Hadâne: Çocuğu terbiye edip onun işlerini deruhte etmek ve büyüyene kadar onu gözetip kollamaktır.
(97) Amr bin Şuayb babası ve dedesi tariki ile rivayet edip şöyle dedi:
Bir kadın:
−Ya Rasulallah! Benim bu oğluma karnım bir kap, memelerim bir emzik, kucağım ise bir korunma mahalli oldu. Babası ise beni boşadı ve oğlumu çekip benden almak istiyor! dedi ve şikâyet etti. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
−“Sen nikâhlanmadığın müddetçe çocuğu almaya daha çok hak sahibisin!”
Ebu Davud 2276, Darekutni 3/305, Hâkim 2/207, Beyhaki 8/4, 5, Ahmed bin Hanbel Müsned 2/182, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 2187
(98) Medine’den birinin azatlısı olan sadık kişi Ebu Meymune (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:
Ben bir ara Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) ile beraber oturuyor idim. Ona beraberinde kendisinin oğlu olan İranlı bir kadın geldi. Karı kocadan her biri çocuğun kendisine ait olduğunu iddia etti. Kocası kadını boşamıştı. Kadın:
−Ya Eba Hureyre! dedi ve ona Farsça:
−Kocam oğlumu götürmek istiyor dedi. Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) kadına:
−Çocuk için kura çekin dedi ve bunu Farsça olarak söyledi. Kadının kocası geldi ve:
−Kim çocuğum hakkında benimle çekişiyor? dedi. Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh):
−Allah’a yemin ederim ki, ben bunu kendimden söylemiyorum. Fakat bir kadını işittim o kadın ben Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanında oturuyor iken ona geldi ve:
−Ya Rasulallah! Boşandığım kocam oğlumu benden alıp götürmek istiyor. Oğlum beni, Ebu İnebe kuyusundan su taşıyıp suladı ve bana fayda sağladı dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
−“Çocuk üzerine kura çekin!”
Kadının kocası geldi ve:
−Kim çocuğum hakkında benimle çekişiyor? dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) çocuğa şöyle buyurdu:
−“İşte bu babandır, bu da annendir. Onlardan hangisini dilersen elini tut!”
Çocuk da annesinin elini tuttu, kadın da onu alıp götürdü.
Ebu Davud 2277, Nesei 3496, Tirmizi 1357, Darimi 2/170, İbni Mace 2351, İbni Hibban Mevarid 1200, Hakim 4/97, Beyhaki 8/3, Ahmed bin Hanbel Müsned 2/286, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 2192
(99) Bera bin Azib (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Hamza (Radiyallahu Anh)’nın kızının kimin yanında kalacağı hususunda Ali, Zeyd bin Harise ve Cafer (Radiyallahu Anhum) arasında anlaşmazlık çıktı. Ali (Radiyallahu Anh):
−Bu, benim amcamın kızıdır. Ona bakmaya ben daha hak sahibiyim, dedi. Cafer (Radiyallahu Anh):
−Bu, benim amcamın kızıdır, teyzesi de benim nikâhım altındadır, dedi. Zeyd bin Harise (Radiyallahu Anh):
−Bu kız benim kardeşimin kızıdır, dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Hamza (Radiyallahu Anh)’nın kızı için teyzesinin yanında kalması lehine hüküm verdi ve:
−“Teyze anne konumundadır.”
Sonra Ali (Radiyallahu Anh)’a şöyle buyurdu:
−“Sen bendensin, ben de sendenim.”
Cafer (Radiyallahu Anh)’a da şöyle buyurdu:
−“Sen ise yaratılış ve ahlak bakımından bana benzedin.”
Zeyd (Radiyallahu Anh)’a da şöyle buyurdu:
−“Sen ise bizim kardeşimiz ve mevlamızsın.”
Mevla: Bu kelimenin bir manası da; köle iken azat edilmiş, hürriyetine kavuşmuş kimse manasınadır.
Buhari 2494, Tirmizi 1904, İbni Hibban 4873, Beyhaki 8/5, 6, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 2190