Vechinin (Yüzünün) azametine sultanlığının yüceliğine yaraşır bir hamdle âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun. Nimetleri üzere O’na hamd ediyor sonsuz bağış ve ihsanlarına şükrediyorum. Fatır Suresi 3. ayette şöyle buyuran Allah’a hamd olsun.
“Ey insanlar! Üzerinizde ki, Allah’ın nimetini hatırlayın! Allah’tan başka size gökten ve yerden rızık verecek bir yaratıcı var mı!? Allah’tan başka ilah yoktur. Nasıl oluyor da (tevhidden küfre) çevriliyorsunuz!?”
Fatır Suresi 3
Sonra Allah (Azze ve Celle) şöyle buyurmaktadır:
“Bugün size dininizi ikmal ettim! Üzerinizdeki nimetimi tamamladım! Sizin için din olarak İslam’dan razı oldum!”
Maide Suresi 3
Bu ayetle Allah (Azze ve Celle) üzerimizdeki dinle ilgili bütün nimetlerini tamamlamıştır.
Noksansız en mükemmel salât ve selam Nebimiz Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in üzerine olsun. O risaletini tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ümmetine öğüt vermiş, Allah yolunda hakkıyla mücadele etmiştir. Ümmetini gecesi gündüz gibi bembeyaz -helak olanlardan başka kimsenin sapmayacağı aydınlık bir yol üzere bırakmıştır.
Bundan sonra;
Nimetlerinden dolayı Allah (Azze ve Celle)’ye hamd etmek ve şükretmek ibadetlerin en büyüklerinden biridir. Nitekim Allah (Azze ve Celle) şükretmemizi emrederek şöyle buyurmaktadır:
“Öyleyse Beni anın ki, ben de sizi anayım. Bana şükredin sakın nankörlük etmeyin!”
Bakara Suresi 152
Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Artık Allah’ın size verdiği rızıktan helal ve temiz olarak yiyin. Eğer yalnız Allah’a ibadet ediyorsanız O’nun nimetine şükredin.”
Bakara Suresi 152
Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“O halde rızkı Allah’ın katında arayın! O’na kulluk edin! O’na şükredin! Ancak O’na döndürüleceksiniz.”
Ankebut Suresi 17
Allah-u Teâlâ şükreden kimseler için daha çok iyilik vaat etmiş ve şöyle buyurmuştur:
“Hatırlayın ki Rabbiniz size eğer şükrederseniz elbette size nimetimi arttıracağım ve eğer nankörlük ederseniz hiç şüphesiz ki, azabım çok şiddetlidir diye bildirmişti.”
İbrahim Suresi 7
Kulun Rabbini şükrederek ve sena ederek anmasına Allah-u Teâlâ şu ayetiyle işaret ediyor:
“Sizin nefislerinizde de (ayetler vardır), görmüyor musunuz?”
Zariyat Suresi 21
Bu büyük ayet üzerinde durmamız gerekiyor. Nitekim bu kitapçığın konusu da bu ayettir. Şerefli ve üstün olarak yaratılan insana bakalım. Allah’ın ona bağışladığı nimetlere diğer yaratılanlardan üstün kılmasına, sayılması mümkün olmayan nimetlere mahzar olmasına bir göz atalım.
Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Allah’ın nimetlerini saymaya kalkışsanız asla hesap edemezsiniz! Şüphesiz ki, Allah çok bağışlayıcı ve pek merhametlidir.”
Nahl Suresi 18
Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Düzenli seyreden güneşi ve ayı size faydalı kıldı. Geceyi gündüzü de istifadenize verdi. O size istediğiniz her şeyden verdi. Allah’ın nimetini sayacak olsanız asla sayamazsınız! Doğrusu insan çok zalim ve çok nankördür!”
İbrahim Suresi 33, 34
Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Allah’ın göklerde ve yerdeki (nice varlık ve imkânları) sizin emrinize verdiğini nimetlerini açık ve gizli olarak bolca ihsan ettiğini görmediniz mi?”
Lokman Suresi 20
Bu ayetlerden şükür ibadetinin büyüklüğü ortaya çıkıyor. Ne yazık ki, günümüzde insanların çoğu şükür ibadetini unuttu. Nimetlere şükretmeyi aklına getirmez oldu ve bunları kendisine bağışlayanı da aklına getirmez oldu. Hatta bu nimetler onu var edene teşekküre değmez normal ve olağan bir şeymiş gibi telakki edilir oldu. Allah bizi unutanlardan yapmasın.
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Sen öğüt ver! Çünkü öğüt mü’minlere fayda verir.”
Zariyat Suresi 55
Bu ayet öncelikle üzerimizdeki Allah’ın nimetlerinin hatırlanması sonra onların şükrünü edaya yardım için bu kitapçığın yazımında beni harekete geçirdi.
Nimetlere şükretmekse kalp, dil ve amellerle gerçekleşir.
Kulun, yaratıcısının azametini, cömertliğini ve ihsanını hissetmesidir. Bu sebeple Yaratıcısını sever. O kadar sever ki kul için kimsenin sevgisi O’nun sevgisinden, kimsenin emri O’nun emrinden üstün olamaz. Yaratanının karşısında tevazu gösterir ve eğilir, zayıflığını fakirliğini hisseder.
Allah’ı zikretmeye çok düşkün olur. Gece gündüz tahmid, tekbir, istiğfar, tahlil ve tesbih eder.
Tahmid: Allah’a hamd etmek yani ‘Elhamdulillah’ demek.
Tekbir: Allah-u Teâlâ’nın büyüklüğünü, yüceliğini ikrar etmek yani ‘Allah-u Ekber’ demek.
İstiğfar: Allah-u Teâlâ’dan bağışlanma dilemek yani ‘Estağfirullah’ demek.
Tahlil: Allah-u Teâlâ’nın uluhiyetini ikrar edip O’ndan gayrı ilahları reddetmek yani ‘La ilahe illallah’ demek.
Tesbih: Allah-u Teâlâ’yı anmak, O’na sena etmek yani ‘Subhanallah’ demektir.
İşte bu ölü ile diri arasındaki farktır.
Ebu Musa (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Rabbini zikredenle zikretmeyenin misali, ölü ile diri gibidir.”
Buhari
Her halükarda Allah’ı zikrederek ve O’na şükrederek dilleri ıslak olanlara ne mutlu!
Ebu Zer (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Sizden biri sabahladığında her bir mafsalı için bir sadaka düşer. Her tesbih bir sadaka, her tahmid bir sadaka, her tekbir bir sadakadır. İyiliği emretmek bir sadakadır. Kötülüğü yasaklamak bir sadakadır. Bunların tamamına kuşluk vakti kıldığın iki rekât namaz kâfi gelir.”
Müslim
Amelle şükretmek bu nimetleri Allah’ın emrettiği şerlerde kullanman, Allah’ın yasakladığı yerlerde kullanmamanla bu şekilde zekâtını vermenle gerçekleşir. Allah-u Teâlâ’nın şu ayeti bu konuya işaret eder:
“Ey Davud ailesi! Şükredin! Kullarımdan şükreden azdır.”
Sebe Suresi 13
Umarım gelecek sayfalar bu nimetlerin şükrünü hatırlatmaya yeterli olur.
Bu kitapçığın gayesi budur. Uzun söz etme yahut laf kalabalığı yapma niyetinde değilim. Ya da Allah’ın üzerimizdeki tüm nimetlerini anma niyetinde de değilim. Fakat anlaşılması daha kolay olsun diye görünen ve hissedilen bazı nimetlere işaret edeceğim.
Konunun uzamaması için insan bedeninde her an göze göremediğimiz nice nimetler vardır ki o nimetlere de değinmeyeceğim. Bilakis bazı nimetler üzere seri işaretle iktifa edeceğim. Umarım diğer nimetlerin faydalarını gösterici bir pencere olur.
Kerim ve Mennan olan Allah’tan bu amelimin sevabını benim için yazmasını diliyorum. Allah’a selim bir kalple gelenin haricinde ne mal ne de evladın fayda vermediği o günde bu amelimle karşılaşmayı ve bunu kendi vechi (yüzü) için halis kılmasını diliyorum. Yazarına, okuyanına, terceme edene, yayımlanması için gayret sarf edene hayırla karşılık vermesini ve hepimiz sevip razı olduğu işlerde muvaffak kılmasını diliyorum.
Ey Allah’ım! Nebimiz Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e, ailesine ve ashabına salât eyle…