1) Selam vermek ve almak, Allah-u Teâlâ’nın ve Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in bir emridir!
2) Selam, Müslümanlar üzerinde bir haktır!
3) Selam vermek, sünnet, selamı almak farzdır!
4) Selam, konuşmadan öncedir!
5) Selam veren hayra iştirak etmiş olur.
6) Selam vermek, Müslümanların birbirlerini sevmelerine vesiledir.
7) Selam vermek, İslam’ın en hayırlı amellerinden bir ameldir.
8) Selam vermek, Allah’a en yakın olma sebebidir.
9) Selam, Allah-u Teâlâ’nın isimlerinden bir isimdir.
10) Selam vermek, Allah-u Teâlâ’nın Adem (Aleyhisselam)’a verdiği ilk emridir!
11) Selam vermek, sevap kazanmaya sebeptir.
12) Selam vermek, Allah katından bir sağlık dileğidir, mübarektir ve hoştur.
(1) Allah Subhanehu ve Teâlâ Kur’an’ı Kerim’de şöyle buyuruyor:
وَإِذَا حُيِّيْتُم بِتَحِيَّةٍ فَحَيُّواْ بِأَحْسَنَ مِنْهَا أَوْ رُدُّوهَا إِنَّ اللهَ كَانَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ حَسِيبًا
“Bir selam ile selamlandığınız zaman ondan daha güzeliyle veya aynısıyla selamı alın! Şüphesiz ki, Allah her şeyi hakkıyla hesaplayandır.”
Nisa Suresi 86
(2) Hasan el-Basri (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:
التَّسْلِيمُ تَطَوُّعٌ، وَالرَّدُّ فَرِيضَةٌ
“Selam vermek sünnet, selamı almak farzdır!”
Buhari Edebu’l-Müfred 1040
(3) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Müslüman’ın Müslüman üzerindeki hakkı altıdır.”
Sahabeler:
Onlar nedir? Ya Rasulallah! diye sordular. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
1) Ona rastladığın zaman selam ver!
2) Seni davet ederse, davetine icabet et!
3) Senden nasihat isterse ona nasihat et!
4) Hapşırınca elhamdulillah derse, ona yerhamukellah de!
5) Hastalanırsa ona hasta ziyareti yap!
6) Öldüğünde arkasından git! (Yani cenazesinde bulun!)”
Müslim 2162/4, 5, Buhari 1239, Buhari Edebu’l-Müfred 991
(4) Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Selam kelamdan (yani konuşmadan) öncedir!”
Not: Yani biri ile konuşmadan önce selam verilir!
Tirmizi 2841
(5) Abdullah bin Busr (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), bir kimseye ait kapıya (yani bir eve) gelip de içeri girmek için izin istediği zaman, kapıya karşı durmazdı! Sağa veya sola dönerdi! Eğer kendisine izin verilirse içeriye girerdi. Eğer kendisine izin verilmezse dönüp giderdi!”
Buhari Edebu’l-Müfred 1078
(6) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
يَآ أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لاَ تَدْخُلُوا بُيُوتًا غَيْرَ بُيُوتِكُمْ حَتَّى تَسْتَأْنِسُوا وَتُسَلِّمُوا عَلَى أَهْلِهَا ذَالِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ
“Ey iman edenler! Kendi evlerinizden başka evlere, izin almadan ve ev ahalisine de selam vermeden girmeyiniz! Bu sizin için daha hayırlıdır! Umulur ki, öğüt alıp düşünürsünüz!”
Nur Suresi 27
(7) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Biriniz, bir meclise vardığı zaman selam versin, meclisten ayrılırken de selam versin! Birinci selam sonucundan daha önemli değildir!”
Not: Yani bir yerden çıkarken de selam vermek girekiyor!
Ebu Davud 5208, Tirmizi 2848, Buhari Edebu’l-Müfred 1007, 1008
(8) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Biriniz (din) kardeşiyle karşılaştığı zaman ona selam versin! Eğer aralarına bir ağaç, duvar veya (büyükçe) bir taş girer sonra da onunla karşılaşırsa ona yine selam versin!”
Ebu Davud 5200, Buhari Edebu’l-Müfred 1010
(9) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ashabı toplu bulunurlardı da onların (yürürlerken) karşılarına bir ağaç çıkardı. Bunlardan bir kısmı ağacın sağından ve diğer bir kısmı ağacın solundan giderdi de karşılaştıkları zaman birbirlerine selam verirlerdi.”
Buhari Edebu’l-Müfred 1011
(10) Muaviye bin Kurre demiştir ki, babam Kurre bana şöyle dedi:
“Hayrını umduğun bir meclisde bulunursun da herhangi bir ihtiyaç seni aceleyle ayrılmaya sevk ederse:
‘Selamun Aleykum’ de! Çünkü sen böyle yapmakla, o mecliste onlara isabet edecek olan hayra iştirak etmiş olursun. Herhangi bir mecliste oturan insanlar, Allah anılmadan o meclisten dağılırlarsa, bir eşek leşinden dağılmış gibi olurlar!”
Buhari Edebu’l-Müfred 1009
(11) Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
“Evine girdiğinde onlara (yani ev halkına) Allah katından mübarek ve temiz bir selamla selam ver!”
Buhari Edebu’l-Müfred 1095
(12) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Nefsim elinde olan Allah’a yemin olsun ki, siz iman etmedikçe cennete giremezsiniz! Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız! Ben size yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir iş göstereyim mi? Selamı aranızda yayın!”
Müslim 54/ 93, Ebu Davud 5193, Tirmizi 2828, İbni Mace 68, Buhari Edebu’l-Müfred 980
(13) Abdullah bin Selam (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Medine’ye geldiğinde söylediği ilk sözü şu oldu:
“Ey insanlar! Selamı yayın! Yemek yedirin! İnsanlar uykuda iken namaz kılın ki, selametle cennete giresiniz!”
Tirmizi 2603, İbni Mace 1334
(14) Abdullah bin Amr (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Bir adam, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e:
İslam’ın hangi (ameli) daha hayırlıdır? diye sordu. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Yemek yedirmen, tanıdığına ve tanımadığına selam vermendir.”
Buhari 12, Buhari Edebu’l-Müfred 1013, Müslim 39/63, Ebu Davud 5194, İbni Mace 3253, Nesei İman 12, Ahmed bin Hanbel Müsned 2/169
(15) Ebu Umame (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“İnsanların Allah’a en yakın olanı, onlara ilk önce selam verenleridir.”
Ebu Davud 5197, Tirmizi 2834
(16) Enes (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Selam, Allah-u Teâlâ’nın isimlerinden bir isimdir. Onu Allah (selamlaşmak için) yeryüzüne koymuştur. O halde aranızda selamı yayın!”
Buhari Edebu’l-Müfred 989
(17) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Allah Azze ve Celle Adem’i kendi suretinde yarattı. Onun uzunluğu altmış arşındır. (Yani yaklaşık 30 metredir.)
Allah Azze ve Celle Adem’i yaratınca (ona):
Git de şu topluluğa selam ver! buyurdu.
Bunlar meleklerden bir cemaat olup, oturuyorlardı. Sana ne cevap vereceklerini dinle! Çünkü bu senin ve zürriyetin için selam olacaktır, dedi.
Adem’de giderek:
Es-Selamu Aleykum, dedi.
Melekler:
Es-Selamu Aleyke ve Rahmetullah, dediler. Ve ona Allah’ın rahmeti sözünü ziyade ettiler. Cennete giren herkes Adem’in suretinde olacaktır. Şimdiye kadar insanların yaratılışı eksilmekte devam etmiştir.”
Buhari 3326, Buhari Edebu’l-Müfred 978, Müslim 2841/28
(18) İmran bin Husayn (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Bir adam, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e geldi ve:
Es-Selamu Aleykum! dedi.
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun selamına aynı şekilde karşılık verdi ve selam veren şahıs oturdu.
Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“On hasenat.”
Sonra bir başkası geldi ve:
Es-Selamu Aleykum ve Rahmetullahi! diyerek selam verdi.
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu selamı da aldı ve o adam da yerine oturdu.
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu adam için de şöyle buyurdu:
“Yirmi hasenat.”
Sonra bir başkası daha geldi ve:
Es-Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berekatuhu! diye selam verdi.
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun selamını da aldı ve o adam da yerine oturdu.
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu adam için de şöyle buyurdu:
“Otuz hasenat.”
Ebu Davud 5195, Tirmizi 2829, Buhari Edebu’l-Müfred 986
(19) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Küçük büyüğe, yürüyen oturana, az da çoğa selam verir.”
Buhari 6233, Ebu Davud 5198, Tirmizi 2847
(20) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Binekli olan yürüyene, yürüyen oturana, az olan cemaat de çok olana selam verir.”
Buhari 6232, Müslim 2160/1, Ebu Davud 5199, Tirmizi 2845, 2846, Ahmed bin Hanbel Müsned 3/44
(21) Abdullah bin Amr (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Bizden başkalarına benzemeye çalışanlar bizden değildir! Yahudi ve Hristiyanlara benzemeyin! Yahudilerin selamlaşmaları parmak işaretiyledir. Hristiyanların selamlaşmaları ise el ile işaret etmekledir.”
Tirmizi 2835, Albânî Sahihu’l-Cami 5434
(22) Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Yahudi ve Hristiyanların selam verme şekliyle selam vermeyin! Zira onların selam verme şekli avuç içiyle, başla ve işaret iledir!”
Nesei Sunenu’l-Kubra 10172, Deylemi 7323
(23) Ata bin Ebi Keban (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:
“Sahabeler, elle selam vermeyi hoş görmezdi!”
Buhari Edebu’l-Müfred 1004
(24) Sabit bin Ubeyd (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:
Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma)’nın bulunduğu bir meclise gittim ve o şöyle dedi:
“Selam verdiğinde duyur! Kuşkusuz ki, o Allah katından bir sağlık dileğidir, mübarektir ve hoştur.”
Buhari Edebu’l-Müfred 1005
(25) Sabit el-Bunani (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:
“Kendisi Enes (Radiyallahu Anh) ile beraber yürüyordu. Enes (Radiyallahu Anh) bazı çocukların yanına uğrayarak onlara selam verdi. Enes (Radiyallahu Anh), kendisi Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte yürüdüğünü, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de bazı çocukların yanına uğrayarak onlara selam verdiğini haber verdi.”
Buhari 6447, Müslim 2168/14, 15, Ebu Davud 5202, 5203, Tirmizi 2836, İbni Mace 3700
(26) Esma binti Yezid (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:
“Biz bir kadınlar topluluğu içerisinde iken Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yanımızdan geçti ve bize selam verdi.”
Ebu Davud 5204, Tirmizi 2838, İbni Mace 3701
(27) Hasan bin Ali (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
“Uğrayan bir cemaat adına içlerinden birinin selam vermesi yeterlidir, oturanlardan birinin de selamı alması (diğerleri adına) yeterlidir.”
Ebu Davud 5210
(28) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Yahudi ve Hristiyanlara ilk olarak siz selam vermeyin! (Önce onlar selam versin!) Onlardan herhangi birisiyle yolda karşılaştığınızda, (onları) yolun en dar yerine mecbur edin!”
Müslim 2167/13, Tirmizi 2842, Ebu Davud 5207
(29) Enes (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ashabı, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e:
Kitap ehli (olan Yahudi ve Hristiyanlar) bize selam veriyorlar. Biz onlara nasıl karşılık verelim? diye sordular.
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Ve aleykum! diye cevap verin!”
Buhari 6258, Müslim 2163/7, Ebu Davud 5207, İbni Mace 3697
(30) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Ey Aişe! Bu Cibril’dir. Sana selam söylüyor!”
Ben de:
Aleyhi’s-Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu diyerek cevap verdim.
Tirmizi 4130, 4131, Buhari 6253, Buhari Edebu’l-Müfred 1036, Müslim 2447/90, İbni Mace 3696
(31) Abdullah bin Samit (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:
Ebu Zerr (Radiyallahu Anh)’a şöyle dedim:
Ben Abdurrahman bin Ümmü’l-Hakem’e uğradım ve ona selam verdim ama o bana hiç bir şeyle mukabele etmedi! (Yani selamımı almadı!)
Bunun üzerine Ebu Zerr (Radiyallahu Anh):
Ey kardeşim oğlu! Bundan senin aleyhine ne olur? Senin selamını, onun sağında bulunan ve ondan daha hayırlı olan melek aldı, dedi.
Buhari Edebu’l-Müfred 1038
(32) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
Bir kimse meskun olmayan (yani içerisinde kimsenin olmadığı, şenliği bulunmayan, içi boş) bir eve girdiği zaman şöyle desin:
السَّلاَمُ عَلَيْنَا، وَعَلَى عِبَادِ اللهِ الصَّالِحِينَ
“Es-Selamu Aleyna ve Alâ İbadillahi’s-Salihin.”
“Allah’ın selamı bizim üzerimize ve Allah’ın salih kullarının üzerine olsun.”
Buhari Edebu’l-Müfred 1055, 1087
(33) Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) küçük abdestini bozarken bir adam ona uğradı ve selam verdi.
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Beni buna benzer bir halde gördüğün vakit bir daha bana selam verme! Şayet selam verirsen selamını almam!”
İbni Mace 352, İbnu’l Carud 37, 38, Albânî Silsiletu’l-Ehâdîsi’s-Sahîha 197
(34) Ali (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir topluluğa uğradı. Bunların içinde sarı boya sürünen bir adam vardı. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) topluluktakilere bakıp, onlara selem verdi ve bu adamdan yüz çevirdi!
Bunun üzerine adam, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e şöyle dedi:
Benden yüz mü çevirdin!?
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Senin iki gözün arasında ateş koru vardır!”
Buhari Edebu’l-Müfred 1020
(35) Vâil oğlu Amr ibni’l-As Es-Sehmî (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Bir adam elinde altın yüzük olduğu halde, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e geldi de, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ondan yüz çevirdi! (Yani onun selamını almadı!)
Adam, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in hoşnutsuzluğunu görünce, gidip altın yüzüğü bıraktı ve demirden bir yüzük takındı. Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e geldi.
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Bu yüzük daha şerlidir! Bu ateş ehlinin ziynetidir!”
Adam dönüp onu attı ve gümüşten bir yüzük takındı. Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buna sukut etti. (Yani bir şey söylemedi.)”
Buhari Edebu’l-Müfred 1021, Ahmed bin Hanbel Müsned 2/163