Ezandan Sonra Yapılan Dualar

Ezanı İşitince Yapılacak Dua

(1) Sa’d bin Ebi Vakkas (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Herkim, müezzini işittiğinde şöyle derse, o kimsenin günahları bağışlanır.”

وَأَنَا أَشْهَدُ أَنْ لآ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَه،ُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ، رَضِيتُ بِاللهِ رَبًّا، وَبِمُحَمَّدٍ رَسُولاً، وَبِالْإِسْلاَمِ دِينًا

Duanın Manası: “Ben de Allah’tan başka hakkıyla ibadet olunan hiçbir ilah olmadığına, O’nun bir olduğuna ve ortağının bulunmadığına şehadet ederim. Yine, Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in Allah’ın Kulu ve Rasulu olduğuna şehadet ederim. Rab olarak Allah’ı, Rasul olarak Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i ve Din olarak İslam’ı seçtim razı oldum

Müslim 386/13, Tirmizi 210

Ezanı İşiten Kişi Ezanı Tekrar Eder

(2) Ömer bin el-Hattab (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Müezzin, اللهُ أَكْبَرُ اللهُ أَكْبَرُ dediği vakit sizden biriniz, اللهُ أَكْبَرُ اللهُ أَكْبَرُ der.

Sonra müezzin, أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ dediğinde o da, أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ der.

Sonra müezzin, أَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُوُلُ اللهِ dediğinde o da, أَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُوُلُ اللهِ der.

Sonra müezzin, حَيَّ عَلَى الصَّلاَةِ dediğinde o da, لاَحَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللهِ der.

Sonra müezzin, حَيَّ عَلَى الْفَلاَحِ dediğinde o da, لاَحَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللهِ der.

Sonra müezzin, اللهُ أَكْبَرُ اللهُ أَكْبَرُ dediğinde o da, اللهُ أَكْبَرُ اللهُ أَكْبَرُ der.

Sonra müezzin, لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ dediğinde, o da kalbinden, لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ derse, cennete girer.”

Müslim 385/12

Ezan Bitince Yapılacak Dualar

(3) Abdullah bin Amr bin As (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Müezzini işittiğiniz vakit sizde onun dediği gibi söyleyiniz! Sonra bana salat okuyun! Kuşkusuz ki, herkim, bana bir kere salat okursa, bundan dolayı Allah ona on salat eder. Sonra da Allah’tan benim için vesileyi isteyiniz! Kuşkusuz ki, vesile cennette bir menziledir ki, Allah’ın kullarından yalnız birinden başkasına layık olmaz! O kimsenin benim olmamı umarım. Herkim, benim için vesileyi isterse, ona şefaat helal ve vacip olur.”

اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ، وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ، وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ

اللَّهُمَّ بَارِكْ عَلَى مَحَمَّدٍ، وَعَلَى آلِ مَحَمَّدٍ كَمَا بَارَكْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ، وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ

Duanın Manası: “Ey Allah’ım! İbrahim (Aleyhisselam) ve İbrahim (Aleyhisselam)’ın ailesine salat ettiğin gibi Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ve Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ailesini de salat et. Şüphesiz ki, Sen çok övülensin, şeref sahibisin. Ey Allah’ım! İbrahim (Aleyhisselam)’ı ve İbrahim (Aleyhisselam)’ın ailesini mübarek kıldığın gibi, Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i ve Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ailesini de mübarek kıl. Şüphesiz ki, Sen çok övülensin, şeref sahibisin.”

Salât Kelimesi: Dua anlamındadır. Allah-u Teâlâ’nın kuluna salâvatta bulunması; ona rahmet ve mağfiret etmesi demektir. Meleklerin insana salâvatta bulunması; meleklerin onun için istiğfarda bulunmaları demektir. İnsanın insana salâvatta bulunması ise; ona dua etmesi demektir.

Müslim 384/11, İbni Huzeyme 418

(4) Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Herkim, ezanı işittiği zaman şöyle derse, kıyamet günü benim şefaatim o kimseye helal ve vacip olur.”

اللَّهُمَّ رَبَّ هَذِهِ الدَّعْوَةِ التَّامَّةِ، وَالصَّلاَةِ القَائِمَةِ، آتِ مُحَمَّدًا الوَسِيلَةَ، وَالفَضِيلَةَ، وَابْعَثْهُ مَقَامًا مَحْمُودًا الَّذِي، وَعَدْتَهُ

Duanın Manası: “Ey bu tam davetin ve kılınacak namazın Rabbi olan Allah’ım! Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e vesile ve fazileti ver ve Onu vadettiğin Makam-ı Mahmud’a (Şefaat Makamı’na) ulaştır.”

Buhari 2/665, Müslim 385/12 Ebu Davud 529, Tirmizi 211, Nesei Ezan 38, İbni Mace 722