Kadının Yabancı Erkeğe Hizmet Etmesi

(1) Rubeyy binti Muavviz (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

Ben gelin olduğum günün kuşluk vaktinde, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) benim düğün günümde geldi ve senin benimle oturduğun gibi benim döşeğimin üzerine oturdu. O sırada bazı kızlarımız def çalıyor ve babalarından Bedir’de öldürülen kimseleri güzel sıfatlarını zikredip sena ediyorlardı. Nihayet onlardan biri:

–İçimizde yarın ne olacağını bilen bir Nebi var, dedi. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Böyle söyleme! Önceki söylediğin sözleri söyle!”

Buhari 3748, 5147, Tirmizi 1090, Beyhaki 7/ 288, Ahmed bin Hanbel Müsned 6/359, 360, Albânî Adabu’z-Zifaf 94

(2) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Bir adam, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e gelip:

–Ben açlıktan dolayı dermansız kaldım, dolayısıyla ben ihtiyaç sahibi bir kimseyim! dedi. Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hanımlarından birine evde yiyecek olup olmadığını sormak için haber gönderdi. O da:

–Seni hak dinle gönderen Allah’a yemin olsun ki, evimde sudan başka hiç bir şey yok, dedi. Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) başka bir hanımına haber yolladı. O da:

–Bunun gibi söyledi. Hatta bütün hanımları:

–Hayır! Seni hak dinle gönderen Allah’a yemin olsun ki, evimde sudan başka hiç bir şey yok, diye cevap verdiler. Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

–“Bu kimseyi bu gece kim misafir edecek? Allah ona rahmet etsin!”

Bunun üzerine Ensar’dan bir kimse ayağa kalkıp:

–Ben, ey Allah’ın Rasulü! dedi. Sonra da bu adamı alıp evine götürdü. Adam hanımına:

–Yanında yiyecek bir şey var mı? diye sordu. Hanımı da:

–Hayır! Sadece çocuklarımın yiyeceği var, dedi. Adam:

–Sen, çocukları bir şeyle oyala! Misafirimiz içeriye girdiği zaman kandili söndür ve ona biz de yermişiz gibi göster. O yemeğe eğildiğinde sen hemen kandile kalk ve onu söndür, dedi. Böylece oturdular ve misafir yemeğini yedi. Sabah olunca da ev sahibi Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanına vardı. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), ona şöyle buyurdu:

–“Bu akşam, karı koca her ikinizin misafirinize yaptığı muamele Allah’ın çok hoşuna gitmiştir.”

Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ Haşr Suresi 9. ayette şöyle buyuruyor:

وَالَّذِينَ تَبَوَّؤُوا الدَّارَ وَالْإِيمَانَ مِنْ قَبْلِهِمْ يُحِبُّونَ مَنْ هَاجَرَ إِلَيْهِمْ وَلاَ يَجِدُونَ فِي صُدُورِهِمْ حَاجَةً مِّمَّا أُوتُوا وَيُؤْثِرُونَ عَلَى أَنْفُسِهِمْ وَلَوْ كَانَ بِهِمْ خَصَاصَةٌ وَمَنْ يُوقَ شُحَّ نَفْسِهِ فَأُولَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ

“Ve onlardan önce o yurda (Medine’ye) yerleşen, imana sarılanlar kendilerine göç edip gelenleri severler ve onlara verilen (ganimet)lerden ötürü göğüslerinde bir ihtiyaç (eğilimi) duymazlar. Kendilerinin ihtiyaçları olsa dahi, (göç eden yoksul kardeşlerini) öz canlarına tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar başarıya erenlerdir.”

Müslim 2054/172, 173