1) Çünkü Allah (Azze ve Celle) şöyle buyurmaktadır:
“Onlardan sonra gelenler derler ki; Rabbimiz bizi ve bizden önce iman etmiş kardeşlerimize mağfiret et. Kalplerimizde iman edenlere karşı hiçbir kin bırakma. Rabbimiz şüphesiz ki Sen çok esirgeyicisin, çok merhametlisin.”
Haşr Suresi 10
2) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Müslüman birinin, kardeşinin gıyabında yaptığı dua kabul olunur. Onun başı ucunda görevli bir melek vardır. Kardeşine hayırla dua ettiği her seferinde, onunla görevli olan melek; Amin ve sana da o kadarı verilsin der.”
Müslim, Ebu Davud, Ahmed bin Hanbel Müsned
3) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Cebrail aleyhissellam bana şöyle dedi; Şüphesiz ki, Rabbin sana Baki ehline gidip onlar için istiğfar etmeni emrediyor!”
Müslim 3/154, Nesei 1/286, 2/160, 161, Abdurrezzak 3/570, 571, Ahmed bin Hanbel Müsned 6/221
Bu hususta bazı hadisler vardır.
4) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Bir kimse üzerinde oruç borcu olduğu halde ölürse, o kimsenin velisi onun yerine orucunu tutabilir.”
Buhari 1820, Müslim 1147/153, Ebu Davud 2400, 3311, Darekutni 2/195, Beyhaki 4/2556/279, Begavi 1773, Ahmed bin Hanbel Müsned 6/69, Albânî Cami’ 6547
5) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
Bir kadın, deniz yolculuğuna çıktı ve:
−Eğer şanı yüce ve mübarek olan Allah onu kurtaracak olursa bir ay oruç tutmayı adadı. Yüce Allah da onu kurtardı. Fakat o kadın ölünceye kadar o orucu tutmadı! Onun kızı, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e gelerek durumu anlattı. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:
“Eğer annenin üzerinde bir borç bulunsaydı, sen o borcu öder miydin?”
Kız:
−Evet, deyince, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:
“Allah’ın borcu ödenmeye daha layıktır! O halde sen annenin adına adağı yerine getir!”
Ebu Davud, Nesei, Tahavi, Beyhaki, Tayalisi, Buhari, Müslim, Tirmizi, İbni Mace
6) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
Sad bin Ubade (Radiyallahu Anh), Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e fetva sordu:
−Annem öldü ve üzerinde adak borcu vardı ne yapayım? dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:
−“Annenin adağını onun adına sen yerine getir!”
Buhari, Müslim, Ebu Davud, Nesei, Tirmizi, Beyhaki, Tayalisi, Ahmed bin Hanbel Müsned
7) Sahabelerden birinin annesi Ramazan orucundan borcu olduğu halde öldü. Ölen sahabenin oğlu, Aişe (Radiyallahu Anha)’ya:
−Annemin adına, tutamadığı oruçları tutayım mı? diye sordu. Aişe (Radiyallahu Anha)’da şöyle dedi:
−“Hayır! aksine onun adına her gün için bir yoksula yarım sa’ tasaddukta bulun!”
Sa’: 2.250 gram ile 3.250 gram arasıdır.
Tahavi, İbni Hazm
8) Said bin Cübeyr (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:
Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
“Kişi Ramazan ayında hastalanır da sonra oruç tutamadan ölürse, onun adına velisi oruç tutamadığı günler için yemek yedirirse, üzerinde kaza borcu kalmamış olur. Şayet üzerinde adak orucu varsa velisi onun adına kazasını yapar!”
Ebu Davud, İbni Hazm
Önemli Uyarı: Muhammed Nasıruddin el-Albanî (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:
“Mü’minlerin annesi Aişe (Radiyallahu Anha) ile ümmetin büyük bilgini Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma)’nın benimsediği ve sünnet imamı Ahmed bin Hanbel Müsned bin Hanbel (Rahmetullahi Aleyh)’in izlediği bu yol, insanın gönül huzuruyla kabul ettiği ve rahatlıkla benimsediği bir görüştür.
Bu meseledeki en mutedil ve en orta yol budur. Bu şekilde bütün hadisler sağlıklı bir şekilde anlaşılmış olmakla birlikte herhangi birini reddetmeksizin uygulanmaktadır. Yani ölü adına farz orucu müstesna adak orucu tutulabilir. Bu, Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) ve onun kanaatini paylaşanların görüşüdür. Sahih olan da budur. Çünkü farz orucu namaz hükmündedir! Bir kimse bir başkası adına namaz kılamadığı gibi, oruç da tutamaz!
Adak ise borç seviyesinde kişinin kendi zimmetinde olmak üzere kabullendiği bir yükümlülüktür. Bundan dolayı borcunu ödediği gibi velinin onun kazasını yapması kabul edilir. İşte fıkıh buna derler. Bu anlayışı benzeri hükümlere genelleştirecek olursak:
Geciktirmekte mazur görülecek durumda olması hali dışında ölü adına hac yapılmaz! Onun adına zekat verilmez! Nitekim veli bir mazeret sebebiyle Ramazan ayında orucunu tutmayan kimse adına yemek yedirebilir. Fakat hiçbir özrü bulunmadan orucunu bozana gelince, Allah’ın farzlarını başkasının onun yerine eda etmesinin kendisine bir faydası olmaz!
Çünkü sınanmak ve denenmek üzere onları yerine getirmekle emrolunmuş olan kendisi idi. Onun velisi değil! Kimsenin başkası adına tevbe etmesinin ya da başkası yerine Müslüman olmasının, başkası yerine namaz kılmasının ve namazın dışında ölene kadar yerine getirmediği yüce Allah’ın diğer farzlarını yerine getirmesinin başkasına faydası olmaz!”
İbnu’l-Kayyim Tehzibu’s-Sünen 3/279, 282
9) Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
Bir adam vefat etti. Onu yıkadık, kefenledik, güzel kokular koyduk ve onu, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in cenaze namazını kılması için cenazelerin konulduğu yere bıraktık. Daha sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e cenaze namazını kılması için haber verdik. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizimle beraber geldi. Bir kaç adım adımladı sonra şöyle dedi:
−“Galiba sizin bu adamınızın borcu var!?”
Onlar:
−Evet, iki dinar borcu var dediler. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) geri durdu ve şöyle buyurdu:
−“Adamınızın namazını kılın!”
Ebu Katade (Radiyallahu Anh):
−Ey Allah’ın Rasulü! Ben onları ödemeyi üzerime alıyorum, dedi. Bu sefer Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
−“Onları ödemek senin üzerine ve kendi malından olacak ve ölü bunlardan artık beridir öyle mi!?”
Ebu Katade (Radiyallahu Anh):
−Evet, dedi. Bu sefer Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun namazını kıldı. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ebu Katade (Radiyallahu Anh) ile ertesi günü karşılaşınca ona şöyle buyurdu:
−“O iki dinarı ne yaptın!?”
Ebu Katade (Radiyallahu Anh):
−Ey Allah’ın Rasulü! Daha dün öldü! dedi.
Bu hadisin Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) tarafından rivayet edilen bir şahidi daha vardır. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ebu Katade (Radiyallahu Anh) ile karşılaşınca ona şöyle buyurdu:
−“İki dinarı ne yaptın?”
Ebu Katade (Radiyallahu Anh) dedi ki:
−Onları ödedim, ey Allah’ın! Rasulü dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
−“İşte şimdi onun derisi serinlemeye başladı! Borcu ödendiği için üzerinden azab kaldırılmış oldu!”
Hâkim 58, Beyhaki 74, 75, Tayalisi 1673, Ahmed bin Hanbel Müsned 333, Heysemi 39
Önemli Uyarı: Allâme Muhammed Nâsıruddin el-Albânî (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:
“Ölünün borcunun ödenmesinin kendisine fayda verdiğini ifade eder. İsterse bu, onun oğlu dışında birisi tarafından ödenmiş olsun. Ayrıca yapılan bu ödeme sebebiyle azabın kalktığını da ifade eder. O halde bu rivayetler Allah (Azze ve Celle)’nin Necm Suresi 39. ayeti ile:
“İnsan için çalıştığından başkası yoktur!”
Ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in şu hadisinin umumi ifadesini tahsis eden rivayetler arasındadır:
“İnsan öldü mü ameli kesilir! Ancak şu üç husus bundan müstesnadır…”
Müslim, Buhari Edebu’l-Müfred, Ahmed bin Hanbel Müsned
Çünkü evlat da anne, babanın çalışıp çabalamalarının ve kazançlarının bir parçasıdır. Allah (Azze ve Celle) şöyle buyurmaktadır:
“İnsan için kendi çalıştığından başkası yoktur!”
Necm Suresi 39
10) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Kişinin yediği en hoş ve helal şey, kazancından olandır. Şüphesiz ki, onun çocuğu da kendi kazancındandır!”
Ebu Davud, Nesei, Tirmizi, Darimi, İbni Mace, Hakim, Tayalisi, Ahmed bin Hanbel Müsned
Salih evladın sadaka vermesi, oruç tutması, köle azad etmesi ve buna benzer amellerin sevabından babasının da yararlandığına dair varid olmuş özel hadisler vardır.
11) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:
Bir adam, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e benim annem ansızın öldü ve vasiyette de bulunmadı! Zannederim ki, konuşabilseydi tasadduk edecekti. Eğer ben onun adına tasadduk edecek olursam, anneme ecir olduğu gibi bana da ecir olur mu dedi? Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
−Evet, onun adına tasadduk et!”
Buhari, Müslim, Malik Muvatta, Ebu Davud, Nesei, İbni Mace, Beyhaki, Ahmed bin Hanbel Müsned
12) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
Saide oğullarından olan Sad bin Ubade (Radiyallahu Anh)’ın annesi vefat etti. O annesinin yanında değildi. Sad bin Ubade (Radiyallahu Anh), Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e gelerek:
−Ey Allah’ın Rasulü! Annem yanında değilken vefat etti. Eğer onun adına bir şeyler tasadduk edersem bunun ona faydası olur mu? dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:
−“Evet.”
Sad bin Ubade (Radiyallahu Anh) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e oldukça verimli olan bahçemi annemin adına sadaka olduğunu seni şahid tutuyorum, dedi.
Buhar, Ebu Davud, Nesei, Tirmizi, Beyhaki, Ahmed bin Hanbel Müsned
13) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Bir adam, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e:
−Babam öldü. Biraz mal bıraktı ve vasiyette yapmadı! Benim onun adına tasaddukta bulunmam, babamın bazı günahları için kefaret olur mu? dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:
−“Evet.”
Müslim, Nesei, İbni Mace, Beyhaki, Ahmed bin Hanbel Müsned
14) Abdullah bin Amr (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
As bin Vail es-Sehmi kendi adına yüz kölenin azad edilmesini emretti. Oğlu Hişam elli köle azad etti. Oğlu Amr da geri kalan diğer elli köleyi onun adına azad etmek istedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e sormadan yapmayayım dedi ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e gidip sordu:
−Ey Allah’ın Rasulü! Babam kendi adına yüz kölenin azad edilmesini vasiyet etti. Hişam onun adına ellisini azad etti. Geriye üzerinde elli köle kaldı. Onun adına ben azad edeyim mi? dedi. Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:
−“Eğer o Müslüman birisi olsaydı, siz de onun adına köle azad etseydiniz yahut tasaddukta bulunsaydınız ya da onun adına haccetseydiniz bu ona ulaşırdı.”
Bir rivayette Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
−“Eğer o tevhidi kabul ettiğini ifade etseydi, sen de onun adına oruç tutup, tasaddukta bulunsaydın bunun ona faydası olurdu.”
Ebu Davud, Beyhaki, Ahmed bin Hanbel Müsned
Önemli Uyarı: Şevkani (Rahmetullahi Aleyh) şunları söylemektedir:
“Bu hadisler evladın verdiği sadakanın babanın ve annenin vasiyeti olmadan da ölümlerinden sonra anneye ve babaya ulaşacağına delildir. Sadakanın sevabı onlara ulaşır. İşte bu hadisler ile Allah (Azze ve Celle)’nin Necm Suresi 39. ayetinin genel çerçevesi tahsis edilir:
“İnsan için çalıştığından başkası yoktur.”
Fakat bu hadisler arasında yalnızca çocuğun verdiği sadakanın onlara erişeceği söz konusu edilmektedir. İnsanın çocuğunun kendi çalıştığından bir parça olduğu da sabittir. O halde buradaki tahsis iddiasında bulunmaya gerek yoktur. Başkası bunları yapacak olursa, Kur’an’ı Kerim’in umumi ifadelerinden açıkça anlaşıldığı kadarı ile bunların sevabı ölüye ulaşmaz! Bundan dolayı bu genel hükümleri tahsis etmeyi gerektiren bir başka delil ortaya konulmadıkça bundan daha ileriye gidilemez!”
Şevkani Neylu’l-Evtar
15) Allah (Azze ve Celle) şöyle buyurmaktadır:
“Onların ileri gönderdiklerini de, geri bıraktıklarını da yazarız.”
Yasin Suresi 12
16) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“İnsan ölünce ameli kesilir. Ancak üç şey bundan müstesnadır.
1) Sadakayı cariye,
2) Kendisinden istifade edilen bir ilim bırakan ve
3) Kendisine dua eden salih evlat.”
Müslim, Buhari Edebu’l-Müfred, Ebu Davud, Nesei, Tahavi Müşkilu’l-Asar, Beyhaki, Ahmed bin Hanbel Müsned
17) Ebu Katade (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Kişinin kendisinden sonra geriye bırakacağı en hayırlı şey:
Kendisine dua edecek salih bir evlat, ecri kendisine ulaşacak cari bir sadaka ve kendisinden sonra gereğince amel olunacak bir ilimdir.”
İbni Mace 1/106, İbni Hibban 84, 85, Taberani Mucemu’s-Sağir 79, İbni Abdi’l-Berr Camiu Beyani’l-İlm 1/15, Münzir et-Terğib 1/58
18) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Şüphesiz ki, mü’mine ölümünden sonra amelinden ve hasenatından ulaşanlar vardır:
1) Öğrettiği ve yaydığı bir ilim,
2) Geriye bıraktığı salih bir evlat,
3) Miras bıraktığı bir Mushaf (Kur’an’ı Kerim),
4) Bina ettiği bir mescid,
5) Yolcular için yaptırdığı bir ev,
6) Akıttığı bir ırmak,
7) Sağlığında ve hayatında kendi malından çıkarıp verdiği bir sadaka ölümünden sonra kendisine ulaşır.”
İbni Mace 242, İbni Huzeyme Sahihinde, Beyhaki Şuabu’l-İman
19) Cerir bin Abdullah (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Günün ilk saatlerinde Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanında idik. Ayakları çıplak, elbiseleri bulunmayan, çizgili elbiseleri ya da abayı kafasını sokacak şekilde delerek giyinmiş, kılıçlarını kuşanmış üzerlerinde izarları belden aşağılarını örten özel peştamalları ve başka hiçbir şeyleri bulunmayan kimseler geldiler. Bunlar Mudar’dan idiler. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yüzü onların bu fakir hallerini gördüğü için değişti. İçeri girdi, sonra çıktı. Bilal ezan okudu ve öğle namazını kıldı, sonra küçük bir minberin üstüne çıkıp, hutbe verdi. Allah’a hamd ve senada bulundu ve şöyle buyurdu:
“Şüphesiz ki, yüce Allah Kitabında şu ayeti indirmiştir: Ey insanlar! Sizi tek bir nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan ve ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üretip yayan Rabbinizden sakının! Adını kullanarak birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’dan ve akrabalık haklarına riayetsizlikten sakının! Şüphesiz ki, Allah sizin üzerinizde gözetleyicidir.”
Nisa Suresi 1
Bir de Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Haşr Suresindeki şu ayeti okudu:
“Ey iman edenler! Allah’tan korkun! Herkes yarın için ne hazırladığına bir baksın! Allah’tan korkun! Şüphesiz ki Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. Allah’ı unuttukları için, Allah’ın da kendilerini, unutturduğu kimseler gibi de olmayın! İşte onlar fasıkların ta kendileridir! Cehennemlikler ile cennetlikler bir olmaz! Cennetlikler, muradlarına erenlerin ta kendileridir.”
Haşr Suresi 18, 20
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle devam etti:
“Sizin ile sadaka vermeniz arasına engel olunmadan sadaka veriniz! Kimisi dinarından, kimisi dirheminden, kimisi elbisesinden, kimisi bir sa’ buğdayından, kimisi arpasından, kimisi bir sa’ hurmasından tasadduk etsin! Sizden biri, hiçbir sadakayı küçük görmesin! İsterse yarım hurma olsun!”
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yüzünde kızgınlık ifadeleri açıkça belli oluncaya kadar geciktiler. Cerir (Radiyallahu Anh) dedi ki:
Ensardan bir adam gümüş bir rivayette altından eli nerdeyse onu alamayacak kadar büyük bir bağ getirdi. Hatta eli onu kuşatamıyordu. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) minberi üzerinde olduğu halde onu aldı, adam:
−Ey Allah’ın Rasulü! Bu Allah’ın Yolunda sadakadır! dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu aldı, sonra Ebu Bekir (Radiyallahu Anh) kalktı bir şeyler verdi, sonra Ömer (Radiyallahu Anh) kalktı bir şeyler verdi, sonra muhacirlerle ensar kalkıp bir şeyler verdiler. Sonra insanlar sadaka vermekte birbirinin ardından hareket ettiler. Kimisi dinardan, kimisi dirhemden, kimisi şundan, kimisi bundan verdi. Öyle ki iki yığın yiyecek ve giyecek gördüm. Hatta Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yüzünü sanki bir altın parçası imiş gibi parıldar gördüm. Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Herkim İslam’da güzel bir yol açarsa, ona onun ecri ile ondan sonra onunla amel edenlerin ecri gibi ecir vardır. Onların ecirlerinden hiçbir şey eksiltilmeksizin ona da verilir. Herkim de İslam’da kötü bir yol açarsa, onun günahı ona ait olur. Ondan sonra onunla amel edenlerin günahları gibi ona günah yazılır ve onların günahlarından hiçbir şey eksiltilmez!”
Daha sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Yasin Suresi 12. ayeti okudu:
“Onların ileri gönderdiklerini de, geride bıraktıklarını da yazarız.”
Cerir (Radiyallahu Anh) dedi ki:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) o malları, gelenlerin aralarında paylaştırdı.
Müslim, Nesei, Darimi, Tahavi Müşkilu’l-Asar, Beyhaki, Tayalisi, Ahmed bin Hanbel Müsned, İbni Kesir