İddet İle İlgili Konular

(37) Kocası Ölmüş Hamile Kadının İddeti

(70) Abdurrahman bin Avf (Radiyallahu Anh)’ın oğlu Ebu Seleme şöyle dedi:

“Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma)’nın yanında oturuyor iken ona bir adam geldi. O kişi Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma)’ya:

−Kocasının ölümünden kırk gün sonra doğuran kadın hakkında bana fetva ver, dedi. Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma):

−Bu kadının iddeti iki iddetin en uzun olanıdır, dedi. Ebu Seleme ben Talak Suresi 4. ayetini okudum:

“...Hamile olanların iddetleri yüklerini bırakmalarına kadardır…”

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh):

−Ben de kardeşimin oğlu yani Ebu Seleme (Radiyallahu Anh) ile beraberim dedi. Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) uşağı Kureyb’i, Ümmü Seleme (Radiyallahu Anha)’ya gönderdi. Ümmü Seleme (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

−Sübey’a el-Eslemiyye (Radiyallahu Anha) gebe iken kocası öldürüldü ve Sübey’a (Radiyallahu Anha) kocasının ölümünden sonra kırkıncı gecede doğurdu. Müteakiben kendisiyle evlenilmek üzere talip olundu. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de nikâh ettirdi. Ebu Senabil bin Ba’kek (Radiyallahu Anh)’da onu isteyenler arasında idi.” Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) burada, iki iddetin en uzunu derken, Bakara Suresindeki 234. ayeti kast ediyor:

“İçinizden ölenlerin, geriye bıraktığı eşleri, dört ay on gün (bekleyip) kendilerini gözetlerler…”

Buhari 4886, Müslim 1485/57, Malik 2/590/86, Nesei 3512, 3513, Tirmizi 1194, Darimi 2/165, 166, İbni Hibban 4296, İbnu’l-Carud 762, Ahmed bin Hanbel Müsned 6/312, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 2113

(71) Abdullah bin Abdullah bin Utbe bin Mes’ud (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Ubeydullah (Radiyallahu Anh)’ın babası Abdullah bin Utbe (Radiyallahu Anh), Ömer bin Abdullah bin Erkam (Radiyallahu Anh)’a bir mektup yazıp ona, Sübey’a bintu’l-Haris el-Eslemînin yanına gitmesini, kendisinden hadisini ve hamileliği hakkında fetva istediği vakit Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ona söylemiş olduğu sözü sormasını emretti. Bunun üzerine Ömer bin Abdullah Sübey’anın yanına varıp hadisi sorduktan sonra Abdullah bin Utbeye şöyle yazdı:

−Sübey’a, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in Bedir’de bulunmuş sahabelerinden Sa’d bin Havle’nin nikahı altında olduğunu, bu kişinin Âmir bin Lüeyy oğullarından olduğunu, kendisi hamile iken kocasının veda haccında vefat ettiğini, kocasının vefatının üzerinden dört ay geçmeden doğurduğunu ve nifas halinden kurtulduğunu, evlenmek için kendisine talip olanlara süslendiğini, bu arada Abduddar oğullarından olan Ebu’s-Senabil, Sübey’anın yanına gelip kendisini süslenmiş görerek:

−Ne o, seni süslenmiş olarak görüyorum, zannederim ki, nikâhlanmayı arzu ediyorsun? Vallahi sen üzerinden dört ay on gün geçmedikçe evlenemezsin! dediğini haber verdi. Sonra da:

−Ebu’s-Senabil o sözleri bana söyleyince, o akşam elbisemi giyinip Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e gittim ve durumumu kendisinden sordum. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) çocuğumu doğurduğum vakit evlenmemin helal olduğunu bana bildirdi, istersem evlenebileceğimi bana emretti, dedi.”

Müslim 1484/56, Buhari 3742, Ebu Davud 2306, Nesei 3518, İbni Mace 2028, İbni Hibban 4294, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 2113

(38) Kocası Ölmüş, Hamile Olmayan Kadının İddeti

(72) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“İçinizden ölenlerin, geriye bıraktığı eşleri, dört ay on gün (bekleyip) kendilerini gözetlerler. Sürelerini bitirince artık kendileri için uygun olanı yapmalarında size bir günah yoktur. Allah yaptıklarınıza haberdardır.”

Bakara Suresi 234

(73) Zeyneb binti Ka’b bin Ucrete (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

Fürey’a binti Malik bin Sinan bu kadın Ebu Said el-Hudri’nin kız kardeşidir. Zeyneb (Radiyallahu Anha) dedi ki:

−Fürey’a, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e geldi ve Beni Hudre’de bulunan ailesinin yanına dönmek istediğini soruyordu. Kocası kaçan kölelerini aramak için peşlerine çıktı. Kadum’un uç tarafına vardığında onlara yetiştiğinde köleleri onu öldürdüler. Fürey’a (Radiyallahu Anha), Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e:

−Kocam sahip olduğu bir meskende bırakmadı bana nafaka da bırakmadı bu sebeple Beni Hudre’de bulunan ailemin yanına dönmek istediğimi sordum, dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Evet.”

Fürey’a (Radiyallahu Anha):

−Dönüp gittim hücresine varmıştım ki, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana seslendi yahut emretti de başkası bana onun için seslendi, dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana şöyle buyurdu:

−“Nasıl demiştin?”

Ben de kocam hakkında ona zikrettiğim kıssayı tekrar ettim. Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Kitaptaki iddet süresi tamamlanana kadar kocayın evinde kal!”

Fürey’a (Radiyallahu Anha):

−Kocamın evinde dört ay on gün iddet bekledim. Sonra Osman bin Affan (Radiyallahu Anh), bana haber gönderip bu kocası ölüp hamile olmayan kadının iddet hükmünü sordu. Ben de benimle ilgili hükmü ona haber verdim. Buna müteakiben Osman (Radiyallahu Anh) bu hükme ittiba edip onunla hükmetti, dedi.

Malik 2/591/87, Şafii Risale 1214, Ebu Davud 2300, Nesei 3528, Tirmizi 1204, Darimi 2/434, İbni Mace 2031, İbnu’l-Carud 759, İbni Hibban 4292, Begavi 2386, Ahmed bin Hanbel Müsned 6/370, 420, 421

(39) Kocası Vefat Eden Kadının İddetinde Yas Tutması

(74) Zeyneb binti Ebu Seleme (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

Şam’dan Ebu Sufyan’ın ölüm haberi Medine’ye geldiğinin üçüncü gününde, Ümmü Habibe (Radiyallahu Anha) zağferanlı bir koku istedi. Sonra bunu iki yüzüne ve iki koluna sürdü ve:

−Şüphesiz ki, ben böyle süslenmekten müstağni bir kadınım. Fakat ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i işittim şöyle buyuruyordu:

“Allah’a ve ahiret gününe iman eden bir kadının, eşinden gayrı bir ölü üzerine üç günden fazla yas tutması helal olmaz! Ancak kadın, eşinin ölümü üzerine dört ay on gün yas tutar!”

Buhari 1207, 1208, Müslim 1486/58, Ebu Davud 2299, Tirmizi 1208

(75) Zeyneb (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

Annem, Ümmü Seleme (Radiyallahu Anha)’dan şöyle derken işittim:

Bir kadın, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e geldi ve:

−Ya Rasulallah! Kızımın kocası vefat etti. Şimdi ise gözleri rahatsızlandı. Onun gözlerine sürme çekebilir miyim? dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Hayır!”

Kadın iki yahut üç kere bu isteğini tekrarladı. Her defasında Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Hayır! Kocası ölen kadının iddeti dört ay on gündür! Cahiliye vaktinde sizden biriniz bir sene bekledikten sonra senenin başına geldiğinde bir deve tezeği atardı ve yastan çıkardı!”

Buhari 5435, Müslim 1488/158, Malik 2/596, Ebu Davud 2299, Nesei 3542, Tirmizi 1210, İbni Mace 2084, İbnu’l-Carud 768, Ahmed bin Hanbel Müsned 6/324, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 2114

(40) Zifaf Gerçekleşmeden Kocası Ölmüş Kadının İddeti

(76) Alkame (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

“Abdullah ibni Mes’ud (Radiyallahu Anh), bir kadınla evlenen, ona mehir tayin etmeyen ve onun yanına girmeden ölen bir kimsenin karısı hakkında sorulmuştu. Abdullah ibni Mes’ud (Radiyallahu Anh):

−Kadına noksan ve fazla olmaksızın mehri misil vardır, kocası ölen kadınların iddeti gibi iddet yapacaktır ve ölen kimsenin mirasından hak alacaktır, dedi. Ma’kil bin Sinan el-Eşceî (Radiyallahu Anh) ayağa kalktı ve:

−Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizim aramızda bizden Birva binti Vâşık adlı kadın hakkında senin hüküm vermen gibi hüküm verdi, dedi. Bunun üzerine Abdullah ibni Mes’ud (Radiyallahu Anh) çok sevindi.”

Mehr-i Misil: Kadının benzeri ve dengi diğer kadınların mehrinin miktarı kadar mehir demektir.

Nesei 3524, Ebu Davud 2114, 2115, Tirmizi 1145, Darimi 2/155, İbni Mace 1891, İbni Ebi Şeybe 3/395, İbni Hibban Mevarid 1264, İbnu’l-Carud 718, Abdurrezzak 10898, Ahmed bin Hanbel Müsned 4/279, 280

(41) Bain Talakla Kocasından Boşanmış Kadının İddeti

(77) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Boşanmış kadınlar, üç kur’u kendilerini gözetlerler. Eğer Allah’a ve Ahiret gününe iman ediyorlarsa, Allah’ın, rahimlerinde yarattığını gizlemeleri kendilerine helal olmaz!..”

Bakara Suresi 228

Kur’u: Hicaz fakihlerine göre hayızdan sonraki tuhur manasına kullanılmıştır. Kufe fakihlerine göre de hayız manasında kullanılmıştır.

(42) Zifaf Gerçekleşmeden Boşanan Kadının İddeti

(78) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Ey iman edenler! Mü’min kadınları nikahlayıp da henüz onlara dokunmadan boşarsanız, onların üzerinde sayacağınız bir iddet süreniz yoktur!..”

Ahzab Suresi 49

(43) İddet Halinde Evlenen Kadın İki İddet Yapar

(79) Âtâ bin Es-Saib (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

“Ali (Radiyallahu Anh)’den rivayet olunduğuna göre iddet döneminde evlenen bir kadın hakkında:

−Kadınla evlendiği erkeğin arası ayrılır, kadının fercinden kendisine helal ettiği için erkeğin kadına mehir vermesi gerekir, kadın birinci iddetten ifsat edip bozduğu süreyi tamamlar sonra ikinci evlendiği erkek için de yine iddet yapması gerekir diye hüküm vermiştir.”

Beyhaki 15540, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 2124

(44) Kadın İddet Halinde İhtiyaçları İçin Dışarı Çıkabilir

(80) Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Benim teyzem boşanmıştı. Müteakiben o, kendi hurmalarını ağaçtan kesmek istedi. Fakat bir kişi onu dışarı çıkmaktan men etti! Bunun üzerine teyzem Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e geldi ve durumu sordu. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Evet, sen hurmalarını kes. Kuşkusuz ki, senin tasattuk etmen yahut bir iyilik yapman umulur.”

Müslim 1483/55, Ebu Davud 2297, Nesei 3552, Darimi 2/168, İbni Mace 2034, Hakim 2831, Beyhaki 7/436, Ahmed bin Hanbel Müsned 14451, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 2134