(88) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:
“Ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in kurbanlıklarının gerdanlıklarını büktüm. Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onları kurbanlık alameti yaptı ve gerdanlıklar taktı. Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu hayvanları Kâbe’ye gönderdi...”
Buhari 1613, Müslim 1321/359, Ebu Davud 1757, Nesei 2782, İbni Mace 3098
(89) Misver bin Mahreme ve Mervan bin Hakem (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dediler:
“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hudeybiye vaktinde Medine’den yüzer kişilik on kadar sahabe içinde yola çıktı. Zulhuleyfede oldukları zaman Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hediye kurbanlığına gerdanlık taktı, nişanladı ve umre niyetiyle ihrama girdi.”
Buhari 1611
(90) Cabir (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sonra kurban kesme yerine gitti. Kurban edilmek üzere hazırlanmış yüz deveden altmış üç tanesini kendi eliyle kesti. Sonra bıçağı Ali (Radiyallahu Anh)’a verdi. O da geri kalan develeri kesti. Ali (Radiyallahu Anh)’a kendi kurbanında ortak etmişti. Sonra her bir deveden bir parça et alınıp pişirilmesini emretti. Onlar da bir tencereye konuldu ve pişirildi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile Ali (Radiyallahu Anh) onların etlerinden yediler ve suyundan içtiler. Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) devesine binerek Mekke’ye geldi ve Beyti ifada tavafı yaptı...”
Müslim 1218/147, Ebu Davud 1905, Nesei 2711, İbnu’l-Carud 465, 469, İbni Mace 3074, İbni Hibban 3944, Beyhaki 8827, Ahmed bin Hanbel Müsned 14447, Albânî 1017
(91) Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
Biz, Mina’da kurbanlık develerimizin etlerinden üç günden fazla yemezdik! Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize ruhsat verdi ve şöyle buyurdu:
“Kurban etlerinizi yiyiniz ve azık yapınız.”
Biz de ondan yedik ve azık yaptık.
Buhari 1628, Müslim 1972/29
(92) Ali bin Ebi Talib (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kurbanlıklarına nezaret etmemi, etlerini, derilerini ve çullarını tasadduk etmemi; kasaba bunlardan bir şeyi ücret olarak vermememi bana emretti! Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Biz ona kesim ücretini kendi yanımızdan veririz!”
Müslim 1317/348, Buhari 1625, Ebu Davud 1769, İbnu’l-Carud 483, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 1161
(93) Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
“Biz, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber hac niyetiyle telbiye getirerek yola çıktık. Nihayet Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizden her yedi kişinin ortaklaşa bir deve yahut sığır kurban etmemizi emretti.”
Müslim 1318/351, Ahmed bin Hanbel Müsned 3/291, 293, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 4/253
(94) Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
“Biz, Hudeybiye senesinde Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber deveyi yedi kişi adına, sığırı da yedi kişi adına kurban ettik.”
Müslim 1318/350, Malik 2/486, Ebu Davud 2809, Tirmizi 904, İbni Mace 3132, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 4/253
(95) Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
“Biz, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber iken umre ile temettu haccı yapıyorduk. Bir sığırı yedi kişi adına müşterek olarak kesiyorduk.”
Müslim 1318/355, Ebu Davud 2807, Nesei 4405, İbnu’l-Carud 479, İbni Huzeyme 2/287, 288, Beyhaki 5/295, Ahmed bin Hanbel Müsned 14269
(96) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) birinci kurban kesme gününde ifada tavafını yapar sonra döner öğlen namazını Mina’da kılardı...”
Müslim 1308/335, Ebu Davud 1998, İbnu’l-Carud 486, Hakim 1/475, Beyhaki 5/144, Ahmed bin Hanbel Müsned 2/34
(97) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Kâbe’yi tavaf ederken elini başka birinin eline bir kayışla yahut bir iple bağlamış bir insanın yanından geçti. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendi eliyle bu bağı kopardı ve şöyle buyurdu:
“Bu insanı eliyle güt!”
Buhari 1551, 1552
(98) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Beytin etrafını tavaf etmek namaz kılmak gibidir! Ancak siz tavaf ederken konuşursunuz. Sizden tavafta kim konuşursa sadece hayır konuşsun!”
Tirmizi 960, Darimi 2/44, İbni Huzeyme 2739, İbni Hibban Mevarid 998, İbnu’l-Carud 461, Ebu Nuaym Hilye 8/128, Hâkim 1/459, 2/267, Beyhaki 5/85, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 121
(99) İbni Cureyc (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:
“Bana, Ata bin Ebi Rebah (Rahmetullahi Aleyh) haber verdi. İbni Hişam hac emirliği sırasında kadınların erkeklerin beraberinde tavaf etmelerini men ettiği zaman Ata, İbni Hişam(Rahmetullahi Aleyh)’e Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in kadınları erkeklerin beraberinde tavaf etmiş oldukları halde, sen bu kadınları nasıl men edersin? demiştir. İbni Cureyc (Rahmetullahi Aleyh) dedi ki:
Ben, Ata (Rahmetullahi Aleyh)’e:
−Kadınların erkeklerin beraberinde yaptıkları tavafları, hicap ayetinin inişinden sonra mı, yoksa önce miydi? dedim. Ata (Rahmetullahi Aleyh):
−Evet, ömrüme yemin olsun ki, ben hicap ayetinden sonra o kadınların, erkeklerin beraberinde tavaf ettiklerine eriştim, dedi. İbni Cureyc (Rahmetullahi Aleyh) dedi ki:
Ben, Ata (Rahmetullahi Aleyh)’e:
−Kadınlar erkeklere nasıl karışırlar? dedim. Ata (Rahmetullahi Aleyh):
−Kadınlar erkeklere karışmazlardı! Aişe (Radiyallahu Anha) erkeklerden ayrı bir yerde tavaf eder ve erkeklere karışmazdı! Aişe (Radiyallahu Anha) ile beraber tavaf eden bir kadın, Aişe (Radiyallahu Anha)’ya:
−Ey mü’minlerin annesi! Haydi, yürü de Hacerü’l-Esved’e el sürüp istilam edelim, dedi. Aişe (Radiyallahu Anha)’da ona:
−Benden ayrıl! dedi ve el sürmek suretiyle isti’lamdan çekindi! Aişe (Radiyallahu Anha) ve arkadaşları geceleyin tanınmaz halde çıkarlar ve erkeklerin beraberinde tavaf ederlerdi. Fakat bu kadınlar Beytin içine girdiklerinde, oradan çıkacakları vakte kadar, erkekler Beytten çıkarılmış olduğu halde içeride ibadetle kaim olurlardı dedi...”
Buhari 1550
(100) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:
“Bazı kimseler sabah namazından sonra Beyti tavaf ettiler, sonra da bir vaizin huzurunda oturdular. Nihayet güneş doğduğu zaman kalkıp namaza koyuldular. Bunun üzerine Aişe (Radiyallahu Anha):
−Oturdular oturdular da namaz kılmak mekruh olan şu vakitte kalkmış namaz kılıyorlar! dedi.”
Buhari 1558
(101) Abdulaziz bin Rufey (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:
“Ben Abdullah bin Zübeyr (Radiyallahu Anh)’ı gördüm. O fecr namazından sonra tavaf eder sonra da iki rekât namaz kılardı...”
Buhari 1559
(102) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
“Ey insanlar! Benim size söyleyeceğim şeyleri iyi işitin ve size söylediğim şeyleri bana tekrar işittirin! Gidip de Abdullah ibni Abbas şöyle dedi, Abdullah ibni Abbas böyle dedi, demeyin! Herkim Beyti tavaf edecekse, Hicrin arkasından tavaf etsin! Oraya Hatîm diye isim vermeyin! Kuşkusuz ki, cahiliye devrinde bir kimse orada yemin ederdi, peşinden oraya kamçısını yahut ayakkabısını yahut da yayını atardı!”
Buhari 3600
(103) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
“Abbas bin Abdulmuttalib (Radiyallahu Anh) hacılara zemzem suyu dağıtmak için Mina gecelerinde Mekke’de kalmak üzere Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den izin istedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de ona izin verdi.”
Buhari 1560, Müslim 1315/346, Ebu Davud 1959, İbni Mace 3065, İbnu’l-Carud 490, Ahmed bin Hanbel Müsned 2/19
(104) Bekir bin Abdullah el-Müzeni (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:
Ben, Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) ile beraber Kâbe’nin yanında oturuyorduk. Ona bir bedevi geldi ve:
−Ne oluyor ki, ben sizin amcaoğullarınızın halka bal şerbeti ve süt ile suladıklarını gördüm. Oysa siz insanlara hurma şerbeti ile suluyorsunuz. Bu durum sizdeki fakirlikten mi, yoksa cimrilikten mi? dedi. Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma):
−Allah’a hamd olsun, bizde hiçbir ihtiyaç ve hiçbir cimrilik yoktur! Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) devesine binili, arkasında Usâme olduğu halde geldi ve su istedi. Biz de kendisine bir kap şerbet verdik. O da bunu içti, fazlasını da arkasındaki Usâme’ye içirdi. Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
−“Güzel yaptınız, iyi yaptınız, böyle yapınız!”
Artık biz de Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in emrettiği şeyi değiştirmek istemiyoruz! dedi.
Not: Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in bu ifadesi, kolaylaştırma ve meşakkati ortadan kaldırmak içindir. Çünkü hurma bol olup herkeste bulunduğu için elde edilişi kolaydır. Bala gelince hurmanın hilafına onu her zaman bulmak ve ucuza elde etmek zor olup külfet meydana getirir.
Müslim 1316/347, Ebu Davud 2021, Ahmed bin Hanbel Müsned 1/369
(105) Harise bin Vehb (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Minada emin olduğu halde bize namazları ikişer rekât kıldırdı.”
Buhari 1054, Müslim 694
(106) Abdurrahman bin Yezid (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:
“Osman bin Affan (Radiyallahu Anh) bize Mina’da namazı dört rekât olarak kıldırdı. Bu durum Abdullah ibni Mes’ud (Radiyallahu Anh)’a söylendiğinde o:
‘İnna Lillahi ve İnna İleyhi Raciûn’ dedi. Sonra da:
−Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in arkasında Mina’da iki rekât kıldım. Ebu Bekir (Radiyallahu Anh)’ın arkasında Minada iki rekât kıldım. Ömer bin el-Hattab (Radiyallahu Anh)’ın arkasında Minada iki rekât kıldım. Ah, nasibim o dört rekât olacağına keşke kabul olmuş iki rekât alsaydı! dedi.”
Buhari 1055, Müslim 695
(107) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
İnsanlar hac sonunda her tarafa dağılırlardı. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'de şöyle buyurdu:
“Sizden hiç kimse son olarak Beyti tavaf etmeden dağılmasın!”
Müslim 1327/379, Ebu Davud 2002, Darimi 2/72, İbnu’l-Carud 495, İbni Huzeyme 2999, 3000, İbni Hibban 3897, Humeydi 502, Tabarani Mucemu’l-Kebir 1986, Beyhaki 5/161
(108) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Minadan hareket edip Muhassab mevkiine geldi ve burada öğle, ikindi, akşam, yatsı namazlarını kıldı. Sonra bu Muhassabda biraz uyudu. Daha sonra binitine binip Beyte doğru hareket etti ve Beyte veda tavafı yaptı...”
Buhari 1659, İbnu’l-Carud 493, İbni Huzeyme 2980
(109) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
“İnsanlar hac amellerinin sonuncusu olarak Beyti veda tavafı yapmakla emrolundu. Ancak bu veda tavafı hayız halindeki kadınlara hafifletildi.”
Buhari 1658, Müslim 1328/380, Beyhaki 9746
(110) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hacdan dönerken Mina’dan Mekke’ye doğru hareket etmek istedi. Bu sırada Safiyye (Radiyallahu Anha)’yı çadırının kapısında dertli ve hüzünlü bir halde gördü. Çünkü Safiyye (Radiyallahu Anha) hayız olmuştu. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Kureyş lehçesiyle şöyle buyurdu:
−“Akrâ, halkâ sen bizi yolumuzdan alıkoyacaksın! Sen kurban kesme günü ziyaret tavafı yaptın mı?”
Safiyye (Radiyallahu Anha):
−Evet, yaptım dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:
−“Öyleyse haydin hareket ediyoruz!”
Buhari 6120, Müslim 1211/387, İbni Mace 3073, Ahmed bin Hanbel Müsned 6/122, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 4/261
(111) Ömer bin Abdulaziz (Rahmetullahi Aleyh), Nemir’in kız kardeşinin oğlu Sâib (Rahmetullahi Aleyh)’e sorup:
Sen, Muhacirlerin Mekke’de ikameti hakkında ne işittin, dedi. Sâib bin Yezid (Rahmetullahi Aleyh) Ona:
−Ben el-Âlâ bin Hadramî (Rahmetullahi Aleyh)’den:
−Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu dediğini işittim dedi:
“Sader tavafından sonra Muhacirler için Mekke’de üç gece oturma ruhsatı vardır.”
Buhari 3688, Müslim 1352/442, Ebu Davud 2022, Nesei 1453, Tirmizi 949, İbni Mace 1073, İbni Hibban 3907, Humeydi 844, Tabarani Mucemu’l-Kebir 18/171, Beyhaki 3/147, Ahmed bin Hanbel Müsned 4/339
(112) Sumâme bin Abdullah bin Enes (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:
“Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) cimri olmadığı halde, deve semeri üzerine binmiş olarak hac etti ve Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in de binit devesi azığını ve eşyalarını taşıdığı halde devesinin semeri üzerine binip hac ettiğini rivayet etti.”
Buhari 1446
(113) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Allah için hac ve umreyi tamamlayın! Eğer (düşman ve benzeri bir engelle) çevrilmiş olursanız kolayınıza gelen kurbanı gönderin. Kurban, yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin!..”
Bakara Suresi 196
(114) Nafi (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:
“Abdullah ve Salim babaları Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) ile Hacac’ın ibni Zübeyr ile savaşmak için Mekke’ye geldiğini bu sebeple seninle Beytin arasında engel olacağını sanıyoruz şeklinde, konuştular. Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma):
−Biz Hudeybiye senesinde Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber umre yapıcılar olarak yola çıktık. Kureyş kâfirleri, Beytin berisinde ona ulaşmamıza engel oldular. Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kurbanlık develerini kesip başını tıraş ederek ihramdan çıktı, dedi.”
Buhari 1704
(115) Nafi (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:
“Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma), Haccac’ın ibni Zübeyr ile savaşmak için Mekke’ye geldiği yıl hac yapmak istedi. Kendisine:
–İnsanlar arasında bir harp vardır, biz onların seni hacdan men edip çevireceklerinden korkuyoruz! denildi. Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anh):
“Andolsun ki, Allah Rasulünde sizin için (uyulacak) en güzel örnekler vardır.” Ahzab Suresi 21 Eğer Beyti ziyaretten men edilirsem ben de Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yaptığı gibi yaparım. Ben sizleri Şahid yapıyorum ki, ben umre yapmayı kendime vacip kıldım, dedi. Sonra yola çıktı. Nihayet Zulhuleyfenin önündeki Beydâ mevkiine ulaştığı zaman:
−Hac ile umrenin hali engel sebebiyle ihramdan çıkışın mubahlığında farksız bir şeydir. Dolayısıyla, ben sizleri Şahid kılıyorum ki, ben umremle beraber haccı kendime vacip kıldım, dedi. Yolda Cuhfe yakınındaki Kudeyd mevkiinden satın aldığı kurbanı hediye kurbanı olarak sevk etti.
Bu tek kurban üzerine ziyade yapmadı. İhramın haram kıldığı suçlardan hiç birini işlemediği için başka kurban kesmedi. Arada ihramdan çıkmadı, ihramdan dolayı haram olan fiillerin hiç biri kendisine helal olmadı, tıraş olmadı, saçını kısaltmadı. Nahr günü olunca kurbanını kesti, tıraş oldu ve ifâda tavafını yaptı. Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) nahr günü yaptığı bu ilk tavafla hac ve umre tavafını eda ettiği görüşünde bulunuyordu. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in da böyle yaptığını söylerdi.”
Buhari 1565, Müslim 1230/182, Malik 1/360, Nesei 2745, İbni Huzeyme 2743, İbni Hibban 3998
(116) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Hiçbir erkek mahremi olmayan bir kadınla yalnız kalmasın! Hiçbir kadın da beraberinde mahremi olmaksızın yolculuk etmesin!”
Bunun üzerine bir adam ayağa kalkarak:
−Ya Rasulallah! Ben şöyle şöyle bir savaşa yazılmıştım, kadınım da hac etmek için yola çıkmıştı! dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:
−“Sen de git kadınınla beraber hac et!”
Buhari 2803, Müslim 1341/424, İbni Huzeyme 2529, İbni Hibban 3757, Ahmed bin Hanbel Müsned 1/222
(117) Es-Sâib bin Yezid (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:
“Ben yedi yaşında iken Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in beraberinde bana hac yaptırıldı.”
Buhari 1743
(118) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Revha da bir kafile ile karşılaştı ve şöyle buyurdu:
“Bunlar kimlerdir?”
Onlar:
−Müslümanlarız, ya sen kimsin? dediler. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Ben Allah’ın Rasulüyüm.”
Bunun üzerine bir kadın küçük bir çocuğu kaldırarak:
−Ya Rasulallah! Bunun için hac var mıdır? dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:
−“Evet, ona hac sana da ecir vardır.”
Müslim 1336/409, Malik 1/422, Ebu Davud 1736, İbnu’l-Carud 411, İbni Hibban 3797, Humeydi 504
(119) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
Fadl bin Abbas, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in terkisinde idi. Hasam’dan genç bir kadın Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e geldi. Fadl bin Abbas ise kadına, kadın da Fadl bin Abbas’a bakmaya başladı. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de Fadl bin Abbas’ın yüzünü başka tarafa çevirdi. Kadın:
−Ya Rasulallah! Allah’ın kulları üzerindeki hac farzı, babam çok ihtiyar iken erişti. O deve üzerinde sabit duramaz bir haldedir. Ben onun yerine hac edebilir miyim? dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:
−“Evet, onun yerine hac edebilirsin.”
Bu veda haccı esnasında oldu.
Buhari 1443, Müslim 1334/407, Malik 1/359, Ebu Davud 1809, Nesei 2640, Darimi 2/39, 40, Tirmizi 928, İbni Mace 2907, İbni Huzeyme 3031, İbni Hibban 3989, Ahmed bin Hanbel Müsned 1/346, 359, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 992
(120) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
Cuheyne kabilesinden bir kadın, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e geldi ve:
−Annem hac yapmayı adamıştı, ancak hac yapamadan öldü. Şimdi ben onun yerine hac edebilir miyim? dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:
−“Evet, onun yerine hac edebilirsin. Şayet annenin bir borcu olsaydı sen annenin bu borcunu öder miydin ne dersin? Allah’ın hakkını da ödeyip yerine getiriniz! Allah, hakkı eda edilmeye herkesten daha layıktır!”
Bu veda haccı esnasında olmuştur.
Buhari 1739, 1740, Nesei 2632, İbnu’l-Carud 501, Tayalisi 2621, Ahmed bin Hanbel Müsned 1/239, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 993
(121) Ebu Bekir (Radiyallahu Anh) şöyle tahdis etti:
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) nahr günü hitap ederek şöyle buyurdu:
−“Ey insanlar! Zaman Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü ilk vaziyetine dönmüştür. Bir sene on iki aydır. Bunlardan dördü haram aylardır. Üçü peş peşe olan; Zilkade, Zilhicce ve Muharremdir. Dördüncüsü Mudar’ın ayı olan Recebdir. O Cumâdalahır ile Şaban ayları arasındadır. Bu ay hangi aydır?”
Biz:
−Allah ve Rasulü daha iyi bilir, dedik. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sukut etti. Biz, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu aya eski adından başka bir ad verecek zannettik. Sonra şöyle buyurdu:
−“Zilhicce ayı değil midir?”
Biz:
−Evet, Zilhiccedir, dedik. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
−“Bu belde hangi beldedir?”
Biz:
−Allah ve Rasulü daha iyi bilir, dedik. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sustu. Nihayet biz, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Mekke’ye yeni bir isim verecek zannettik. Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
−“Bu belde Mekke beldesi değil mi?”
Biz:
−Evet, Mekke’dir, dedik. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
−“Bu gün hangi gündür?”
Biz:
ꟷAllah ve Rasulü daha iyi bilir, dedik. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yine sukut etti. Nihayet biz, ona adından başka bir isim verecek zannettik. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
−“Bu gün nahr günü değil midir?”
Biz:
−Evet, nahr günüdür, dedik. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
−“Hiç şüphesiz ki, bu ayınızda, bu beldenizde bu gününüzün haram olduğu gibi, birbirinize kanlarınız, mallarınız ve namuslarınız haramdır! Her türlü tecavüzden koruma altındadır! Muhakkak ki, sizler Rabbinize kavuşacaksınız! O zaman Rabbiniz sizlere bütün işlerinizden soracaktır! Ey insanlar! Dikkat edin! Benden sonra sapıklar olarak birbirinizin boynunu vuracak hale dönmeyin! Ey insanlar! Dikkat edin ve bu söylediklerimi burada hazır bulunanlar, burada hazır bulunmayanlara tebliğ etsin! Kendisine tebliğ edilen bazı kimseler, burada bulunup işiten kimselerden daha iyi anlayıp öğrenebilir...”
Buhari 4096, 4097, Müslim 1679
(122) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Mina’daki hitabında şöyle buyurdu:
“Bu günün hangi gün olduğunu biliyor musunuz?”
Sahabeler:
−Allah ve Rasulü daha iyi bilir, dediler. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
−“Şüphesiz ki, bu haram bir gündür, peki bu belde hangi beldedir?”
Sahabeler:
−Allah ve Rasulü daha iyi bilir, dediler. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
−“Haram aydır! Şüphesiz ki, Allah kanlarınızı, mallarınızı, ırzlarınızı bu ayınızda, bu beldenizde ve bu gününüzün haramlığı gibi birbirinize haram etmiştir!..”
Buhari 1645
(123) Cabir (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Kurban kesme günü Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize hitap edip şöyle buyurdu:
−“Hürmet bakımından hangi gün daha büyüktür?”
Sahabeler:
−Bu kurban kesme günümüz, dediler. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
−“Hürmet bakımından hangi ay daha büyüktür?”
Sahabeler:
−Bu içerisinde hac yaptığımız ayımız, dediler. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
−“Hürmet bakımından hangi belde daha büyüktür?”
Sahabeler:
−Bu beldemiz, dediler. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
−“Şüphesiz ki, kanlarınız ve mallarınız, bu beldenizde ve bu ayınızda bu gününüzün haramlığı gibi, sizlere haramdır! Tebliğ ettim mi?”
Sahabeler:
−Evet, tebliğ ettin, dediler. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
−“Ey Allah’ım! Şahid ol!”
Ahmed bin Hanbel Müsned 14994
(124) Cabir (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Müzdelifeden geçip Arafat’a geldi. Çadırını Nemirede kurulmuş halde buldu ve oraya indi. Güneş batıya meyledince devesi Kasvanın getirilmesini emretti. Kendisi için Kasvanın üzerine semeri kondu. Sonra Arafat vadisinin ortasına geldi. Orada insanlara bir hutbe irat ederek şunları söyledi:
−“Şüphesiz ki, kanlarınız ve mallarınız, bu beldenizde, bu ayınızda bu gününüzün haramlığı gibi sizlere haramdır! Dikkat ediniz! Cahiliye işlerinden olan her şey ayaklarımın altındadır, lağv edilmiştir! Cahiliye devrinde güdülen kan davaları da kaldırılmıştır! Kan davalarımızdan ilk kaldırdığım kan davası Rabîa bin el-Haris’in kan davasıdır. O Sa’d oğullarında çocuğu için sütannesi aramakta iken Huzeyl onu öldürmüştü!
Cahiliye faizi de kaldırılmıştır! Faizlerimizden ilk kaldırdığım faiz Abdulmuttalib bin Abbas’ın faizidir! O tamamıyla geçersiz kılınmıştır! Kadınlar hakkında Allah’tan korkun! Kuşkusuz ki, sizler onları Allah’ın emanı ile aldınız ve ferclerini Allah’ın kelimesiyle helal kıldınız!
Sizin onlar üzerindeki hakkınız, hoşlanmadığınız kimselere döşeklerinizi çiğnetmemeleridir! Eğer bunu yaparlarsa onları hafifçe dövün! Onların sizin üzerinizdeki hakları da maruf yönüyle yedirilmeleri ve giyindirilmeleridir! Ben size öyle bir şey bıraktım ki eğer ona sıkı tutunursanız ondan sonra asla dalalete düşmezsiniz! O, Allah’ın Kitabıdır. Sizler benden sorulacaksınız! O vakit ne diyeceksiniz?”
Sahabeler:
−Senin tebliğ ettiğine, vazifeyi ifa ettiğine ve nasihat eylediğine kesin şehadet ederiz dediler. Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şehadet parmağını semaya doğru kaldırıp insanlara göstererek üç defa şöyle dedi:
−“Şahid ol ya Rab! Şahid ol ya Rab!..”
Müslim 1218/147, Ebu Davud 1905, Darimi 2/45, İbnu’l-Carud 465, 469, İbni Mace 3074, Ahmed bin Hanbel Müsned 14447