Kur’an’ı Kerim’in Özellikleri

1) Kur’an, Allah’ın indirdiği tüm kitap ve sahifelerin içerdiği ilahi vahiylerin hepsinin kapsayıcı bir özetidir. O; tevhid, ibadet, hükümler ve güzel ahlak gibi önceki kitaplarda gelen hak prensipleri tasdik eder, onlardaki tahrif ve sonradan girme şeyleri reddeder.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“…(Bu Kur’an) iftira olunan bir söz değildir. Lakin O, kendinden öncekileri tasdik eden, her şeyin bir açıklaması ve iman eden bir toplum için bir hidayet ve rahmettir.”

Yusuf 111, Maide 48, Yunus 37

2) Kur’an diğer kitap ve sahifelerin hilafına indirildiği günden kıyamete kadar gelmiş ve gelecek tüm cin ve insanlara indirilmiştir. Önceki kitaplar ise belli kavimlere has olarak indirilmekteydi.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Kim İslam’dan başka bir din ararsa, bilsin ki (o din) ondan kabul edilmeyecek ve o, ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır.”

Âl-i İmran 85

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“O (Kur’an), ancak alemler (herkes) için bir öğüttür.”

Kalem 52

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“…Bu Kur’an bana, kendisiyle sizi ve ulaştığı herkesi uyarmam için vahyolundu…”

En’am 19

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Muhammed’in nefsi elinde olan Allah’a yemin ederim ki, bu ümmetten Yahudi ve Hristiyan herhangi bir kimse beni işitir de, sonra benimle gönderilene iman etmediği halde ölürse muhakkak ateş ahalisinden olur!”

Müslim 153/240

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

Hani cinlerden bir gurubu, Kur’an’ı dinlemeleri için sana yöneltmiştik. Kur’an’ı dinlemeye hazır olunca ‘Susun!’ demişler, bitince de uyarıcılar olarak kavimlerine dönmüşlerdi. ‘Ey kavmimiz! Muhakkak biz Musa’dan sonra indirilen, kendinden öncekini doğrulayan, hakka ve dosdoğru yola ileten bir kitap dinledik.’ dediler.”

Ahkaf 29, 30

Cin Suresi 1 ve 2. ayetlerde de benzeri lafızlarla bildirilen haberin devamında cinlerin dinledikleri o Kur’an’a iman ettikleri beyan edilmektedir.

3) Kur’an Allah’ın dilediği vakte kadar baki kalacaktır. Çünkü Allah O’nu korumayı üzerine almış ve hükümlerinin devamlı olması için de onda kalıcı hükümler koymuştur. Bu nedenle ilmi gerçekler Kur’an’ın ifade ettiklerini destekler mahiyette ortaya çıkmaktadır.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Zikri (Kur’an’ı) kesinlikle biz indirdik. Elbette O’nu, yine biz koruyacağız.”

Hicr 9

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“…Muhakkak ki O, eşsiz bir kitaptır. O’na önünden de, ardından da batıl gelemez. Hakim ve Hamid (Allah) tan indirilmedir.”

Fussilet 41-42

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“İnsanlara ufuklarda ve kendi nefislerinde ayetlerimizi (delillerimizi) göstereceğiz ki, O (Kur’an) ın hak olduğu onlara iyice belli olsun…”

Fussilet 53

4) Kur’an’ı Kerim; Allah’ın sözü, O’nun apaçık kitabı ve sağlam bir ipidir. Allah O’nu elçisine ümmet için bir anayasa olsun, insanları karanlıklardan aydınlığa çıkartsın ve dosdoğru yol olan sırat-ı müstakime iletsin diye indirmiştir.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Allah’ın sana gösterdiği şekilde insanlar arasında hükmedesin diye, sana kitabı hak ile indirdik…”

Nisa 105

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Elif, Lam, Ra. (Bu) Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, Aziz ve Hamid olan (Allah) ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır.”

İbrahim 1

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Rızasını arayanı, Allah O’nunla kurtuluş yollarına götürür ve onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır, sırat-ı müstakime iletir.”

Maide 16

5) Kur’an, harf ve manaları ile Allah’ın kelamı olup, O’ndan gelmiş ve O’na dönecektir. Kur’an mahluk olmayıp Allah’tan indirilmedir. O’nu Cebrail (Aleyhisselam)’a vahyetti, o da Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e indirdi. O Arapça olarak indirildi ve bize de tevatürle nakledildi.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Muhakkak ki O (Kur’an) alemlerin Rabbinin indirmesidir. O’nu Ruhu’l-Emin, uyarıcılardan olasın diye apaçık Arap dili ile senin kalbine indirmiştir.”

Şuara 192-195

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“…Allah’ın Kitabı bir gecede (kaldırılıp) götürülecek ve yeryüzünde O’ndan bir tek ayet kalmayacaktır…”

İbni Mace 4049

6) Kur’an’ı Kerim, Levh-i Mahfuz’da yazılıdır, göğüslerde (kalplerde) muhafaza edilir, dillerle okunur ve sahifelerde yazılıdır. O, ilk defa hicretin 11. senesinde Yemame Savaşında 70 hafızın şehid oluşu sebebiyle Ömer (Radiyallahu Anh)’ın kendisine başvurusu üzerine Ebu Bekir (Radiyallahu Anh) tarafından toplanıp kitap haline getirilmiştir.

Buhari 5081, 7046

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Hayır, O ilim sahiplerinin göğüslerinde (yerleşen) apaçık ayetlerdir.”

Ankebut 49

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Bilakis O, Levh-i Mahfuz’da bulunan şerefli bir Kur’an’dır.”

Buruc 21-22

7) Kur’an’da öncekilerin de, sonrakilerin de haberleri, göklerle yerin ve diğer mahlukatın yaratılışı açıklandığı gibi, helal ve haramlar, edep ve ahlakın esasları, ibadet ve muamelatın hükümleri, nebi ve salih insanların yaşantıları, geçmiş kavimlerin kıssaları, mü’minlerin ve kafirlerin görecekleri karşılıklar, ölüm ve ölümden sonraki hayatın teferruatı, cennet ve cehennemin özellikleri etraflıca anlatılmıştır. Bu kitap kalplerde ve bedende bulunan hastalıklara şifa, her şey için bir beyan, mü’minler için de hidayet ve rahmet olarak indirilmiştir.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“…Bu Kitabı sana her şey için bir açıklama, bir hidayet ve rahmet, Müslümanlar için de bir müjde olarak indirdik.”

Nahl 89

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Ey insanlar! Size Rabbinizden bir öğüt, kalplerdeki (hastalıklara) bir şifa, mü’minler için bir hidayet ve rahmet gelmiştir.”

Yunus 57

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ashabından bir topluluk bir sefer esnasında bir kavme uğradılar. Onları misafir etmek istemeyen o kavmin liderini zehirli bir hayvan soktu. Kendileri ona bir çare bulamayınca sahabilerden yardım istediler, bunun üzerine Ebu Said el-Hudri (Radiyallahu Anhuma) hasta olan o lidere Fatiha Suresi’ni okuyup üfleyerek rukye yaptı ve adam iyileşti.

Buhari 5771, 5772, Müslim 2201/65, 66

8) Kur’an’ı Kerim, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in en büyük ve ölümsüz mucizesi olup, semavi kitapların sonuncusudur. Bu sebeple hükmü kaldırılamaz ve değiştirilemez. O’ndan bir tek harf dahi eksilten veya inkar eden yahut O’na ilave yapan küfre düşer.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Rabbinin sözü doğruluk ve adalet bakımından tamamlanmıştır. O’nun kelimelerini değiştirecek kimse yoktur…”

En’am 115, Kehf 27

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Nebilerden her bir nebiye muhakkak surette, iman edilen ayetlerin mucizelerin benzeri veya insanların kendisine iman ettiği mucizelerden verilmiştir. Hiç şüphesiz ki bana ihsan olunan mucize, Allah’ın bana vahyettiği Kur’an’ı Kerim’dir.”

Buhari 5076, 7140, Müslim 152/239

Kur’an’ı Kerim’in Mucize Oluşu

Alimler Kur’an’ın Mucize Oluşunu Üç Başlık Altında Toplamışlardır

a) Lugavi Mucizeliği: Arapça en zengin ve üstün bir dil olmasına ve Kur’an’ın indirildiği dönemlerde de en parlak dönemlerini yaşamasına rağmen Kur’an karşısında aciz kalmış, Kur’an’ı inkar eden dil alimleri O’nun bir kusurunu bulamamanın acziyetini yaşamışlar, Allah’ın;

“Eğer doğru söylüyorlarsa O’nun benzeri bir söz getirsinler bakalım!”

Tur 34

Şeklindeki meydan okumasına cevap verememişlerdir.

b) İlmi Mucizeliği: Kur’an, tüm insanları düşünüp ibret almaya teşvik etmekte, onlara bilginin kapılarını açmakta ve ilim yolunda ilerleyip her yeni ilmi kabul etmeye çağırmaktadır. Aynı zamanda Kur’an’da, doğru yolu göstermek için verilmiş ilmi işaretler vardır.

c) Teşrii Mucizeliği: Kur’an’ı Kerim;

(1) Ferdin terbiyesiyle işe başlar, onun vicdanını tevhid akidesiyle özgür kılar. Ferdin terbiyesi ile toplumun ıslahı ayrılmaz bir bütündür.

(2) Bundan sonra toplumun çekirdeği olan ailenin kurulmasına ve onun ıslahına yönelir.

(3) Aileden sonra da toplumu yöneten hükümet nizamını ortaya koyar. Bilindiği gibi bu, ferdi otoriteyi men eden şura (danışma) ve eşitlik yönetimidir. Yasama hakkı insanlara bırakılmamış, kanunları bizzat mahlukatını en iyi tanıyan ve onlara en faydalısını emreden Yüce Yaratıcı koymuştur.

(4) Toplum içi ilişkilerden sonra, barışta ve savaşta Müslümanlarla komşuları arasındaki uluslararası ilişkileri belirlemiştir.

Kur’an, insan için zaruri olan şu beş esasın korunmasını istemiş ve onları garanti altına almıştır: Can güvenliği, din güvenliği, ırz/namus güvenliği, mal güvenliği ve akıl güvenliği.

9) Kur’an, önceki kitapların indirildiği gibi tek bir seferde indirilmemiş, olayların akışına, durum ve şartların gereğine uygun olarak 23 yıllık sürede parça parça indirilmiştir.

Sahih olan görüşe göre Allah-u Teâlâ, Kur’an’ı, Kadir Gecesi’nde Levh-i Mahfuz’dan, dünya semasındaki Beytü’l-İzzet’e bütün olarak bir kerede indirmiş, oradan da Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e parça parça indirilmiştir. Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Biz O’nu (Kur’an’ı) Kadir Gecesi’nde indirdik.”

Kadr 1

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Biz O’nu mübarek bir gecede indirdik.”

Duhan 3

Kur’an’ın Parça Parça İndirilişinin Hikmeti

a) Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in kalbini pekiştirmek:

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Elçi olan nebilerin haberlerinden, kalbini sabit kılıp pekiştirecek her haberi sana anlatıyoruz…”

Hud 120

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Onların söylediklerine sabret ve onlardan güzellikle ayrıl. Nimet içinde yüzen o yalancıları Bana bırak ve onlara biraz mühlet ver.”

Müzzemmil 10, 11

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Onların sözleri seni üzmesin, şüphesiz ki bütün izzet Allah’ındır…”

Yunus 65

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“…Biz O’nunla senin kalbini sağlamlaştırmak için O’nu böyle (indirdik) ve ağır ağır okuduk.”

Furkan 32

b) Meydan okuma ve müşriklerin soru ve itirazlarına cevap verme:

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Onların sana getirdiği her misale karşı mutlaka biz sana gerçeği ve en güzel açıklamayı getiririz.”

Furkan 33

Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) Kur’an’ın indirilişi hakkında şöyle demektedir:

“Müşrikler ortaya yeni bir iddia/iftira attıklarında Allah da onlar için bir cevap indiriyordu.”

Suyuti el-İtkan fi Ulumi’l-Kur’an Kur’an İlimleri Ansiklopedisi 1/100, İbni Ebi Hatim

c) Kur’an’ı Kerim’i ezberlemeyi ve anlamayı kolaylaştırma:

Kur’an ümmi okuma yazma bilmeyen bir topluma inmişti. İndirilen vahyi anlamaları, hayatlarına aktarmaları ve ezberleyebilmeleri için parça parça indirilmesi en uygun olanıdır. Nitekim Allah-u Teâlâ:

“Andolsun ki Kur’an’ı öğüt alınması için kolaylaştırdık, öğüt alan yok mu?”

Kamer 17

Buyurarak O’nun kolaylaştırıldığını haber vermiş, Ebu Said el-Hudri (Radiyallahu Anhuma)’da Kur’an’ı sabah beş ayet, akşam da beş ayet olarak öğretmiş ve Cebrail (Aleyhisselam)’ın O’nu beşer ayet beşer ayet indirdiğini haber vermiştir.”

El-İtkan fi Ulumi’l-Kur’an 1/102, İbni Asakir, Beyhaki Şuabu’l-İman

d) Olaylara uygun hareket etme ve teşride derece derece ilerleme:

Kur’an başlangıçta iman esaslarını içeriyor ve putperestliği reddediyordu. Akabinde güzel ahlakı emrediyor, kötülük ve hayasızlığı yasaklıyordu. Devamında helal ve haramın kaidelerini açıklıyor ve dinin farzlarını emrediyordu. Muamelatın asılları Mekke’de indirildiği halde, hükümlerin ayrıntıları Medine’de indirilmiştir.

Bu hususta Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle demektedir:

“Kur’an’dan ilk inen Mufassal’dan bir suredir. Onda cennet ve cehennem zikredilmiştir. Nihayet insanlar ardı ardına İslam’a girince helal ve haram nazil oldu.

Eğer önce:

−‘Şarap içmeyin!’ emri inseydi muhakkak ki insanlar:

−‘Biz şarabı asla terk etmeyiz!’ derlerdi.

Şayet önce:

−‘Zina etmeyin!’ emri inseydi, muhakkak ki onlar:

−‘Biz zinayı asla terk etmeyiz!’ derlerdi.”

Buhari 5090

10) Kur’an’ı Kerim 114 sureyi ihtiva eder. Bunlardan 82’si Mekke’de, 20’si Medine’de indirilmiş olup 12’sinin indiği yer hakkında ihtilaf vardır. Kur’an ayetlerinin sayısı ise elimizdeki mushaflarda 6.236 olup, bu Kufelilerin görüşüdür. Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma)’ya göre kelime sayısı 77.934, harf sayısı ise 32.3671’dir.

Surelerin tertibi Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zamanında yapılmıştır. Daha sonra bunlar Ebu Bekir (Radiyallahu Anh) zamanında mushafın içine toplandı, Osman (Radiyallahu Anh) döneminde ise tek bir imla üzere yazılıp çoğaltıldı.

Buhari 5083

Sureler uzunluklarına göre dört bölüme ayrılmış ve bu bölümler şöyle isimlendirilmiştir:

a) Tıval (Uzun sureler): Bakara, Âl-i İmran, Nisa, Maide, En’am, A’raf, Enfal, Tevbe ve Yunus.

b) Miun (Ayet sayısı yüzden fazla olanlar): Yunus, Hud, Yusuf, Nahl, İsra, Kehf, Ta-Ha, Enbiya, Mü’minun, Şuara ve Saffat.

c) Mesani (Ayet sayısı yüzden aşağı olanlar): Ra’d, İbrahim, Hicr, Meryem, Hac, Nur, Furkan, Neml, Kasas, Ankebut, Rum, Lokman, Secde, Ahzab, Sebe, Fatır ve Yasin.

d) Mufassal (Kur’an’ın sonunda bulunanlar): Hangi sureden başladığı ihtilaflıdır. Bazılarına göre Sad Suresi’yle başlarken, İmam Nevevi’ye göre Hucurat Suresi’yle başlamaktadır.

Ümmetin Kur’an’a Karşı Sorumlulukları

1) Kur’an’ı okumak, ezberlemek, tefekkür etmek, misal ve kıssalarından ibret almak:

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“…Bana Müslümanlardan olmam ve Kur’an’ı okumam emredildi. Herkim doğru yola gelirse, kendisi için gelir. Herkim de dalalete düşerse (saparsa) de ki: Ben ancak uyarıcılardanım.”

Neml 91-92

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Allah’ın Kitabı’nı okuyanlar, namazı kılanlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık infak edenler asla zarara uğramayacak bir ticaret umarlar.”

Fatır 29

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“…Allah, umulur ki tefekkür edersiniz diye size ayetleri işte böyle beyan eder.”

Bakara 219-266

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Hala Kur’an’ı gereğince düşünmezler mi? Eğer O Allah’tan başkası tarafından gelmiş olsaydı O’nda birçok tutarsızlık bulurlardı.”

Nisa 82

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Hayır, O ilim sahiplerinin göğüslerinde (yerleşen) apaçık ayetlerdir.”

Ankebut 49

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“İşte biz bu misalleri insanlar için getiriyoruz. Fakat onları ancak iyi bilenler akleder (anlar).”

Ankebut 43

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Andolsun onların (geçmiş nebi ve ümmetlerin) kıssalarında akıl sahipleri için ibret vardır…”

Yusuf 111

2) Kur’an’ın helallerini helal, haramlarını da haram kabul ederek emirlerini yapmak, yasaklarından kaçınmak, hududunu çiğnememek ve muhkem (anlaşılır) ayetleriyle amel edip müteşabih (anlamı bilinmeyen) ayetlerine de iman etmek ve teslim olmak:

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Ey iman edenler! Allah’ın size helal kıldığı iyi ve temiz şeyleri haram kılmayın ve sınırı aşmayın. Allah sınırı aşanları sevmez.”

Maide 87

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Kendilerine kitap verilenlerden olup da Allah’a ve ahiret gününe inanmayan, Allah ve Rasulü’nün haram kıldığını haram saymayan ve hak dini kendine din edinmeyen kimselerle küçülerek elleriyle cizye verinceye kadar savaşın.”

Tevbe 29

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Bunun sebebi, …iman edenlerin Rablerinden gelen hakka uymuş olmalarıdır…”

Muhammed 3

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Eğer yasaklandığınız büyük günahlardan sakınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi şerefli bir yere girdiririz.”

Nisa 31

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“…İşte bunlar Allah’ın hudududur. Sakın onları aşmayın (çiğnemeyin). Kim Allah’ın hudutlarını aşarsa işte onlar zalimlerin ta kendileridir.”

Bakara 229

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Sana Kitabı indiren O’dur. O’nun bazı ayetleri muhkem (hükmü açık)tır ki bunlar Kitabın aslı (anası)dır. Diğerleri de müteşabih (anlaşılmayan, bilinmeyen)dir. Kalplerinde sapma olanlar, fitne çıkarmak ve onu te’vil etmek için O’ndaki müteşabih ayetlerin peşine düşerler. Halbuki O’nun te’vilini ancak Allah bilir. İlimde yüksek payeye ulaşanlar ise; “O’na inandık, hepsi Rabbimizin katındandır.” derler. (Bunu) ancak akıl sahipleri düşünüp anlar.”

Âl-i İmran 7

Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Âl-i İmran Suresi 7. ayeti okudu ve:

−‘Sen Kur’an’ın yalnız müteşabih ayetlerine uyanları gördüğünde, işte onlar Allah’ın (bu ayette) isimlendirdiği kimselerdir. Bu sebeple onlardan sakının!’ buyurdu.”

Buhari 4246, Ebu Davud 4598

3) İnsanları Kur’an’a çağırmak:

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Sen Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır (davet et) ve onlarla en güzel şekilde mücadele et!…”

Nahl 125

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Sizden, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten men eden bir topluluk bulunsun, işte onlar felaha (kurtuluşa) erenlerdir.”

Âl-i İmran 104

Ehli Sünnet ve’l-Cemaat, Kur’an’ı öğrenmeye, az da olsa mutlaka her gün okumaya, anlamaya çalışmaya, öğrenip anladıklarını hayatına yansıtmaya, O’nu ezberlemeye ve bilmeyenlere öğretmeye büyük önem gösterirler. Çünkü Kur’an’ı okumak Allah’a yapılan ibadetlerden birisidir ve bu ibadet neticesinde her bir harfin okunması karşılığında bir iyilik sevabı alınmaktadır.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in bu hususlardaki buyruklarından birkaçı şunlardır:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Herkim Allah’ın Kitabı’ndan bir harf okursa karşılığında onun için bir hasene (iyilik) vardır. Her bir hasene ise on katı ile karşılık görür. Ben size elif lam mim bir harftir demiyorum. Elif bir harftir, lam bir harftir, mim de bir harftir.”

Tirmizi 3074

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Sizin en hayırlınız Kur’an’ı öğrenen ve Onu öğreten kimsedir.”

Buhari 5120, Ebu Davud 1452, Tirmizi 3070, 3071, İbni Mace 211, 213

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Kur’an’ı okuyun! Çünkü O kıyamet gününde okuyucularına şefaatçi olarak gelecektir…”

Müslim 804/252

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Kim Kur’an’ı okur, öğrenir ve onunla amel ederse kıyamet gününde anne ve babasına, güneşin ışığı gibi parlak nurdan bir taç ve dünyada eşi olmayan iki hulle (elbise) giydirilir…”

Hakim 2132, Terğib ve Terhib 3/277

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Kur’an ehline (Kur’an’ı okuyana):

−‘Oku ve yüksel! O’nu dünyada okuduğun gibi tertil üzere (yavaş yavaş) oku! Muhakkak ki senin, menzilin (durağın) okuduğun son ayetin yanındadır, denilir.”

Ebu Davud 1464, Tirmizi 3080, İbni Mace 3780

Salih selefimizin Kur’an okuma miktarı hususunda çeşitli uygulamaları vardı. Kur’an’ın çokça tilaveti meselesinde bize birçok haber ulaşmıştır. Sahabeden güçlü olanlar yedi günde, bazıları bir ayda, bazıları iki ayda, bazıları da biraz daha uzun müddette hatim yaparlardı. Ancak Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 3 günden kısa sürede hatmi yasaklamış, sebep olarak da onun Kur’an’ı anlayamayacağını zikretmiştir.

Buhari 1087, Tirmizi 3119

Ahmed bin Hanbel (Rahmetullahi Aleyh), özürsüz olarak Kur’an hatminin 40 günü aşmasını mekruh görmüştür.

Ebu Hanife (Rahmetullahi Aleyh) ise:

“Kim senede iki defa Kur’an’ı hatmederse hakkını vermiş olur.” demiştir.

İmam Nevevi, el-Ezkar’da şöyle demiştir:

“Tercih olunan hatim süresinin kişilere göre değişmesidir. Tefekkür ederek okuyanlar, okuduğunu iyice anlayacak kadar ayetle yetinmelidir. Önemli toplumsal ve dini işlerle uğraşanlar ile ilim yaymakla meşgul olanlar görevlerine engel olmayacak ölçüde okumalıdırlar. Bunların haricindekiler ise usandırıcı dereceye varmadan mümkün olduğu kadar tilaveti çoğaltmalıdırlar.”

Nevevi Muhtasar Dualar ve Zikirler 117, El-İtkan fi Ulumi’l-Kur’an 1/249

Kur’an Hatminin Adabı

Her ne kadar hatim adabıyla ilgili olarak merfu bir hadis veya uygulama yoksa da bir kısım sahabe ve tabiinin uygulamasına binaen şunlar yapılır:

1) Hatim sonrası aile fertleriyle topluca dua edilir,

2) Hatim bitince başa dönülerek en az Fatiha Suresi ile Bakara’nın ilk 5 ayeti okunur.

Merfu: Senedi Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e dayanan, yani onun sözleri ve uygulamalarına dair hadislere denir. Sahabe sözlerine de mevkuf hadis denilmektedir.

Kur’an Okuma Adabı

1) Abdestli olmak,

2) Temiz bir yerde okumak,

3) Huşu, sekinet ve vakar ile okumak,

4) Okumaya başlamadan ağzı ve dişleri temizlemek,

5) Okumaya başlarken istiaze (euzu) okumak,

6) Tevbe Suresi hariç, her surenin başlangıcında besmeleyi okumak,

7) Tertil üzere okumak. Tertil, harflerin ve kelimelerin hakkını vermek, onları tane tane ve tecvit kaidelerine uygun olarak okumaktır.

8) Okuduğunu düşünüp tefekkür etmek, tesbih ayetinde Allah’ı tesbih etmek, istek ayetinde Allah’tan istemek, sığınma gerektiren ayetlerde Allah’a sığınmak,

9) Mükafat ayetlerinden etkilenip gayrete gelmek, azap ve ceza ayetlerinden etkilenip korkmak ve hataları terk etmek,

10) Güzel sesle okuyarak Kur’an’ı güzelleştirmek,

Ebu Davud 1468

11) Riya, başkalarına eziyet verme vb. endişelerin olmadığı durumlarda açıktan yüksek sesle okumak,

12) Kur’an’ı Mushaf’tan okumak, ezbere okumaktan daha faziletlidir.

13) Tilavet esnasında lüzumsuz şeyleri terk etmek,

14) Mushaf tertibine göre sureyi başından sonuna doğru okumak,

15) Kur’an okunurken konuşmamak, susup dinlemek,

16) Secde ayeti okunduğunda tilavet secdesi yapmak,

Sahih sünnette bildirilen secde ayetleri 6’dır: Hacc 18, 77, Sad 24, Necm 62, İnşikak 21, Alak 19

17) Kur’an tilaveti sebebiyle bir ücret almamak,

18) Tilavetten sonra Allah’tan dilediğini istemek.

Kur’an’ın tilaveti hakkında en büyük Kur’an alimlerinden olan Abdullah ibni Mes’ud (Radiyallahu Anh) şöyle demiştir:

“Kur’an okurken onu, çürümüş hurmanın dağılması gibi dağıtmayın! Onu şiir gibi de okumayın! İbret verici ve olağanüstü şeyler ihtiva eden ayetler üzerinde durup düşünün! Bununla kalplerinizi harekete geçirin. Maksadınız sureyi bitirmek olmasın!”

Acurri Hameletü’l-Kur’an, El-İtkan fi Ulumi’l-Kur’an 1/253

Ehli Sünnet, Kur’an’ın tefsir edilmesine ehemmiyet verir, ancak kişisel görüşlere dayanarak tefsir edilmesini caiz görmez. Kur’an; Kur’an’la, sünnetle, sonra sahabe sözleriyle, sonra tabiin sözleriyle ve de Arap dili yardımıyla tefsir edilir. Aksi bir davranış Allah ve kelamı hakkında bilgisizce konuşmaktır ve şeytani bir davranıştır.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Ey insanlar! …Şeytanın adımlarına uymayın, çünkü o sizin açık bir düşmanınızdır. O size ancak kötülüğü, fuhşiyatı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder.”

Bakara 168-169

Son olarak; kitaplara imanın faydaları:

1) Allah’ın kullarına yaptığı yardım bilinir.

2) Yüce Allah’ın şeriatı ve ondaki hikmetler bilinir.

3) Bunları öğrenen Allah’ın nimetlerini fark eder ve O’na şükreder.