Düşmanlarımızın bu zamanda bize karşı savaşta kullandıkları şeylerden biri de şekillerini ve detaylarını kendilerinin belirlediği, Müslümanlar arasında revaç bulan moda giysileri ve elbiselerdir. Bunlar; kısa olması, şeffaf olması veya dar olması nedeniyle avret yerlerini örtmez.
Birçoğunun kadınlar arasında ve mahremlerin yanında dahi giyilmesi caiz değildir! Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), bu çeşit elbiselerin son dönem kadınları arasında ortaya çıkacağını bizlere bildirmiştir.
(1) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
Cehennem ehlinden iki sınıf var ki, onların mislini görmedim. Birinci sınıf; beraberlerindeki sığır kuyruğuna benzer kırbaçlarla insanları döven bir topluluktur! İkinci sınıf; elbiseli çıplak, (erkekleri kendilerine) meyil ettiren, salınarak yürüyen, başları da Horasan devesinin hörgücü gibi meyil edici kadınlardır! Bu kadınlar, cennete giremezler! Cennetin kokusunu da bulamazlar! Şüphesiz ki, cennetin kokusu, şöyle ve şöyle mesafeden duyulur.”
Müslim 2128/125
Hadiste “elbiseli çıplak” diye tercüme ettiğimiz cümle, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in dilinde “el-Kâsiyâtu’l-Ariyât” şeklinde ifade edilmiştir. İki kelimeden oluşmaktadır. Birinci Kelime el-Kâsiyâtu yani elbise giyinmiş kadınlar. İkinci Kelime el-Ariyât yani üryan çırılçıplak kadınlar. Elbise giyinmiş ve çırılçıplak birbirine zıt iki kelimeyi bir cümlede birleştirerek yerdiği, cennetin kokusunu dahi alamayacağını bildirdiği mezkur kadınların, giysilerini anlamaya çalışalım. Bir kadın elbise giyinmiş olduğu halde nasıl çırılçıplak olur? Bu en basit haliyle iki şekildedir.
Birincisi: Kadının giydiği elbise çok ince ve şeffaf olur, bu sebeple o, sahibinin iç kısmını gösterir. Kadının üzerinde gözüken bir elbise olmasına rağmen elbisenin inceliği ve şeffaflığından gerçekte kadın çırılçıplaktır. Bu tür giysi eski zamanlarda cahiliye usulü giyimdi, o dönemde kadınlar özellikle cariyelerden oluşan fahişe kadınlar kendilerini erkeklere beğendirmek için böyle giyerlerdi. İster fahişelerden olsun ister normal kadınlardan olsun bu tarz giyimle vücutlarını erkeklerin gözlerinin önüne serer, kendilerini onlara arz ederek erkek bulurlardı.
İkincisi: Kadının giydiği elbise, bedenine iyice oturup onun vücudunu olduğu gibi ortaya koyuyor ve kadının bedeninde hiç cimrilik etmeden en küçük ayrıntılara kadar niteleyip gözler önüne seriyorsa, onun sahibi her ne kadar bir şey giyinmiş ise de o kadın çıplaktır hem de çırılçıplak.
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in giyimli çıplak kadınlar kavli ile muhatabı dün o şeffaf elbiseler giyerek kendilerini erkeklerin iştahına sunan cahiliye kadınları idi, bu gün ise çok dar pantolon ve benzeri giysiler giyerek kendilerini erkeklerin iştahına sunan günümüz cahiliyesi kadınlardır. İşte cennete giremeyecek hatta oranın kokusunu dahi alamayacak olan cehennemin yaranı kadınlar bunlardır. Ben de Müslümanım diyen bir kadının, moda, beğenilme vs. adına kendisini cennetin kokusunu dahi aldırmayacak bir duruma düşürmesi akıl sahipleri için hiçte kabul edilecek bir iş değildir.
Bu elbiselere, arkasından uzunca yırtmaçlı veya birçok yönünden yırtmaçlı giysiler de dâhildir. Oturduğu zaman avret yerlerinin bir kısmı ortaya çıkar. Burada ayrıca kâfirlere benzeme, modada ve son model, utanç verici giysilerde onlara uyma olayı vardır. Allah’tan esenlik dileriz. Bazı giyeceklerin üzerinde bulunan çirkin resimler de sakıncalı şeylerdendir. Şarkıcıların, müzik topluluklarının, içki şişelerinin ve şeriatça haram kabul edilen canlıların resimleri, haç işareti, ahlaksız kulüp ve derneklerin amblemleri ya da çoğunlukla yabancı dille yazılan, şeref ve namusa aykırı çirkin sözler gibi...
Allah’ın kulları için koyduğu fıtrat kanunlarından birisi de erkeğin, Allah’ın onun için yarattığı erkekliğini koruması, kadının da Allah’ın onun için yarattığı kadınlığını korumasıdır. Bu, insan hayatının düzeni için vazgeçilmez unsurlardan biridir. Erkeklerin kadınlara benzemesi ve kadınların erkeklere benzemesi fıtrata aykırıdır. Kötülüğe giden kapıların açılması ve toplumdaki çözülmenin yayılmasıdır. Bu davranış şer’an haram kılınmıştır. Şer’i bir nasta bir işi yapan hakkında lanet zikrediliyorsa bu o işin haram kılındığına ve büyük günahlardan olduğuna delalet eder.
(2) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) erkeklerden kadınlara benzemeye çalışan kimselere ve kadınlardan da erkeklere benzemeye çalışan kadınlara lanet etti!”
Buhari 5922, Buhari Fethu’l-Bari 10/332
(3) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) erkeklerden muhannes olanlara ve kadınlardan da erkekleşenlere lanet etti ve şöyle buyurdu:
“Öyle kimseleri evlerinizden çıkarın!”
Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) falanı çıkardı, Ömer (Radiyallahu Anh)’da falanı çıkardı.
Muhannes: Konuşması, yürüyüşü ve bütün hareketleriyle kadına benzeyen veya benzetmeye çalışan erkektir.
Buhari 5923, Buhari Fethu’l-Bari 10/333
Bu benzeme duruş ve hareketlerde veya yürümede olabilir. Vücudu kadınlaştırmak, konuşma ve yürüyüşte kadınsı davranmak gibi. Bu benzerlik giyimde de geçerlidir. Erkeğin hippi ve metalci gruplar arasında yaygın olduğu gibi kolye, bilezik, halhal, küpe ve benzeri takması caiz değildir. Yine kadının; gömlek elbise ve benzeri erkeklere özel giysileri giymesi de caiz değildir! Daha da ötesi şekil ve ayrıntıda erkeklerden farklı olması gereklidir.
(4) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kadının giysisini giyen erkeğe, erkeğin giysisini giyen kadına lanet etti!”
Ebu Davud 4098, Nesei Sunenu’l-Kubra 9253, İbni Mace 1903, İbni Hibban 5751, Ahmed bin Hanbel Müsned 2/325, Albânî Sahîhu’l-Cami’ 5071