(1) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Allah, kıyamet gününde hakkı inkâr ederek izarını sürükleyen kimseye bakmaz!”
Buhari 5849, Müslim 2087/48
(2) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
Ben, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanına uğradım, İzarımda gevşeme olup yere sarkmışlık vardı. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:
−“Ey Abdullah! İzarını yukarı kaldır!”
Ben de izarımı kaldırdım. Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
−“Ziyade yap!”
Ben de ziyade yaptım ve ondan sonra ben bu ölçüyü seçmekten ayrılmadım! Topluluktan bazıları:
Nereye kadardı? dediler. Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
−İki bacağın yarısına kadardı.
Müslim 2086/47
(3) Ebu Zerr (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Üç kimse var ki, Allah kıyamet gününde onlarla konuşmaz; onlara bakmaz; onları tezkiye etmez ve onlar için elim bir azap vardır!”
Ebu Zer (Radiyallahu Anh) dedi ki:
−Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunları üç kere okudu. Ebu Zer (Radiyallahu Anh) dedi ki:
−Onlar gerçekten zarar etmiştir, ziyana uğramıştır. Onlar kimdir? Ya Rasulallah! dedim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
−“Elbisesini uzatarak salıveren, ihsanını başa kakan ve yalan yeminle metaını revaçlandırandır!”
Müslim 106/171
(4) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Herkim elbisesini kibirlenerek yerde sürüklerse, kıyamet gününde Allah ona bakmaz!”
Ebu Bekir (Radiyallahu Anh):
−Elbisemin iki tarafından biri, ben onu ıslah edip sürünmekten korumazsam çözülüp yere yayılıyor? dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
−“Kuşkusuz ki, sen onu kibirden yapıyor değilsin!”
Buhari 3425, Müslim 2086/47
(5) Ebu Cureyyin Cabir bin Süleym (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:
“Bir şahıs gördüm, insanlar onun görüşüne müracaat ediyorlar, her ne söylese mutlaka ona dönüyorlardı. Bu şahıs kimdir? dedim.
İnsanlar:
−Bu şahıs Allah’ın Rasulüdür dediler. Ben iki kere:
−Aleykesselam ya Rasulallah! dedim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
−“Aleykesselam deme! Kuşkusuz ki, Aleykesselam, ölünün tahiyyatıdır! Es-Selamu Aleyke de!”
Ben:
−Siz Allah’ın Rasulü müsünüz? dedim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
−“Ben, sana bir zarar isabet ettiğinde sen kendisine dua ettiğinde o zararı senden gideren; sana kıtlık isabet ettiği vakit, kendisine dua ettiğinde yağmur yağdıran ve sana nebatat bitiren, otsuz, ağaçsız çöl veya sahrada olduğunda deveni kaybedip ona dua ettiğinde, deveni geri çeviren Allah’ın Rasuluyüm.”
Ben:
−Bana vasiyet et dedim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
−“Kesinlikle hiç kimseye sövme!”
(6) Cabir (Radiyallahu Anh) dedi ki:
−Bu vasiyetten sonra artık ben ne hür kimseye, ne köle, ne deveye, ne de koyuna sövmedim! Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) devamla şöyle buyurdu:
−“Maruftan hiçbir şeyi küçük görme! Kardeşinle güler yüzle konuşmanı bile! Muhakkak ki, bu da maruftandır. İzarını bacağının yarısına kadar kaldır! Bundan imtina edersen incik kemiğine kadar yap! İzarını uzatmaktan sakın! Kuşkusuz ki, bu kibirliliktendir! Allah kibirliliği sevmez! Bir adam sana sövse ve sende bulunan, bildiği bir şeyle seni ayıplasa, sen onda bulanan bildiğin bir şeyle onu ayıplama! O ayıplamanın vebali sadece o kimse üzerinedir!”
Ebu Davud 4084, Tirmizi 2722, Ahmed bin Hanbel Müsned 5/63, 64