Rasullere İman

Rasul; gönderilen, elçi demektir. Buradaki mana ise, Yüce Allah’ın insanlar arasından kendisine bir şeriat vahyedip onu tebliğ etmekle yükümlü tuttuğu kimselerdir. ‘Peygamber’ diye tercüme edilmekte ve kullanılmaktadır. Ama Kur’an ve Sahih Sünnette geçtiği gibi Rasul veya Nebi denilmesi gerekiyor!

Allah-u Teâlâ onları, bir müjdeleyici ve uyarıcı olarak insanlara doğru yolu göstermek ve dalaletten kurtarmak için, hak dine davet eden üstün ahlaklı elçiler olarak göndermiştir. Onlar insanların en şereflileri, ahlaken en güzelleri, emanet bakımından en emin olanlarıdır.

Onların daveti, toplumları şirk ve putperestlik gibi her türlü cehaletten kurtarmak, çözülme ve bozulmadan arındırmak içindi. Onlar Allah’ın şeriatını toplumlarına ulaştırdılar ve ümmetlerine öğüt vererek emaneti yerine getirdiler. Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“…Rasullerin üzerine düşen açık bir tebliğ değil mi?”

Nahl 35

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Rasullerin, Rablerinin kendilerine verdiği risalet görevini tebliğ ettiğini (insanlara ulaştırdığını) bilsin…”

Cin 28

Rasullere İman Şu Dört Hususu İçerir:

1) Onların Yüce Allah tarafından hak ile elçi olarak gönderildiklerine iman etmek. Onlardan herhangi birinin risaletini inkar eden, Allah’ı ve bütün Rasulleri inkar etmiş olur.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Allah’ı ve Rasullerini inkar edenler, Allah ile Rasullerini birbirinden ayırmak isteyip ‘Bir kısmına iman ederiz ama bir kısmına inanmayız.’ diyenler, böylece iman ile küfür arasında bir yol tutmak isteyenler var ya, işte onlar kafirlerin ta kendileridir.”

Nisa 150-151

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Nuh kavmi de Rasulleri yalanladı.”

Şuara 105, Furkan 37

Az ileride açıklanacağı gibi Nuh (Aleyhisselam) insanlığa gönderilen ilk Rasuldür. Kavmi Nuh (Aleyhisselam)’ı yalanladığında yeryüzüne ondan evvel Rasul gelmemişti ve orada başka Rasul de yoktu. Yalnızca Nuh (Aleyhisselam) yalanlanmış, buna rağmen Allah-u Teâlâ, onların bütün Rasulleri yalanladığını ifade etmiştir.

2) Rasullerden isimleri bildirilenlere ismen, isimlerini bilmediklerimize de topluca iman etmek.

Allah-u Teâlâ gönderdiği Rasullerin bazısının isimlerini zikretmiş, bazılarını da zikretmemiştir.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Andolsun ki biz senden önce de Rasuller gönderdik. Onlardan sana kıssalarını anlattıklarımız da vardır, anlatmadıklarımız da…”

Mü’min 78

Kur’an’da İsmi Bildirilen Rasullerin Adedi 25 Olup Bu İsimler Şunlardır:

1) Adem,

2) İdris,

3) Nuh,

4) Hud,

5) Salih,

6) İbrahim,

7) Lut,

8) İsmail,

9) İshak,

10) Ya’kub,

11) Yusuf,

12) Şuayb,

13) Eyyub,

14) Zü’l-Kifl,

15) Musa,

16) Harun,

17) Davud,

18) Süleyman,

19) İlyas,

20) el-Yesea,

21) Yunus,

22) Zekeriyya,

23) Yahya,

24) İsa ve

25) Muhammed (Aleyhimu’s-Salatu ve’s-Selam)’dır.

Kur’an’da ismi geçip de Rasul mü yoksa salih bir kişi mi olduğuna dair ihtilaf olanlar ise Üzeyr, Lokman ve Zü’l-Karneyn (Aleyhimu’s-Selam)’dır.

Allah-u Teâlâ Rasullerin bazılarını diğerlerinden üstün kılmıştır. Ümmet, Rasullerin nebilerden üstün olduğunu, Rasul ve nebilerin en faziletlilerinin de Kur’an’da iki yerde zikri geçen Ulu’l-Azm Büyük iş sahibi diye bilinen beş Rasul olduğunu icma ile kabul etmektedir.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Biz o Rasullerden bir kısmını diğerlerinden üstün kıldık…”

Bakara 253

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Biz nebilerden (tebliği yapmak ve davet etmek hususunda) misak (kesin söz) almıştık. Senden, Nuh’tan, İbrahim’den, Musa’dan ve Meryem oğlu İsa’dan. Biz onlardan pek sağlam bir söz aldık.”

Ahzab 7, Şura 13

3) Rasullerden bize sahih olarak nakledilen haberleri tasdik etmek.

4) Onların içinden bize gönderilen Rasulün şeriatı gereğince amel etmektir.

Allah-u Teâlâ, kullarına nebi ve Rasuller göndermesinin hikmetini şöyle açıklamaktadır.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Müjdeleyici ve sakındırıcı Rasuller gönderdik ki, insanların onlardan sonra Allah’a karşı bir özürleri (bahaneleri) kalmasın…”

Nisa 165

Risalet Rasullük ağır bir yük ve zor bir mükellefiyettir. Nitekim bütün Rasul ve nebiler, kendilerine inanan kimselerle beraber büyük sıkıntılar yaşamışlar, Allah’ın davasını tebliğ etme ve emaneti yerine getirme yolunda şiddetli bela ve musibetlere maruz kalmışlardır. Bu yüzden olsa gerek ki Allah-u Teâlâ yalnızca erkeklerden Rasul göndermiş, bu görevi hiçbir kadına vermemiştir.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Senden önce de ancak, kendilerine vahyettiğimiz erkekleri (Rasul olarak) gönderdik…”

Nahl 43, Enbiya 7

Yüce Allah, hiçbir ümmeti Allah’a davet eden ve hakkı bildiren bir Rasulden yoksun bırakmamış, her birine bir veya daha fazla nebi ya da Rasul göndermiştir.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Her ümmete bir Rasul (gönderilmiştir)…”

Yunus 47

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“…Sen ancak bir uyarıcısın ve her ümmetin bir yol göstericisi vardır.”

Ra’d 7

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“…Her ümmet için mutlaka bir uyarıcı buluna gelmiştir.”

Fatır 24

Gönderilen ve sayılarını yalnız Allah’ın bildiği bu Nebilerin ilki Adem (Aleyhisselam), sayıları bir rivayette 313, diğer rivayette de 315 olarak bildirilen Rasullerin ilki Nuh (Aleyhisselam) ve sonuncuları ise Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’dir.

Heysemi Mevaridu’z-Zaman 94, Albânî Silsiletu’l-Ehâdîsi’s-Sahîha 2668

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Biz Nuh’a ve ondan sonra gelen Nebilere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik…”

Nisa 163

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in uzunca bahsettiği şefaat hadisinde şunlar anlatılmaktadır:

“…Kıyamet günü insanlar, düz ve geniş bir alanda bekletilmekten usanınca Allah’ın hesabı başlatması için şefaatçi olması talebiyle Adem Aleyhisselam’dan sonra Nuh Aleyhisselam’a gelirler ve:

−Ey Nuh! Sen yeryüzü ahalisine gönderilen Rasullerin ilkisin, derler…”

Buhari 3122, 4515, Müslim 194/324

Bir başka hadiste de Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmaktadır:

“Kıyamet günü Ademoğullarının efendisi övünmeksizin benim. Livau’l-Hamd Hamd Sancağı övünmeksizin benim elimdedir ve o gün Adem ve diğerleri dahil benim sancağımın altında olmayan hiçbir nebi yoktur. Toprağı yarılacakların ilki de övünmeksizin benim.”

Tirmizi 3355, 3855

Ebu Zerr (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Ya Rasulallah! Nebilerin ilki kimdir? diye sordum.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

−‘Adem aleyhisselam’dır’ buyurdu.

Ben:

−O gönderilmiş bir Nebi midir? diye sordum.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

−‘Evet, Allah onu eliyle yarattı, ona kendi ruhundan üfledi ve onunla yüz yüze konuştu’ buyurdu…”

Mevaridu’z-Zaman 94, Albânî Silsiletu’l-Ehâdîsi’s-Sahîha 2668

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Lakin o, Allah’ın Rasulü ve nebilerin sonuncusudur…”

Ahzab 40

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de bu hususta şöyle buyurmuştur:

“…Ben Nebilerin sonuncusuyum ve benden sonra Nebi olmayacaktır…”

Ebu Davud 4252

Müjdeci ve uyarıcı olarak gönderilen bu nebi ve Rasullerin davet ettikleri hususlar birdir, ancak şeriatları farklılık göstermektedir. Onlar ibadetin aslı ve esası olan tevhid meselesinde ittifak etmişlerdir.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Andolsun ki biz, her ümmet (millet) içinde: ‘Allah’a kulluk edin, tağuttan sakının.’ diye (emreden) bir Rasul gönderdik…”

Nahl 36

Nuh, Hud, Salih, Şuayb ve diğerlerinin, nihayet Muhammed (Aleyhimu’s-Selam)’ın ortak çağrısı ‘La İlahe İllallah’tır.

Mü’minun 23, Hud 50, 61, 84, Sa’d 65

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“…Sizden her biriniz için bir şeriat ve menhec (yol) belirledik. Allah dileseydi sizleri bir tek ümmet yapardı. Fakat sizleri, verdiği şeylerle denemek için (böyle yaptı). Öyleyse hayır işlerde birbirinizle yarışın. Hepinizin dönüşü Allah’adır. Hakkında ihtilaf ettiğiniz (ayrıldığınız) şeyleri O size haber verecektir.”

Maide 48

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu hususta şöyle buyurmuştur:

“…Nebiler kardeştir, dinleri ise birdir.”

Buhari 3260, Müslim 2365/145, Ahmed 2/206, 9259

Nebi ve Rasullerin Özellikleri

1) Onlar da insandırlar: Nebi ve Rasuller gönderildikleri toplumlar gibi, insan olup onlar gibi yerler, içerler, çarşılarda gezerler, evlenip çoluk çocuk sahibi olurlar, çeşitli musibetlere maruz kalırlar ve neticede ölürler. Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“De ki: Eğer yeryüzünde yerleşen, gezip dolaşanlar melekler olsaydı, elbette onlara gökten Rasul olarak bir melek gönderirdik.”

İsra 95

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Senden önce gönderdiğimiz bütün Rasuller de hiç şüphesiz yemek yerler, çarşılarda dolaşırlardı…”

Furkan 20

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Andolsun senden önce de Rasuller gönderdik ve onlara da eşler ve çocuklar verdik…”

Ra’d 38

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Biz onları (Rasulleri) yemek yemeyen birer ceset olarak yaratmadık. Onlar ebedi de değillerdir.”

Enbiya 8

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Her nefis ölümü tadacaktır…”

Âl-i İmran 185, Enbiya 35, Ankebut 57

2) Masumdurlar: Yüce Allah onları kötülüklerden temizlemiş ve büyük küçük günahlardan korumuştur.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“İşte bunlar, Allah’ın kendilerine nimetler verdiği nebilerden, Adem’in zürriyetinden, Nuh ile birlikte taşıdıklarımızdan, İbrahim ve İsrail’in (diğer ismi Ya’kub) zürriyetinden, hidayet ettiğimiz ve seçkin kıldığımız kimselerdendir…”

Meryem 58

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Ancak Rasullerden dilediği bundan müstesna. Çünkü O, bunun (Rasulün) önüne ve arkasına gözetleyiciler koyar. Ki böylece onların, Rablerinin gönderdiklerini hakkıyla tebliğ ettiklerini bilsin...”

Cin 27, 28

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Bununla beraber onların içtihatları neticesinde zelle denilen küçük yanılgıları olabilir. Bu yanılgıları da Allahu Teâlâ vahiyle düzeltir.”

Enfal 67, Tevbe 43, Tahrim 1, Abese 1-11

Bu yanılgılar onların masumluğuna ve risaletlerine zarar vermediği gibi, hata yapmayan birer ilah olmadıklarına da örnek ve delil teşkil etmektedir.

3) Müjdeci ve Uyarıcıdırlar: Rasuller gönderildikleri kavimlerini Allah’ın nimet ve rahmetiyle müjdeler, azabıyla da korkutarak risaletlerini tebliğ ederler ve öğüt verirler. Bunu yaparken Allah’ın indirdikleriyle hükmeder, yalnızca kendilerine vahyedilene uyarlar. İnsanların başında bekçi de değillerdir.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Biz Rasulleri, ancak müjdeleyici ve uyarıcılar olarak göndeririz. Kim iman eder ve (kendini) düzeltirse onlara korku yoktur, onlar üzüntü de çekmezler. Ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, yoldan çıkmalarından dolayı onlara azap dokunur.”

En’am 48-49

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“O halde öğüt ver! Çünkü sen ancak öğüt vericisin, onların üzerinde bir zorba değilsin.”

Ğaşiye 21-22

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“…Onların aralarında Allah’ın indirdiği ile hüküm ver…”

Maide 48

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Eğer o (Rasul) bize atfen bazı sözler uydurmuş olsaydı, elbette onu kıskıvrak yakalar, sonra onun can damarını koparırdık. Hiçbiriniz de buna engel olamazdınız.”

Hakka 44-47

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“…De ki: Ben ancak Rabbimden bana vahyolunana uyarım…”

A’raf 203

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“…Biz seni onların üzerine bir bekçi göndermedik. Sen onların vekili de değilsin.”

En’am 107

4) Hidayete ulaştırılmış kullardır: Allah onları doğruya ulaştırmıştır. İnsanları doğru yola ulaştırmak ise onların elinde değildir.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“İşte onlar (Nebi ve Rasuller) Allah’ın kendilerine hidayet ettiği kimselerdir…”

En’am 90

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Sen sevdiğin kimseleri hidayete erdiremezsin. Bilakis Allah dilediği kimseleri doğru yola ulaştırır ve O hidayet olunacakları en iyi bilendir.”

Kasas 56

5) İnsanları Allah’a kulluk yapmaya çağırırlar: Rasullerin gönderiliş sebebi, bir olan Allah’a kulluk yapmaya, O’na itaat edip isyandan sakındırmaya davet etmek, hidayet ve kurtuluşa çağırmaktır. Kendilerine taptırmazlar ve kulluk istemezler. Bunları yaparken de toplumlarının dilini kullanırlar.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Andolsun her ümmete ‘Allah’a kulluk edin, tağut-tan sakının.’ diye (emreden) bir Rasul gönderdik…”

Nahl 36

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Andolsun ki, Nuh’u elçi olarak kavmine gönderdik. Dedi ki: ‘Ey kavmim! Kendisinden başka ilahınız olmayan Allah’a ibadet edin’…”

A’raf 59, Mü’minun 23

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Muhakkak ki, sen onları sırat-ı müstakime (dosdoğru yola) çağırıyorsun.”

Mü’minun 73

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Allah’ın kendisine kitap, hikmet ve nübüvvet vermesinden sonra hiçbir insanın, diğer insanlara: ‘Allah’ın dışında bana kulluk edin!’ demesi olacak şey değildir. Lakin: ‘Öğretmekte ve öğrenmekte olduğunuz Kitap gereğince Rabbe halis kullar olun.’ (der). Ve size melekleri ve nebileri rabler edinmenizi emretmez. Siz Müslümanlar olduktan sonra size hiç küfrü emreder mi?”

Âl-i İmran 79-80

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Biz her Rasulü, (Allah’ın dinini) onlara iyice açıklasın diye ancak kendi kavminin diliyle gönderdik…”

İbrahim 4

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Allah her Rasulü ancak kavminin dili ile gönderir.”

Ahmed 5/158, 21739

6) Gaybı bilmezler: Gaybın anahtarları Allah’ın elindedir, bu sebeple gaybın tamamını yalnız Allah bilir. Bununla beraber Allah-u Teâlâ Rasullerine bazı gaybi bilgileri vahyeder veya haber verir ve bunlarla da onun Rasullüğünü tasdik eder.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Gaybın anahtarları O’nun katındadır, onları yalnızca O bilir…”

En’am 59

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“De ki: Göklerde ve yerde Allah’tan başka kimse gaybı bilemez. Onlar ne zaman diriltileceklerini de bilemezler.”

Neml 65

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Gaybı (bilinmeyenleri) O bilir ve razı olduğu Rasuller hariç hiç kimseye gaybını bildirmez…”

Cin 26-27

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“De ki: Ben, Allah’ın dilediğinin dışında kendime herhangi bir fayda ya da zarar verecek güce sahip değilim. Eğer gaybı bilseydim elbette daha çok hayır yapmak isterdim ve bana hiçbir fenalık dokunmazdı. Ben inanan bir topluluk için sadece uyarıcı ve müjdeleyiciyim.”

A’raf 188

Nebi ve Rasullere Verilen Mucizeler

Mucizenin sözlük manası, kişiyi aciz bırakan hadiselerdir. Şer’i manası ise, elçiliğinin doğruluğuna kesin delil getirmek için Allah’ın bir nebi ya da Rasul eliyle meydana getirdiği, görülerek ve işitilerek şahit olunan olağanüstü olaylardır.

Yüce Allah, dini insanlara tebliğ etmek ve şeriat hükümlerini öğretmek için gönderdiği bütün Rasulleri, kendisi tarafından gönderdiğini, öğretilerini O’ndan aldıklarını kesin olarak ispat eden mucizelerle desteklemiştir.

Mucizelerde Dört Temel Unsur Bulunur:

1) Yalnızca Nebi ve Rasullerin eliyle meydana gelir.

2) Meydan okuma söz konusudur.

3) Allah’ın hükmü ve fiilleridir.

4) Mü’minlerin imanını artırır.

Her Nebinin kendine has mucizesi vardır. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

“Nebilerden her bir nebiye muhakkak ki, surette, iman edilen ayetlerin benzeri veya insanların kendisine iman ettiği mucizelerden verilmiştir…”

Buhari 5076, 7140, Müslim 152/259

Mucizeleri Rasullerin gönderildiği topluluklar istemekte ve Allah da dilediği elçisine bunları vermektedir.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“(Onlar) bize Rabbinden bir mucize getirmeli değil miydi? dediler…”

Ta-Ha 133, En’am 37

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Kendilerine bir ayet (mucize) gelirse ona mutlaka iman edeceklerine dair kuvvetli bir şekilde Allah’a yemin ettiler. De ki: Mucizeler ancak Allah katındandır. Ama mucize geldiğinde de inanmayacaklarının farkında mısınız?”

En’am 109

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“…Allah’ın izni olmaksızın hiçbir Rasulün mucize getirme imkanı yoktur!..”

Ra’d 38, Mü’min 78

Bahsi Geçen Bazı Mucizeler

1) Salih (Aleyhisselam) ve Dişi Deve:

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“…Salih (Semud kavmine) dedi ki: …Size Rabbinizden açık bir delil geldi. O da, sizin için bir mucize olarak Allah’ın şu devesidir…”

A’raf 73

2) Musa (Aleyhisselam)’ın Asası ve Eli:

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Bunun üzerine (Musa) asasını attı. Birden o apaçık bir ejderha oluverdi. Elini de (koynundan) çıkardı. Birden eli bakanlar için bembeyaz parlayan bir şey (oldu).”

Şuara 32-33

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Musa kavmi için su istemişti de ona: ‘Asan ile taşa vur!’ demiştik. Derhal (taştan) on iki göz (kaynak) su fışkırdı ve her grup içeceği kaynağı bildi…”

Bakara 60

3) İsa (Aleyhisselam)’a Verilen Mucizeler:

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“O (İsa), salihlerden olarak beşikteyken ve yetişkinken insanlara konuşacak…”

Âl-i İmran 46

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“…Size Rabbinizden bir mucize getirdim. Sizin için çamurdan bir kuş sureti yapar ve ona üflerim. Allah’ın izniyle o (canlı bir) kuş oluverir. Yine Allah’ın izniyle körü ve alacalıyı iyileştirir, ölüleri diriltirim. Ayrıca evlerinizde ne yiyip neyi biriktirdiğinizi de size haber veririm. Eğer mü’minler iseniz bunda sizin için bir ibret vardır.”

Âl-i İmran 49

4) İbrahim (Aleyhisselam)’ın ateşe atılmasıyla ateşin kendisine serin ve esenlik kılınması Enbiya 69 İbrahim ve Zekeriyya (Aleyhime’s-Selam)’ın yaşlı olmalarına ve hanımları da yaşlı ve kısır olmalarına rağmen salih evlatlarla müjdelenmeleri Âl-i İmran 39, 40, Zariyat 28, 29 ve daha birçok mucize Kur’an’da bize bildirilen haberlerdendir.

Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in Mucizeleri

Bunlar, Rasullerin mucizeleri bölümünde özel bir yere sahiptir. Kur’an’da ve Sahih hadislerde oldukça fazla yer almaktadır. Bunlardan bazıları şunlardır.

1) Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in En Büyük Mucizesi Kur’an’dır

Bu hususa ‘Kitaplara İman’ bölümünde ‘Kur’an’ı Kerim’in Özellikleri’ başlığı altında teferruatlı olarak değinmiştik.

2) Ayın Yarılması

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı.”

Kamer 1

Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle tahdis etti:

“Mekke ehli Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den bir mucize göstermesini istediler. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de kendilerine ayın ikiye bölünmesini gösterdi.”

Buhari 3404, Müslim 2802/46

3) İsra ve Mi’rac Hadiseleri

İsra, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in bir gece Mekke’den alınıp Kudüs’e götürülmesi, Mi’rac ise oradan ruh ve bedeni ile semaya yükseltilmesidir. Her iki olay da Kur’an’da bahsi geçen İsra Gecesi’nde olmuştur.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Bir gece, kendisine ayetlerimizden bir kısmını göstermek için kulunu Mescid-i Haram’dan (alıp), çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götüren (Allah) noksan sıfatlardan münezzehtir…”

İsra 1

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Mescid-i Aksa’ya getirildikten sonra semaya yükseltildi, yedinci kat semaya kadar çıktı. Sonra bundan da öteye, Allah’ın dilediği yere kadar götürüldü ki burası, Sidretü’l-Münteha’nın ve Cennetü’l-Me’va’nın yanındadır.

Allah-u Teâlâ dilediği şeylerle ona ikramda bulundu, onunla konuştu ve beş vakit namazı ümmetine orada aracısız olarak farz kıldı. Cennete girdi, bazı nimetleri gördü. Cehenneme girdi. Melekleri ve Cebrail (Aleyhisselam)’ı asli suretiyle gördü.

Bütün bunlar baş gözüyle gördüğü gerçek şeylerdi. Sonra Beytü’l-Makdis’e indi, diğer nebilere imam oldu ve namaz kıldırdı. Daha sonra da tan yeri ağarmadan ve yatağı henüz soğumadan Mekke’ye döndü.

Müslim 162/259, Buhari 3635

Bütün bunlar o yüce Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e bir ta’zim, onu diğer şerefli nebilerden (Aleyhimu’s-Selam) daha büyük bir şerefe nail etmek ve onun makamının yüce ve herkesin üstünde olduğunu açıkça ortaya koymak için gerçekleştirildi, Allah-u a’lem.

4) Hicret Esnasındaki Olaylar

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile iki yol arkadaşı Ebu Bekir ve Amir bin Fuheyre (Radiyallahu Anhuma)’yı takip eden Suraka bin Malik’in atının iki kere yere kapaklanması, en sonunda da ön ayaklarının kuru ve sert bir zemine batması.

Buhari 3662

Ümmü Mabed isimli kadının, zayıflığından dolayı yayılmaya bile gidemeyen dişi kuzusundan Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in memelerini sıvazlayarak bolca süt sağması.

Bezzar Keşfu’l-Estar 2/103, Heysemi 6/85, Begavi, Taberani, Hakim, Beyhaki

5) Birkaç Kez Suyun Çoğalması

Suyun çok az bulunduğu birçok kereler Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in parmaklarının arasından su fışkırması neticesinde onlarca ve yüzlerce kişinin suya kanacak kadar içmeleri ve ondan abdest almaları.

Buhari 3353, 3359, Müslim 2279/4, 7

Hudeybiye’de suyu çekilmiş bir kuyudan Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in bereketiyle 1.400 sahabenin ve ilaveten bineklerinin kana kana su içmeleri.

Buhari 3356

6) Birkaç Kişilik Yemeğin Bir Bölüğe Yetmesi

Ebu Talha (Radiyallahu Anh), Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in sesinin açlıktan dolayı zayıf çıktığını fark edince eşi Ümmü Süleym (Radiyallahu Anha)’ya bunu anlattı ve yiyecek olarak neyi varsa çıkarmasını istedi. Birkaç parça ekmek ile biraz yağ karıştırıldı, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu yiyecek hakkında dua etti ve neticede birkaç kişiye ancak yetecek bu katıkla 70 ya da 80 kişi doydular.

Buhari 3358

7) Eksilmeyen Hurma Yığınları

Abdullah bin Amr bin Haram (Radiyallahu Anh) Uhud’da şehid düştüğünde arkasında oldukça yüklü borç bırakmıştı. Oğlu Cabir (Radiyallahu Anhuma) hurmanın hasadı vaktinde alacaklıların baskısından dolayı Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den aracı olmasını istedi. Çünkü biliyordu ki, bu ürün babasının borçlarını kapatmazdı. Hurmalar birkaç yığın olarak toplandı, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yığınların etrafında dolaşarak dua etti ve yanlarına oturdu. Borç tamamen ödendiğinde yığınlardan hiçbir şey eksilmemiş gibiydi.

Buhari 2630, 3360

8) İnleyip Feryat Eden Kütük

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), hutbe irad etmek istediğinde mescitte bulunan bir hurma kütüğüne dayanırdı. Ona bir minber yapıldı, Cuma hutbesi için minbere çıkınca o kütük parçası bir çocuk gibi feryat etti. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) minberden inip onu kucaklayarak teskin ettiğinde kütük susturulan bir çocuk gibi hafif hafif inliyordu.

Buhari 3364, 3365, Tirmizi 3868

9) Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in Yanına Gelen Hurma Salkımı

“Bir çöl bedevisi Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e:

−Senin Nebi olduğunu nereden bileyim? deyince Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

−‘Şu hurma salkımını çağırsam Allah’ın Rasulü olduğuma şahitlik eder misin?’ diye sordu.

Bunun üzerine salkım, ağaçtan indi ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanına geldi, sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona:

−‘Dön!’ diye emretti, o da yerine döndü.”

Tirmizi 3869, Ahmed 1/223, 1954, Darimi 1/111

10) Şam Yolunda Olan Hadiseler

Nübüvvetten önce Ebu Talib, yeğeni ile Şam’a ticaret için yola çıktığında, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e secde etmedik tek bir taş ve ağaç kalmamıştı.

Rahibin yanında mola verdiklerinde Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), üzerinde kendisini gölgelendiren bir bulut olduğu halde geldi. Cemaate yaklaştığında ağacın gölgesini kaplamış olduklarını gördü ve kenara oturdu. Bunun üzerine ağacın gölgesi onun üzerine kaydı ve onu gölgelendirmeye başladı.

Tirmizi 3861, Beyhaki Delailü’n-Nübüvve 2/24, 25

11) Selam Veren Taş

Nübüvvetten önce Mekke’de, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e selam veren bir taş vardı.

Müslim 2277/2, Tirmizi 3865, Darimi 1/108

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in bu ve benzeri mucizeleri oldukça fazladır. Daha fazla bilgi sahibi olmak isteyenler bu hususta yazılmış kitaplara ve hadis kitaplarının ‘Menkıbeler ve Faziletler’ bölümüne müracaat edebilirler.