(1) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
وَبَشِّرِ الَّذِين آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ أَنَّ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ كُلَّمَا رُزِقُوا مِنْهَا مِنْ ثَمَرَةٍ رِّزْقًا قَالُوا هَذَا الَّذِي رُزِقْنَا مِنْ قَبْلُ وَأُتُوا بِهِ مُتَشَابِهًا وَلَهُمْ فِيهَا أَزْوَاجٌ مُّطَهَّرَةٌ وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
“(Ey Rasulüm!) İman edenleri ve salih amel işleyenleri müjdele! Çünkü onlar için altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Kendilerine rızık olarak meyveden her yedirildiğinde; Bu daha önce (dünyada iken) de rızıklandığımızdır, diye (sevinip ferahlayacaklardır.) Bu, onlara (dünyadakine) benzer olarak sunulmuş (sonsuz ihsan ve ikramlarımızdır.) Orada, onlar için tertemiz eşler vardır ve onlar orada ebedi kalacaklardır.”
Bakara Suresi 25
(2) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
وَقُلْنَا يَا آدَمُ اسْكُنْ أَنْتَ وَزَوْجُكَ الْجَنَّةَ وَكُلاَ مِنْهَا رَغَدًا حَيْثُ شِئْتُمَا وَلاَ تَقْرَبَا هَذِهِ الشَّجَرَةَ فَتَكُونَا مِنَ الْظَّالِمِينَ
“Biz demiştik ki: Ey Âdem! Sen ve eşin cennete yerleşin ve dilediğiniz yerde onun nimetlerinden yiyin. Şu ağaca yaklaşmayın! Yoksa zalimlerden olursunuz!”
Bakara Suresi 35
(3) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
وَالَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ أُولَئِكَ أَصْحَابُ الْجَنَّةِ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
“İman edenler ve salih amel işleyenler gelince, işte onlar cennet ehlidirler ve onlar orada ebedi kalacaklardır.”
Bakara Suresi 82
(4) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
أَمْ حَسِبْتُمْ أَنْ تَدْخُلُوا الْجَنَّةَ وَلَمَّا يَأْتِكُمْ مَّثَلُ الَّذِينَ خَلَوْا مِنْ قَبْلِكُمْ مَّسَّتْهُمُ الْبَأْسَآءُ وَالضَّرَّآءُ وَزُلْزِلُوا حَتَّى يَقُولَ الرَّسُولُ وَالَّذِينَ آمَنُوا مَعَهُ مَتَى نَصْرُ اللهِ أَلاَ إِنَّ نَصْرَ اللهِ قَرِيبٌ
“Yoksa siz, sizden önce geçenlerin durumu başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlara öyle yoksulluk ve sıkıntı dokunmuştu, öyle sarsılmışlardı ki, nihayet Rasuller ve Onunla birlikte mü’minler: Allah’ın Yardımı ne zaman? diyecek olmuşlardı. İyi bilin ki, Allah’ın yardımı yakındır.”
Bakara Suresi 214
(5) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
وَلاَ تَنْكِحُوا الْمُشْرِكَاتِ حَتَّى يُؤْمِنَّ وَلَأَمَةٌ مُّؤْمِنَةٌ خَيْرٌ مِّنْ مُّشْرِكَةٍ وَلَوْ أَعْجَبَتْكُمْ وَلاَ تُنْكِحُوا الْمُشِرِكِينَ حَتَّى يُؤْمِنُوا وَلَعَبْدٌ مُّؤْمِنٌ خَيْرٌ مِّنْ مُّشْرِكٍ وَلَوْ أَعْجَبَكُمْ أُوْلَئِكَ يَدْعُونَ إِلَى النَّارِ وَاللهُ يَدْعُوَ إِلَى الْجَنَّةِ وَالْمَغْفِرَةِ بِإِذْنِهِ وَيُبَيِّنُ آيَاتِهِ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ
“İman etmedikçe müşrik kadınlarla evlenmeyin! Mü’min bir cariye, hoşunuza gitse bile, müşrik bir kadından hayırlıdır. İman etmedikçe (kızlarınızı) müşrik erkeklerle evlendirmeyin! Mü’min bir köle, hoşunuza gitse bile, bir müşrikten daha hayırlıdır. Bunlar cehenneme çağırırlar; Allah da, izniyle cennete ve mağfirete çağırır. İşte Allah, düşünüp ibret alsınlar diye ayetlerini insanlara böyle açıklar.”
Bakara Suresi 221
(6) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
قُلْ أَؤُنَبِّئُكُمْ بِخَيْرٍ مِّنْ ذَالِكُمْ لِلَّذِينَ اتَّقَوْا عِنْدَ رَبِّهِمْ جَنَّاتٌ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا وَأَزْوَاجٌ مُّطَهَّرَةٌ وَرِضْوَانٌ مِّنَ اللهِ وَاللهُ بَصِيرٌ بِالْعِبَادِ
“De ki: Size bunlardan daha iyisini haber vereyim mi? Takva sahipleri için Rableri katında altlarından ırmaklar akan ve orada ebedi kalacakları cennetler ve tertemiz eşler vardır. Ve (hepsinin üstünde de) Allah’ın Rızası vardır. Allah kullarını hakkıyla görendir.”
Âl-i İmran Suresi 15
(7) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
وَأَمَّا الَّذِينَ ابْيَضَّتْ وُجُوهُهُمْ فَفِي رَحْمَةِ اللهِ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
“Yüzleri beyazlaşanlar ise, Allah’ın rahmeti içindedirler. Orada onlar daimidirler.”
Âl-i İmran Suresi 107
(8) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
وَسَارِعُوا إِلَى مَغْفِرَةٍ مِّنْ رَّبِّكُمْ وَجَنَّةٍ عَرْضُهَا السَّمَاوَاتُ وَالْأَرْضُ أُعِدَّتْ لِلْمُتَّقِينَ
“Rabbinizden gelecek olan mağfirete ve takva sahipleri için hazırlanan genişliği gökler ve yer kadar olan cennete koşun.”
Âl-i İmran Suresi 133
(9) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
أُولَئِكَ جَزَآؤُهُمْ مَّغْفِرَةٌ مِّنْ رَّبِّهِمْ وَجَنَّاتٌ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا وَنِعْمَ أَجْرُ الْعَامِلِينَ
“İşte onların mükâfatı, Rableri tarafından bağışlanmak ve altlarından ırmaklar akan içinde sürekli kalacakları cennetlerdir. Böyle amel edenlerin mükâfatı ne güzeldir!”
Âl-i İmran Suresi 136
(10) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
كُلُّ نَفْسٍ ذَآئِقَةُ الْمَوْتِ وَإِنَّمَا تُوَفَّوْنَ أُجُورَكُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ فَمَنْ زُحْزِحَ عَنِ النَّارِ وَأُدْخِلَ الْجَنَّةَ فَقَدْ فَازَ وَمَا الْحَيَاةُ الدُّنْيَا إِلاَّ مَتَاعُ الْغُرُورِ
“Her nefis ölümü tadacaktır! Kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı mutlaka size verilecektir. Kim ateşten kurtarılıp cennete sokulursa, o muhakkak ki, kurtuluşa ermiştir. Zaten dünya hayatı aldatıcı bir metadan başka bir şey değildir!”
Âl-i İmran Suresi 185
(11) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
فَاسْتَجَابَ لَهُمْ رَبُّهُمْ أَنِّي لاَ أُضِيعُ عَمَلَ عَامِلٍ مِّنْكُمْ مِّنْ ذَكَرٍ أَوْ أُنْثَى بَعْضُكُمْ مِّنْ بَعْضٍ فَالَّذِينَ هَاجَرُوا وَأُخْرِجُوا مِنْ دِيَارِهِمْ وَأُوذُوا فِي سَبِيلِي وَقَاتَلُوا وَقُتِلُوا لَأُكَفِّرَنَّ عَنْهُمْ سَيِّئَاتِهِمْ وَلَأُدْخِلَنَّهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ ثَوَابًا مِّنْ عِنْدِ اللهِ وَاللهُ عِنْدَهُ حُسْنُ الثَّوَابِ
“Rableri onların dualarına karşılık verdi: Kuşkusuz ki, Ben sizden erkek olsun kadın olsun, (Benim Yolumda) sizden iyi bir iş yapanın emeğini Ben asla boşa çıkarmam. Bazınız bazınızdansınız. Hicret edenler, yurtlarından çıkarılanlar, Benim Yolumda işkence edilenler, öldürenlir ve öldürülenler, elbette ki, Allah’ın Katından bir karşılık olarak onların kötülüklerini örteceğim ve onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacağım. Karşılıkların en güzeli Allah’ın Katındadır.”
Âl-i İmran Suresi 195
(12) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
لَكِنِ الَّذِينَ اتَّقَوْا رَبَّهُمْ لَهُمْ جَنَّاتٌ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا نُزُلاً مِّنْ عِنْدِ اللهِ وَمَا عِنْدَ اللهِ خَيْرٌ لِّلْأَبْرَارِ
“Fakat Rablerinden korkanlar için, altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Orada ebedi kalacaklar, Allah tarafından ağırlanacaklardır. İyiler için Allah’ın Katında bulunan mükâfat ise (dünya varlığından) daha hayırlıdır.”
Âl-i İmran Suresi 198
(13) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
تِلْكَ حُدُودُ اللهِ وَمَنْ يُطِعِ اللهَ وَرَسُولَهُ يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا وَذَالِكَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ
“İşte bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Kim Allah’a ve Rasulüne itaat ederse, O da onu içinde daimi kalacağı altından ırmaklar akan cennetlere sokar, bu da en büyük kurtuluştur.”
Nisa Suresi 13
(14) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
وَالَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ سَنُدْخِلُهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا لَّهُمْ فِيهَا أَزْوَاجٌ مُّطَهَّرَةٌ وَنُدْخِلُهُمْ ظِلاًّ ظَلِيلاً
“İman eden ve salih amel işleyenleri ise, altından ırmaklar akan, içinde daimi kalacakları cennetlere sokacağız. Onlar için orada tertemiz eşler vardır. Onları koyu gölgeliklere sokacağız.”
Nisa Suresi 57
(15) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Erkek olsun, kadın olsun her kim, mü’min olarak salih amel işlerse, işte böyleleri cennete girerler ve zerrece haksızlığa uğramazlar.”
Nisa Suresi 124
(16) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Allah, İsrailoğullarından da söz almıştı. İçlerinden on iki kefil göstermiştik. Allah şöyle demişti: Ben muhakkak sizinle beraberim. Namazı kıldığınız, zekâtı verdiğiniz, rasulüme iman ettiğiniz ve onlara yardımda bulunduğunuz, Allah’a güzel borç verdiğiniz takdirde günahlarınızı mutlaka örter ve sizi altından ırmaklar akan cennetlere sokarım. Fakat sizden her kim de bundan sonra küfrederse, dosdoğru yoldan sapmış olur.”
Maide Suresi 12
(17) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Hâlbuki kitab ehli iman etmiş ve sakınmış olsalardı kötülüklerini örter ve muhakkak onları nimeti bol olan cennetlere sokardık.”
Maide Suresi 65
(18) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Rabbimizin bizi salih kişilerle birlikte (cennete) sokmasını dileyip dururken, neden Allah’a ve hak olarak bize gelen şeylere iman etmeyelim?” İşte onların bu söylediklerinden dolayıdır ki, Allah onları, içinde daimi kalacakları altından ırmaklar akan cennetlerle mükâfatlandırmıştır. Zaten iyi davrananların mükâfatı da budur.”
Maide Suresi 84, 85
(19) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Allah buyurdu ki: İşte bugün, doğrulara doğruluklarının fayda sağlayacağı gündür. Onlar için, içinde ebediyyen kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler vardır...”
Maide Suresi 119
(20) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“(Allah şeytana şöyle) buyurmuştu: Yerilmiş ve kovulmuş olarak cennetten çık! Onlardan kim sana uyarsa, muhakkak ki, cehennemi hep sizlerle dolduracağım!”
A’raf Suresi 18
(21) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Böylece onları (şeytan) hile ile indirmişti. Âdem ve eşi, ağacı tattıkları anda, avret yerleri kendilerine görünmüş, onlar da cennet yapraklarından üzerlerine örtmeye başlamışlardı. Rableri onlara şöyle hitap etmişti; Bu ağaçtan sizi men etmedim mi? Şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi!?”
A’raf Suresi 22
(22) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Ey Âdemoğulları! Şeytan, babanızın ve annenizin avret yerlerini birbirine göstermek için üzerlerinden elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi, size de bela olmasın! Kuşkusuz ki, o ve kabilesi, sizin onları göremeyeceğiniz bir yerden sizi görürler! Kuşkusuz ki, Biz şeytanları, inanmayanların dostları yaptık!”
A’raf Suresi 27
(23) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Şüphesiz ki, ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara karşı büyüklük taslayanlar için gökyüzünün kapıları açılmaz ve deve iğne deliğinden geçmedikçe cennete giremezler! Biz suçluları işte böyle cezalandırırız!”
A’raf Suresi 40
(24) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“İman edenler ve salih amel işleyenler ki, biz hiç kimseye gücünün üstünde bir şey teklif etmeyiz! İşte onlar cennetliklerdir. Onlar orada ebedî kalıcıdırlar.”
A’raf Suresi 42
(25) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Biz onların (cennetliklerin) göğüslerinde kinden/nefredden ne varsa çekip almışızdır. Altlarından da ırmaklar akmaktadır. (Cennetlikler) şöyle derler; Bizi buna ulaştıran Allah’a hamd olsun. Eğer Allah bize hidayet vermeseydi, biz hidayete erişemezdik. Andolsun ki, Rabbimizin Rasulleri hak ile geldiler. Onlara şöyle seslenilir: İşte bu, yapmakta olduklarınıza karşılık olarak mirasçı kılındığınız cennettir.”
A’raf Suresi 43
(26) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Cennet ehli, cehennem ehline, Rabbimizin bize va’dettiğini biz hak/gerçek olarak bulduk; sizler de Rabbinizin size va’dettiğini hak/gerçek olarak buldunuz mu? diye hitap ederler. Onlar da, evet derler. Bunun üzerine bir münadi/seslenici, Allah’ın laneti zalimlerin üzerinedir, diye aralarında nida eder.”
A’raf Suresi 44
(27) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
وَبَيْنَهُمَا حِجَابٌ وَعَلَى الْأَعْرَافِ رِجَالٌ يَعْرِفُونَ كُلاًّ بِسِيمَاهُمْ وَنَادَوْا أَصْحَابَ الْجَنَّةِ أَنْ سَلاَمٌ عَلَيْكُمْ لَمْ يَدْخُلُوهَا وَهُمْ يَطْمَعُونَ
“Cennet ehli ile cehennem ehli arasında bir perde ve A’raf üzerinde ise, her iki tarafı da simalarından tanıyan, cennete henüz girmemiş fakat girmeyi şiddetle arzu eden adamlar vardır. Cennet ehline ‘Selamun Aleykum’ diye seslenirler.”
A’raf Suresi 46
(28) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Allah’ın, kendilerini hiçbir rahmete erdirmeyeceğine dair yemin ettiğiniz kimseler bunlar mı? (ve cennet ehline dönerek) Girin cennete! Artık size hiçbir korku yoktur ve siz üzülecek de değilsiniz, derler.”
A’raf Suresi 49
(29) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Cehennem ehli, cennet ehline şöyle seslenirler; Şu sudan yahut da Allah’ın size rızık olarak verdiklerinden biraz da bize akıtın. Fakat onlar şöyle derler; Kuşkusuz ki, Allah her ikisini de kâfirlere haram etmiştir!”
A’raf Suresi 50
(30) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Rableri onlara, kendi katından bir rahmet, bir hoşnutluk ve içinde hiç tükenmeyecek nimetler bulunan cennetler müjdelemektedir.”
Tevbe Suresi 21
(31) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Orada daimi ve ebedidirler. Şüphesiz en büyük mükâfat Allah katındadır.”
Tevbe Suresi 22
(32) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Allah, mü’min erkek ve mü’min kadınlara içinde daimi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler, Adn cennetlerinde güzel meskenler va’detmiştir...”
Tevbe Suresi 72
(33) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Allah onlar için, içinde ebedi kalacakları altından ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır...”
Tevbe Suresi 89
(34) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Muhacirler ve Ensardan yarışanların öncüleriyle, onlara güzellikle tabi olanlardan Allah razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. Allah onlara, içinde daimi kalacakları altından ırmaklar akan cennetler va’detmiştir. İşte bu en büyük kurtuluştur.”
Tevbe Suresi 100
(35) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Şüphesiz ki, Allah mü’minlerden canlarını ve mallarını, karşılığı cennet olarak satın almıştır. Onlar Allah’ın yolunda savaşırlar, ölürler veya öldürürler. (Bu) Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da Allah’ın üzerine hak bir va’ddir. Allah’tan daha çok kim ahdini yerine getirir ki? O halde yaptığınız bu alışveriş dolayısıyla sevinin! İşte en büyük kurtuluş budur.”
Tevbe Suresi 111
(36) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“İman edenler ve salih amel işleyenler ise, imanlarına karşılık Rableri onları, kendilerini altından ırmaklar akan nimetlerine götürecek olan doğru yola iletir.”
Yunus Suresi 9
(37) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Onların (Mü’minlerin) oradaki (cennetteki) duaları; Subhaneke Allahumme! Ey Allah’ım! Seni noksan sıfatlardan tenzih ve tesbih ederiz ve orada (cennette) birbirlerine esenlik dilemeleri de; ‘Selam’ şeklindedir. Son duaları da; ‘Ve Ahiru Da’vâhum Eni’l-Hamdu Lillahi Rabbi’l-Alemîn.’ Hamd alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.”
Yunus Suresi 10
(38) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Güzel amel işleyenlere, daha iyisi ve bir de ziyade vardır. Onların yüzlerine ne bir kara bulaşır, ne de bir zillet. İşte bunlar cennet ehlidir ve onlar orada ebedi kalacaklardır.”
Yunus Suresi 26
(39) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“İman edenler ve salih amel işleyenler, huşu içinde Rablerine boyun eğenler ise, işte asıl cennet ehli bunlardır ve orada daimidirler.”
Hud Suresi 23
(40) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
وَأَمَّا الَّذِينَ سُعِدُوا فَفِي الْجَنَّةِ خَالِدِينَ فِيهَا مَا دَامَتِ السَّمَاوَاتُ وَالْأَرْضُ إِلاَّ مَا شَآءَ رَبُّكَ عَطَآءً غَيْرَ مَجْذُوذٍ
“Mutlu olanlara gelince, onlar cennettedirler. Rabbinin dilemesi hariç, gökler ve yer durdukça onlar, hep orada kalacaklardır. Kesintisiz bir lütuf olarak.”
Hud Suresi 108
(41) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
جَنَّاتُ عَدْنٍ يَدْخُلُونَهَا وَمَنْ صَلَحَ مِنْ آبَائِهِمْ وَأَزْوَاجِهِمْ وَذُرِّيَّاتِهِمْ وَالْمَلاَئِكَةُ يَدْخُلُونَ عَلَيْهِمْ مِّنْ كُلِّ بَابٍ
“(Onlar) Adn cennetlerine girerler. Babalarından, eşlerinden ve çocuklarından iyi olanlar da kendileriyle beraber olur. Melekler de her kapıdan yanlarına girerler.”
Ra’d Suresi 23
(42) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
سَلاَمٌ عَلَيْكُمْ بِمَا صَبَرْتُمْ فَنِعْمَ عُقْبَى الدَّارِ
“Sabretmiş olmanız dolayısıyla selamette olunuz. Dünyanın akıbeti olan bu cennet ne güzel! diyeceklerdir.”
Ra’d Suresi 24
(43) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
مَثَلُ الْجَنَّةِ الَّتِي وُعِدَ الْمُتَّقُونَ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ أُكُلُهَا دَآئِمٌ وَظِلُّهَا تِلْكَ عُقْبَى الَّذِينَ اتَّقَوا وَعُقْبَى الْكَافِرِينَ النَّارُ
“Allah’tan korkanlara va’dolunan cennetin sıfatı: Altından ırmaklar akar, yiyeceği ve gölgesi daimidir. Bu sakınanların akıbetidir...”
Ra’d Suresi 35
(44) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
وَأُدْخِلَ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِمْ تَحِيَّتُهُمْ فِيهَا سَلاَمٌ
“İman edenler ve sahih amel işleyenler, Rabbinin izniyle, içinde daimi kalacakları altından ırmaklar akan cennetlere girdirilirler. Onların oradaki temennileri ise, selamdır.”
İbrahim Suresi 23
(45) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
إِنَّ الْمُتَّقِينَ فِي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍ ﴿٤٥﴾ ادْخُلُوهَا بِسَلاَمٍ آمِنِينَ ﴿٤٦﴾ وَنَزَعْنَا مَا فِي صُدُورِهِمْ مِّنْ غِلٍّ إِخْوَانًا عَلَى سُرُرٍ مُّتَقَابِلِينَ ﴿٤۷﴾ لاَ يَمَسُّهُمْ فِيهَا نَصَبٌ وَمَا هُمْ مِّنْهَا بِمُخْرَجِينَ ﴿٤۸﴾
“Allah’tan sakınanlar ise, cennetlerde ve pınar başlarındadır. Onlara selametle ve güven içinde oraya girin denir. Göğüslerindeki kini çıkarıp attık. Birbirinin kardeşleri olarak karşılıklı sedirler üzerindedirler. Orada onlara hiçbir güçlük dokunmaz. Oradan çıkarılacak da değillerdir.”
Hicr Suresi 45-48
(46) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
جَنَّاتُ عَدْنٍ يَدْخُلُونَهَا تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ لَهُمْ فِيهَا مَا يَشَآءُونَ كَذَلِكَ يَجْزِي اللهُ الْمُتَّقِينَ
“O girdikleri yer, Adn cennetleridir ki, altından ırmaklar akar. Onlar için orada diledikleri her şey vardır. İşte Allah, kendisinden korkanları böyle mükâfatlandırır.”
Nahl Suresi 31
(47) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
الَّذِينَ تَتَوَفَّاهُمُ الْمَلآئِكَةُ طَيِّبِينَ يَقُولُونَ سَلاَمٌ عَلَيْكُمُ ادْخُلُوا الْجَنَّةَ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ
“Melekler, iyi kimseler olarak canlarını aldıkları bu kimselere (yani mü’minlere) Allah’ın selamı üzerinize olsun. Yapmış olduklarınıza (yani kulluğunuza) karşılık olarak (buyurun) cennete girin, derler.”
Nahl Suresi 32
(48) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“İman edenler ve salih amel işleyenler ise, biz amellerini iyi işleyenlerin ecrini elbette zayi etmeyiz. İşte böyleleri için, altından ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Orada altın bilezik takınırlar, sedirler üzerinde oturmuş oldukları halde, ince ve kalın ipekten yeşil bir elbise giyerler. Ne güzel sevab ve ne güzel dayanak!”
Kehf Suresi 30, 31
(49) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“İman edenler ve salih amel işleyenler ise, onlar için kalacak Firdevs cennetleri vardır. Onlar orada daimidirler. Oradan hiç ayrılmak istemezler.”
Kehf Suresi 107, 108
(50) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Ancak tevbe edenler, iman edenler ve salih amel işleyenler, işte bunlar cennete girecekler ve hiç haksızlığa uğramayacaklardır.”
Meryem Suresi 60
(51) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
جَنَّاتِ عَدْنٍ الَّتِي وَعَدَ الرَّحْمَانُ عِبَادَهُ بِالْغَيْبِ إِنَّهُ كَانَ وَعْدُهُ مَأْتِيًّا
“Rahman’ın kullarına gıyaben va’dettiği Adn cennetleri(ne gireceklerdir.) Şüphesiz ki, Allah’ın va’di yerine gelecektir.”
Meryem Suresi 61
(52) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
لاَ يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا إِلاَّ سَلاَمًا وَلَهُمْ رِزْقُهُمْ فِيهَا بُكْرَةً وَعَشِيًّا تِلْكَ الْجَنَّةُ الَّتِي نُورِثُ مِنْ عِبَادِنَا مَنْ كَانَ تَقِيًّا
“(Onlar) Orada boş söz değil, ancak selam işitirler. Orada sabah ve akşam rızıklarını da hazır dır. Kullarımızdan takva sahibi olanları mirasçı yapacağımız cennet işte budur.”
Meryem Suresi 62, 63
(53) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
وَمَنْ يَأْتِهِ مُؤْمِنًا قَدْ عَمِلَ الصَّالِحَاتِ فَأُوْلَئِكَ لَهُمُ الدَّرَجَاتُ الْعُلَى جَنَّاتُ عَدْنٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا وَذَالِكَ جَزَآءُ مَنْ تَزَكَّى
“Kim de salih amel işlemiş bir mü’min olarak Allah’a gelirse, işte böyleleri için en yüksek dereceler vardır. İçinde daimi kalacakları, altından ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Bu temizlenenlerin mükâfatıdır.
Ta-Ha Suresi 75, 76
(54) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
فَقُلْنَا يَآ آدَمُ إِنَّ هَذَا عَدُوٌّ لَّكَ وَلِزَوْجِكَ فَلاَ يُخْرِجَنَّكُمَا مِنَ الْجَنَّةِ فَتَشْقَى إِنَّ لَكَ أَلاَّ تَجُوعَ فِيهَا وَلاَ تَعْرَى
“Âdem’e demiştik ki; Ey Âdem! Kuşkusuz ki, bu (şeytan) senin ve eşin için bir düşmandır! Sakın sizi cennetten çıkarmasın! Yoksa sıkıntı çekip yorulursun! Muhakkak ki, senin için orada (cennette) acıkmak da yoktur, çıplak kalmak da yoktur!”
Ta-Ha Suresi 117, 118
(55) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
وَأَنَّكَ لاَ تَظْمَؤُا فِيهَا وَلاَ تَضْحَى
“Ve sen orada (cennette) ne susarsın, ne de güneşin sıcağında kalırsın.”
Ta-Ha Suresi 119
(56) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
فَأَكَلاَ مِنْهَا فَبَدَتْ لَهُمَا سَوْآتُهُمَا وَطَفِقَا يَخْصِفَانِ عَلَيْهِمَا مِنْ وَرَقِ الْجَنَّةِ وَعَصَى آدَمُ رَبَّهُ فَغَوَى
“Bunun müteakiben Âdem ve eşi ağaçtan yediler ve ayıp/avret yerleri kendilerine görününce de cennet yapraklarıyla üzerlerini örtmeye başlamışlardı. Âdem Rabbine karşı geldi ve şaşırdı.”
Ta-Ha Suresi 121
(57) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
إِنَّ اللهَ يُدْخِلُ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ إِنَّ اللهَ يَفْعَلُ مَا يُرِيدُ
“Kuşkusuz ki, Allah iman edenleri ve salih amel işleyenleri altından ırmaklar akan cennetlere girdirir. Şüphesiz ki, Allah istediğini yapar.”
Hacc Suresi 14
(58) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
إِنَّ اللهَ يُدْخِلُ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ يُحَلَّوْنَ فِيهَا مِنْ أَسَاوِرَ مِنْ ذَهَبٍ وَلُؤْلُؤًا وَلِبَاسُهُمْ فِيهَا حَرِيرٌ
“Kuşkusuz ki, Allah iman edenleri ve salih amel işleyenleri altından ırmaklar akan cennetlere girdirir. Onlar orada altın ve inciden bilezikler takınırlar. Onların oradaki elbiseleri de ipektir.”
Hacc Suresi 23
(59) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
الْمُلْكُ يَوْمَئِذٍ لِلَّهِ يَحْكُمُ بَيْنَهُمْ فَالَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فِي جَنَّاتِ النَّعِيمِ
“İşte o gün mülk Allah’ındır! Allah onların aralarında hükmeder. İman edenler ve salih amel işleyenler nimet cennetlerindedir.”
Hacc Suresi 56
(60) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Bunlar (mü’minler) Firdevs cennetlerine varis olacaklar ve onlar orada ebedi kalacaklardır.”
Mü’minun Suresi 11
(61) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
تَبَارَكَ الَّذِي إِنْ شَآءَ جَعَلَ لَكَ خَيْرًا مِّنْ ذَالِكَ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ وَيَجْعَلَ لَّكَ قُصُورًا
“Dilediği takdirde sana bundan daha hayırlısını; altından ırmaklar akan cennetleri veren ve senin için köşkler yapan Allah çok yücedir.”
Furkan Suresi 10
(62) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“De ki; Bu mu daha hayırlı yoksa takva sahiplerine vaad edilen ve onlar için bir mükâfat ve dönüş yeri olan ebedi cennet mi? Onlar için cennette diledikleri her şey vardır ve onlar (cennette), ebedi olarak kalacaklardır. Bu, Rabbinin üzerine aldığı ve mü’minlerce hep istenen bir vâdidir.”
Furkan Suresi 15, 16
(63) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
أَصْحَابُ الْجَنَّةِ يَوْمَئِذٍ خَيْرٌ مُّسْتَقَرًّا وَأَحْسَنُ مَقِيلاً
“O gün cennet ehlinin kalacakları yer daha hayırlı ve dinlenecekleri yer de çok daha güzeldir.”
Furkan Suresi 24
(64) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“İşte bunlar, sabretmeleri sebebiyle cennette en yüksek derecelerle mükâfatlandırılacaklar ve orada esenlik ve selamet dileğiyle karşılanacaklardır. Onlar orada ebedidirler ve kalınacak ne güzel bir yer ve makamdır!”
Furkan Suresi 75, 76
(65) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Bunların Rableri katındaki mükâfatları ve içinde ebediyyen kalacakları altından ırmaklar akan Adn cennetleridir…”
Beyyine Suresi 8
(66) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“İman edenleri ve salih amel işleyenleri, içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetteki odalara yerleştireceğiz. Amel edenlerin mükâfatı ne güzeldir. İşte onlar sabredenler ve Rablerine tevekkül edenlerdir.”
Ankebut Suresi 58, 59
(67) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
فَاَمَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَهُمْ فِي رَوْضَةٍ يُحْبَرُونَ
“İman edenler ve salih amel işleyenlere gelince, artık onlar bir bahçe içinde (cennete) neşelenirler.”
Rum Suresi 15
(68) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“İman edenler ve salih amel işleyenler için nimet cennetleri vardır.”
Lokman Suresi 8
(69) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“İman edenler ve salih amel işleyenler için, yaptıklarına karşı mükafat olarak kalınacak cennetler vardır.”
Secde Suresi 19
(70) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Sizi bize yaklaştıracak olan ne mallarınız ve ne de evladlarınızdır. Ancak iman eden ve salih amel işleyen kimseler için böyle değil. Onlar için, yaptıklarına karşılık kat kat mükafat vardır. Onlar cennet odalarında güven içindedirler.”
Sebe Suresi 37
(71) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Sonra bu kitabı kullarımızdan seçtiğimiz kimselere miras olarak bıraktık. Şu var ki onların içinde kendisine zulmeden de vardır, mutedil olan da vardır ve Allah’ın izniyle hayır işlerinde koşturan da. İşte bu miras Allah’tan büyük bir lütuftur. Bu mirasa konanlar Adn cennetine girerler. Orada altın bilezikler ve incilerle süslenirler. Oradaki elbiseleri de ipektir.”
Fatır Suresi 32, 33
(72) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Derler ki: Korkuyu bizden gideren Allah’a hamd olsun. Şüphe yoktur ki Rabbimiz çok bağışlayıcıdır, çok ihsan edicidir. Çünkü lütfu ile bizi temelli kalınacak olan cennete yerleştirecek olan O’dur. Bize orada ne bir yorgunluk dokunur, ne de bir usanç gelir.”
Fatır Suresi 34, 35
(73) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“O gün cennet ehli zevk ile meşguldür. Onlar ve eşleri gölgeliklerde, süslü sedirler üzerinde yaslanmışlardır. Orada onlar için meyvalar vardır, onlar için istedikleri her şey vardır. Bir de, çok merhametli olan Rabden sözlü selam...”
Yasin Suresi 55-58
(74) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“...Amellerinde ihlâs sahibi olan Allah’ın kulları... İşte onlar için belirli bir rızık ve meyveler vardır. Onlar nimet cennetlerinde, karşılıklı sedirler üzerinde ikram olunurlar.”
Saffat Suresi 40-44
(75) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Bu bir hatırlatmadır! Allah’tan korkanlar için güzel bir gelecek vardır. O da kendileri için kapıları açılmış olan Adn cennetleridir. Orada sedirlere yaslanmış olarak çeşitli meyveler ve içecekler isterler. Yanlarında, gözlerini yalnızca eşlerine çevirmiş yaşıt olan kadınlar vardır. İşte bu, hesap günü için size va’dolunandır. Şüphesiz ki, bunlar tükenişi olmayan rızıklardır.”
Sad Suresi 49-54
(76) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Fakat Rablerinden korkanlar için, cennette altından ırmaklar akan kat kat inşa edilmiş odalar vardır.”
Zümer Suresi 20
(77) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Rablerinden korkanlar da bölük bölük cennete sevk olunurlar. Oraya geldikleri ve kapıları açıldığı zaman, bekçileri onlara der ki: Selam size, hoş geldiniz. Artık ebediyyen kalmak üzere cennete girin. Onlar da şöyle derler: “Verdiği sözde bize sadık olan ve cennetin dilediğimiz yerinde yerleşelim diye arzı bize miras bırakan Allah’a hamd olsun. İyi amel sahiplerinin mükâfatı ne güzeldir!”
Zümer Suresi 73, 74
(78) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“…Rabbimiz! Onları, atalarından, eşlerinden ve soylarından iyi olanları, kendilerine va’dettiğin Adn cennetlerine koy. Şüphe yoktur ki daima galip olan, hikmet sahibi olan sensin.”
Mü’min Suresi 78
(79) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Kim bir kötülük işlerse ancak misliyle cezalandırılır. Erkek veya kadın, mü’min olarak, kim de salih amel işlerse işte bunlar, içinde hesapsız rızıklanacakları cennete girer.”
Mü’min Suresi 40
(80) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Muhakkak ki “Rabbimiz Allah’tır” deyip sonra dosdoğru bir istikamet tutturanlar üzerine melekler iner, onlara: “Korkmayın, üzülmeyin size va’dolunan cennetle sevinin,” derler.”
Fussilet Suresi 30
(81) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“…İman edenler ve salih amel işleyenler ise cennet bahçelerindedirler. Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır. Bu büyük bir lütuftur.”
Şura Suresi 22
(82) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Allah o sakınanlara şöyle buyurur; Ey kullarım! Bugün size hiçbir korku yoktur. Mahzun olacaklar da sizler değilsiniz. Bunlar ayetlerimize iman edenler ve Müslüman olanlardır. Onlara denir ki: Siz ve eşleriniz sevinçli bir halde cennete girin. Önlerinde altın kadehler ve tepsiler dolaştırılır. İçlerinde nefislerinin çektiği, canlarının ve gözlerinin hoşlandığı her şey vardır. Onlara: Siz orada ebedisiniz, denilir.”
Zuhruf Suresi 68-71
(83) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Yapmış olduklarınıza karşılık size miras bırakılan cennet işte budur. Sizin için orada yiyeceğiniz pek çok meyveler vardır.”denir.”
Zuhruf Suresi 72, 73
(84) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Rabbimiz Allah’tır” diyen, sonra dosdoğru olanlara hiçbir korku yoktur. Mahzun olacak da onlar değildir. Bunlar cennet ehli olup yapmış olduklarına mükâfat olarak ebedi kalacaklardır.”
Ahkaf Suresi 13, 14
(85) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Allah’a iman edenleri ve salih amel işleyenleri altından ırmaklar akan cennetlere sokar...”
Muhammed Suresi 12
(86) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Allah’tan korkanlara va’dolunan ve içinde tadı ve kokusu değişmeyen sudan, tadı bozulmayan sütten, içenlere lezzet veren şaraptan ve süzme baldan ırmaklar, her çeşit meyveler ve Rablerinden mağfiret bulunan cennetteki bir kimse, ateşte daimi olan, kaynar su içirilip de bağırsakları parça parça dökülen kimse gibi midir?”
Muhammed Suresi 15
(87) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Mü’min erkek ve kadınları, içinde ebediyyen kalacakları, altından ırmaklar akan cennetlerine koymak ve onların kötülüklerini örtmek içindir. Bu, Allah katında en büyük kurtuluş olmuştur.”
Fetih Suresi 5
(88) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Kim Allah’a ve Rasulüne itaat ederse, Allah onu altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim de yüz çevirirse, ona da çok acı bir şekilde azab eder.”
Fetih Suresi 17
(89) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Cennet de Allah’tan sakınanlara uzak düşmeyecek şekilde yaklaştırılır. İşte bu, Allah’a her yönelen, hududuna riayet eden, görmediği halde Rahman’dan korkan ve ihlaslı bir kalp ile gelen sizlere va’dolunan cennettir. Oraya selametle girin. Bu, ölümü olmayan ebedilik günüdür. Orada diledikleri her şey vardır, yanımızda da fazlası.”
Kaf Suresi 31-35
(90) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Allah’tan korkanlar ise, Rablerinin kendilerine verdiğini almış oldukları halde, cennetlerde ve pınar başlarındadır. Çünkü onlar, bundan önce iyi davrananlardan idiler.”
Zariyat Suresi 15, 16
(91) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Allah’tan sakınanlar da, Rablerinin kendilerine verdikleriyle ve kendilerini cehennem azabından koruması sebebiyle sevinçli bir halde cennetlerde ve nimetler içindedirler. Onlara denir ki: “Dünyada işlemiş olduklarınıza karşılık sıra sıra dizilmiş olan sedirlere dayanmış olduğuz halde afiyetle yeyin ve için.”
Ayrıca onları hurıiyn ile evlendiririz. İman edip de zürriyetlerinin imanda kendilerine tabi oldukları kimselere, zürriyetlerini de katarız. Amellerinden hiçbir şey eksiltmeyiz. Her kişi kendi kazandığına karşı rehindir.
Onlara canlarının çektiği şeylerden meyve ve eti bol bol veririz. Orada bir kadeh tokuştururlar ki, bunda ne bir saçmalık ve ne de günah vardır. Etraflarında kendilerine has dizilmiş inciler gibi gılmanlar dolaşır. Birbirlerine dönüp sorarlar. Derler ki:
“Önceden biz kendi ailemiz içinde geleceğimizden korkardık. Fakat Allah bize lütfetti ve kavurucu ateşin azabından bizi korudu. Biz önceden de ona ibadet ederdik. Çünkü O ihsanı boldur, çok merhametlidir.”
Tur Suresi 17-28
(92) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Sidre’nin yanında da varılacak cennet vardır.”
Necm Suresi 15
(93) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Şüphesiz takva sahipleri de, cennetlerde ve nehirlerde, kudret sahibi hükümdarın katında hoşnut olacak bir yerdedirler.”
Kamer Suresi 54, 55
(94) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Rabbinin makamından korkanlara da iki cennet vardır: Her ikisi de çeşit çeşit ağaçlara ve meyvelere sahiptir. Her iki cennette de akıp giden iki pınar vardır. Her ikisinde de her çeşit meyveden çift çift vardır. Astarları atlastan yataklara dayanırlar. Her iki cennetin de toplanacak meyveleri çok yakındır.”
Rahman Suresi 46-54
(95) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“O cennetlerde bakışlarını yalnız eşlerine çeviren, onlardan önce hiçbir insanın ve cinin dokunmadığı kadınlar vardır. Sanki onlar yakut ve mercan gibidirler. İyiliğin karşılığı yalnız iyiliktir. Bu iki cennetten başka iki cennet daha vardır. Hem de bu iki cennet koyu yeşildir. Her ikisinde de fışkıran iki pınar vardır.”
Rahman Suresi 56-66
(96) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Cennette yeşil yastıklara ve son derece güzel döşeklere yaslanırlar.”
Rahman Suresi 76
(97) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Allah’a itaatte öne geçenler, O’nun rahmetinde de önde olanlardır. İşte bunlar nimet cennetinde Rableri katında gözde olanlardır. Bunların çoğu evvelkilerden, azı da sonrakilerden olup mücevherlerle örülmüş sedirler üzerinde karşılıklı yaslanmışlardır. Ölümsüzlüğe erişmiş gençler, baş ağrısı vermeyen şarap kaynağından doldurulmuş testiler, ibrikler, kadehler, beğenecekleri meyveler ve arzu ettikleri kuş etleriyle çevrelerinde dolaşırlar.
Dünyada iken işlemiş oldukları iyi amellerine karşılık olmak üzere, saklı kalmış inciler gibi iri gözlü huriler onlarındır. Orada “selam, selam” sözünden başka ne boş ne de günaha sokacak bir söz işitirler.
O meymenetli olanlar, ne mutludur o meymenetliler! Onlar dikensiz sedir ağaçlarının, dalları meyve dolu muz ağaçlarının, uzanmış gölgelerin, akıp duran suların, arkası kesilmeyen ve yasaklanmayan pek çok meyvenin bulunduğu cennetlerde, yükseltilmiş döşeklerdedir. Biz oradaki kadınları meymenetliler için yeniden hazırladık. Onları bakire ve eşlerine sevgiyle bağlı yaşıtlar kıldık.”
Vakıa Suresi 10-38
(98) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Eğer ölen kişi, Allah’a yaklaştırılanlardan ise o, rahatlık, bol rızık ve nimet cennetindedir.”
Vakıa Suresi 88, 89
(99) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Mü’min erkek ve kadınları, nurlarının önlerinden ve sağlarından koştuğunu gördüğün gün, onlara denir ki: “Sizin bugünkü müjdeniz, içinde ebediyyen kalacağınız, altından ırmaklar akan cennetlerdir. İşte asıl kurtuluş budur.
Hadid Suresi 12
(100) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Ey insanlar! Rabbinizden bir mağfirete ve genişliği gök ve yerin genişliği olup, Allah’a ve Rasulüne iman edenler için hazırlanan cennete kavuşmak için yarış edin. Bu Allah’ın dilediğine vermek istediği bir lütuftur. Allah büyük lütuf sahibidir.”
Hadid Suresi 21
(101) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Allah’a ve ahiret gününe iman eden bir kavmin babaları yahut oğulları, yahut kardeşleri, yahut da akrabaları bile olsalar Allah’a ve Rasulüne karşı gelen kimselere sevgi beslediklerini göremezsin. İşte bunlar Allah’ın kalplerine iman yazdığı ve kendinden bir ruh ile kuvvetlendirdiği kimselerdir.
Onları içinde ebediyyen kalacakları, altından ırmaklar akan cennetlere sokacaktır. İşte bunlar da Allah taraftarı olanlardır. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah’tan hoşnut olmuşlardır. Haberiniz olsun ki asıl kurtuluşa erenler de şüphesiz Allah taraftarlarıdır.”
Mücadele Suresi 22
(102) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Cehennem ehliyle cennet ehli bir değildir. Asıl kurtuluşa erenler de cennet ehlidir.”
Haşr Suresi 20
(103) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Allah’a ve Rasulüne iman edersiniz, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda savaşırsınız. İşte bu eğer bilirseniz, sizin için daha hayırlıdır. Sizin için günahınızı bağışlar, sizi altından ırmaklar akan cennetlere ve Adn cennetlerindeki hoşa gidecek meskenlere sokar. İşte bu büyük kurtuluştur.”
Saf Suresi 11, 12
(104) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Sizi toplanma günü için toplayacağı gün, bu aldanma günüdür. Kim Allah’a iman eder ve salih amel işlerse, Allah onun günahlarını örter ve altından ırmaklar akan cennetlere sokar. İşte bu büyük kurtuluştur.”
Teğabun Suresi 9
(105) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“...İman edip salih amel işleyenleri karanlıklardan nura çıkarmak için size Allah’ın apaçık ayetlerini okuyan bir Rasul göndermiştik. Kim Allah’a iman eder ve salih amel işlerse, Allah da onu içinde ebediyyen kalacağı, altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Allah ona hiç tükenmeyen rızık vermiştir.”
Talak Suresi 11
(106) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Ancak meymenetli olanlar cennetlerde suçlulara sizi cehennem azabına sürükleyen nedir? diye sorarlar.”
Müddessir Suresi 39-42
(107) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Ey iman edenler! Samimi bir tevbe ile Allah’a tevbe edin; o zaman Rabbiniz günahlarınızı örter ve sizi, Allah’ın Nebi’si ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı gün, altından ırmaklar akan cennetlere sokar. O gün onların nuru önlerinden ve yanlarından koşar, derler ki: “Rabbimiz nurumuzu tamamla ve bizi bağışla. Şüphe yoktur ki sen her şeye kadirsin.”
Tahrim Suresi 8
(108) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Allah iman edenlere de, Firavun’un karısını misal vermektedir. Hani Firavun’un karısı şöyle demişti: “Rabbim bana senin kendi yanında, cennette bir ev yap ve beni Firavun’dan ve onun işlerinden kurtar ve beni zalim kavimden kurtar.”
Tahrim Suresi 11
(109) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Ancak namazlarına devam edenler, mallarında isteyene ve iffeti dolayısıyla istemeyip ondan mahrum kalana belirli bir hak tanıyanlar, din gününü tasdik edenler, Rablerinin azabından korkanlar zira Rablerinin azabından emin olunmaz eşleri yahut elleri altında bulunan cariyeler dışındakilere karşı mahrem yerlerini koruyanlar.
Zira eşler ve cariyeler kınanmazlar, fakat bundan ötesini arayanlar, asıl haddi aşanlardır emanetlerini ve ahitlerini yerine getirenler, şahitliklerini dosdoğru yapanlar ve namazlarını koruyanlar böyle değildir. Bunlar cennetlerde ikram olunacak kimselerdir.”
Mearic Suresi 22-35
(110) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Neden şu kâfirler sağdan soldan grup grup sana doğru koşturup geliyorlar? Onların her biri, nimet cennetine mi sokulacağını ümit ediyor?”
Mearic Suresi 36-38
(111) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Kendilerine vacip kıldıkları adağı yerine getirirler, kötülüğü yaygınlaşmış olan bir günden korkarlar. İçlerinin çekmesine rağmen, yiyeceklerini yoksula, yetime ve esire yedirirler.“Biz sizi sırf Allah’ın vechi için doyuruyoruz.
Sizden bir karşılık ve teşekkür istemiyoruz. Biz yüzleri asıklaştıracak olan bir günde Rabbimizden korkarız”derler. Allah da onları bugünün şerrinden korur ve yüzlerine parlaklık, kalplerine de neşe verir. Sabretmiş olmaları dolayısıyla onları cennetle ve ipekle mükâfatlandırır.”
İnsan Suresi 7-12
(112) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Cennette sedirlere yaslanmış olarak, ne yakıcı güneş görürler, ne de dondurucu soğuk. Ağaçların gölgeleri üzerlerine yaklaşmış, meyvelerini toplamak da kolaylaştırılmıştır. Çevrelerinde gümüşten kaplar ve billur kâseler dolaştırılır. Gümüşten yapılmış billurlardır ki, onları ölçülü bir şekilde dolaştırırlar.”
İnsan Suresi 13-16
(113) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Orada karışımı zencebil olan bir kâseden içirilirler. O da cennette bir pınardır ki ona “Selsebil” denir. Çevrelerinde ebedileşmiş gençler dolaşır. Onları gördüğün zaman saçılmış inci sanırsın. Zaten cennette nereye baksan bir nimet ve büyük bir mülk görürsün.”
İnsan Suresi 17-20
(114) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“İyiler şüphesiz ki, nimet cennetlerindedirler.”
İnfitar Suresi 13
(115) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Şüphesiz ki, iyiler nimet cennetinde ve sedirler üzerinde nimetleri seyrederler. Onları yüzlerindeki nimet pırıltısından tanırsın. Onlara, bitimi misk kokan, mühürlü halis bir şarap içirilir. Yarışanlar işte bunun için yarışsınlar. Bu şarabın karışımı, cennette gözdelerin içtiği yukarıdan akan bir kaynaktır.”
Mutaffifin Suresi 22-28
(116) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“İman edenlere ve salih amel işleyenlere ise, altından ırmaklar akan cennetler vardır. Bu, büyük kurtuluştur.”
Buruc Suresi 11
(117) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Yüzler vardır, o gün pırıl pırıl. Dünyadaki amelleri dolayısıyla hoşnuttur. Cennette yüksek derecelerdedir. Orada boş söz işitmezler. Orada akan kaynaklar vardır.”
Ğaşiye Suresi 8-12