed bin Hanbel (Rahmetullahi Aleyh)’in izlediği bu yol insanın gönül huzuruyla kabul ettiği ve rahatlıkla benimsediği bir görüştür. Bu meseledeki en mutedil ve en orta yol budur. Bu şekilde bütün hadisler sağlıklı bir şekilde anlaşılmış olmakla birlikte herhangi birini reddetmeksizin uygulanmaktadır.

Yani, ölü adına farz oruç müstesna adak orucu tutulabilir. Bu, Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) ve onun kanaatini paylaşanların görüşüdür. Sahih olan da budur! Çünkü farz orucu namaz hükmündedir. Bir kimse bir başkası adına namaz kılamadığı gibi, oruç da tutamaz! Adak ise borç seviyesinde kişinin kendi zimmetinde olmak üzere kabullendiği bir yükümlülüktür. Bundan dolayı borcunu ödediği gibi velinin onun kazasını yapması kabul edilir. İşte fıkıh buna derler. Bu anlayışı benzeri hükümlere genelleştirecek olursak:

Geciktirmekte mazur görülecek durumda olması hali dışında ölü adına hac yapılmaz, onun adına zekat verilmez! Nitekim veli bir mazeret sebebiyle Ramazan ayında oruç açan kimse adına yemek yedirebilir. Fakat hiçbir özrü bulunmadan orucunu bozana gelince, Allah’ın farzlarını başkasının onun yerine eda etmesinin kendisine bir faydası olmaz!

Çünkü sınanmak ve denenmek üzere onları yerine getirmekle emrolunmuş olan kendisi idi! Onun velisi değil! Kimsenin başkası adına tevbe etmesinin ya da başkası yerine Müslüman olmasının, başkası yerine namaz kılmasının ve namazın dışında ölene kadar yerine getirmediği yüce Allah’ın diğer farzlarını yerine getirmesinin başkasına faydası olmaz!”

(18) Yolcunun Oruç Tutmamasının Caizliği

(44) Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) fetih senesi Ramazanda Mekke seferine çıktı. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Kurâatı Gamîm denen yere gelene kadar oruç tuttu. İnsanlar da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’le beraber oruç tuttular. Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir bardak su istedi ve insanlar kendisini görmesi için de onu iyice yukarı kaldırdı sonra da içti. Ondan sonra kendisine:

Bazı kimseler oruç tutmaya devam ediyor! denildi. Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Onlar asilerdir! Onlar asilerdir!”

Müslim 1114/90, Humeydi 1289, Nesei 4/177, Tirmizi 710, İbni Huzeyme 2019, İbni Hibban 3549, Beyhaki 4/241, 242, Tayalisi 1667, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 4/57

(45) Kazaa (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

Ben, Ebu Saîd el-Hudri (Radiyallahu Anh)’a geldim, birçok insan başına toplanmıştı. İnsanlar onun yanından ayrılınca ona:

−Ben bu insanların sana sorduğu şeyleri sormayacağım! dedim. Ona sefer halinde tutulan orucu sordum. Bunun üzerine Ebu Saîd (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

−Biz oruçlu olduğumuz halde Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile Mekke seferine çıktık. Nihayet bir yerde konakladık. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Siz düşmanınıza yaklaşmış bulunuyorsunuz oruç tutmamanız sizin için daha fazla kuvvettir!”

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in bu sözü bir ruhsat idi. Bizden kimi oruç tuttu, kimi de iftar etti. Sonra başka bir yerde daha konakladık. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu kez şöyle buyurdu:

−“Sizler yarın sabah düşmanınıza baskın yapacaksınız! Oruç tutmamak sizin için daha fazla kuvvettir! Dolayısıyla oruç tutmayın!”

Bu ise azimet idi. Bunun üzerine hepimiz oruç tutmayı terk ettik. Ebu Saîd (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Ben bundan sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile seferde iken oruç tuttuğumuzu biliyorum!

Müslim 1120/102, Ebu Davud 2406

(46) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Medine’den Mekke’ye doğru yola çıktı. Usfan’a ulaşıncaya kadar yolda oruç tuttu. Sonra biraz su istedi. İnsanların onu görmesi için onu elleriyle iyice yukarı kaldırdı ve orucunu açtı. Bu halde Mekke’ye geldi. Bu olay Ramazanda idi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) seferde bazen oruç tutmuş bazen de tutmamıştır. Sahabelerden de isteyen seferde oruç tutar, isteyen de tutmazdı.”

Buhari 1815, Müslim 1113, Ebu Davud 2404, Nesei 2289, İbni Huzeyme 2036, Tabarani Mucemu’l-Kebir 10945, Ahmed bin Hanbel Müsned 1/291

(47) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

Hamza bin Amir el-Eslemi (Radiyallahu Anh), Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e:

Seferde oruç tutabilir miyim? dedi. O çok oruç tutan bir kimseydi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:

“İstersen oruç tut, istersen iftar et.”

Buhari 1812, Müslim 1121/102, Malik 1/295, Ebu Davud 4202, Nesei 2305, Tirmizi 711, Darimi 2/89, İbni Mace 1662, İbni Hibban 3560, İbnu’l-Carud 397, Begavi 1760, Ahmed bin Hanbel Müsned 6/46, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 927

(48) Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir seferde idi, bir ara izdiham ve üzeri gölgelenen bir adam gördü ve şöyle buyurdu:

−“Bu nedir?”

Sahabe:

−Oruçludur, dediler. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:

−“Seferde oruç tutmak asla iyilik değildir!”

Buhari 1814, Müslim 1115/92, Ebu Davud 2407, Nesei 4/176, 177, Darimi 2/9, İbni Hibban 3552, İbni Huzeyme 2017, İbnu’l-Carud 399, Beyhaki 4/242, Begavi 1764, Ahmed bin Hanbel Müsned 3/299, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 925

(49) Enes (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber bir seferde idik. Gölgesi en çok olanımız, elbisesi ile gölgelenen idi. O gün oruç tutanlar hiçbir iş yapmadılar. Oruç tutmayanlar ise, develeri sürdüler, bütün hizmetleri gördüler ve hastaları tedavi ettiler. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Bu gün oruç tutmayanlar ecrin hepsini alıp gittiler!”

Buhari 2714, Müslim 1118/100, Nesei 2282, İbni Ebi Şeybe 2/431/3, İbni Huzeyme 2032, İbni Hibban 3559, Beyhaki 4/243, Ebu Ya’la 4203

(19) Kadir Gecesinin Fazileti

(50) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Herkim imanla ve ecrini Allah’tan umarak Ramazan orucunu tutarsa onun geçmiş günahları mağfiret olunur. Herkim de imanla ve ecrini Allah’tan umarak kadir gecesini ihya ederse onun geçmiş günahları mağfiret olunur.”

Buhari 1868, Müslim 760/175, Ebu Davud 1372, Nesei 2201, Begavi 1707, Albânî Sahîhu’l-Cami’ 6441

(51) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Sizler Kadir Gecesini Ramazan’ın son on günündeki tek gecelerde arayınız!”

Buhari 1870, Müslim 1169/219, Tirmizi 797, Ahmed bin Hanbel Müsned 24346, Albânî Sahîhu’l-Cami’ 2922

(52) Ubâde bin Samit (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kadir gecesini bize haber vermek için mescide çıkmıştı. Müslümanlardan iki adam kavga ettiler. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Kadir gecesini haber vermek için çıkmıştım, falan ve falan birbiriyle kavga ettiler (onun malumatı benden) kaldırıldı. Böyle olması sizin için belki daha hayırlıdır. Sizler onu (yirmiden sonraki) dokuzuncu, yedinci, beşinci gecelerde arayınız!”

Buhari 1874, Darimi 2/2728, İbni Ebi Şeybe 2/487/3, İbni Huzeyme 2198, Beyhaki 4/311, Begavi 1821, Tayalisi 576, Malik 1/320/13

(53) Zerrubnu Hubeyş (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

“Ubeyy bin Ka’b (Radiyallahu Anh)’a kardeşin, Abdullah ibni Mesud (Radiyallahu Anh):

−Seneyi ihya eden kimse, kadir gecesine isabet eder diyor! dedim. Ubeyy bin Ka’b (Radiyallahu Anh)’da şöyle dedi:

−Allah ona rahmet etsin, insanların ona güvenip dayanmamasını istemiştir. Oysa Abdullah ibni Mesud (Radiyallahu Anh), kadir gecesinin Ramazanda, Ramazanın son on gününde ve yirmi yedinci gecede olduğunu elbette bilir. Sonra istisna etmeksizin yemin etti ve şöyle dedi:

−Kadir gecesi yirmi yedinci gecedir. Ben:

−Ya Eba’l-Münzir! Hangi şeye dayanarak böyle söylüyorsun! dedim. Ubeyy bin Ka’b (Radiyallahu Anh)’da şöyle dedi:

−Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in haber verdiği alamet veya ayetle, güneş o gecenin sabahında şuasız olarak doğar!”

Müslim 1169/220, Humeydi 375, Ebu Davud 1378, Tirmizi 793, İbni Hibban 3689, İbni Huzeyme 2191, 2193, Beyhaki 4/312, Begavi 1828, Abdurrezzak 7700